‘Irkçılığın aşılabilmesi için ilk adım, davacı olmaktır’

YASEMİN İNCEOĞLU

Almanya’daki ‘NSU davası’, neo-Nazi terör örgütü ‘Nasyonal Sosyalist Yeraltı’nın (NSU), 2000 ile 2007 yılları arasında işlediği 10 cinayeti* (sekizi Türkiyeli, biri Alman, biri de Yunanlı), 24 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan üç bombalı saldırıyı ve 15 banka soygununu kapsıyor.

NSU, üyesi olduğu öne sürülen Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt adlı iki kişinin, 4 Kasım 2011’de Eisenach/Thüringen’de bir banka soyma girişiminin ardından intihar etmesiyle ancak ortaya çıkabildi.


Gelinen noktada ne cinayet ve saldırılar tüm yönleriyle aydınlatıldı, ne de bunların arkasında yatan neo-Nazi örgüt ağının ve gizli servislerin rolü açığa çıkabildi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel 2012 yılında cinayetleri aydınlatmak ve bunların arkasındaki suç ortaklarını ortaya çıkarmak için her şeyi yapacaklarına dair söz vermişti ancak herhangi bir adım atılmadı.

‘Irkçılığın aşılabilmesi için ilk adım, davacı olmaktır’

17-21 Mayıs 2017’de Köln’deki Köln-Mülheim Schauspiel gösteri merkezinde düzenlenen NSU Tribünal, Almanya çapında faaliyetteki ‘NSU Kompleksi Çözülsün’ hareketinin eseri.

Heinrich Böll Stiftung Derneği’nin davetlisi olarak İsmail Saymaz ve Levent Şensever ile birlikte NSU Tribünal’e davet edildik. Beş gün boyunca gün boyu süren etkinliklerde yapısal bir fenomen olarak ırkçılığın toplumsal hiyerarşiyi derinleştirmedeki katkısı tartışıldı.

Tribünalin en önemli amacı, yapısal ırkçılığın düşünce kalıplarını kavramak, toplumsal bölünmeyi aşmak.

NSU mağdurları demokratik talepleri için mücadele veriyor, konuşuyor, eylem yapıyor, kitap yazıyor, röportaj verip taleplerini dile getirmeye çalışıyor; mağdurların hikayeleri farklı tiyatro oyunlarında (Yargılar, Boşluk, NSU Monologları) anlatılıyor.

‘NSU Monologları’ oyunu üç NSU kurbanı ailenin mücadelesini anlatıyor; Yozgat, Kubaşık ve Şimşek aileleri. Elif Kubaşık ve Adile Şimşek ölen eşlerinin  hatıralarını anlatıyor.

Bir belgesel tiyatro niteliğinde. Kızgınlıkları, öfkeleri, tüm samimiyet ve içtenlikle dillendiriliyor, ailelerin yaralarını sarma sürecinde bir terapi niteliğinde….

Oyun, mağdurların maruz kaldığı ırkçı şiddet ve dışlanmayı mümkün kılan yapısal koşullar olduğu kadar bunların gerçekleşmesinde sorumluluk taşıyanları da gözler önüne seriyor.

Her ne kadar kurban ve mağdur yakınlarının açıklamalarından bu suçların ırkçı saiklerle neo-Nazilerce işlendiği ifade edilse de yetkililer buna kulak asmadı.

Aksine Alman polisi, neo-Nazileri görmezden geldi, katilleri mağdurların içinde aradı, delilleri yok etti, hedef şaşırttı ve günlerce mağdurları sorguladı.

Halil Yozgat sahibi olduğu internet kafede öldürüldü. Polis ve medya cinayetin Türk mafyasının haraç toplamasıyla bağlantılı olduğunda ısrar etti.

Mehmet Kubaşık da büfesinde öldürülmüştü, gerek Halil Yozgat’ın babası İsmail Yozgat gerekse de Mehmet Kubaşık’ın eşi Gamze Kubaşık protesto eylemlerinde yaptıkları konuşmalarda ırkçı motiflerin varlığının altını çiziyordu, ancak değişen bir şey olmadı.

İsmail Yozgat bıkmadan usanmadan öldürüldüğü sokağa oğlu Halit’in adının verilmesi için halen mücadele veriyor.

Tribünal öncesinde dayanışma gösteren birçok insan şu çağrıyı imzaladı:

“Davacıyız!

Yastayım…

NSU cinayetlerinin ve saldırılarının kurbanları için

Kınıyorum…

…söz verilen eksiksiz aydınlatmanın engellenmesini…

Davacıyım…

…Almanya’daki ırkçı şiddetten ve bu şiddeti uygulayan ve tertip edenlerden.

Talebim…

Bütün insanlar için güzel bir yaşam.

Irkçılıktan davacı olmak onun aşılabilmesi için ilk adımdır.”

Mağdurların maruz kaldığı nefret suçları karşısında sessiz kalıp topluma çaresizlik hissi vermek yerine, bu tür suçlara karşı mücadele edileceğine dair mesajların iletilmesi, bu suçlarla baş edebilme yollarının tartışılması ve yaşadıklarını kamuoyuna açıklama olanağı sunulması açısından bu etkinliklerin süreklilik içerisinde yapılması çok önemli.

Katıldığım bu etkinliklerin, toplumların, derinliklerine inen ırkçılıkla yüzleşmesinin ve daha da önemlisi ırkçılığı tartışmaya açma iradesini gösteren insanların bir arada olmasının bu illetle mücadelede çok önemli bir adım olduğu kanaatindeyim.

* Enver Şimşek, Abdurrahim Özüdoğru, Süleyman Taşköprü, Habil Kılıç, Mehmet Turgut, İsmail Yaşar, Theodoros Boulgarides, Mehmet Kubaşık, Halit Yozgat ve Michele Kiesewetter.

Okuma önerileri: Yüzyılın davası; Andere Zustande Ermöglichen (yayına haz.) Yüzleşme Süreçleri : NSU Davası Sürecine Dair İlk Değerlendirme, Berlin, Seitenheib Yayınevi, 2017; davayla ilgili genel bilgi

dikenhttp://www.diken.com.tr/irkciligin-asilabilmesi-icin-ilk-adim-davaci-olmaktir/

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: