Önyargılarımızda: “KLİŞELER!”

Dost-öyküB.Ş.S.siluet

O kalabalıkta, koşuşturma ve keşmekeşin içinde fark edilmeyecek kadar sessiz, sakin, küçük bir çocuk vitrinden içeri bakıyordu.

Garson çocuk, bir iki fark etti ufaklığı.

Giyiminin fakir görüntüsü ve içeri girip girmeme arasındaki bocalamasından kuşkulandı. Bu kalabalıkta pastanede özellikle kadın müşteriler çantalarını sandalyelerin arkasına asıyorlardı.


Bir hırsızlık olayının yaşanması hiç de hoş olmazdı; hem müşteri kaçırırlar az bahşiş olur, hem de polise kendileri de dert anlatmak zorunda kalırlardı. Yan gözle çocuğu gözden kaçırmamaya çalışarak, kendisine ait masalara yetişmeye çalıştı.

Ne kalabalıktı bugün! Şu kadın da ha bire siparişinde bir sorun buluyordu, bu kalabalıkta gülümsemesini kaybetmişti artık. O da ne, çocuk içeriye girmiş boşalan ön masaya oturmuştu. Hoppala!

Hemen gitti yanına:

-Ne istemiştin ufaklık? Gel istersen arka masaya otur! Arkaya döndü, ancak arkada hiç boş masa kalmamıştı. Omuzlarını silkip konuşmaya başlayan çocuğa baktı.

-Şey, abi… Çikolatalı pasta ne kadar?

-Bir dilimi 15 lira…

Çocuk elindeki bozuk paralarını saydı. O sırada arkadaki kadın yine seslendi, garson o tarafa yöneldi. Bu sefer de başka bir şeyden şikayetçi oldu hanımefendi.

Şeytan diyor ver cevabını, “Hanımefendi siz bu kiloyla zaten yemeyin bunu!” diye, ama bahşiş bırakacak müşteri görünümüne gülümsüyor sadece.

Tekrar çocuğun yanına gelip:

-Hadi bakalım, ne istiyorsun, oyalama beni!

-Abi dondurma ne kadar, hani o kağıt helvanın içinde olan?

-12 lira. Hadi, hadi ama! işim var bi sürü…

-Tamam, ben dondurma alayım.

-Tamam, bekle biraz…

Gitti, diğer masalara baktı. Şu dilenci çocuk açısından rahatlamıştı. Bir de arkaya oturtabilse iyi olacaktı ya, neyse! Diğer üç masanın siparişlerini yetiştirdi, sonra çocuğun dondurmasını önüne koydu.

Çabuk yese de kalksaydı bari, insanlar masa bekliyordu. Aslında çocuk da çok oyalanmadı, dondurmasını bitirdi, diğer masalara çay kahve getiren garson abisine baktı.

Parayı ona verecekti ama o birisiyle konuşuyordu. Parayı masaya koydu, kalktı, ağır kapıyı yine zorlukla sağa çekerek açtı, çıktı. Kapının açılmasıyla fark etti garson çocuk, ufaklığın gittiğini…

Hemen masaya yöneldi gözleri, İyi!..

Devamını okumak için lütfen.

https://burcaksenlersinmaz.wordpress.com/2017/02/25/kliseler/  

2 Yanıt

  1. Fakir görünüşlü çocuk, garsonun beklediği gibi güzel kıyafetli olsaydı;
    O çocukları için anıt yapılmasını isteyen ana-baba, müdürün kendi dünyasında ki klişeye uysaydılar…
    Bizi şimdi bunun üzerinde düşünmeye yöneltmeyecekti!
    ***
    -Ha o’mu bırak, yaramaz adamın-kadının tekidir!
    -Hayırdır ne oldu ki?
    -Ne olmadı ki, adamın-kadının görüşlerine, konuşmalarına, savunduklarına baksana, bana kesinlikle ters görüşler bunlar!
    -İyi ama, o’da onun görüş ve düşünceleri, normali de bu değil mi?
    -Yok, ben böylelerini çekemem ve onlara da katlanamam!
    -Benim sevdiklerim hakkında böyle düşünemez!

    (Yani herkes benim gibi olmak-düşünmek zorunda…)
    ***
    Hemen tüm insanlarda böyle bir yaklaşım vardır ve bu artık bir Klişedir!
    Ben kiminle merhabalaşsam, kiminle dost olmaya kalkışsam beni kendine benzetmeye, kendi görüş ve düşüncelerini bana uyarlamaya çalıştı.
    Bir tek kişi bile çıkmadı ki; bu arkadaşımız da kendi iyi-kötü/güzel çirkin yanlarıyla “O” demedi.
    Ben hiç kimselere böyle bir baskı uygulamıyorken diğer insanların benden istedikleri nedir bunu bir türlü çözemedim!
    ***
    Peki, bunların iyi kötü olduğuna kim karar veriyor, ayarını kim koyuyor?
    Ben, ben olmaktan çıkarsam senin gibi, öteki gibi beriki gibi olmaz mıyım?
    Ben, sana ters gelen, ötekine uymayan tavırlarımla ben’im, bunun için adım bu…
    Neden insanları oldukları gibi kabullenemiyoruz da, bizim, onu görmek istediğimiz şekilde görmeye çabalıyoruz?
    Eğer öyle değilse klişe hazır ve damgayı “önyargımızı” yapıştırıyoruz…
    İyi de NEDEN?
    ***
    Ben böyle giyinmişsem, sen de tersi değil öyle giyineceksin!
    Üst başı kaba olmak ne demek? Bunun kararını kim veriyor?
    Bu kabalığın gelişmişlikle, zenginleşmekle bir bağı var mı?
    Dün öyleydi, bugün başka… iyi de dün giyilen neden unutuldu yok sayıldı ve aşağılanır duruma geldi?
    Dün gıslaved lastik ve çarık giyiyorken ben, bugün onları giyeni neden aşağılık görüyorum?
    Bu gelişmişlik mi olmakta?
    Ya da NE?
    ***
    Ben böyle yazıyorsam sen de öyle yazacak ya da, benim yazdıklarımı beğeneceksin Mİ?
    Ben birilerini seviyorsam sen de sevecek ye de seviyor görüneceksin -Mİ?
    İtiraz edersen sen, yaramazsın, ukalasın, çokbilmişin tekisin -Mİ?
    Yani sen asla kendin olamazsın MI?
    Ne?
    ***
    Peki ben, ne zaman BEN olacağım, olabileceğim?
    Ben, sadece ben olarak kalmak istiyorum, hiç kimselere benzemek, kimselerin taklidi olmak da istemiyorum.
    Ne olur, kaldırın üzerime diktiğiniz lanet olası bakışlarınızı, ben SİZ olmak da istemiyorum!
    Çünkü ben, sadece BEN’im…
    Önyargısız!!!
    Bu mümkün mü?
    Neden adına İNSAN dedikleri bu yaratık, KLİŞESİZ davranamıyor?
    Siz hiçbir hayvanın diğerini kıskandığını, hakkında dedi-kodu yaptığını duydunuz, yaşadınız mı?
    Peki, bize ne oluyor?
    Biz neyiz?

    Not: Bu yorum yazı kendi orijinal sayfasına da eklenmiştir..

    Liked by 1 kişi

    • Ön yargılar bile eğitim istiyor, değil mi Türkcelil!?
      Ya da doğuşta verilen saflığı, iyi niyeti bozacak akıl hiç olmasın.

      Kardeşim özeldir, diğer insanlardan farklıdır.
      Onun zekasının özürlü olduğu, yaşıtları gibi olmadığı tanısı kondu.
      Farkımız ne biliyor musunuz?
      Hiç kötü niyeti ve ön yargısı yok.
      Çünkü toplumun içine girip çarklarda şekil alamadı.
      Özürlü olan ben miyim, o mudur?

      Karıştırırım bazen kavramları.

      Bulunduğumuz ortamlardan, bulunmadıklarımıza yargılar içermeden bakmak, empati yapıp onların yerine kendimizi koymak…
      Kırılmadan, incinmeden, bıkmadan, usanmadan dik durmak ve gerçek doğruları görebilecek kadar kendimizi geliştirip bunları savunmak. İnancımız olmalı, öğrenmeye, bilmeye, iyiliğe.

      Dediğim gibi sevdim ben şu sloganı;
      “Sevgiyle. Birlikte. Daha iyiye…”

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: