Geçmişte gezinti… (Anılardan…)

Dost-öyküB. Ş. S.siluet

Kendimi keşfimin ilk adımı, tuttuğum günlüğün olağan anıları arasına yazdığım ilk içsel cümledir:  “Sana çok kızdım öğretmenim!..”

Yıllar sonra o ilk içe bakışı okuduğumda içim burkuldu. Kimsenin bana, ‘günlük neden tutulur’u, ‘ne yararları olur’u anlatmadığı, ama günlük tutmanın moda olduğu bir dönemde başlamıştım yazmaya.


Sanki, yazı yazmayı öğrenmenin hemen üç yıl sonrasında yaratılan bir edebi şaheserdi benim için, oduncunun günlüğü döngüsünü geçemeyen ilk günlük tutma maceram. Olanları yazmayla başlamış, ama olanlar aynı olunca muhtemelen heyecanımı yitirmiş ve bırakmıştım.

ağaç ve kitapO eski ilkokul defterimin kıvrılmış uçları ataçla tutturulmuş sarı yapraklarını, bir şeyler bulabilmeyi umut etmeden okuyorum; bir çocuk gözüyle ve bilgisiyle yazdığım hiç içsel olmayan, günlük yaşamdan kesitlerle dolu satırları. Bir kaç sayfa derslerimin iyiliği, babaanneme gidiş geliş, arkadaşımla oyun oynamam yazılmış.

O günkü benle, duygularımla ilgili  ipucu vermeyen, yazmada acemi, bakışta çocuksu tutulmuş ilk günlüğüm:

“Bugün pekiyi aldım”

“Babaanneme gittik”

“Ödevlerimi bitirdim.”

“Arkadaşlarımla oyun oynadım”.

Her ne kadar içi bir çocuk için bile sığ olsa da, o yaşta günlük tutmaya başlamış olmanın hafif gururuyla baktım defterime, hızla sayfaları çevirerek.

Çok bastırarak yazılmaktan iyice kıvrılmış bir sayfanın sonuna doğru gördüm ilk duygumu, aslında ilk duygu karmaşamı:

sinir“Sana çok kızdım öğretmenim!..”

Böyle yazmışım bastıra bastıra, sonra da cümleyi karalamışım ya sinirle, ya da düşüncem değiştiği için. Bir kaç sayfa sonra da bırakmışım o dönemin günlüğünü. Herhalde sokakta oynamama engeldi.

Hatırlıyorum, en çok sevdiğim şeydi, sokağa çıkıp bağıra çağıra oyun oynamak. Belki de, kim bilir, çocuk yüreğim bile günlüğe yazdıklarımla yazmak istediklerimin çelişkisini yaşamıştı o gün, bunu tam olarak algılayamasa da?!

Bir dönem günlüksüz geçmişti.

kitapOrta sonda, yeni gelen edebiyat hocamın, “günlük tutan var mı aranızda?” sorusuna, göze girmek amaçlı parmak kaldırıyorum bir kaç kişiyle birlikte. Ama ilginçtir, biz kızlar tutuyoruz günlük, erkekler ise dalga geçiyor bizimle.

O dönemler kız gibi olmak istemiyorum aslında; erkeklerin takdirini kazanmak için erkek oyunları oynuyor, kızsal tepkiler vermiyorum, onca kırılganlığıma rağmen.

Yine de, erkeklerden kopma pahasına da olsa, öğretmen tarafından beğenilmek daha önemli. Ama gerçeği de söyleyemiyorum; öğretmenim, o günlere ait bir günlüğüm olduğunu düşünüyor, düzeltmiyorum.

Okul çıkışında hemen yeni bir defter ediniyorum. Açıyorum defterimi, yazacağım… Aklıma bir şey gelmiyor! Günü yazmak sıkıcı. Düşünüyorum… Birden, “rüyalarımı yazayım” fikri geçiyor zihnimden sınıftakilerden farklı olmak için.

kirmiziYazının devamını okumak için lütfen:

https://burcaksenlersinmaz.wordpress.com/2017/06/17/gecmiste-gezinti/  

3 Yanıt

  1. Son bir yılda İnternet ortamından aldığım 100 kadar 2. El kitapları okuyorum haftalardır.
    Sanırım 50-60 kadarını okudum da.
    Ve bugüne kadar hiç yanlışlıkla bile olsa;
    peynir niyetine bile olsa; (Nasreddin Hoca)
    hiç sabun yemedim,
    sabun tadını da bu nedenle hiç bilmiyorum.
    ***
    Ama, okuduğum bunca kitap bana neden sürekli sabun köpüğü tadı veriyor-verdi ki?
    Tek doyamadığım,
    her canımın sıkıldığında bir başucu kitabı gibi sarıldığım
    ve her hangi bir önemli köşesini açıp okumaya başladığım
    Sefiller neden bambaşka bir doyum sunuyor bana?
    ***
    Neden onun satırlarında sabun köpüğü ya da deterjan tadı yok?
    ***
    Bu günlük notlarını,
    günlük hakkında olan düşünceleri okuyunca bekledim ki
    aynı sabun köpüğü tadı olsun damaklarımda.
    Olmadı!..
    ***
    Bir saflık, bir duruluk ve dolu dolu gerçeklik doldu iç dünyama…
    Günlükler neden hep saftırlar, neden bunca gerçektirler?
    Günlük oldukları ve günün o anında yazıldıkları için mi?
    ***
    Çok ama çok sevdim!
    O okul sıralarındaydım ben de öğretmene ben de çok ama çoook kızdım..
    Sizi böylesine kızdırdığı için…
    Bir gün böyle birkaç sayfayı değil 250-300-belki de 400 sayfalık bir kitap elimde olacak
    ve ben onu göğsüme bastırarak gurur duyacağım yazarı için…
    ***
    Ve çünkü o yazar;
    bu kitabı yazmadan önce benim çok değerli bir dostumdu diyeceğim…
    Gözlerimde nemlenme, yüreğimde tarifsiz duygularla…
    Şu anda acaba ne yapıyor diye, düşüneceğim…

    Liked by 1 kişi

  2. Beni çok mutlu ettiniz.
    Günlüklerin edebi değeri tartışılırken psikolojik yardımı tartışmasız kabul edilir özellikle ergenlik döneminde.
    Ancak bir çok iyi yazarın günlükleri de inanılmaz güzel eserlerdir ve fikir doludur içinde.
    Ayrıca günlüklerin günlük yaşam kesitleri sunması bir ilham kaynağıdır sahibi yazar için.
    Kurgu yoktur günlükte ya da bizim kurgumuz değildir evrenin sundukları ama bakış açımız,
    gözlemlerimiz,
    tasvirlerimiz bazen bir eskiz bazen de eserin kendi olur.

    Çok teşekkür ederim TürkCelil.

    Liked by 1 kişi

  3. Okuduğum,
    okuyup çok beğendiğim,
    ya da;
    bu konuda mutlaka bir şeyler söylemeliyim dediğim yazılara
    çok zordur birkaç satır “yorum” ilave etmek.
    **
    Yorum yazmak normal yazı yazmaktan çok daha zordur,
    sorumluluk barındırır içeriğinde…
    Çünkü;
    amaç hiçbir zaman yazıyı yazana yaranmak,
    onu pohpohlamak,
    harika yazmışsın vb. demek olmaz,
    olmamalı da!..
    **
    Ya hiçbir şey yazmadım,
    ya da yazmak için uzun süre bekledim.
    Bazen bu yazıya nasıl yorum yazarım diye sorguladım kendimi,
    yazının ağırlığını omuzlarımda hissederek.
    **
    Yazarın beklediğini değil,
    ben,
    kendi içimden geçeni yazmalıydım.
    O yazıyı okuyorken neler hissettim,
    satır aralarında neler keşfettim?
    **
    Yazı kitap vardır okumaktan nefret ettirir kişiyi:
    Yazı – kitap vardır okumaya doyamadığımız.
    Ve gelecek olanı beklediğimiz…

    Benim beklediğim gibi!..

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: