İhvancı ideolojinin sonu…

özkayaOrhan ÖZKAYA

Çok değer verdikleri Suudi Krallığı, yaşadığı son Katar krizi nedeniyle iyice sıkıntılı duruma düşmüş ve Yemen’deki hezimeti unutturabilmek için çok yönlü arayışlara girişmektedir.İlgili resim

ADB ve Batı’nın Yemen halkının tepesine bomba yağdırmaları, onları bir böcek gibi ezeceklerini öngörmeleri en büyük yanılgıları ve hezimetleri oldu. ABD, İran’a karşı en sert açıklamalar yaparak savaş tamtamlarını harekete geçirmeye çalışmakta, ancak nükleer güce sahip bu ülkeye doğrudan saldırma cesareti bulamıyor.


Her zamanki taktiğiyle bölgesel savaşlar çıkararak zorlamakta… İşte Yemen işgali de bunun için tezgâhlandı. Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerini koçbaşı olarak kullanılıp Yemen’i işgal ettiler. Ancak hiçte işler umduğu gibi gitmedi…

yemen bayrak ile ilgili görsel sonucu

Müthiş bir direniş sergileyen Şii potansiyelli Husi’lerin “Yemen, emperyalizme mezar olacaktır” sloganıyla gösterdikleri direniş, mezhepçilik yaparak ülkeleri bölmeye çalışan ABD, işbirlikçilerini veVahhabi anlayışı yerle bir etti.

        Yemen gençliğinin direniş üssü Sana Üniversitesi

Yemen gençliği ve halkı, Sana Üniversitesi’ni üs olarak kullanmak suretiyle emperyalist saldırıya ve aletlerine unutamayacakları bir ders veriyor. Bu arada Suudi Arabistan’da bulunan %30 civarındaki Şii nüfus,Yemen halkına destek vermekte gecikmedi. Suudi bilim adamı Nimr’in unutulmaz çıkışları bu mücadeleye damgasını vurdu.

“Krallarda emekli olmalı… Onlar hep yönetimde mi kalacaklar, hiç emekli olmayacaklar mı, hiç ölmeyecekler mi?“çıkışları, kılıçla infaz edilmesine sebep olsa bile, düşünceleri Ortadoğu’da kuşaklar boyu silinmeyecek kadar izler bıraktı. Aslında ABD ve İran, bu bağlamda savaşıyorlar…

ABD’nin doğrudan göze alamadığı işgali dolaylı yollardan, zorlamalarla yerine getirmeye çalışması sürüyor. Bu savaş bir anlamda, Rusya, İran, Hindistan ve Çin’i kuşatma altına alarak hegomonik saldırılarını enerji kaynakları üzerine oturarak güçlendirmek ve emperyalist yayılmacılığı yoksul dünya halklarının üzerine yıkmak.

Bu kadar saldırı altında kalan Husiler, Aden’e ilerlemeyi sürdürüyor. Başkent SanaHusiler tarafından ele geçirilerek, Aden’e kaçan eski Cumhurbaşkanı Abdurrabu Mansur Hadi’nin peşine düşüyorlar. Ancak orada da tutunmasının olanaksız olması nedeniyle, bütün kaçan diktatörler gibi peşini bırakmaya niyetli değiller.

        ABD’nin amacı Bab el Mendeb’i bırakmamak  

ABD, Çin’e giden ticari yolları kesebilmek için, yılda 40 bin geminin geçtiği Kızıl Deniz Boğazı’nı kontrol altına almak istiyor. Hint Okyanusu’ndan Çin Denizi’ne ve Ümit Burnu’ndan Atlantik’e kadar uzanan geniş bir ticari ve siyasi alanı kontrol altında tutan Bab el Mendeb Boğazı’nı Hadi gibi mutemet adamlarının himayesinde bırakmaya çalışıyor.

Bütün hedef, Çin’e giden yolları kesmek, bu yolların başına kendi atadığı kukla yönetimleri yerleştirerek kontrol altında tutmak… Boğaz’ın Bab el Mendeb çıkışını Husi güçlerinden arındırmaya ve Suudi taşeronunu bunun için devreye sokmaya çalışıyor. Bu durum Yemen halkının mücadele azmini daha da biliyor.

Yüzlerce uçakla yapılan sortiler ve bombalamalar, milli geliri 9 dolar olan ve topraklarından petrol, altın fışkırmayan Yemen halkına karşı verilen vekâlet savaşı, ülkenin en büyük zenginliğinin, yoksa Bab’ül Mendeb Boğazı olmasından mı kaynaklanıyor? Bab’ül Mendeb Boğazı, Ortadoğu ve dünyanın tam anlamıyla can damarı ve 2 trilyon dolarlık bir ticari hacme sahip.

Afrika ile Asya kıtalarının ayrım yerindeki bu boğaz, 32 km genişliğinde, Kızıldeniz’i Hint Okyanusu’na bağlıyor. Asya’dan Afrika’ya geçebilmenin tek yolu sayılıyor… Dünya petrol ticaretinin yüzde 30’luk bir kısmı bu yolla sağlanıyor.Boğaz, Kızıldeniz’i Süveyş Kanalı’na bağladığı için Mısır ve İsrail’de güç gösterisinden vazgeçemiyor.

Daha önce Mısır’ın saldırılara katılmayacağını ve kınadığını açıklamış olmasına karşın, sözünde durmaması, yoksul Yemen halkına karşı suç işleme eğilimi, ancak bununla açıklanabilir. İran’ın Husiler vasıtasıyla, Suudi ve Körfez Ülkeleri İşbirliği (KİK) saldırganlığına karşı boğazda verdiği bu savaş, aslında bir anlamda ABD’ye karşı verilen bir direniş ve emperyalizmin  ‘boğazını’ sıkmak demektir.

“Kararlılık Fırtınası” aslında ölüm fırtınasıdır

ABD’nin ortaklarıyla adına “Kararlılık Fırtınası” adını taktığı bu harekât, tam anlamıyla bir halkı yok etme fırtınasıdır. Suudi Arabistan’ın ABD Büyükelçisi Adil el-Cubeyr’in Washington’da,  Husilerin şiddeti seçtikleri yalanına sarılması bunu ifade ediyor; “Yemen halkını ve meşru hükümeti korumak için gerekli her şeyi yapacağız” şeklindeki riyakâr açıklamaları, sahibinin sesini yansıtıyor.

Yine Beyaz Saray sözcüsü Bernadetta Meehan,  “KİK üyeleri ve diğerleri, Suudi Arabistan sınırını savunmak ve Yemen’in meşru hükümetini korumak için askeri eylem başlattı. Bu eylem, Hadi’nin talebi üzerine yapılıyor…

KİK’in eylemlerini Husilerin şiddetine karşı savunma amaçlı olarak, ABD Başkanı Obama, KİK önderliğindeki askeri operasyonlara lojistik ve istihbarat desteği tedariki emrini verdi. ABD,  Yemen’de doğrudan askeri eyleme girmese de, askeri ve istihbarat desteğini koordine etmektedir ” demesi, ABD’nin işin tam ortasında yer aldığını gösteriyor.

        Suudi’nin çok kutuplu dış politika arayışı

Bu savaşın bir anlamda İran ve ABD arasında olduğu gerçeğini gösteriyor. ABD, İran’ı nükleer yalanlarla vuramadığı için, Yemen’den dolaşmaya kalkıyor ve kurduğu etnik tuzaklar içerisinde, ölümü hiçe sayan Şii liderler Nimr El Nimrlerin idam karşısında eğilmemeleri ve yüzde 30’u Şii Suudi vatandaşları ile yüzde 70’i Şii olan Bahreyn halkıyla diğer Körfez ülkelerindeki Şiilerin ayağa kalkması karşısında yenilmeye mahkûm olacağını görüyor.

Bütün bu tehlikeleri hisseden Suudi yönetimi, petrolün 50 doların altında seyretmesi tuzağının ABD tarafından döşendiğini biliyor. Bu nedenle, yıllardır yüzünü dahi çevirmediği Rusya’ya koşuyor, ılımlı İslâm görüntüsü altındaki Bahreyn, Katar, Dubai Emirlikleri gibi toplumu daha fazla geremeyeceğini, petrol dışında ekonomik seçeneklere gereksinim duyduklarını belirtmesi,

İran dayanışması kuran Şii nüfusunun ayağa kalkmasını önleyemeyeceğini, nitekim onların kendini yakmaktan çekinmeyen Nimr gibi önderlerinin tüketemeyeceğini görüyor. Bunun için ipleri gevşetmek zorunda kalıyor; kadınlara ehliyet, oy hakkı ve robot Sofia’lara kimlik vererek, teknolojik gelişmelere yatkın olduğu imajını veriyor.

İhvan ve Mursi’in çöküşü

Uzay Çağı’na girildiği, yapay zekânın insanların arasına karıştığı, robotların dünya yönetimine de el atacağı günlerin yaklaşmakta olduğu, bilim ve teknolojinin insanın kontrolünden çıkmakta olduğu tehlikesinin yaşandığı bu dönemde, artık krallıklar, diktatörlükler, emirlikler, gericilik, yobazlık, Rabia işaretli İhvancı ideoloji ve onun emperyalist merkezleri yerle bir olmaya mahkûmdur. Mısır’da kullanmaya kalktığı Mursi’ler ve ona özenen diğerleri çürümeye devam edecekler…

Nimr’in öngörüleri ve Kemalizm

İşte bu nedenle “Bağımsızlığın sembolü ve emperyalizmin en korktuğu lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün adını, 29 Ekim 20172de, hem yandaş medya ve hem de bugüne kadar anmaktan sakınanlar, artık Misak-i Milli Kulesi’nde deftere not düşme ve anma gereği duymak zorunda kalıyorlar. Bu da Büyük Türk Halkı’nın bitmez, tükenmez ve sarsılmaz iradesi sayesinde oluyor.

Cumhuriyet’e ve onun kurumlarına ve Kemalizm’e konan yasakların hiçbir işe yaramadığı, yaramayacağı ortaya çıkıyor. Suudi Arabistan’da öngörüleri gerçekleşmekte olan Nimr gibi eşsiz bilim adamlarının, bir anlamda Atatürk’ün zulme boyun eğmeyen çelik iradesinden güç aldıkları ortaya çıkıyor.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: