Şeker Pancarı dinamit lokumuna benzer, satış tahtasında patlar

özkayaOrhan Özkaya

Yine son günlerde pancar üreticisi özelleştirmelerin bedelini ödemeye devam ediyor. Şeker fabrikalarındaki işten çıkarmalar işçinin canına tak dedirtecek hızla sürüyor.

Malatya pancar üreticisinin mağduriyetinin yanında, şeker fabrikalarında çalışanların yaşadığı kıyımlar halkın yüreğini sızlatırcasına devam ediyor.


Ne yaptığını, ne yapacağını iyice şaşırmış AKP, artık uzatmaları oynuyor. Ekonomik açmaza düştükçe, ülke varlıklarının satışına sarılıyor. Aslında tükeniş, Anayasa Mahkemesi’nin “Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmuş bir iktidar” kararının, oy birliği ile verilmesiyle başladı.

Ancak ülkede sığ bir muhalefet olması ve bu yasa dışılığı, iktidardan el çektirmeye götürememesinin sancıları yaşanıyor.

İktidar, mısırdan elde edilen ve içinde yüksek oranda fruktoz asit içeren nişasta kökenli şeker (NBS) kotasını %38 oranında arttırarak, 20 bin tarım işçisinin işsiz kalmasına neden oldu. 160 bin dekarlık pancar üretim alanı saf dışı kalacaktır.

Dünyanın yasakladığı tatlandırıcıyı ülkemizde kotasını arttırarak üretmeye çalışmak, yabancı bağımlılığından başka bir şey değildir. Böylece Cargill gibi yabancı şirketlerin ve onun taşeronları olan Unakıtanlar’ ın önü sonuna kadar açılmış oluyor. Halkın sağlığı ise, sonuncu plânda!

Pancar çiftçinin canı ve kanıdır

Tarım ve hayvancılığın yok edilmesinden sonra, köylü ve çiftçiler bitme noktasına gelmiş, tüm maddi, manevi varlık değerlerini yitirmiş, satılığa çıkan ülkesinin yabancılaşmasına karşı eli böğründe kalakalmıştır.

Yaklaşan devrimin yüreklere düşmüş ateşini iliklerinde hisseden işçi, köylü ve tüm çalışanlar, yeniden ayağa kalkmaktan başka çare kalmadığını görüp toparlanmakta; sendikal mücadeleyi “güç birliği” yle birleştirerek yol hazırlığı yapmakta.

Bir zamanlar tütün kentleri diye anılan kentlerimizin sokakları ve tarlaları tütün işçilerinin yaşam dolu ayak sesleriyle, sigara fabrikaları özgüvenli şarkı ve türküleriyle çınlardı. Pamuk, çay, fındık, buğday, mısır, narenciye, üzüm, incir ve tütünden sonra şimdi de sıra pancara geldi.

Pancar alanlarının ABD ve AB dayatmalarıyla, kota uygulamalarıyla iyice daraltıldığı, çiftçinin pancardan uzaklaştırıldığı bir ortamda bir de, Atatürk döneminin dengeli kalkınma hamlelerinin sembolü hallindeki şeker fabrikalarının satış tahtasına konması halkın çileden çıkmasına yetiyor.

Pamuk üretiminin atar damarlarından biri olan Söke’de, 900 bin ton olan üretim, 2010 yılında 370 bin tona indirilmiş ve 80 bin dekar arazi de satışa çıkarılmış ve ekim dışı olmuştur.

Söke Un İngilizlerin eline geçmiş, benzer durumlar ülkenin diğer bölgelerinde daha vahim hale gelmiş durumda.

Artık ülkenin tüm varlıkları “anahtar teslimi satılırken” halkın biricik ümidi olarak kalan pancarın da elden çıkmasına, 6 milyon üretici ailesi 12 milyonluk nüfusuyla buna izin vermeyecektir diye düşünmek vicdani bir görevdir.

Ülke, Somali’ye benzemek üzere

Somali istismarı yapan sömürü güçleri, Afrika’nın bir zamanlar tarım cenneti olan bu ülkesini, cehenneme çevirip yeraltı ve yerüstü tüm varlıklarını çalarak delik deşik ettiklerini unutarak; bir de utanmadan bizi ve dünya halklarını yalanlarla yardıma çağırıyorlar.

İç savaşlarla kırdırdıkları Afrika halkları gibi bizi de, iç savaş kışkırtıcılarının maceralarına sürüklemeye çalışıyorlar. Bu gidişle, Somali gibi olmamak için halkımızın gözlerinin fal taşı gibi açılması şart.

Atatürk’ün ülke geneline yayarak, bölgesel kalkınmayı halkın ayağına getirip, kapılarına kadar demiryolu döşediği ve göçün yaşanmadığı, kalkınmanın yerinde sağlandığı mucize KİT’ler, tahribe uğratılmakta ve bir anlamda O’nun eserlerine son verilmek istenmekte.

Bu ülkenin Atatürk’e inanmış evlatlarından hiç kimse bu tür uygulamalara rıza gösteremez. Ülke, HES’ lerle uyanan halkın isyanına sahne olmuşken; dinamit lokumuna benzeyen pancar, onu halkın elinden almak isteyenlerin elinde patlar.

Bu satış Danıştay’da, son kalmış olan Mahmut Esat Bozkurt’un yargıçlarının devrimci direnişlerine çarparak geri dönecektir.

Kemalist devrimin ayak sesleri

Devrim ilkelerini terk etmiş muhalefet, ülkenin düze çıkmasının koşullarını gerçekleştir mek programından yoksun, halkı yanıltarak, neo-liberal ekonominin peşine takılmış, serbest piyasa ekonomisini, özelleştirmeleri kurtuluş olarak gören, her alanda aynı stratejiyi uygun bulan bir anlayışla, gerici ve bölücü iktidarın kopyası konumundan kurtulamıyor.

Koşullar diyalektiğin yasalarını zorla dayatarak devrimci çözümlere gebe görünüyor ve sancı artarak sürüyor. Kemalist dönemin bütün maddi, manevi kazanımları; sosyal, kültürel, milli değerleri yok edilmesi süreci, mücadeleyi daha da anlamlı kılıyor.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Dağ Medya

Hayvan Medyası

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

Yıldız Teknik Üniversitesi

Sürdürülebilir Kampüs Komisyonu

artidergi897604762.wordpress.com/

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü Artı Dergi

SUSMA

Araştır, Soruştur, Konuş. SUSMA

%d blogcu bunu beğendi: