16 NİSAN KOYUN MUYUZ YOKSA İNSAN MI

altanAltan ARISOY

16 Nisan 2017 yaklaşırken reklam panoları, binalar, büyük kentlerin meydanları AKP nin sloganları ve dev Tayyip Erdoğan posterleri İle dolduruldu.

8d1c8-hareketli_ates_gifleri_128Bir yandan AKP olanakları, öte yandan tüm devlet tüm kurumlarının kaynakları bu iş için harcanıyor. Odalar, borsalar, birlikler, belediyeler, iş adamları seferber edilerek, evet propagandası yaptırılıyor.

cizgi

Milyarlar sokaklara dökülüyor…

Millet baskı altına alınıyor. Baskılar, tehditler, şantajlar yapılıyor.

Her şey, tek adam rejimini kitlelere kabul ettirmek için…

 

EVET SLOGANLARININ ZAVALLILIĞI

‘Evet’propagandası içeren bütün sloganları okumaya, incelemeye çalıştım.

Anayasa değişiklik paketinin; Türk milleti için hangi yararları sağlayacağı, hangi sorunları, nasıl çözeceği konusunda hiç bir anlamlı bilgi yok.  Sloganların hepsi de, hangi anlama çekerseniz oraya gidecek içi boş ve beylik sözler…

Örneğin; “Seçimler 5 yılda yapılacak. Meclisi de cumhurbaşkanını da millet seçiyor”(!) diye bir slogan var.

Meclisi de cumhurbaşkanını da zaten millet seçiyor. Bu vaadin hiçbir anlamı yok (!) Öyleyse bu vaat neden yapılıyor? Seçimlerin 4 yıl yerine 5 yılda bir ve aynı günde yapılmasının millete yararı nedir?

Bilen varsa beri gelsin?

Üstelik seçimler daha önce de 5 yılda bir yapılıyordu. Demokrasiye uygun görülmediği için eleştirildi. Genel seçimlerin aralığını dört yıla indiren AKP dir. Aynı AKP şimdi de seçimlerin 5 yılda bir yapılacağını –büyük bir devrimmiş gibi- duyuruyor.

 

Başlamışken öteki bazı sloganlara da bakalım:

“Daima millet kararımız evet”

Bu slogandan ne anladınız?

Millete değer ve önem veren bir anlayış, tek adam diktası kurmak için her şeyi göze alır mı?

Demek ki doğru söylemiyorlar.

“İstiklal için evet”

20 yıl önce istiklal sorunumuz mu vardı?

İstiklalimizin AKP nin iktidar döneminde tehlikeye düştüğü bir gerçektir.

O zaman bu sloganı ancak şöyle yorumlanabilir:

“Milletin istiklali Tayyip Erdoğan yönetiminde tehlikeye düştü. Şimdi Tayyip Erdoğan’a tek adam yetkisi vererek teslim olalım. Her aklına geleni sorumsuz olarak, daha fazla yapmasına evet deyin kurtulacağız”(!)

Tayyip Erdoğan’ın 15 yıldır isteyip de yapamadığı ne vardır?

Öyle bir şey yok. Her istediğini yaptı. Yapmaya da devam ediyor. Ama sorunlar giderek büyüdü, devleşti. Vatan tehlikeye girdi. Onu tek adam yapınca sorunlarımızın nasıl çözecektir?

İstiklalimizin ve cumhuriyetimizin tümüyle yok olmayacağına güvence var mıdır?

Ülke yönetimi çocuk oyuncağı mıdır ki bir kişiye teslim edilebilsin?

“Önce memleket, Tabi ki evet”

Maddeler arasında memleketin ve halkın yararına olacak hiçbir şey yok demiştik.

Bu slogan da; “önce Tayyip Erdoğan”(!) demekten başka bir anlam taşımıyor.

815 bin kilometre karelik ülkeyi, içinde yaşayan 80 milyon örgütlü insanın kaderini, hiç hesap vermeyecek bir insana teslim etmeyi düşünmek bile utanç vericidir. Bunu halk oylamasına götürmek ise hiçbir zaman “önce vatan” diyen kutsal anlayışla bağdaşmaz. Tam tersine vatana, millete, bağımsızlığa hiç değer verilmediğini gösterir.

Değer verilseydi böyle bir rejim değişikliğini önermez; vatanı ve milleti hep birlikte, gözümüz gibi özenle korumayı savunurduk.

Sürekli aldatılan, hata yapan, bir söylediği diğerini tutmayan, milleti birbirine düşman kamplara ayıran birine; canımızı, malımızı, ülkemizi bütünüyle teslim etmeyi akla getirmek bile insan ve yurt sevgisinden ne kadar yoksun olunduğunu gösterir.

“Bir, iri, diri olmak için evet”

İyi de, bütün yetkiler zaten kendisinde, partisinde… 15 yıldır ortak çalışıldı. Ama Türkiye “bir, iri, diri” bir ülke olmadı. Tam tersine birliğimiz, dirliğimiz, barışımız, güvenliğimiz bozuldu.

 

ANAYASA DEĞİŞİKLİK TASARISI TÜRKİYEYE ATILAN BİR BOMBADIR

Türkiye’de İktidar sorunu yok.

Tayyip Erdoğan halen işbaşında…

Sorunların çözümü konusunda bütün siyasal güçler de arkasında duruyor.

Bu durumda başarısızlığın hiçbir bahanesi olamaz.

Sonuç ortada.

15 yıl tek başına iktidarda olan ve bu süre içinde her şeyi berbat etmeyi başaran (!) bir insan, tek başına hangi ulusal sorunun üstesinden gelebilir?

Buna hangi akıl sahibi inanabilir?

Yoksa, Türkiye dış güçler ve iktidar partisi tarafından başka bir tuzağa mı çekiliyor?

2010 anayasa oylamasında bir slogan kullanılmıştı; “Bağımsız ve tarafsız bir yargı için evet diyorum.”

O zaman halk iktidara inandı ve değişikliğe ‘evet’ dedi.

O evet oylarıyla yargı AKP tarafından bir çeteye teslim edildi. Dünyanın en büyük hukuksuzlukları yaşandı.

İlginçtir, aynı slogan bugün de kullanılıyor(!)

O zaman yargı bir çeteye teslim edilmişti.

Şimdi ise sadece yargı değil, Türkiye cumhuriyeti bütün varlığıyla bir kişinin sultası altına alınmak isteniyor!.

Artık FETÖ mahkemeleri olmayacak. Ama onun yerini Tayyiban mahkemeleri alacaktır.

Aynı hatayı tekrarlayıp duranlara ne denir?.

“Atatürk evet diyor”

Bu da bir referandum sloganı…

Bütün büyüklüğünü, başarılarını millete ve meclise inanarak- dayanarak elde eden, yaşamını diktatörlük düşmanlığı ile geçiren Atatürk’e iftira atmaktan hiç vazgeçilmiyor…

Utanmazlıkta, yüzsüzlükte, yalanda, iftirada, takiyyede sınır tanınmıyor.

Atatürk, 1930 yılında ortaya çıkan siyasi bunalımı çözmek için “gerekirse başbakanlığı üstüme alırım” demişti. Gazetecilerin “cumhurbaşkanlığı ile başbakanlığı birleştireceğiniz söyleniyor?” şeklindeki sorusuna ise özetle şu yanıtı vermişti:

“Şaşarım o efendilerin aklı perişanına…  Ben başbakanlık ile cumhurbaşkanlığı makamını birleştirmeyi hiçbir zaman düşünmedim ve düşünecek bir adam olmadığım milletçe malumdur zannederim.”

Döneminde Atatürk kadar demokrat olan hiçbir devlet başkanı yoktur.

Aynı zamanda en çok iftiraya uğrayarak suçlanmaya çalışılan da…

 

HALK EVET DERSE

16 Nisanda yapılacak halk oylamasında neden “hayır” denmesi konusunda çok haklı, doğru, ayrıntılı, aydınlatıcı açıklamalar yapılıyor.

İlgilenen kamuoyu yeterince aydınlandı, bilinçlendi.

Ancak, halkın büyük çoğunluğu anayasanın ne olduğu, ne işe yaradığı konusunda bilgili değildir. Anayasa konusu halkın yaşamıyla, üretim ilişkileriyle doğrudan ilgili değildir. Vatandaşlar, genellikle tuttukları partiye bakarak oy kullanırlar.

Bu yüzden halk “hayır” oyu vermesi gerektiğine mutlaka inandırılmalıdır. Aşının, işinin, yaşamının, özgürlüğünün, çocuklarının ve ailesinin nasıl etkileneceği, daha açık ve net olarak vurgulanmaya özen gösterilmelidir.

 

Sıkça vurgulanması gereken birkaç sakıncalı nokta daha var.

Referandumdan evet çıkarsa şöyle bir durum ortaya çıkacaktır:

TBMMnin milletten aldığı kanun yapma iradesinin bir bölümü cumhurbaşkanına teslim edilmiş olacaktır.

Kanun kararnameden üstündür, deseler de; cumhurbaşkanlığı kararnamelerini meclis iptal edemeyecektir. Kararnamenin yerine kanun koymayı başaramayacaktır. Meclisin yasama egemenliği sınırlanacak; şikayet edilen ‘çift başlılık’ sorunu yaşanacaktır.

Buna karşın cumhurbaşkanı, yasaları veto edebilecek. İstemediği hiçbir yasa kanunlaşmayacak. İmzalamak istemediği kanunlar yürürlüğe girmeyecektir. Böylece meclisin gücü ve yetkisi yok edilmiş olacaktır.

TBMM’nin üstünde olmasa bile, ona eş bir makam oluşturuluyor.

Oysa “egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.” Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz.” (anayasa. Md:6)

Anayasanın bu temel hükmü yürürlüktedir. Bu yüzden yasama yetkisinin cumhurbaşkanına devredilmesi büyük bir yanlıştır.

Cumhurbaşkanından, yardımcılarından, bakanlardan bütün yaşamları boyunca hiçbir zaman hesap sorulamayacaktır.

Bu, en çok Tayyip Erdoğan’a yarayacaktır. Çünkü; hatalarının ve yolsuzluklarının boyutu düşünülemeyecek kadar büyüktür.

Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar Türk halkından daha çok AKP’ye hizmet edeceklerdir. Çünkü; işveren ve amir olana itaat etmek zorundadırlar. Amir ise hem cumhurbaşkanı, hem de aynı zamanda AKP genel başkanıdır.

Cumhurbaşkanı ülkeyi tam bir sorumsuzluk ve keyfiyetle yönetecek, bütçeyi yapıp dilediği gibi kullanacak, ülkeyi savaşa sokabilecek, uluslararası antlaşmaları tek başına yapabilecek, devletin kuruluş ve işleyişiyle ilgili bütün kuralları veya kurumları değiştirebilecek; bölgeler- eyaletler oluşturabilecek, ücretlere karar verebilecek, yargıçları atayacak, dernek-sendika-oda ve demokratik kitle örgütü olarak ne varsa hepsini isterse sorgusuz kapatabilecek vb..

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun adından “yüksek” sözcüğü kaldırıldı. Sadece Hakimlerve Savcılar Kurulu oldu. Ancak, anayasa mahkemesi ve Yargıtay gibi yüksek mahkemelerin üst özlük kurulu olarak görev yapacak. Sıradan bir daire gibi görünecek, ama yükseklere hükmedecek. Yanlıştır.

Hepsinin de üstünde, tek otorite olarak cumhurbaşkanı onlara sopa gösterebilecek. Mahkemeler asla bağımsız ve tarafsızolamayacaklardır. Dolayısıyla hukuk ölecektir.

Örgütlenme sınırlandırılacaktır.Özgürlük, çok seslilik ve uzlaşma olmayacağı için zaten demokrasiden söz edilemez.

Zamanla kimsenin can-mal güvencesi de kalmaz.

 

Bir başka sorunun daha ortaya çıkması kaçınılmaz görünmektedir:

Cumhurbaşkanı tıpkı şimdi olduğu gibi anayasa dışına çıkar, yasa ile düzenlenmesi gereken konularda kararname ile düzenleme yaparsa ne olacaktır?

Anayasa mahkemesi şimdi bile, hukuka uygun bir karar vermekten acizdir. Halk tek adam yönetimine ‘evet’ derse, anayasa mahkemesi cumhurbaşkanına karşı hukuku uygulayabilecek midir?

 

SONUÇ

Bu anayasa değişikliğinin uzun yıllardır hazırlandığı ve uygulanması için beklendiği, ABD düşünce kuruluşlarının onlarca raporunda açık ve seçik olarak yazılıdır.

Plan, BOP projesinin bir parçası olarak sabırla yürütülmektedir.

Amaç; laik, demokratik, parlamenter Atatürk cumhuriyetine son vermektir.

Atatürk düşmanlığı, halifelik övgüleri bu yüzden sürdürülmektedir. Türkiye cumhuriyetinin yanlış kurulduğu, latin abecesinin yanlış alındığı, Ortadoğudan kopup çağdaş uygarlığa yönelmenin kötü olduğu konusundaki yaygın propagandalar bu yüzdendir. Dış kaynaklıdır.

Fetullah Gülen bu yüzden CİA nın bir piyonu olarak 50 yıldır büyütülmüştür.

Onunla başarılamayan proje, BOPun eşbaşkanı olmakla övünen Tayyip Erdoğan’la bitirilmek için son aşamasına kadar getirilmiştir.

Anayasa değişikliği ile tek adam diktatörlüğü kurulacak ve bu yolla Türkiye eyaletlere bölünerek Türkiye cumhuriyetinin tasfiye edilmesi sağlanacaktır.

Graham Fuller, Yeni Türkiye Cumhuriyeti adını verdiği kitapta bunları açık açık anlatıyor.

Her şey ortada, her şey bu kadar açıkken referandumda“evet” oyu kullanarak Türkiye cumhuriyetinin yıkılmasına onay verilebilir mi?

16 Nisanda toplam 58 milyon seçmen, 80 milyonluk Türkiye cumhuriyetinin bir kişi tarafından mı, yoksa kurumlaşmış organlarla, kuruluşlarla, meclislerle; anayasaya ve yerleşik kurallara uygun olarak milletin ortak aklıyla mı yönetileceğine karar verecektir.

Evet diyenler, Maraş dondurmacısı Cumhuriyet tarihi düşmanı, müfteri ve kafadan özürlü Kadir Mısıroğlu’nun;

Jölelinin; Esat’a karşı dinci cihatçı toplayıp eğiten ve Suriye’deki binlerce kişinin katline sebep olan cumhurbaşkanlığı baş danışman Adnan Tanrıverdi’lerin telkinleriyle, Tayyip Erdoğan tarafından yönetileceğiz.

Ve de eyaletleşmeye,  BOP projesine, Atatürk cumhuriyetinin yıkılışına ‘evet’ demiş olacağız.

BOP projesi gerçekleşirken, korkunç acılarımızla, pişmanlıklarımızla kurtuluşun yeni yollarını arayacağız.

Neden?

Başımıza dolanan dertler az mı geldi?

Ey Türk halkı,

“Gocuklu celep kaldırınca sopasını

Yine sürüye katılıverecek misin hemen

Ve adeta mağrur koşacak mısın salhaneye

İnsan mısın, yoksa koyun mu?

Karar verip ilan edeceksin…

 

altanarisoy@gmail.com

 

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: