Dr. Apak 3+3+3+4’ün perde arkasını anlattı: Beş yaşındaki çocuklar cemaatlere verilecek

mimi_kellemeşalemeşalemeşale(Söyleşi) MİNEZ BAYÜLGEN

AKP, 14 yıllık iktidarında eğitim sistemini defalarca değiştirdi. 2012’de büyük itirazlara rağmen başlattığı 4+4+4 sistemini şimdi ters yüz ediyor ve 3+3+3+4 sistemini getirmeye çalışıyor.

Beş yaşındaki zorunlu eğitime başlayacak çocuklarla neler yapılmak isteniyor?

Devlet, niye zorunlu eğitimden çıkıyor ve bu kamu görevini kime devrediyor? Bu soruları Türkiye’nin önde gelen eğitim uzmanlarından Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Koordinatörü Dr. Meral Apak ile konuştuk.


minez3

Hedef: Dini eğitimi beş yaşa indirmek

Bu ülkede eğitim sistemi her zaman büyük sorun oldu. Devlet, hiçbir zaman sorgulayan özgür bireyler yetişmesini istemedi. Bugün AKP iktidarı döneminde, eğitimde yaşanan sorun geçmiştekinden farklı mı?

Bu ülkede kim iktidara geldiyse eğitimi hep kurcaladı. Çünkü hepsinin kafasında bir toplum tahayyülü vardı. Yani yeni bir ‘nesil yaratma’ isteği vardı. İktidarlar, insanı programlanacak bir varlık olarak gördü hep burada.

AKP’nin eğitim konusunda önceki iktidarlardan ayrılan temel farklılıkları nedir peki? 

Bu ülkede eğitim sistemi daima bir projedir. Cumhuriyet’in kuruluşundan beri bu böyledir. Etnik kökeni, dili farklı olanlara her sabah, “Türküm, doğruyum, çalışkanım…” dedirtmek de bir projedir. Bugün de eğitim, sosyal konsensusa dayanmayan, tepeden inmeci, ‘Ben dedim, oldu’ mantığıyla yapılıyor.

Fark nerede peki?

AKP’nin farkı daha pervasızca ve cüretkar hareket etmesi. Üstelik tüm bunları açıktan yapması. Oysa en akılsız ideologlar bile, bir gecede eğitim sistemini değiştirmeye kalkışmaz. AKP’nin acelesi var herhalde…

4+4+4 eğitim sistemiyle İmam Hatipler’in ortaokul kısımlarının yeniden açılmasını sağlayan siyasi iktidar, şimdi aniden niye 3+ 3+3+ 4 sistemine geçmek istiyor? Ne amaçlanıyor?

En temelde görünen; eğitim yaşının küçülmesi. Daha çok, dini eğitim planlanıyor. Çocukları, 0, 1 ve 2’nci sınıf dedikleri, ‘hazırlık’ kısımlarına beş yaşında alacaklar. Ancak bu hazırlık sınıfları, kamusal eğitimin dışında olacak.

Nasıl yani? 

Bu çocukların eğitimi, devlet okullarının içinde olmayacak. Vakıflara, cemaatlere, özel kurumlara devredilecek. Bu da eğitimde özelleştirmenin daniskasıdır tabii. Yani devlet, okul öncesini tamamen özel sektöre veriyor, sorumluluk almıyor.  İktidarın eğitimdeki hedefi de zaten okul öncesi çocuklara yönelik. Unutmayın ‘çocukların yaşı’ konusu, doğrudan bir kadın sorunudur ve politiktir.

 Neden çocukların yaşı, siyasi bir kadın sorunudur? 

Bakın, kadınla çocuk birbirine yüktür. Devletin, iki yaşından itibaren kamu hizmetiyle, anneyle bu sorumluluğu paylaşması gerekir. Çocuk-anne ilişkisinin bir an önce seyretilmesi gerekir ki, çocuk birey olabilsin.

Türkiye’deyse eğitimin kamu hizmeti olması maliyetli bir iş olduğundan, nasılsa anne kendi çocuğuna bedava bakar diye; siyasi iktidar anneye yükleniyor. Sonra da kadın çalışamıyor. Anneler işsiz ya da ev hanımı oluyor! Yeni sistem bunu söylüyor.

Ne diyor? 

“Beş yaşına kadar çocuğa evde bak sonra getir. Vakıflarım, cemaatlerim var, yazdır çocuğunu 0, 1 ve 2’nci sınıfları burada okusun” diyor.

Siz, 4+4+4’ ün, ‘toplumu daha dindarlaştıran, Sünni-Müslüman-Türk kimliğiyle toplumu yeniden yapılandıran’ bir sistem olduğunu söylemiştiniz. AKP iktidarı bu sistemden niye vazgeçiyor şimdi? Çocuklar ve gençler yeterince dindarlaştırılamadı mı?

Bir kere 4+4+4’ün başarısız olduğunu sağır sultan duydu. Birinci dönemini çiş ve kaka temizleyerek geçiren öğretmenler oldu. Evet, bu sistemin değiştirilmesi gerekiyordu. Ancak bu yeni sistem gelirse işler daha da kötüleşecek.

Niye?

Çünkü okul öncesi eğitimi, resmi eğitimin dışına çıkarıyorsunuz. Örneğin ben çocuğuma okul öncesi için mahallemde kreş arıyorum ve bir bakıyorum Ensar Vakfı var. Ee ne oluyor? “Devlet bana bir şey açmıyor, en yakınımdaki de Ensar… Buraya yollayacağım” diyorum.

‘AKP itaatkar işgücü istiyor’

Çağdaş bir eğitim sisteminde çocuklar kaç yaşında ve nerede eğitilmeli? 

Çocuklar bir buçuk, iki yaştan itibaren kamusal eğitim almalı. Araştırmalar, erken yaşta toplumsallaşmanın; çocukların bilişsel, sosyal gelişim ve zekalarını çok olumlu etkilediğini gösteriyor. Ancak burada, formal okul eğitiminden bahsetmiyoruz.

Kreş gibi okul öncesi eğitimi kastediyoruz ve bunların da tıpkı sağlık gibi kamu hizmeti olması gerektiğini vurguluyoruz. Dolayısıyla beş yaşındaki bir çocuğun anaokuluyla kreş arasında bir yerde olması gerekir.

Peki, ya öğretmenler? Yeni sistemde onlara ne olacak?

Yeni sistem daha çok öğretmeni işsiz bırakacak. Eski sistemde, 50- 60 bin öğretmen açıkta kalmıştı. Çünkü 4+4+4’e geçilmesiyle ilköğretim beş yıldan dörde inmişti.  Şimdi 3+3+3+4 ile ilkokul bu kez dört yıldan üç yıla inecek.

Bu şekilde, 150 bin öğretmeni sokağa dökmüş olacaksınız. Zaten ilkokul öğretmenlerinde ciddi yığılmalar var. Yeni sistemde daha çok öğretmen işsizlikle boğuşacak.

Eğitimi bilimden ve akılcı düşünceden koparan ve giderek dinselleştiren bir sistemde yetişen genç kuşaklar meslek sahibi olabilirler mi? 

Siyasi iktidar için bilimsel düşüncenin bir önemi yok. Onların istediği itaatkar işgücü. Çocuklar da bu formül içerisinde meslek sahibi olacak. Ve dünyayı kavrayışlarında ciddi sıkıntılar baş gösterecek.

CHP’nin son eğitim raporuna göre, tarih dersleri İslam Hukuku ya da İslam Felsefesi ile yer değiştirdi. Bugün AKP iktidarında ilkokulda okuyan bir çocuk, üniversiteden mezun olduğunda nasıl bir dünya görüşüne sahip olacak? 

Son 10 yıldır okutulan tarih ve felsefe kitapları dini içeriklerle dolu. Felsefe, İslam Felsefesi’ne dönüştü. Matematik kitapları bile dinselleşti. Bugünkü matematik problemleri, “Bir çocuk şu kadar dakikada camiye gitse…” diye başlıyor. Tüm dünya neoliberal ve neokonservatif etkiler altında. Siyasi iktidar, ABD’nin eğitim planını benimsiyor gibi gözüküyor.

‘Herkes Osmanlı ve Türk olduğuna ikna edilecek’ 

Bu, ‘iyi haber’ değil mi?

ABD’nin eğitim sistemi içler acısıdır. ABD’de çok sayıda tarikat, kilise okulları var. Müfredatları da kendileri belirliyor. Bizde de bir benzerini yapmak istiyorlar. Türkiye de tüm dünya gibi kapitalizmin dibe vurmuş hali olan neoliberal sistemin etkisi altında.

Neokonservatizmde her şey,‘Allah’, ‘kitap’, ‘peygamber’ ve ‘din değerlerimiz’ gibi ambalajlarla süslenerek alınır, satılır hale getiriliyor. Bizde neoliberalizmin üzerine‘Allah’la, ‘kitap’la ahlaklı bir tessettür giydiriliyor.

CHP’nin son eğitim raporunda, ‘Rönesans’, ‘Fransız Devrimi’ ve‘coğrafi keşifler’ gibi dünya tarihinin en önemli olaylarına eğitim müfredatında yeterince yer verilmediği, ‘Roma’ ve ‘Bizans’imparatorluklarıyla ‘Anadolu’ ve ‘Mezopotamya’ uygarlıkları gibi konularınsa hiç yer almadığı belirtiliyor. Çocuklar okullarda bütün insanlığın değil de kimin geçmişini, kimin tarihini öğrenecek? 

‘Dünya Osmanlı’dan ibaretti’ tarihini öğrenecekler. “Türkler Anadolu’ya bir geldiler, Anadolu’da kimse yoktu!” diyecekler. Aslında Anadolu dediğimiz iki kıtayı birleştiren coğrafyanın biz yeni misafirleriyiz. Yani Çin çok uzun zamandır Çinlilerin ama Anadolu aslında hiçkimsenin değildi.

Peki böyle bir tarih öğretimiyle hedeflenen ne? 

Amaç bu medeniyetleri unutturarak, “Anadolu sadece Türklerindi”dedirtmek. Bu hepimizi, Osmanlı ve Türk olduğumuza ikna etmenin bir yolu. Bu şekilde büyüyen bir nesil de, “Burası benim toprağım! Göz dikenin gözünü oyarım, Türkiye Türklerindir” diyecek.

Açık ortaokul ve liseyle çocuk işçiler üretildi’ 

Kamuoyunun büyük tepkisini çeken Maarif Vakfı’na dair kanun tasarısı geçen hafta yasalaştı. Bu vakfın amacı nedir? 

İlk üç senenin eğitimini, dinsel vakıflara devretmenin bir adımı. Bu sayede Milli Eğitim Bakanlığı bütün sorumluluklarından sıyrılıyor. İşte az önce bahsettiğimiz neoliberal ve neokonservatif etkiler burada devreye giriyor.

Neoliberal, “Eğitim devletin işi değildir herkes başının çaresine baksın” der. Neokonservatif ise “Kim baksın? Maarif Vakfı, Ensar Vakfı baksın” diyor. Böylelikle eğitim sistemi adeta ihaleyle parça parça bölünüyor.

Yine CHP’nin raporuna göre, Türkiye’de okula gidemeyen çocuk sayısı üç milyona yaklaştı. Kız çocuklarına okulların kapıları 4+4+4 ile büyük ölçüde kapanmıştı. Kızların okulsuzlaştırılmaları yeterli görülmedi mi? 

Aslında bu sistemden en büyük zararı AKP’ye oy veren dindar emekçi sınıf gördü. Düşünün; adama “Çocuğunu okula göndermene gerek yok, dışarıdan da açık lise, açık ortaokul okuyabilir” diyorlar.

Böyle deyince sonuç ne oluyor?

Eğer bir çocuk dışardan okumaya başlar yani sistemin dışına çıkarsa, bir daha içeri zor girer. Öyle de oldu; sistemin dışına çıkarılan çocuk iş hayatına başladı. Zaten neoliberal sistemin ihtiyacı olan şey ucuz iş gücü. Bu çocuklar da ucuz emek olarak piyasaya sürülüyor. Eğitim oranımız da düşük görünmesin diye açık ortaokullarda/ liselerde kayıtlı gözüküyorlar.

Bir konuşmanızda AKP’nin ‘dindar’ ve ‘kindar’ nesiller yetiştirmek istediğini söylemiştiniz. Hem ‘dindar’ hem ‘kindar’ nasıl olunuyor? 

‘Kindar’, kutuplaşma demek. İnsanları da ancak kutuplaştırdığınız zaman kolay yönetebilirsiniz. Örneğin siz, Sunnisiniz ben Aleviyim ya da siz Türksünüz ben de Kürt. İkimizin de emeği sömürülüyor ve üç kuruşa çalışıyoruz. Çıkarlarımız aynı ama biz didişmeye başlıyoruz. Ve bizi ezene karşı birlik olamıyoruz. Biz birbirimizle uğraşırken de, iktidar beslenerek varlığını sürdürüyor.

minez1

Anaokul çocukları kabuslar görüyor, ölmek istiyor

Biraz önce söylediğiniz gibi anaokulundaki çocuklara da din eğitimi verilmeye çalışılıyor. Henüz soyut düşünemeyen çocuklara verilen din eğitimi, onların dünyasını ve psikolojisini nasıl etkiler?

Çalışma yaptığım bir okul vardı. Çok dindar ancak dini görüşlerini öğrencilerine asla empoze etmeyen bir öğretmenin, birgün işi çıkıyor ve cemaate çalışan veliden sınıfa bakmasını istiyor. Sınıftaki çocuklar, 7-8 yaşlarında. Kadın derse giriyor ve artık neler anlattıysa ortalık karışıyor.

Ne oluyor?

Okulun rehberlik ve psikolojik davranışlar uzmanı, bu olaydan sonra bana; çocukların kabus görmeye başladıklarını, altlarına kaçırdıklarını, annelerine, “Ben kapanmak istiyorum” dediklerini, “Ölünce cehenneme mi gideceğim” diye sorduklarını anlattı. Benzer şekilde,“Büyümeden ölünce cennete gidiliyormuş” diyerek ölmeye çalışan çocuklar da gördüm.

Çocuklar Allah’tan korkuyor mu?

Üniversitedeki bir öğrencim anlatmıştı. Çok dindar bir ortamda yetiştirilmiş ve lise çağına kadar Allah’ı, caminin minaresi zannetmiş. Çocuğa, “Allah” dediğiniz zaman ona dokunmak, onu görmek ister. Bir çocuk ancak yedi yaşından sonra soyut kavramları anlayabilir.

Zaten çocuklara verilen din kavramında da problem var. Çocuğa, “Evladım; Allah sevgi dolu. Bizi çok seviyor, affediyor”  denmiyor ki..“Cezalandırır, yakar, yıkar, cehennemin katmanlarında alev alev yanarsın” deniyor. Böyle olunca çocukların fantezi dünyasında, dünya cehenneme dönmeye başlıyor.

Laik eğitimden tamamen vazgeçildiği takdirde sizce nasıl bir toplum ortaya çıkacak?

Eğer çocuk ileride bilim yapacaksa eğitimin laik olması gerekir. Bilim, dinden bağımsız olmak zorunda. Dinin eğitimini bile laik bir kafayla verebilirsiniz. Bu gidişleyse Türkiye’den bilim çıkmayacak.

Patolojiler artacak. Siz dini, çocuklara küçük yaşta bu kadar sistematik olarak boca ederseniz, o çocuklar depresyona da girer, dişlerini de gıcırdatır, ölmek de ister. Bugün psikolojik tedavi gören yetişkinler zaten 3-6 yaş dönemi sorunlarının acılarını çekmiyorlar mı!

Yeni bir İmam Hatip nesli de geliyor 

Buarada okullar da büyük ölçüde imam hatipleştirildi. Türkiye’de her mahallede artık İmam Hatip okulları var. Siz eğitimcisiniz. Bu okullardan nasıl çocuklar çıkıyor peki?

Boğaziçi’nde bir sürü başörtülü, dindar öğrencim var. Onlar, benim zamanımdaki dindarlara hiç benzemiyor. Evet, birçoğu İmam Hatip mezunu. Ama şunu sorguluyor ve isyan ediyorlar: “Her köye cami yapıyorlar ama okul yapmıyorlar, olur mu böyle iş!” Bir üst model, sorgulayan, akıllı bir yeni nesil geliyor.

İstediğiniz kadar İmam Hatip’te okutun, kendi özgürlüklerine müdahele edilecek her şeye tepki duyuyorlar. İktidarın yapmaya çalıştıkları bizi korkutuyor ama insan dediğimiz varlık, o kadar basit programlayabileceğiniz bir malzeme değil. İleride başı örütülü de olsa bu iktidarın baskılarına karşı çıkan bir gençlik de görebiliriz.

Eğitim alanında Türkiye’de bazı ilkler yaşanıyor. Bu ülkede lise öğrencileri siyasi iktidarın eğitim politikasına karşı ilk kez ayaklandı. Bu başkaldırıyı nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Kendisini değerli gören bir kuşak var. Bu okullar köklü gelenekleri olan okullar ve bu çocuklar okullarının geleneklerini kimlik ediniyorlar. “Ben İstanbul Erkek Liseliyim, biz de böyledir” diye kendilerini tanıtıyorlar. Böyle okulların orta yerlerine incir ağacı dikemezsiniz. Bunu bir mahalle ortaokuluna yaparsınız ama böyle köklü kültürü olan okullar yemez. Bu çocuklardan patlayan tepki daha geniş bir kesimin tepkisi.

Kimin tepkisi?

Bu topluluğun içinde öğretmenler, aileler var. Üniversitelerde de hareket var ama onların üzerinde çok ciddi baskılar var. Neredeyse bütün aktif öğrenciler cezaevinde. Hayata atılmasına ramak kalmış öğrenciler, terör davalarında yargılanıyorlar. Bu öğrencilerin çoğu da çok başarılı çocuklar.

Muhbir öğrenciler hemen anlaşılır

Hocalar artık mesleklerini ‘muhbir öğrenciler’in ihbarlarıyla kaybediyor. ‘Muhbir öğrenci’ler hep var mıydı? 

Her zaman vardı. İstanbul Üniversitesi’nde de 10 yıl çalıştım. Sınıfa girer girmez, muhbir öğrencileri tak diye anlardım. Bu sadece AKP’nin değil, devletin bir politikası. Ama AKP’den önce fişleyip kenara yazarlardı, şimdi hemen hesabını kesip, hapse atıyorlar.

Bir de geçmişte olmadığı sıklıkta milli eğitim bakanı değişiyor. AKP tek başına iktidar olduğu halde 14 yılda altı bakan değiştirdi. AKP neyi başarmak isteyip de başaramıyor? Niye bir türlü kendi bakanlarını beğenmiyor?

Kendi bakanlarının her biri bir görüşü temsil ediyor. Hüseyin Çelik belli bir cemaattendi. Öbürü başka bir cemaate yakın ve kendi içlerinde homojen değiller. Ama ortak bir yönleri var: O da, daha konservatif bir toplum yapısını inşaa etmek.

Benim gördüğüm, kendi içlerinde de çok çatışıyorlar. Nasıl bir muhafazakarlık ve hangi yöntemlerle sorularına başka başka cevaplar veriliyor. 4+4+4 çıktığında da tartışma yaşadılar. Bu sistem, birinin kafasından çıktı ama o haliyle uygulanmadı.

Böyle bir eğitim sistemiyle Türkiye nereye varacak?

Eğitim sistemi berbat orası kesin ama, bu toplum ne kadar içe kapatılmaya çalışılırsa çalışılsın, dışarı doğru patlıyor. Benim insana inancım var!


bayulgenminez@gmail.com

dikenhttp://www.diken.com.tr/dr-meral-apak-3334un-perde-arkasini-anlatti-bes-yasindaki-cocuklar-cemaatlere-teslim-edilecek/

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Dağ Medya

Hayvan Medyası

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

Yıldız Teknik Üniversitesi

Sürdürülebilir Kampüs Komisyonu

artidergi897604762.wordpress.com/

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü Artı Dergi

SUSMA

Araştır, Soruştur, Konuş. SUSMA

%d blogcu bunu beğendi: