Sol’un terör açmazı ve CHP’nin tarz-ı siyaseti

CHP'nin tarz-ı siyaseti ve terörABC Günün Analizi

Kayseri ve Beşiktaş saldırıları –ki PKK ile ilişkili olduğu belirtilen TAK adlı örgüt üstlendi- sol tarafından nasıl değerlendirilmeli sorusu, bugünün en can alıcı konusudur.

ok2Daha sonra ayrıntılı şekilde üzerinde durarak, bu konuda bir zihin temizliği yapmamız gereken soruna ilişkin olarak ilk elde şunları söyleyebiliriz;

Sol ahlaken, siyaseten ve hukuken (yasal değil, daha geniş bir kavram olan hukuken) savunamayacağı, bu anlamda meşru olmayan hiçbir eyleme sahip çıkıp benimseyemez.

CHP'nin tarz-ı siyaseti ve terör

 

Çünkü, silahlı mücadele dahil, sol ve devrimci eylem ile terör ve terör eylemi arasında, deyim uygunsa bir Çin Seddi vardır.

Örneğin, M. Kemal önderliğindeki Ulusal Kurtuluş Savaşı, silahlı bir mücadele olduğu halde, İstanbul hükümeti ve Padişah tarafından terörist eylem (eşkıyalık) olarak nitelendirilmesine karşın, tarihen, siyaseten, ahlaken ve hukuken haklı, dolayısıyla devrimci bir eylemdi.

Fidel Castro ve Che Guevara liderliğinde yürütülen gerilla savaşı ve Küba devrimi örneğinde olduğu gibi, birçok ulusal ve toplumsal kurtuluş hareketinin politik pratiği de terör eylemi değil, devrimci başkaldırıydı.

Vietnam’ın mücadelesi de halklı bir savaştı ve eğer bir terörist aramak gerekiyorsa o Amerikan emperyalizminden başkası değildi. Aynı şey Filistin davası ve FKÖ’nün mücadelesi için de geçerliydi.

Türkiye’de 1960 ve 70’li yıllarda solun devrimci eylemleri de bu kapsamda değerlendirilmesi gereken haklı ve meşru bir mücadeleydi. Zaten egemen güçler, darbeciler ve faşistler dışında kimse o eylemleri “terörizm” diye değerlendirmedi.

Halkın büyük çoğunluğu, aydınlar (1977-80 arasında yaklaşık 4 yıl süren iç savaş döneminde bile) ve seçkinler tarafından devrimciler “terörist” diye dışlanmamıştı. Tam tersine faşist cinayet ve katliamlar “terörizm” diye mahkum edilmişti.

* * *

Devrimci eylem ile terörizm arasında bir nitelik farkı, kalın bir çizgi bulunmaktadır. Sivillere, savaş ve çatışmanın tarafı olmayan masum insanlara, kamu ya da güvenlik görevlisi olsa da silahsız ve savunmasız insanlara yönelik bütün şiddet eylemleri “terörist faaliyet” diye değerlendirilmelidir.

Ancak, Türkiye solu bu konuda büyük bir kafa karışıklığı ve belirsizlik içindedir. Dahası liberalizm, İslamcılık ve milliyetçilik tarafından lekelenen entelektüel-siyasal ortamın baskısı altında yön duygusunu kaybetmiş durumdadır. Sol, tuhaf bir şekilde neye ‘terör’ eylemi diyeceğini, neyi kınayacağını, hangi eyleme sahip çıkacağını bilecek durumda değildir.

Oysa 1970’li yıllarda yapılan eylemlerin büyük çoğunluğu, silahlı eylemler dahil, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra kurulan askeri mahkemelerde bile yüksek bir ahlaki ve entelektüel seviyeden savunuldu. Tarihsel bakımdan meşruiyet zemini büyük çoğunlukla korundu. Mahkeme kayıtları, ifade ve savunmalar orada duruyor.

Günümüzde ise sol, Kürt sorununun adil, demokratik, onurlu ve eşitlikçi bir temelde çözümünü istemek ile terör eylemleri arasındaki çizgiyi bir türlü çekemiyor. Söz konusu talepleri, Türk ve Kürt halkını ayrıştıracak, emekçileri parçalayacak ve ulusal düşmanlıklara yol açacak bir mücadele çizgisiyle gündeme getiren örgüt ve eylemlere karşı nasıl davranacağını bilemiyor.

Oysa, artık bu duruma bir son vermek gerekiyor. Sol felsefi, ahlaki, tarihi, siyasi ve hukuki bakımdan savunamayacağı; dolayısıyla halka karşı suç işlemek anlamına gelen ve bu nedenle meşru olmayan bütün şiddet eylemleri ilkesel bakımdan ret ve mahkum etmelidir.

Çünkü, solun doğrudan sorumlu olmadığı, sivillerin ya da silahsız ve savunmasız güvenlik emekçilerinin ölümüyle sonuçlanan bu tür silahlı eylemler, devrimci ve demokratik siyaset alanını alabildiğine daraltmaktadır. Öyle ki, sadece sosyalist sol değil, CHP gibi Cumhuriyetin kurucu güçlerinden biri olan örgütün bile hareket alanı alabildiğine kısıtlanmaktadır.

Kayseri’de çarşı iznine çıkan askerlere yönelik bombalı eylemden sonra gerici-faşist bir grubun CHP il binasına saldırılması, yöneticilerini yaralaması ve bu saldırıya kent sakinleri tarafından kayda değer bir tepki gösterilmemesi vahim durumun göstergelerinden biridir.

CHP’NİN TARZ-I SİYASETİ VE TERÖR

AKP ve MHP pis bir oyun oynuyor. PKK eylemlerini ve bombalı katliamları bahane ederek kendi çevre ve örgütlerinde bulunan serseri, lümpen, etnik milliyetçilikle ruhu kirlinmiş ve halk düşmanı grupları CHP’ye saldırtarak bu ülkenin birliği ve genetiğiyle oynuyorlar.

Oysa CHP merkezinin, örgütünün ve tabanının terör eylemlerine ve PKK saldırılarına karşı ulusalcı, hatta yer yer aşırı milliyetçi denebilecek bir tutuma sahip olduğu siliniyor.

Durum böyle olduğu halde, hem AKP hem de MHP büyük bir sahtekarlık ve ucuz bir politik hesapla söz konusu gerici ve faşist güruhları CHP’ye saldırtmayı marifet sanıyor.

Bu saldırılar ile hem hedef saptırıp kendi sorumluluğunu gizliyorlar hem de kendi tabanlarını konsolide etmeyi (kararlılık kazandırmayı) deniyorlar. Kayseri’de meydana gelen terör eyleminin ardından HDP ve CHP binalarına saldırılmasının anlamı budur.

Özellikle AKP, bu terör eylemlerini dinci-faşist bir diktatörlüğe, daha somut ifadesiyle başkanlık rejimine geçiş için insafsız ve ahlaksızca kullanmaktadır. Bunun için yalana, dezenformasyona, hileye, sahtekarlığa baş vurmaktan kaçınmadığı gibi, CHP ile de iki yüzlü bir ilişki yürütmektedir. Bazı CHP yöneticilerinin bu ucuz kurnazlığı görememesi, inanması ve hatta değer vermesi anlaşılır gibi değildir.

İnsanın aklına başka şeyler gelmektedir. Çünkü, bu tablonun oluşmasında CHP yönetiminin payı büyüktür. Hatta bu tabloyu esas olarak CHP yönetiminin izlediği siyaset tarzının oluşturduğu söylenebilir.

Çünkü CHP yönetimi, toplumun büyük bir kesiminin güvenlikçi politikalara yönlendirilerek demokratik hak ve özgürlüklere karşı konumlanmasına yol açan terör eylemlerinin siyasal sorumluluğu AKP’ye ait olduğu halde, bunu açıklamak ve teşhir etmek yerine, iktidara destek veriyor.

Uzlaşmacı bir parti ve “teröre karşı” bir siyasal hareket olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Ancak, bu akıl almaz tutum beklendiği gibi tam tersine sonuçlar yaratıyor.

Örneğin, Kayseri katliamından sonra, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başbakan Binali Yıldırım’ı arayarak taziye dileklerini iletmesi, saldırının hedefi ve mağdurunun sanki AKP olduğu gibi bir algıya yol açtı.

Oysa yapılması gereken şey, Kayseri saldırısı dahil, son günlerde ülkeyi tedirgin eden bütün terör eylemlerinin siyasal sorumlusunun, 14 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarı olduğunu ilan ederek hükümetin istifasını istemekti.

Oluşan tablo şudur; Türkiye’yi bir kaos, terör ve belirsizlik ortamına taşıyan AKP iktidarı, saldırıların hedefi ve mağdurudur. CHP ise sanki terör örgütlerini korumakta, onlarla yan yana gelmektedir.

Oluşturulmak istenen algı budur ve ne yazık ki CHP yönetimi izlediği politika ile nesnel bakımdan buna hizmet etmektedir.

Bir muhalefet partisinin böyle büyük bir hata yapması anlaşılır gibi değildir. CHP yönetiminin ısrarla siyasetin yasalarına aykırı bir tutumu parti çizgisi haline getirmesi, eğer bir kasıt yoksa, kabul edilemez bir aymazlıktır.

Yapılması gereken şey, askerinin, polisinin, yurttaşlarının can güvenliğini sağlamaktan aciz olan, terör eylemlerinin siyasal sorumluluğunu taşıyan AKP iktidarına karşı mücadeleyi yükseltmek ve iktidarın bu konuda suçlu olduğunu ilan etmektir.

Bu teşhir kampanyasını yürütecek kanalları ve medya araçlarını hızla yaratmaktır. Siyaset sosyolojisinin gereği budur. Sosyal bilimlerin toprak anası olan tarih bize bunu söylemektedir.

SOL VE CHP NE YAPMALI?

CHP, bir karşı kampanya yürüterek terörün siyasal sorumlusunun AKP olduğunu belirtmeli ve iktidarı bırakmasını talep etmelidir. Sokakta ise kendisine saldırtılan cahil, gerici ve faşist grupları örgütlü şekilde karşılamalı, anladıkları dilden karşılık vermeli ve püskürtmelidir.

CHP, Cumhuriyetin kurucu güçlerinden biri olduğunu unutmamalı, dahası bunu bütün kamu kurumlarına hatırlatmalı ve ilgili bütün çevreleri bu bilinçle uyarmalıdır.

CHP Cumhuriyetin, ülkenin ve toplumun sorumluluğunu alan bir yerden konuşmalı, sinik, ürkek, “aman bana ne derler” tavrından hızla uzaklaşmalıdır. Çünkü siyasette size ne söylendiğinden çok, sizin ne söylediğiniz önemlidir.

Neredeyse 70 yıldır tek başına iktidar olamamış, dahası bu yetmiş yılın 60 yılında iktidardan tamamen uzak kalmış bir parti olarak CHP, bugün yaşanan çöküşün ve yağma düzeninin, çözülme ve terörün, bölünme tehdidi ve yozlaşmanın sorumlusu olmadığını bilmeli ve o rahatsız edici tutumdan, kendisine oy veren kitlelerin moralini bozan “eziklikten” bir an önce kurtulmalıdır. Özgüveni olmayan bir parti, örgüt ya da kişiye kimse güvenmez, güvenemez.

CHP, kendisini sağcı, inci ve muhafazakar çevrelere kanıtlama tutumundan kurtulmalıdır. Elbette CHP iktidar olmak istiyorsa merkez sağ ve muhafazakar kesimlerin bir bölümünün oyunu almayı da hedeflemelidir. Ancak, bu gerekçeyle merkez sağ ve muhafazakar çevrelere şirin görünme tavrından bir an önce vazgeçmelidir.

Çünkü bu tutum, önsel olarak karşıtının tutumunun doğru kutbu temsil ettiğini ve sadece bazı küçük itirazların bulunduğu anlamına gelecektir. Böyle bir muhalefet çizgisi kimseyi iktidara taşımaz.

O nedenle bir parti/hareket öncelikle kendi çizgisini –eğer varsa- tereddütsüz savunmalı, merkez sağ ve muhafazakar çevrelere ise programı ve hedefleriyle güven vermelidir.

Bugünkü kaos ve belirsizlik ortamının, dış politika rezaletinin, patlayan ekonomik krizin, yoksulluk ve adaletsizliklerin, hatta mülkiyet güvenliğinin bile yok edilmesinin sorumlusu Erdoğan-AKP iktidarıdır.

AKP iktidarı artık toplum ve ülke için bir güvenlik ve ‘sağlık’ sorunu haline gelmeye başlamıştır. Bu iktidara karşı ya siyasetin yasalarının gereği yapılacak ya da bu büyük ülke uzun bir süre yeniden ortaçağ karanlığı ve faşizme teslim edilecektir. Eğer ikinci olasılık gerçekleşirse tarih bunun sorumlularını affetmeyecektir.

Keskin Kalem

 

ABC Gazetesi

http://www.abcgazetesi.com/sol un-teror-acmazi-ve-chpnin-tarz-i-siyaseti-7494yy.htm

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: