DOM- ve çözüm

kitapProf. Dr. İsmet Gedik

id, Taliban, Hizbullah gibi bir sürü farklı görüşlü grupların oluşturulmasıyla, veyahut toplumların Musevi, Müslüman gibi farklı dinsel gruplara ayrılarak birbirleriyle kavga veya savaşlara sürüklendiği dünyamızda “bir çıkış yolu”

 ►1: Bir suç duyurusu

Sürekli değişim-dönüşüm içindeki dinamik bir doğada yaşandığından ve dinamik sistemler, “Information & self-organisation” olarak özetlenen dinamik-sistemler-fiziğine göre işlediğinden, “bilgi” oluşturmaya dayalı işlevler tüm varlıklarda mevcuttur.

yorumlama.tifBu nedenledir ki, insanı oluşturan hücreler, insanı şekilde gösterilen türde, muazzam bir yorumlama yani “bilgi oluşturma” yeteneğiyle donatmışlardır.

Bedenlerde tüm işlevler, beden içindeki hücrelerce yapılırlar. Onlar doğadaki on-binlerce faktör değişimini dikkate alarak gelecekte neler olabileceğinin hesabını yapan Mimar-Mühendislerdir. Onların bizden istedikleri şudur: “çevrende  neler olup-bitiyor, bunları araştır da, ona göre işlem yapılsın!”

Biz ise onlara, doğada hiç olmayan hayali şeyler-senaryolar hakkında veriler aktarırız. Doğada hiç olmayan bu hayali senaryolar, hücrelerimizin mantıksal değerlendirme sistemini tamamen allak-bullak eder ve günümüz dünyasındaki insanlığın dramatik durumu ortaya çıkar.

Doğada değişim-dönüşümün olmadığı ebedi olarak yaşanılacak bir yer veya ortam-durum mevcut değildir ve olamaz. Yani cennet-cehennem gibi bir yer olması ve tüm ölen insanların orada ebediyen yaşamaları mümkün değildir.

Ebedi bir öteki dünya hayatı neden mümkün değildir?

İnsanların ölümden sonra öteki dünya diye bir yerde ebedi olarak yaşadıklarını düşünelim. İnsan (Homo) cins olarak yaklaşık 3 milyon yıldan beri vardır. Homo sapiens sapiens türü ise yaklaşık 120 000 yıldan beri vardır. İnsanların yaklaşık 20-25 yılda bir evlenerek nüfuslarının yeni doğumlarla arttığını ve yaklaşık 60 yıllık bir ömürden sonra da öldüğünü ve öteki dünya gibi bir yerde ebedi hayatlarına devam ettiklerini (yiyip-içtiklerini, sevişip-çoğaldıklarını, vs.) düşünüp, şimdiye dek kaç kişinin orada birikmiş olduğunu hesaplarsak, 10 üzeri 200den büyük devasa bir sayı ile karşılaşırız.

Halbuki

►1- doğada 10 üzeri 80 kadar atom-altı-öğesi vardır. Yani 10 üzeri 200 kadar insanı oluşturacak atom evrende mevcut değildir.

►2- Evrenimizin hacmi ise 10 üzeri 80 m3 kadardır.  Görüldüğü üzere, bırakın bizim güneş-sistemimizi ve galaksimizi, evren bile bu kadar insanı barındırmak için –çoook yetersiz kalmaktadır.

►3- Hayat yıldızlar çevresinde dolanan gezegenler üzerinde mümkündür. Her gezegenin kendine has fiziksel-kimyasal-biyolojik-ekolojik koşulları vardır. Hiçbir gezegen boş değildir ve kendi fiziko-kimyasal koşullarına uygun varlıklar barındırırlar. Dünyamız gibi bir ortamda yaşamaya uygun insan bedenlerinin, başka bir gezegende yaşayabilmesi mümkün değildir, çünkü o gezegenin koşullarına uygun bir genetik yapıya sahip değildirler.

Tüm bu faktörler dikkate alındığında, hayatın ancak ve ancak değişim-dönüşümlü şekilde (bedenlerin atomlarına-moleküllerine ayrılması ve atomların-moleküllerin tekrar değişen çevre koşullarına uygun hücreler-bedenler oluşturması) olmasının şart olduğu, ebedi-değişmez bir yaşam sisteminin asla mümkün olamayacağı anlaşılmaktadır.

Bu hesaplamayı yapamayan din-adamlarının, din-bilgisi altında insanlara cennet-cehennem senaryoları aşılamaları tam manasıyla bir aldatma-kandırmadır. Yukarıda kısaca özetlenen ve http://tanriyianlamak.blogspot.com.tr/p/hakkmda.html  sayfası ile başlayıp, devam eden dosyalarda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere, üzerinde yaşadığımız doğa ve dünya doğum-ölüm döngüleri üzerine oturtulmuş dinamik bir sistemdir.

Ebedi hiçbir şey yoktur. Yazılanlarda bir veri veya mantık hatası varsa, bunun ortaya konulması gerekir ki, tartışılıp-düzeltilsin. Ama bir hata bulunmadığı halde, çocuklarımızın doğal gerçeklere uymayan hayali senaryolarla yetiştirilmeleri, toplumumuza karşı işlenmiş çok büyük bir suçtur.

Cumhuriyet savcıları ve avukatların görevleri toplum hayatında işlenen suçları takip-edip, cezalandırmak olduğuna göre, bir vicdan muhasebesi yaparak gerekli işlemleri yapmaları gerekmez mi?

chaisson

►2: Evren nereye gidiyor? Bizim geleceğimiz nasıl olacak? Cennet veya Cehenneme mi, yoksa değişip-gelişen bir dünyaya mı?

 

Chaisson (2001, 2010 ve 2011) yayınlarında “Energy Rate Density = Enerji Akışı Yoğunluğu” dediği bir kavram oluşturarak, doğadaki basitten başlayarak karmaşık yapısallaşmalara doğru gelişen evrimleşmenin bilgi oluşturma potansiyeline bağlı olarak geliştiğini sayısal değerlerle gösteren güzel bir çalışma ortaya koyar.

 

celladına aşık.jpgChaisson slaytından anlaşılacağı üzere, evren, enerjinin daha verimli kullanılmasını sağlayacak bilgiler oluşturulması yönünde ilerlemektedir.

 

Bir suç duyurusu” başlığı altında açıklandığı üzere, cennet-cehennem gibi ebedi yaşam ortamları söz konusu olamayacağından ve de Chaisson diyagramının evrenimizin bilginin gelişmesine dayalı olarak sürekli bir gelişme (evrimleşme) içinde olmasını göstermesi nedeniyle, tüm geleneksel bilgi ve davranışlarımızın hatalı olduğu gerçeği ile karşı-karşıyayız. Ama bu gerçeği kabul etmeye yanaşmayız ve bu nedenle kafa-karışıklığı içinde yaşayıp gidiyoruz.

►3: Kafa-karışıklığına neden olan faktörlerin başında ise doğadaki oluşum ve gelişimleri yönlendiren faktör olarak ALLAH kavramı gelir. Peki,

¨- Allah, varlıklardan ayrı, çok büyük bir güç sistemi midir;

¨- Yoksa varlıklarla iç-içe olan kuantsal bir enerji sistemi midir?

 

Allah2.jpgBu konuda bir fikir oluşturmadan önce, yandaki slaytta sunulanları bir göz atıp, şu noktaları da dikkate almalısınız:

Bir fikir oluştururken şu iki temel ilkeyi aklımızda tutup, ona uygun davranmalıyız.

►1: İleri süreceğiniz görüş, herkes tarafından kabul edilebilinecek özellikte,  objektif olmalıdır. İslami (veya Musevi vs.) bir dinsel görüşü,  Japon halkına kabul ettirebilir misiniz? Veyahut, 18 yaşını geçmiş, ama hiçbir dinsel ön-yargıdan etkilenmemiş  insanlara kafanızdaki dinsel görüşü kabul ettirebilir misiniz? Hayır! Öyleyse bu tür görüşler objektif değildir. Objektif görüşlerden oluşan bilgiler (Fizik, kimya, biyoloji, jeoloji, matematik, vs.) her toplum insanınca kabul görmektedir.

►2: İnsan Olmanın Sorumluluğu

Doğada her şey sürekli değiştiği için, insanı oluşturan hücreler de insan beynini, “çevrende  neler olup-bitiyor, bunları araştır da, ona göre işlem yapılsın” mantığıyla, muazzam senaryolar üretecek şekilde oluşturmuşlardır.

 

Çevre koşullarına uyabilmek için canlılar farklı taktikler geliştirmişlerdir. İnsan hariç diğer tüm canlılar daha iyi koku-alma, daha iyi-görme, daha hızlı koşabilme gibi yeteneklerini geliştirmeye ağırlık vermişler ve beyinlerindeki hücreleri bu alanda görevlendirmişlerdir. İnsanı oluşturan hücreler ise, tüm bu alanlardaki yeteneklerinden feragat ederek, doğada neler nasıl oluyor, bunları nasıl takip edip, onlardan yararlanabilirim gibi “yorumlama” yeteneğine yatırım yapmışlardır.

Böyle bir beyin yapısallaşması insanlara büyük bir sorumluluk getirmektedir. Çünkü: Dinamik sistemler fiziğine göre varlıkların yapısallaşmalarının temeli, büyümelerinin başlangıcında, yani çocukluk evresinde atılmakta ve daha sonraki dönemlerde bu yapısallaşama pek değiştirilememektedir. Bu olay Simetri-Kırılması + Köleleştirme + Sabitleştirme (SimKırKölSab) olarak bilinmektedir ve “ağaç yaşken eğilir” özdeyişiyle insan kültüründe yerini alır.

Çocuklar doğa ve dünyadaki oluşum ve gelişimleri bizzat kendileri algılayarak ve karşılıklı anlaşıp-uzlaşmaları sayesinde dinamik sistemli doğaya uygun yapısallaşmalar (topumlar, ekolojik sistemler, vs.) oluşturabilirler. Buna uygun davranılmadıkça, farklı görüş  (inanç) sahipleri arasında sürekli kavga ve savaşlar olmaya devam edecek, insanlar ortak bir toplumsal sistemde asla buluşamayacaklardır. Günümüzde sinniler, şiiler, museviler, iseviler, müslümanlar, budistler, vs. farlı inançlar nedeniyle birbirleriyle çatışıyorlarsa, bunun tek nedeni insan olmanın sorumluluğunun farkında olmamalarıdır.

Bu cahilliği şu durum güzel açıklar:

Gençlerimizin Katilleri Ana-Babalarıdır. Çünkü:

Dinamik sistemli doğa “Information & Self-Organisation” Yani “Bilgine göre davranırsın” şeklinde işlemektedir.

Çocuklarımıza-Gençlerimize ne bilgisi veriyoruz?

►Sen Müslümansın,  ►Sen Hıristiyansın  ►Sen Musevisin, ►Sen Budistsin, ► vs.

Bu farklı görüşlerle yetişen gençler de, onlara uygun olarak, vaad edilen kutsal toprakları korumak, Allah’ın emirlerini yerine getirmek için Cihad yapmak, vs. uğruna birbirlerini öldürmeye başlıyorlar.

Peki, suçlu kim?

►Sen Müslümansın, ►Sen Musevisin, ►vs. şeklinde bilgileri çocuklarına aşılayan ana-babalar ve eğitimciler değil de başka kim suçlu?

İnsanlar beyin yapıları nedeniyle, her türlü senaryoyu üretebilirler. Ama hücrelerimizin bizleri donattığı bu hayal kurma – yorumlama – bilgi-oluşturma  yeteneğinin temel amacı, toplumsal sorunlarımızın çözümüne yönelik olmalıdır. Çünkü bedenlerin sorunlarını hücreler kendileri çözerler. Bizim kuracağımız senaryolar, toplumsal-çevresel sorunlarımızı çözmeye yönelik olmak zorundadır.

Bilgi ve mantık insanların sorunlarına çözüm bulma yeteneği olarak tanımlanabilinir. Kafanıza yerleştirdiğiniz bilgiler ve mantığınız sağlamsa, doğadaki oluşum ve gelişimleri “doğru” değerlendirirsiniz ve uygun çözümler bulup, sorunlarınızı çözersiniz.  Ama kafanıza yerleştirilmiş bilgiler yanlışsa, mantığınız o yanlış bilgilerden etkileneceğinden, hep yanlış kararlar alırsınız ve sorunlarınızı çözemezsiniz.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: