Bugün, ünlü fizikçi Richard Feynman’ın doğum günü

“Yaratamadığım şeyi anlayamam.”

Bu sözler, 1964 A. Einstein Ödülü ve 1965 Nobel Fizik Ödülü sahibi Profesör Richard Feynman’a ait.

Ünlü fizikçi Feynman, sadece fizik yasalarının bugünkü kavranışına yaptığı katkılarla değil, fiziği fizikçi olmayanlar için de çekici kılma yeteneği ile tanınıyor.


Her ne kadar toplum tarafından Albert Einstein kadar ismi duyulmamış olsa da, bilim dünyasının etkileyici insanlarından biri olarak görülmüştür.

yatay..


Fizik okuyanlar onu Feynman Diyagramları’ndan tanıyabilir. Yaptığı röportajlarıyla, okuması keyifli kitaplarıyla ve verdiği dersleriyle bütün bilim severler için ilham kaynağı olduğu kesin.


“Teoriniz ne kadar zarif olursa olsun ve siz ne kadar akıllı olursanız olun, eğer deneyle uyuşmuyorsa, o zaman yanlıştır.”  Richard Feynman


Richard Feynman kimdir?

20. yüzyılın en önemli fizikçilerinden biri olan Richard Phillips Feynman, 11 Mayıs 1918’de New York eyaletindeki Far Rockway adlı küçük bir kasabada dünyaya geldi.

Feynman da, Einstein ve Teller gibi konuşmayı geç öğrenenlerdendi. Üçüncü yaş gününde, ancak bir kelime mırıldanabilmişti.

Henüz çocukken mühendislik yeteneğine sahipti. Bu yetenek, evindeki laboratuvarında yaptığı deneyler sayesinde gelişmişti. Bozulmuş radyoları tamir etmekten zevk alıyordu. İlkokuldayken, ailesi için bir hırsız alarmı bile yapmıştı.


“Kadınların kafatası yapısı bilime uygun değil”

Richard, kendisinden 9 yaş küçük kız kardeşi Joan ile çok vakit geçiriyordu. Çünkü ikisi de dünya hakkında doğal bir meraka sahipti.

Ancak anneleri, Joan’a bilimsel düşünemeyeceğini çünkü bunun kadınların kafatası yapısına uygun olmadığını söyledi ve Joan’ın astronomi konusunda çalışmak istemesine karşı çıktı. Richard ise annesinin itirazlarına rağmen Joan’ı evreni keşfetmesi için destekledi. Joan’ın bir astrofizikçi olmasına yardımcı oldu.


Matematik ve Fizik harika, İngilizce ve Tarih çok zayıf

Lisenin hemen başında Feynman hızla üst matematik derslerine girmeye başladı. 15 yaşına geldiğinde, kendi kendine trigonometri, ileri cebir, sonsuz seriler, analitik geometri ve hem türev hem de integrali öğrenmişti. Üniversiteye girmeden önce, kendi yöntemiyle yarı-türev gibi konuları türetiyor ve deneyler yapıyordu.

Feynman okuldaki son yılında, New York Üniversitesi Matematik Olimpiyatları’nı kazandı. En yakın rakibiyle arasında olan büyük fark jüri üyelerini çok şaşırttı.

17 yaşındayken doğduğu kasabadan ayrılıp, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ne (MIT) gitti. 1939 yılında lisans derecesini kazandı. Daha sonra doktorası için Princeton Üniversitesi’ne kabul edildi.

Feynman’ın ilk bilimsel seminerine katılanlar arasında ünlü fizikçiler Albert Einstein, Wolfgang Pauli ve John von Neumann da vardı. Feynman’ın tezi kuantum mekaniğinde statik hareket prensiplerine uygulandı, Wheeler-Feynman diyagramını kuantize etme (miktar olarak ölçme) arzusuna ilham oldu.


Hiroşima’nın ardından kendini fiziğe verdi

1942’de doktorasını aldıktan sonra, birçok başka genç fizikçiyle birlikte, New Mexico’da, atom bombasının geliştirilmesinde çalıştı. Üretilen atom bombasının Hiroşima’yı yerle bir etmesinin ardından depresyona girdi.

Çok kompleks fizik problemlerine odaklanmaya başladı. Bu şekilde vicdan azabı çekmiyordu. Savaş bittiğinde 1951’de California Teknoloji Enstitüsü’ne gitti ve 1945’ten 1950’ye kadar teorik fizik öğretti.


Nobel Ödülü kazandığı teori

Feynman, 1940’ların sonunda, yüklü parçacıklar arasındaki elektromanyetik ilişkiyi betimleyen ve göreli kuantum kuramı olan kuantum elektrodinamiğine önemli katkılarda bulundu.

Fotonların, kütlesi bulunmayan “ışık parçacıkları” olarak açıklanmasında, kuantum elektrodinamiğinin ortaya çıkışı önemli bir rol oynar.

Kuramın genel kabulune ilişkin kuşkular olmasına ve hâlâ bazı fizikçiler tarafından kabul edilmemesine rağmen; kuramın son halinin, bütün öngörülerinde çok başarılı olduğu gösterilmiştir.

Feynman “Peşinde olduğumuz felsefe değil, gerçek nesnelerin davranışı” demiş ve kuantum elektrodinamiği ile deney arasındaki uyumu; New York ile Los Angeles arasındaki uzaklığı, bir tek saç telinin kalınlığına eşit bir sapmayla bulmaya benzetmişti. Kuantum elektrodinamiği, Feynman’ın doğru hesaplamaları sayesinde Nobel Ödülü kazandığı teorisidir.


“Öğretmek yaratıcı olmayan bir heceleme yöntemidir”

Feynman öğrencilerin birer ilham kaynağı olduğunu düşünüyordu ancak öğretmek onun için yaratıcı olmayan bir heceleme yönteminin bir başka türüydü.

Düşünmeden ezberlemeye ya da ezberleyerek öğrenmeye ve diğer kalıplaşmış ifadelere dayanan öğretim metotlarına karşıydı. Dikkatini çeken temel şeyler temiz düşünmek ve anlatabilmekti.

Feynman’ın çok iyi bir anlatıcı olduğu söylenir. Öğrencilerine yaptığı makul açıklamaları ve onlara önem vermesi nedeniyle büyük bir itibar kazanmıştır. Ayrıca açıklamaların yaparken, karşı tarafın da anlayabileceği bir dil kullanırdı. Onun esas prensibi, eğer bir konu ilk yıldaki bir öğrenciye anlatılacak kadar basit anlatılamıyorsa, o konu henüz tam öğrenilmemiş demekti.

Feynman, 1988’de 69 yaşındayken Los Angeles’ta hayatını kaybetti.

Ölmeden önce söylediği son sözün “İki defa ölmekten nefret ederdim, çok sıkıcıymış” olduğu rivayet edilir.


Feynman Tekniği

Feynman’ın ayrıca bir öğrenme ve öğretme tekniği de var. Kendi buluşu olan ve Feynman Tekniği denilen bu yöntem, yeni bir şey öğrenirken, bir konuyu hatırlamaya çalışırken ya da sınavlara hazırlanırken kullanılan çok basit ama oldukça etkili bir yöntem.


1. Adım: Konuyu belirleyin

Boş bir kâğıt alın. Öğrenmek istediğiniz konunun başlığını kâğıdın en üstüne yazın.


2. Adım: Konuyu bilmeyen birine anlatır gibi anlatın

Kâğıdın geri kalanına konuyu hiç bilmeyen birine anlatıyormuşçasına, mümkün olduğunca karmaşık ifadeler kullanmaktan kaçınarak öğrendiklerinizi yazın. Bir çocuğun bile anlayabileceği kadar basit bir dil kullandığınızda kendinizi de konuyu daha derin bir seviyede anlamaya ve konular arasındaki ilişki ve bağlantıları basitleştirmeye zorlamış olursunuz. Aynı zamanda yazdığınızı sesli olarak tekrar etmek çok daha etkili olacaktır.


3. Adım: Takıldığınız noktada, kaynağa geri dönün

4. adımda hatırlamakta ya da anlatmakta zorlandığınız yerler olduğunu fark ettiğinizde konu hakkında çalıştığınız kaynaklara geri dönün. Öğrendiklerinizi kâğıda aktarabilecek hâle gelinceye kadar tekrar tekrar okuyun ve çalışın. Söz gelişi biyolojiden yazılınız var ve evrimi basit cümlelerle açıklamakta zorlanıyorsunuz.

Biyoloji kitabınızı açın ve evrimle ilgili kısmı yeniden okuyun. Şimdi kitabı kapatın ve yeni bir boş kâğıt alarak evrimle ilgili öğrenmiş olduklarınızı yazın. Bu aşamayı sorunsuzca hallettiyseniz, asıl çalışma kağıdınıza dönerek çalışmaya devam edebilirsiniz.


4. Adım: Basitleştirin ve benzerlikler kurun

Einstein’ın “Bir şeyi 6 yaşında bir çocuğa anlatamıyorsanız, siz de anlamamışsınız demektir” sözünden de anlayabileceğimiz gibi karmaşık bir jargon kullanıp kafa karıştırıcı açıklamalar yapmak yerine, dilimizi basitleştirmek ve benzerlikler kurmak anlamayı kolaylaştıracaktır.

Bu harika yöntem yalnızca öğrenmeyi ve hatırlamayı kolaylaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda farklı düşünme şekillerine pencere açarak fikirleri baştan aşağı yeniden inşa etmemizi sağlıyor.

Fikir ve konuları daha derinden anlamamızı kolaylaştırıyor. Hepsinden önemlisi, sorunlara bu şekilde yaklaşarak, ne konuştukları hakkında en küçük bir fikri bile olmayanları anlamamızı sağlıyor.


http://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/bugun-unlu-fizikci-richard-feynmanin-dogum-gunu


58. Sayı

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: