Pembe Terliklerin!..

SAMSUNG DIGITAL CAMERATürkCelil

Bir Anı ve kaybedilene olan Özlem...
Son görüştüğümüzde takvimler 19 Ağustos 1995 Cumartesi gününü gösteriyordu.
İşyerime gelmiştin yine, her gece saat 22.30 sularında birlikte dönerdik evimize. Bazen tartışarak, bazen de mutluluk içerisinde.

15 dakikalık bir yürüyüşle Zincirlikuyu otobüs durağına çıkardık..
Senin daha önceden duyduğun bir konu yüzünden İstanbul’dan ayrılmam gerekiyordu.

yatay..

***

Hiç hesapta olmayan bir teklif almıştım eski işyerimden.
Aslında bu, aramızda geçen onca tartışma sonrası benim için sanki bir kaçış olacaktı.

Senden kaçmak istiyordum nedense.
Pazar günü için biletimi almıştım hemen, sana haber vermeye çekinmiş sessizce saat 20.’de kalkacak olan otobüsü beklemeye başlamıştım Beşiktaş’taki şubesi önünde.

İçimde yine de bir hüzün vardı.
Keşke sen de yanımda olsaydın.
Ama korkuyordum bir yandan da.
Sebebini bilemediğim bir eziklik sarmıştı tüm bedenimi.
***

Doğru gitmeyen bir şeyler oluşuyordu aramızda, artık önceki zamanlar gibi değildin bana karşı.
Belki ben bile değişmiştim.
Galiba analaşamıyorduk artık, karşılıklı olan beklentilerimiz, olması gerektiği yönde gelişmiyor, aramızda hır-gür çoğalıyordu durmadan.

Belki de bu yüzdendi buralardan kaçma isteğim.
Ertesi günü işyerime ulaşmış, gereken bilgileri almış, görevime başlamıştım.
Sonra senden telefon gelmişti sanırım.
Sana haber vermeden ayrıldığıma, yola sensiz çıkışıma çok üzülmüştün.
***

Dakikalarca bağırmış, isyanını dile getirmiştin haklı olarak.
Bense, susmuş sadece, haklısın, doğru vs. gibi basmakalıp kısa yanıtlarla ezilmiştim senin karşında.
“Bitti artık” demiştin yanılmıyorsam, “bitti.”
“Dilediğin gibi hareket edebilirsin ama, ben bundan sonra yok’um.”

Galiba son sözlerin böyle olmuş, ondan sonraki telefonla iş görüşmelerimizde sadece “evet-hayır” dan öteye yanıtlar vermemiştin. Kısa sürede yaptığım hatanın farkına varmıştım ama, senin çok kırılmış olduğunu hâlâ tam olarak kavrayamıyordum.
***

İçimde hep bir umut oldu yıllar süresince.
Seni tekrar kazanmak için çok çareler düşünmüştüm.
Oralardan sana gümüş yüzükler, bilezikler göndermiştim.
Göndermiştim ama, senden tek bir sözcük bile duyamamıştım konuşmalarımızda.

Sezon bitmiş ben oteli kapatmış ve tekrar İstanbul’a dönmüştüm.
Seni tekrar göreceğim için öylesine heyecanlıydım ki.
Sana yine çok güzel yüzükler almıştım, diğerlerini de parmaklarında görebilirim umuduyla büroda ki masana yaklaştığımda, benden adeta rahatsızlık duyduğunu fark etmiştim.
***

“Aman şu defolup gitse başımdan” der gibi bir halin vardı.
Ben ise; “bak sana neler aldım” diyerek yeni aldığım yüzükleri uzatmıştım.

“Bana böyle şeyler alma ve getirme, bak diğerleri de burada” diyerek, çekmeceden kağıt içinde sarılı olduğu gibi, sürüvermiştin önüme.
Hiç dokunmamıştın bile onlara.
“İstemiyorum al bunları da” demiştin.
Ne demem gerektiğini şaşırmış kalıvermiştim orada öylece.
Sadece;
“Hayır alamam, ben onları senin için almıştım, istersen çöpe atabilirsin ama, bunu lütfen sen yap, alamam” diyebildiğimi hatırlıyorum.

***

Yıkılmış, kahrolmuştum.
Bana gerçekten çok kırılmıştın ve ben hâlâ inanmakta, zorlanıyordum.
Olamazdı ve olmamalıydı.
Seni kaybetmek benim için bir bitişti.
Beni, geçen uzun yaşamımda hiç tanımadığım bir sevgiyle sadece sen sevmiştin, gerektiği gibi, olması gerektiği gibi.

Sevgiyi sende tanımıştım ben, hiç senin sevgin gibi sevgi görmemiştim. Bocalamıştım bu sevgi karşısında, daha önce görmediğim, tanımadığım bir sevgiydi bu.
***

Sevgiyi tanımadığım için de sana, senin sevgine, karşılık veremedim. Seni hep kırdım, seni hep üzdüm.
Onca yıl geçmesine rağmen öylesine pişmanım ki şimdi.
Böyle bırakıp gidemezdin beni, gitmemeliydin ama, gitmiştin.
Geldiğin gibi sessizce…

Kalıvermiştim orada öylesine, çaresiz, kolu kanadı kırık bir kuş gibi…
Geçen onca zaman seni unutmamı sağlayamadı.
***

Artık 2003 yılı Mayıs ayındayız Hacer’im, aradan tam 8 yıl geçmiş. Bu 8 yıl boyunca hep seni bekledim.
Telefonunu, kapımı çalışını.

Sevgiyle bakan gözlerini, yüreğinden gelen dolu dolu sevgini.
Evimin her köşesinde, giysilerimde hep senin izlerin var.
Nereye baksam seni görüyorum.
Seni düşünmediğim tek bir gün ve gece olmamıştır, geçen yıllar süresince.
***

Telefonum çalar bazen, kaldırdığımda ahizeyi, ses verilmez ve kapanır. Sen olduğunu düşlerim, yüreğim sıkışır yeniden.
Damlacıklar süzülür yanaklarımdan, bazen katıla katıla ağlarım.
Seni kaybetmenin dayanılmaz acısı yüreğimde.

Sokakta gördüğüm o kadar çok kadın oldu ki sana benzetip, endişe içinde koşarak yanına yaklaştığım.
Ama hiçbir zaman, hiçbir yerde sana rastlayamadım…
Geçen yıl işinden ayrılmış olduğunu duydum, daha çok hüzünlendim.
***

Biliyordum en azından, oradaydın.
Yine aynı köşede, aynı masanın başında, şimdiki gözlüklü halinle çalışyordun.
Benden artık hoşlanmıyordun belki ama, olsun.
Ben yine de mutlu oluyordum.

Şimdi artık hiç yoksun Hacer’im ve ben, senin nerede olduğunu dahi bilmiyorum.
Seni asla unutmadım Hacer’im, unutamadım.
Ve hâlâ da bekliyorum…
***

An geldi; aman boşver dedim kendime, unut gitsin ama, yüreğime anlatamadım, kabul ettiremedim.
Belki bir gün gelirsin, belki yine zilimi çalarsın diye, hazır duruyorlar kapımın önünde.
Pembe Terliklerin…

Geldiğinde giyersin diye…

TürkCelil –

kalp

20.5.2003

…ve bugün senin doğum günün, 11.11.19 hayalimde hep varsın ve pembe terliklerin de bir köşede duruyor…

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: