Varlık Fonu iktidarın duvara dayanması…

özkayaOrhan Özkaya

Son çıkartılan KHK ile, artık dış kredi alma yolunun tıkalı olduğu ve mevcut kaynakların da bitme noktasına geldiğinin ilânı yapılmış bulunuyor.

Özal döneminin küreselleşmeye dolu dizgin teslim olduğu gelişmeler, 2002 yılındaki Kemal Derviş’in bu ekonomiyi, AKP’ye terk etmesiyle birlikte süreç kesintisiz 15 yılını doldurdu.


Cumhuriyet’in nesi var nesi yok tüm kazanımları, “babalar” gibi satılarak yabancılara adeta “kapitülasyon” özelliğinde teslim edildi. Ülkenin zenginlikleri, varlıkları önce yandaşlara sonra yabancılara aktarılarak boşaltıldı. Bu güne kadar zorlanarak dayatılan durum, artık daha fazla yürütülebilir olmadığı için tükenme noktasına geldi.

Çöken ekonominin yarattığı boşluk

Cumhuriyet’in yarattığı tüm zenginlikler, kazanımlar; Kit’ler, kamu kaynakları, fabrikalar, madenler, köprüler, DDYolları, bankalar, dereler, akarsular, barajlar, ormanlar, sit alanları, kıyılar, tepeler, denizler, adalar, tarım ve hayvancılık yabancı şirketlere mülkiyetiyle devredildi.

Ülkenin toprakları, arazileri, konutları, “Yabancılara Konut Satışı” yasalarıyla hem de “karşılıksız” olarak tam bir “kapitülasyon” imtiyazı ile “tapusu” yla devredildi.

Bu satışlardan elde edilen gelirlerin ne denetimi ve ne de sınrlandırılması yapıldı. Denetimsiz bir yönetim şekli de halka dayatılarak kabul ettirildi…

İşte Varlık Fonu adıyla getirilen Düyun-u Umumi sistemi de, hiç bir denetime tabi olmadan yürürlüğe girdi. Ancak ülkenin dibi kazınmakta, kalan varlıkları da, yabancılara ipotek karşılığı gösterilerek kredi olanakları arayışına açılmış oldu.

Sonuç vermesi de olanaksız… 500 milyar dolara dayanmış olan kamu ve özel sektör borcu, bütçe açıkları ve % 30’a dayanan genç işsizler ordusu düşünüldüğünde, bu yolla çıkış aramak çaresizlik belirtisi…

Tüm gerçek ekonomistler budurumu “Düyun-u Umumi” olarak değerlendirerek açıklıyorlar… Bu durumu, çöken ekonominin yarattığı boşluğun ülkeye işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar olarak geri dönmesi şeklinde değerlendirmek de kaçınılmaz oluyor.

Yabancılara toprak satışı hız kesti

Özalizm’in icadı oaln 3396 sayılı “Yap-İşlet-Devret Yasası” yla dayattığı sistem, arkasına 12 Eylül faşizmini alarak, 24 Ocak kararları şeklinde halkın sırtına yıkılmış ve yoksulluk geri dönülmez boyutlara yelken açmıştı. Bu sistemi besleyen yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar sarmalı tedavi edilemez boyutlara ulaşarak, metastas yapmaya başladı.

Tüm ülkenin kılcal damarlarına kadar yayılarak işi, yoğun bakım ünitesine bağlı kalmaya kadar taşıdı. Bütün bu çıkmazları aşabilmenin tek yolu olarak da; “Başkanlık” ve ona bağlı “Anayasa” dayatması ile yasaklarla örtülü bir “OHAL” sistemini halkın sırtına yüklemek oluyor.

Yükselen “Hayır” dalgasını önleyebilmek için, baskıları arttırmak, “terörist” damgası ile karalamak tükenişin belirtisidir. Yabancılara toprak satışından beklenenler hayal olmaktan öteye geçemedi; elde edilen gelir de halk yararına sonuçlar yerine, karşıdevrimci sermayenin ve yandaşların savurganlığına gitti.

Yeni dinci sermaye yaratılmasına yaradı; iktidar bu sermaye sayesinde ayakta kalmanın yollarını sürdürerek kendisine yeni bir güç odağı sağladı. Tüm kurumlar yıpratılarak, yasa dışılık teşvik gördü, böylece tarikat ve mafyaların önü tamamen açılmış oldu. İşte siyasi litaratüre göre buna, karşıdevrim süreci ve saltanatı demek gerekiyor.

Hiç bir üretim aracı bırakmamak, tarım ve hayvancılığı da yok ederek en büyük istihdam kaynağını, ülkenin stratejik sektörünü AB müktesebatı masallarıyla yerle bir etmek ve gelinen çıkmazda ABD ve AB’ye kafa atmaya yeltenmek, gölge oyunu oynamaya benziyor. Bu, karşıdevrimin çöküşü anlamını taşıyor…

Özal’ın bacasız sanayi olarak halka algılatmaya çalıştığı turizm, ülkenin kıyılarında özellikle Antalya’da Hazine arazileri duvarlarına yıldız takarak küresel sermayeye sunmak, Yunanistan, İspanya ve İtalya’yı rol model seçmek…

Sonunda hep birlikte iflas ederek teslim bayrağı çekmek oluyor. Norveçli, İsveçli yaşlılar için Çeşme arazilerinde, ormanlarında, kıyılarında “yaşlı huzur siteleri” kurulacaktı; kurulamadan turizm mavi bayrak yerine beyaz bayrak çekmek zorunda kaldı.

Yabancılar daha az alıyor

Ülke genelinde 2016 yılında TUİK verilerine göre, yabancılara 18.189 konut satıldı. Önceki yıla göre bu, %20.3 düşük demek. Satışlarda İstanbul, 5.811’le ilk sırayı; 4.352 ile Antalya ikinci, 1.318 satışla Bursa, 871 ile Aydın sıraya giriyor.

Bu satışlar ülkelere göre dağıtılınca; 3.036 konutla Irak ilk sırada ve sonra 1.886 ile Suudi Arabistan, 1.774’le Kuveyt, 1.224’le Rusya ve 1.205 konutla Afganistan vatandaşları istatiklerdeki yerini alıyor. Tüm bu durum küresel sermayeye bel bağlamanın ve ona yaslanmanın sonuna acı ile tanık olmaktan başka bir anlam taşımıyor.

Yapılan bunca ikazlara, direnişlere, karşı koymalara rağmen, kendi ideolojileri adına ayak sürüyerek bugünlere kadar gelmek halkmızın ve çocuklarımızın hatta torunlarımızın geleceğinin çalınması demektir.

Bütün bu çıkmazlardan kurtulmak, ancak “Kemalist Milli Birlik” iktidar hazırlığının ivedilikle yapılmasıyla mümkündür.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Dağ Medya

Hayvan Medyası

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

Yıldız Teknik Üniversitesi

Sürdürülebilir Kampüs Komisyonu

artidergi897604762.wordpress.com/

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü Artı Dergi

SUSMA

Araştır, Soruştur, Konuş. SUSMA

%d blogcu bunu beğendi: