Bir yaz gecesi darbesi ve Küçük Prens’in yüreği

Mine Söğütmine

Yırtalım tüm o raporları, dağıtalım o komisyonları.
İsimleri unutalım, kim kiminle, neden, ne zaman, ne konuşmuş…
O ona neden öyle demiş, öbürü ne zaman nereye gitmiş…
Kim kimi, korumuş, kim neyi saklamış…

Peşine hiç düşmeyelim; cevapsız soruların, belirsiz soruşturmaların labirentinde kaybolmayalım.

yatay


Elimizde, olmuş şaibeli bir darbe, olacağı varsayılan şaibeli bir darbe de cebimizde.
İkisi arasındaki derin boşlukta yapılan ve adı asla konmayan gerçek darbeyse tam tepemizde!

İktidardakinin aleni suçlarını yutarak;
Firardaki yardımcı suçluyla ilişkilerini kendi ifadesine dayanıp gerçekten artık yok sayarak;
Hukukun çiğnenmesine, suçsuz insanların hapislerde çürütülmesine göz yumarak;
Bundan sonra ne ülkeyi kurtarabiliriz, ne de kendimizi.

15 Temmuz’un aslında ne olduğunu anlamak için derin bilgilere ihtiyaç yok.
Tarih bilmediğimizi var sayın, politikadan hiç anlamadığımızı;
Okuma yazmamız bile olmasın; kör olalım, sağır olalım, fark etmez.
Azıcık aklımız varsa ülkenin başına geleni şıp diye görür, neden korkmamız ve neye dur dememiz gerektiğini biliriz.

Aksi halde çıkarılan tüm yersiz rüzgârlara kapılır gideriz.
Sanki Gülen hareketinin şifreleri neredeyse otuz yıl önceden beri en ince detayına kadar deşifre edilmemiş gibi;
Birileri yıllar içine bu örgütün desteğiyle adım adım iktidara yürümemiş gibi;
Ülkedeki siyasi dil 80’den itibaren sistematik bir incelikte değişmemiş gibi;
O dilin kurnazlığıyla laiklik sorgulanmamış, Cumhuriyetin kuyusu kazılmamış, aydınlar tek tek satın alınmamış gibi;
Kürt meselesi önce yükseltilip sonra en yüksekten aşağıya pat diye kasten bırakılmamış gibi;
Ortaklık karışmamış, iki taraf alenen birbirine girmemiş gibi;
İstihbaratı güçlü olan, öbürünün kirli çamaşırlarını ortaya dökmemiş gibi;
Kirli çamaşırları ortaya dökülen berikini terörist ilan etmemiş gibi;
Filler tepişirken ülke kirli dünya siyasetlerine peşkeş çekilmemiş gibi;
Düne kadar bu oyunun aktörlerine “Yürü ya kulum” diyen Batı, meseleden elini eteğini kurnazca çekmemiş gibi;
Ortadoğu alev alev değilmiş gibi;
O alevler ülkeyi sarmamış gibi…

Başlangıçta tehlikenin farkına ısrarla nasıl varmadıysak şu anda da o tehlikenin sonuçlarının farkına ısrarla varmamaktayız.
Ülkenin aklını, “iyi tarikat – kötü tarikat” oyununa doğru çeken;
Ve o akılla kedinin fareyle oynaması gibi oynayan irade;
Ortalığı bulandırarak yol alma tekniğini her geçen gün daha da ilerletiyor.
Ve biz o bulanık atmosferde her geçen gün biraz daha geriliyoruz.
O yüzden yaşadığımız bu yaz gecesi darbesi ve bundan sonra yaşayacağımız diğerleri…

Çağdaş hukuku sisteminden tamamen silip atmış bu ülkede artık tanıklarla, sanıklarla, soruşturmalarla raporlarla anlaşılamaz.
Tilki’nin Küçük Prens’e dediği gibi:
İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir”.
Bunun için de öncelikle yürekli olmak gerekir.

minesogut@gmail.com

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/760512/Bir_yaz_gecesi_darbesi_ve_Kucuk_Prens_in_yuregi.html

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: