Kurtuluşa giden yol Kemalist savaştan geçer

özkayabayrak_ataOrhan Özkaya

Emperyalizm önce üretimi tasfiye eder, sonra terörü dayatır

Küreselleşmenin getirip dayattığı “bireyci devlet ” felsefesi, Kemalist dünya görüşünü gündem dışına iterek, toplumun düşünce sistemini tahrip etmeyi amaçlar.

Yoksul halkın; işçi, köylü ve tüm ezilenlerin yalnız bırakılması, devletsiz kalması için sermayenin dışa bağlı yandaşlarının, taşeronlarının saldırısı acımasızca yürütülür.


Onlar için ülkenin en değerli varlıkları, zenginlikleri, KİT’leri, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet kurumları teker teker özelleştirmelerle elden çıkmış, yabancılara gitmiş hiç dert değil.

Çünkü yabancı sermaye onların kendi sınıflarının dış temsilcileri. Onlar içerdeki taşeronluğunu yapan yerli ortaklar.

Satılanlar için, kendi bütçelerine uygun düşsün düşmesin sağladıkları olağanüstü kredilerle hemen devreye girerler ve sonra devretmek için yabancı şirketleri beklemeye koyulurlar. Çok büyük rantlarla işi kotarmanın yolları bu şekilde yürür.

Üretim araçlarının mülkiyeti yabancılara geçti

Bu girişimlerin en önemlileri ise arsa satışlarına talip olmaktır. İstanbul’daki Karayolları arsası, İETT arazisi, askeri araziler ve İstanbul’un simge okullarının arazileri, tüm KİT’lerin arazileri, kıyılar, parklar, bahçeler, kamu arazileri düşünüldüğünde elde edilenler tartışılmayacak kadar sınırsızdır.

Bazı örnekler ele alındığında; İstanbul’daki İETT arsası ortak girişim olarak Arapların eline geçti. Arap ortak yerli ortağı bir süre sonra yüksek bedeller ödeyerek aradan çıkmasını sağladı.

Türkiye’nin yüz ölçüm yönünden en küçük 18.nci ili olan İstanbul, her tarafından çekiştirilip durmakta, satılığa çıkarılmadık birkaç alanı ve zenginliği kalmış durumda.

Ancak onlara göz dikilmesi, şimdilik halkımızın kararlı direnişiyle püskürtülmekte.

Bunlarda, Müzeler, Saraylar, Ayasofya Müzesi, Haydarpaşa, Validebağ ve Taksim Meydanı ve Gezi Parkı…

O inci gerdanlık diye kendilerinin de yere göğe koymadıkları Boğaz Köprüleri ve tüm otobanlar satıldı.

Daha sonra Zincirlikuyu Mezarlığı ile arazisine paha biçilemeyecek kadar rant getirecek olan Karacaahmet Mezarlığı da sıraya mı girecek diye, insanın aklına takılıveriyor? Hatta dünyanın gözünü diktiği, Haliç ve Boğaz’ın tümü akıllarından geçmiyor mudur acaba?

Bu kadar da olmaz diye şiddetle karşı durularak, bu olası düşüncelerin taşınması çok acımasızca kınanabilir. Keşke, kınamak bu korkunç tahminleri ortadan kaldırabilse!

Ama özelleştirmelerin ana amacı, “devletin bütün alanlardan çekilmesi, hiç bir yerde kalmaması…” olduğuna ve bunu bize kabul ettirilmeye çalıştıklarına göre endişeye kapılmamak olanaksız.

Yeni Duyunu Umumiye ve Kapütülasyonlar yürüyor

İMF borçlarını ödemek için bunları sattığımız bize yıllarca dayatılmadı mı? Ulus devletin modasının geçtiği, küreselleşmenin kaçınılmaz olduğu ve küresel sermayeye entegre olmak gerektiği, Özalla başlayıp bu iktidarın tepesindekiler ve ekonomistleri tarafından sürekli algılatılmadı mı?

Toplum kıskaca alınarak günlerce, aylarca Cumhurbaşkanlığı seçimi; Cumhurbaşkanı’nı halk mı seçsin, Meclis mi ikilemleriyle zaman harcanmadı mı? Halk, laiklik tartışmaları kıskacında bunaltılarak, bilinçli bir şekilde “canbaza bak!” oyunu sergilenmedi mi?

Bir Meclis Başkanı konuşuyor bir Başbakan, bir de Erdoğan, gündem istedikleri gibi yapay hale getiriliyor…

Bu arada halkın altından toprakları, limanları, fabrikaları, bankaları, kıyıları, denizleri, dağları, boğazları, havaalanları, adaları, barajları, köprüleri, madenleri, ormanları, yolları, denizleri, yeraltı ve yerüstü iletişim kabloları ve tesisleriyle Telekom’u, Tekel’i, Pet-Kim’i, enerji santrallerinin tamamı, PTT’si, bor tuzları, tarımı, hayvancılığı, kent arazilerinin, topraklarının, imar alanlarının %10’u satılıyor.

Muhalefet, Türk halkının “demokratik direniş ” feryatlarına hem kulak tıkamakta ve hem de bu çökertmeyi, yok oluşu nasıl çözeceklerini açıklamamakta.

İktidar, özelleştirmeler terk edilerek ele geçirilir

Muhalefet olarak seçim kazanmak için özelleştirmeleri , ABD, AB ve NATO köleliğini terk etmek gerekir. “Başı dik AB’ ye gireceğiz!“ diyerek, Kemalizm’in temel ilkesi, bağımsızlığı göz ardı edilerek yol alınamayacağı defalarca kanıtlandı.

Halkın ter temiz duygularını, ümitlerini boşa çıkartmak, vicdani bir yaklaşım olamaz.. İçi boş birliktelik arayışları, kapı aralığı pazarlıkları halkımızın gözü önünde sergileniyor.

Kemalist karma ekonomi yerine, kapitalizm ambalajlı sosyal demokrasi safsatası halka dayatılıyor. Genel başkanının yanında oturup her türlü nutuk icra edenler, mevzi belirleyenler; TESEV, SOROS’un yeminli mutemetleriyle yola devam edilemeyeceğini göremezler.

Her seçimden sonra oy veren o güzelim elini kırmaya kalkmak, işte hep bu nedenle oluyor!

Milyonlarca işçi fabrikalardan, çok büyük çabalarla yetiştirilmiş bankaların beyaz yakalı çalışanları, uzmanlar, limanlardan kapı önüne konan insanlarımız, iş bulamayan üniversite mezunları; doktorlar, mühendisler, hukukçular…

Kapanan iş yerleri, fabrikalar, sokak ortasına bırakılan sahipsiz çocuklarımız, kadınlar… Yoksul işçiler, köylüler, gençler… Hep bunlar bizim toplumumuzun insan manzaraları. Son yıllarda öylesine arttı ki, hiçbir değer kalmadı.

Toplumsal refleksler yok oldu. Bu ülkede 20-30 yıl önce sokakta, parklarda yatan insan görülmezdi. Kimse böyle bir şeye alıştırılmamış, hemen duyguları öne çıkar bu durumu çözmek için kendini parçalardı.

Şimdi ise 55 milyondan fazla insan kredi kartı ile savaşıyor… O banka senin, bu banka benim kafasını vuruyor… Duvara dayanınca da intihar ediyor…

Bu, iktidar olmak ise, devam edin, ama nereye kadar?

Sadaka koliler verilerek dilenci yerine konmuş bu ülkenin asli unsurları, yoksulluk denizinde, nafile kulaçlar atmaya daha ne kadar süre dayanacak?..

Köylerde tarlalardan elini eteğini çekmek zorunda bırakılmış, üretim yapması engellenmiş; tütününe, pamuğuna, buğdayına, pancarına, mısırına, haşhaşına, meyvesine ve sebzesine, samanına dahi kota konmuş köylü, çiftçi köy kahvesinde çay içecek parası olmadığı için borç olarak yazdırıp zaman tüketmekte, direnme gücünü iyice yitirmekte.

Ne yapacağını, nereye başını vuracağını şaşırmış… Partiler, vekiller, seçilme derdine düşmüşler, hiç kimse onları umursamıyor… Her köy patlamaya hazır bomba gibi, fitili yanıyor… Herkes ona oy deposu gözüyle bakıyor.

Her gelen onu kandırıyor. Muhalefetin hiçbir yaklaşımı, “fabrikaları geri alacağız, bütün kaleleri yeniden, Mustafa Kemal Atatürk gibi kendimiz yabancıların elinden geri alıp işsizliği yok edeceğiz.

Tarlalarımızı üretime sokacağız, toplumsal dayanışmamızın en güzel örneği olan kooperatifçilikle, imeceyle, devleti yeniden beraber yönetecek hale getireceğiz” şeklinde olmuyor.

Sizlerin; “köylünün, işçinin, ezilenin devleti haline getireceğiz, satılan bütün varlıklarımızı, zenginliklerimizi, üretim araçlarımızı, yabancılardan kurtaracağız, kapitülasyonları kaldıracağız” demekten neden kaçınıyor anlamak mümkün değil?

Halk, oy için değil,“işleri birlikte çözelim” diye, gelmelerini bekliyor. Kurtuluş, “Tek tek olmaz, toplumsal olmalıdır” diyecek iradenin yolunu gözlüyor.

Bu yola artık kendisinin düşmesi gerektiğini de, yasaklanan 23 Nisan, 29 Ekim, 10 Kasım, 30 Ağustos bayramlarındaki ayaklanmalarıyla, Cumhuriyet Mitingleri ve Haziran Gezi direnişleriyle bölücülere ve gericilere geçit vermeyeceğini ortaya koyarak gösteriyor.

15 Temmuz FETÖ’cü darbe kalkışması ve PKK/PYD ihaneti karşısında Kemalist Türk Ordusu’nun çelik iradesinin engel tanımayacağını, ABD ve terör müttefiklerine karşı tuzağa düşmeyeceğini, yedi düvele ilân ediyor.

Aslında her cephede ABD’le savaş, bütün hızıyla sürüyor…

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: