Para uğruna yok edilen tarih (Sandal Bedesteni)

özkayaOrhan Özkaya

Fatih’in ticarete verdiği önemi gösteren Sandal Bedesteni’nin yer aldığı yapı, Kapalı Çarşı bünyesinde toplanarak tarih, kültür, ticaret ve sosyal merkez konumunu kazanmış idi.

Osmanlı devrinde burada tüccarlar tarafından “sandal” adı verilen bir kumaş satıldığı için, Sandal Bedesteni” diye, adlandırılmış. Bugün ise, mücevher ve değerli madenler satılmakta.

yatay..

Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan bu mekândaki dükkânların, kirasının tatmin edici bulunmadığı belirtilerek, restorasyona tabi tutulacağı bahanesiyle tahliye edilmesi söz konusu. Dükkânlardaki toplam 80 kiracı ya tebligat yapılmış bile.

Çarşı esnafı artık diken üstünde yaşıyor. Bu darbenin altından nasıl kalkacağını endişeli şekilde düşünmeyi sürdürüyor. İlk paniği atlatan bazı esnaflar, derhal bir araya gelerek direniş kararı almışlar. Dükkânları boşaltmama ve ekmeklerini teslim etmeme söz birliğine  varmışlar.

Durumu kamuoyuna devamlı açıklayacaklarını belirtiyorlar. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yaptığı kira gelirlerinin düşüklüğü ile ilgili açıklamaları yersiz ve rant hesaplı olarak algılıyorlar. Yapılacak ihalenin yine bir yandaşı zengin etmek anlamı taşıdığını vurgulamaktalar.

Yapılan bu tür ihalelerin ülkeye verdiği zararların bilinciyle, durumun kira düşüklüğü olmayıp; birilerine peşkeş çekmek olduğunu belirtiyorlar. Artık ayağa kalkma zamanın çoktan gelip geçtiği, kaderlerini kendi ellerine almaları gerektiğine hükmetmişler.

Ülkenin dışa bağlı bir şirkete dönüştüğü, iktidarın başı tarafından defalarca, övünç duyularak açıklamasına anlam veremiyorlar. “Sıcak parayı içeriye çekebilmek için, faizleri düşürmek amacıyla Merkez Bankası’yla yapay gerilim yaratarak, dövizin çıldırmasına sebep olmak akıl fikir almaz bir durum” diye düşünüyorlar.

Bu durumlar bir yandan ülkeyi sis bombası içine sokarken, iş yapamayıp siftahsız kepenk indirip kaldırmak esnafı tüketiyor. Karşı karşıya kaldığı bu yeni yıkım projesini göğüsleyebilmek, üstesinden gelebilmek için kara kara düşünmeye başlamış.

Ülke ateş topuna dönüşmüş yanarken, bir kenarda sessiz sedası kalmanın kendisinde sıkıntı yarattığını da zaten anlıyor.

İşler kendi kapısına geldi dayandı

İşler kendi kapısına hızla gelip dayanınca, onun ülkede tıkanan ekonominin sıcak parayla gitmediği gerçeğine ulaşması zor olmuyor. Zaten sıcak para girişi de onu etkilemiyor ve beklentilerini karşılamadığı, başkalarına yaradığı, 17-25 Aralık operasyonlarıyla görülüyordu.

Tarlada, dağda, bayırda köylüler HES protestosunda çoluk-çocuk, yaşlı-genç, kadın-erkek direnirken, madenlerde maden işçileri ölümün ayak sesleri altında, yerin yedi kat dibinde kâğıt gibi yanarken, yaprak yaprak düşerken; aydınlar, yurtsever askerler, yazarlar, gençler, kadınlar, sanatçılar, gazeteciler Silivri zindanlarında direnirken, onun bu durumlara kayıtsız kalması, sadece ticareti düşünmesi diyalektik akla ziyan…

Bu nedenle esnaf, “ Bu işler bensiz düzelmez!” diyerek, öfkeyle ayağa kalkıyor. Ekmeğine yapılan saldırıyı püskürtmek için sokağa çıkmaya hazırlanıyor. Hakları elinden alınırken duruma seyirci kalmayacağını bütün dünya âleme haykırıyor.

O, bir ayağa kalktı mı, onu durduracak güç daha icat edilmedi, dense yeridir. Gözünün yaşına bakılmadan çoluk çocuğu ile açlığa, yoksulluğa, yokluğa ve çaresizliğe terk edilmesine susmasını beklemek aklının köşesine sığdıracağı bir şey değil.

Ağır “ticaret işçisi” olduğunu herkese gösterecek, kimseden merhamet dilemek “fıtratında” yazmıyor, onurlu direnişiyle halkın yanında ve işlerin başında yerini almaya hazır. Yıllardır işlerin iyileşeceğini, piyasaların düzeleceğini, piyasa ekonomisinin sözde erdemlerini,  özelleştirmelerin ülkeyi ayağa kaldıracağı masallarını dinledi durdu.

Sonunda tüm birikimleri tükendi, kirayı ödeyemez duruma düşmesine karşın yine de onuruyla edimini yerine getirdi. Halkın alım gücünü analar, babalar, sevdalılar günleriyle arttırılamayacağını gördü.

Her şeye sağanak yağmur gibi zam yapılması, semt pazarlarında 5-10 liraya giysi sergilerinde bile halkın isteksiz dolaşması, durumun vahametini çok net ortaya koyuyor. Halk, çarşılara, mağazalara uğramayı yıllar önce terk etti.

Geçim derdine düşen esnaf da, zaten son on yıldır gerilim içersinde, işyerinde gündüz gözüyle bile, dizi seyretmeye, tavla oynamaya dalmış, uyuşmuş gidiyordu.

Bu kadar darda kalmasına karşın, ekmeğini kazanmaya çalıştığı bu mekânı da başına yıkmaya kalkmak sinir kat sayısını arttıracak, sigortaları tümden patlayacak.

Sokaklar onun, geçmişteki eylem izleriyle dolu…

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: