Tekinsizlikler ülkesinde çocuklarımıza kendini korumayı öğretmek

Deniz Arık Binbay/ Psikiyatrist

Daha önce yazmıştık ama aradan geçen zamanda çocuklarımızın daha savunmasız, ülkeyi ve çocuklarımızı koruması gerekenlerin daha umursamaz ve hatta acımasız, böylece yolumuzun daha çetrefilli olduğu çıktı ortaya.

Özgecan’ın bir dolmuş şoförünce öldürülmesinin ardından bir yıldan uzun süre geçti.

Toplumsal çürüme lif lif ayrılma aşamasına evrildi, bu süreçte, yüzlerce kadın tecavüze uğradı, ülkenin bir yarısı daha çok kan ve ölümle diğer yarısı daha çok korkuyla terbiye edilmeye çalışılırken, şimdi gündemde çocuk tecavüzleri var.

yatay..

Bu yazıda çocuklarımıza neleri nasıl anlatacağımızı ve kitaplar, görseller, videolar gibi yararlanabileceğimiz kaynakları konuşacağız.

Cinsel istismara uğrama oranları ülkemizde oldukça yüksek. Konunun hem çocuklar tarafından dillendirilememesi hem de etiketlenme kaygısıyla ailenin saklaması nedeniyle resmi veriler gerçek oranların çok altında. Son yıllarda ortaya çıkan sayılar çok arttığını mı, çok konuşulduğunu mu gösteriyor bilim insanları bunları tartışadursun, biz yapılabileceklere bakalım.

Tam olarak ne kadar yüksek olduğunu bilmemiz zor olsa da istismar oranlarının kızlarda 1/5; erkeklerde 1/8 olduğu söyleniyor. Bu demek oluyor ki her 5 kız çocuktan biri ve her 8 erkek çocuktan biri cinsel istismara (taciz ya da tecavüz) uğruyor. Çok yüksek! Kaç kız çocuk tanıdığınızı düşünün, kaç erkek çocuk? Kızlar için yaşla birlikte istismara uğrama olasılığı artıyor.

Önemli bir nokta da travmayı gerçekleştirenlerin çoğunun tanıdık ve genelde erkek olması. Uzak aileden (kuzen, amca, dayı, dede), üvey baba, komşu, öğretmen ya da benzeri bir otorite figürü, hatta çekirdek aileden (genelde abi ya da baba).

Daha nadir olmakla birlikte yakın bir kadın akraba (teyze, hala) ve hatta öz anne tacizine uğrayan çocuklar da var. Belki inanılmaz geliyor ama maalesef durum bu. Ve bu durumda çocuğumuza kendini korumayı öğretmek yapmamız gerekenlerin ilk başında geliyor.

Diğer yandan toplumsal farkındalık yaratmak, özellikle çocuklara, çocuklu ailelere ulaşmak, görsel materyallerle doğrudan taraf olmak çok önemli. Bu nedenle çıktı alınıp dağıtılabilecek, ya da özellikle çocukların görecekleri yerlere asılabilecek iki görseli yazının sonunda bulabilirsiniz.

Dağıtalım ki, çocuklar ve anne babalar görsün. Çocuğun örneğin “iyi dokunuşlar ve kötü dokunuşlar” olduğunu, hayır demesi kaçması gerektiğini bir kez duymasıyla hiç duymaması arasında fark var. Cinselliğin tabu olduğu ülkemizde çocuklarına neyi nasıl anlatacağını bilemeyen çok kişi var.

Cinsel istismardan korumak için söyleyeceklerinin cinsel çağrışımları nedeniyle utanıp korkup çocuğuna anlatamayanlar var. O nedenle hastanelerde, çocuk polikliniklerinde, otobüs duraklarında, okullarda, parklarda bu görseller bulunsa, belki de susmak zorunda hisseden bir çocuk okur, bir büyüğüne söylemek için cesaret bulur.

Ya da daha başından hayır diyebilir, kim bilir.

Tabii ki bu yaklaşımlar toplumsal, siyasi ve adli alanlarda izlenmesi gereken yolların yanında küçük ve sınırlı etkiler sağlayacaktır. Ancak böylesi büyük tehlikelerde elimizden büyük ya da küçük ne geliyorsa yapmaya değmez mi?

Çocuklarımıza neleri öğretmek istiyoruz?

1-Bedenim bana ait: Hoşumuza gitmeyen, bize kendimizi kötü hissettiren her tür dokunuş ve yaklaşım tacizdir. Halbuki beden sınırları bizim ülkemizde siliktir, hele de çocuklar söz konusuysa. Çocuklar sıkıştırılır, istemese de tutulup öpülür, poposu avuçlanarak sevilir, hatta poposu ısırılır.

İlk yaşlardan itibaren çocuğumuza beden sınırlarını korumayı öğretmek, daha sonra karşılacağı tacizkar durumları garipsemesi açısından önemli. Hep kendi isteği dışında şapır şupur öpülmüş, hatta poposu ellenmiş bir çocuk bunları normal kabul etmeye başlayabilir.

Bebekliğinden itibaren bedenine dokunduğumuzda yaptıklarımızı ve nedenlerini açıklamak (şimdi bezini değiştiricem, poponu siliyorum, banyodan sonra vücudun kurumasın diye krem sürücem gibi), hatta daha iyisi onun bedenine dokunurken izin almaktır (Çişin bittiyse altını yıkayabilir miyim?

Dizine yara bandı yapıştırabilir miyim?). Böylece çocuk kendisine dokunulurken izin alınması gerektiğini öğrenir. Aksi bir durumla karşılaştığında garipseme ve tepki gösterme olasılığı artar.

Bu konuda bir kitaptan da yararlanabilirsiniz. Kitabın adı: Bedenim bana ait- Profamilia. Gergedan yayınlarından çıkan kitapta Clara isimli bir kızın kendi ağzından bedeniyle ilişkisi, sevdiği ve sevmediği dokunuşlar anlatıldıktan sonra hoşumuza gitmeyen dokunuşlara tepki göstermemiz öneriliyor.

“Bunu yapma. Bana dokunma. Bunu istemiyorum.” “Hayır, sana dokunmak hoşuma gitmiyor, bunu istemiyorum.” Kitap, yazılarında da çizimlerinde de ölçülü, yalın ve net. Çocuğunuzla bu konuları konuşmak ve onun sorularına göre detaylandırmak için çok uygun bir kaynak.

Detaylı bir kaynak zaten çocuk için kafa karıştırıcı ve sıkıcı olabilir.

2-Özel bölgelerime kimse dokunamaz: Bunu çocuk 3-4 yaşına geldiğinde anlayabileceği bir dille söylemek gerekir. “Memeler, kuku/pipi, popo özel bölgelerimizdir (İç çamaşırının altındaki bölgeler). Bu bölgelere senden başka kimse dokunmamalı.

Ben ve baban, kreşte öğretmenin tuvaletini yaptıktan sonra temizlik amacıyla dokunuyoruz; ya da doktorlar bazen muayene etmek için dokunabilirler bunun dışındaki dokunmalar uygun değil.” denebilir örneğin.

Ayrıca “özel bölgeler dışında bedenimizin herhangi bir yerine dokunulduğunda kendimizi kötü hissediyorsak, hoşumuza gitmiyorsa bu iyi bir dokunuş değildir. İyi dokunuşlar ve kötü dokunuşlar vardır” denebilir. Tüm bunları konuşurken çocuğumuzu korkutmamaya özen göstermeliyiz.

Yüz ifademizin ve ses tonumuzun nötr olması, kaygılı korkulu ve çok abartılı olmaması önemlidir. Anlatımımız kısa ve net olmalı, çocuk soru sorarsa detaylandırılmalıdır.

Anne baba olarak çocuğa bir şeyi öğretmenin en iyi yolu örnek olmaktır. Çocuk söylediğinize değil, yaptığınıza bakar. Kendi sınırlarınızı koruduğunuzu görmelidir (çocuk bunu böyle adlandırmasa da görür).

Bu nedenle ve şimdi bu yazının konusu olmayan başka nedenlerle çocuğunuzla özellikle 2 yaşından sonra dudaktan öpüşmemek, yanında tamamen çıplak kalmamak, özel bölgelerinize dokunmasına izin vermemek ve çocuğunuzun yanında birbirinizin özel bölgelerine dokunmamak çok önemlidir.

Bu başlıkta Kiko ve El kitabından da faydalanabilirsiniz. Bu kitap, çocukların maruz kaldığı cinsel şiddeti önlemeyi hedefleyen, ‘BEŞTE BİR’ kampanyası çerçevesinde Avrupa Konseyi tarafından hazırlanmış.

2013 basımı kitapta, küçük çocuklara iç çamaşırı kuralı anlatılıyor. Kiko ve el arkadaş oluyorlar ve beraber birçok güzel şey yapıyorlar. El Kiko’nun kafasına, burnuna dokunabiliyor ama iç çamaşırına asla!

3-İstemediğimde hayır demeliyim: Sonrasında “istemediğin dokunuşlar olursa, kim olursa olsun hayır diyebilirsin, hatta hayır demelisin” diyebiliriz. Çocuğun tepkisine göre, hele de son aylarda ve yıllarda yaşananlardan sonra, gerekirse hayır diye bağırabileceği, olmadı çığlık atabileceği ve kaçıp güvenli bir yere, güvendiği birinin yanına gitmesi gerektiği söylenebilir.

Bizim ülkemizde çocuklara şeker çikolata ikram edip “hadi bir öp de vereyim, ya da bir öpücük alırsam ya da bir sarılırsan veririm” diyen kişilere maalesef sık rastlanıyor, hatta bazen bunu en yakınlarımız, aile büyükleri yapabiliyor. Çocuğumuzun yanında bu davranışlara karşı net tavır almayı çok önemli buluyoruz.

Çocuğumuz hayır diyebilmeyi de bizden öğrenecek. Hayır demenin ayıp olduğu bir toplumda bireylerin sınırları da olmaz, sınır ihlalleri istismara dönüşür. Hayır demek koruyucudur.

Çocuğumuza öpücük için rüşvet vermemek ve başkaları tarafından rüşvet verilmesine izin vermemek, o anda kim olursa olsun müdahale etmek, sınır koyma anlamında çocuğunuzun örnek alacağı bir davranış olacaktır. Kırıcı olmak zorunda da değiliz.

“Bir dakika. Kusura bakmayın, şeker için birbirini öpmek bana uygun gelmiyor. İnsanlar birbirini sevdiği için ve istediğinde öpmelidir. Değil mi?” denebilir mesela. Hayır demeyi, bazen “kötü” olmayı biz göze alamazsak çocuğumuz hiç alamaz.

4- Güvendiğim bir büyüğüme anlatmalıyım ve 5- Bana inanırlar, beni suçlamazlar: Araştırmalara göre ikinci günden sonra istismar yaşantısının anlatılma oranı giderek azalmaktadır. Çocuğun yaşadığı bir sorunu erken dönemde ebeveynlerinden en az biriyle paylaşması çok önemlidir ve en koruyucu olan da budur.

Bunun için daha önce yaşadığı sorunlarda nasıl tepki verdiğimiz belirleyicidir. Örneğin aşırı kaygılı bir ebeveynin kaygısını artırmamak için çocuk yaşadığı sorunları gizleyebilir, bu da onu her tür travmaya açık hale getirir.

Ya da örneğin arkadaşıyla yaşadığı bir tartışmayı anlattığında “Arkadaşını niye kızdırdın?” gibi suçlayıcı bir yaklaşımda bulunduysak, yaşadığı cinsel bir saldırıda yine kendisinin suçlanacağı endişesiyle yaşadıklarını dile getirmeyebilir.

Zaten cinsel suçlarda saldırgan genelde tanıdık ve çocuğun da sevdiği biri olduğundan, üstelik de yaşadıklarını anlamlandıramadığından dile getirmesi yeterince güçtür. Suçlanacağını veya kendisine inanmayacaklarını düşünürse söylemesi daha da zorlaşır ve iyice savunmasız kalır.

Saldırganlar sıklıkla çocuğa kimseye anlatmamasını, bunun bir sır olduğunu, anlatsa bile Ona kimsenin inanmayacağını söylemektedir. Çocuğa iyi sırlar ve kötü sırlar olduğu ve kendisini kötü hissettiği bir konunun kesinlikle kötü bir sır olduğu ve mutlaka kimle ve neyle ilgili olursa olsun bize anlatması gerektiği söylenmeli.

Ülkemizde pek sevildiği üzere nasihat etmek yerine telaşlanmadan çocuğumuzu bol bol dinlemek, yaşadığı her tür sorunda önce ne hissettiğini sormak, duygusunu anlamaya çalışmak sonra neler yaşandığını, olayın nasıl olduğunu anlatmasını istemek, suçlamamak, yargılamamak ve O’na inandığımızı hissettirmek her anlamda çok önemlidir.

Son bir koruyucu önlem de sabit kuralların olmasıdır. Herkesin kendi yatağında yatması, kendini koruyabileceğinden emin olduğunuz bir zamana kadar kimsenin evinde anne babası olmadan yatıya kalmaması sayılabilir. Çocuğun içinde kuralın yer etmesi için, bu kurala en yakın aile üyeleri de destek olmalıdır.

Cocuklarınızla konuşurken yararlanabileceginiz iki kaynak video ise şöyle:

https://www.youtube.com/watch?v=a-5mdt9YN6I

https://www.youtube.com/watch?v=klfrkF46jyY

sol_http://haber.sol.org.tr/blog/dunyayi-verelim-cocuklara/deniz-arik-binbay-psikiyatrist/tekinsizlikler-ulkesinde-cocuklarimiza

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: