Besmelesiz et yeni bir “Ekmelettin” vakası mı

Ömer Faruk EminağaoğluÖmer Faruk Eminağaoğlu

AKP, ithal et uygulaması başlattı.Besmelesiz et yeni bir “Ekmelettin” vakası mı

Her alandaki politikalarıyla sorunların katlanarak artmasına neden olan, her konuyu nasıl rant kapısına çevireceğinin hesabını yapan AKP hükümeti, bu konuda da kimseyi yanıltmadı.

Ana muhalefet, hükümeti ithal et nedeniyle halka besmelesiz et yedirmekle suçladı.yatay

 

Besmelesiz et yeni bir “Ekmelettin” vakası mı

Bir süredir konuyu bu yönden değerlendiren CHP Genel başkanı, bu haftaki TBMM grup genel kurul konuşmasında da konuya yine bu yönden de yaklaştı.

Türkiye’de hayvancılık sektörü kan ağlarken, konu bu yönüyle değil, iktidar ve ana muhalefet arasındaki besmelesiz et tartışmaları ile gündemi işgal etti.

Besmelesiz et veya helal gıda ile Türkiye resmen AKP iktidarı döneminde tanıştı.

Din sömürüsü bu alanda bile yapılır oldu.

Malezya’da 2005 yılında başlayan helal gıda sertifikası, hemen o süreçte AKP tarafından Türkiye’ye de taşındı.

AKP’nin bu politikasını ve standardını o gün eleştirirken, aradan geçen 10 yıl sonra ise savunan bir CHP ortaya çıktı.

Bu tutumun arkasında yatan ne?

Aradan geçen 10 yıl sonra doğru yolu bulmak mı…

Din karşısında çaresizlik, politika üretememek ve giderek tükenişin ifadesi mi…

AKP’nin söylemlerini kullanarak, gelecek oylarla tabanı genişletip iktidar olmak ve iktidar olunca da bunları düzeltme iyimserliği ile hareket etmek mi…

Muhalefetin, AKP söylemleri ile hareket etmesi, AKP’nin din sömürüsü yoluyla her alana taşıdığı bu politikalarına meşruiyet sağlamıyor mu…

Sonra AKP bu sömürüsünü daha başka alanlara daha da kolay taşımıyor mu…

Din konusu, inanç ve ibadet alanının dışına çıkınca, sosyal alana da girince siyasallaşmıyor mu…

Siyasallaşan din, yönetme isteğini giderek artırmıyor mu…

Bu tabloda da partilerin içine düştüğü bu durum karşımıza çıkmıyor mu…

Demokratik ve laik Cumhuriyet karşıtı AKP, iktidar olanaklarını her alanda daha ileriye taşıyarak Cumhuriyetin içini daha kolay boşaltmıyor mu…

Türkiye’de, ithal et politikasına hayır denilmesinin akılcı gerekçeleri ortaya konulmuyor.

Türkiye, çöken hayvancılık sektörünün tekrar nasıl canlandırılacağını tartışmıyor.

Sorunlar katlanarak devam ederken, konu her zamanki gibi iktidar ve muhalefet arasındaki tartışmalar ile gündemi meşgul ediyor.

Politikacılar, hayvancılık yapanlarla iç içe olup, onların arasına girip sorunlarını, çözüm önerilerini dinleyip, onlarla beraber dayanışma ve eylemde bulunmuyor.

Hükümetin hayvancılık politikaları, kitleselleşmeyen, kapalı salon toplantılarında kalan söylemlerle eleştiriliyor.

Eleştiriler yapılırken de gerçekçi çözümler ortaya konulmuyor.

BESMELESİZ ET KONUSUNDA HELAL GIDA STANDARDI TARİHÇESİ
Besmelesiz et konusu, diğer bir ifade ile helal gıda konusu, 2005 yılında Malezya’da İslam Konferansı Örgütü(İKÖ) Dışişleri Bakanları toplantısında gündeme gelen bir konu.

Hatırlarsak, daha önce “ürünlerimizde domuz yağı yoktur” türünden ibareler de yer alıyordu.

Malezya toplantısı sonrasında TSE, “islami yöntemlere uygun gıda tüketmek isteyenlerin gereksinimini karşılamak” amacıyla yeni bir gıda standardı hazırlama çalışmalarına başladı.

Bu standardı almak isteyen üretici ve işletmelerin denetimine Diyanet temsilcisinin de katılımı koşulu öngörüldü.

TSE Başkanı da standart çalışmaları sırasında, “…konunun Malezya tarafından 2005’te İKÖ toplantısında gündeme getirildiğini, bunun tüm Müslüman ülkelerde yaygınlaştırılmasının istendiğini, bu dileğin Dışişleri Bakanlığı tarafından TSE’ye iletildiğini, bu standarttın ilk kez Malezya’da uygulandığını, standarttın kesim yöntemleri ve katkı maddelerini kapsayacağını, standart verilirken ve denetimler yapılırken din adamlarından yararlanılacağını” açıkladı(Milliyet;10.11.2005).

O tarihteki CHP Grup başkanvekilleri (Kemal Anadol ve Halük Koç), CHP milletvekilleri (İnal Batu, Mehmet Uğur Neşşar, Mustafa Özyurt, Canan Arıtman), hatta ANAP Genelbaşkan yardımcısı (Serpil Yıldız) ve de Ethem Sancak bile getirilen bu standardı eleştirdi(Milliyet; 10.11.2005)

İKÖ’nün, aldığı karar ve yaptığı uygulamalar anayasal sistemle çatıştığında çekince konulduğunu, dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül bile açıklamak durumunda kalmıştı.

Ancak konulan çekinceler AKP döneminde hiçbir zaman işe yaramadı, sonuç doğurmadı.

İKÖ’nün aldığı kararlar, bugün uygulama yoluyla sosyal yaşamı, hatta muhalefeti bile kapladı.

***

Diyanet işleri Başkanlığı(DİB), din sömürüsü yapılınca TSE standardının içine bile girdi.

DİB’in varlık nedeni dışına çıkarak, sistemde giderek genişleyen faaliyet alanına bakınca, bugün evlendirme memurluğu konusunda bile müftülüklere görev yüklenmesi şaşırtıcı olmasa gerek.

Partiler, din sömürüsü ile DİB üzerinden artık her alana kolaylıkla sokulur oldu.

2008 yılında başkanı olduğum kuruluş adına, uygulamanın inanç alanı dışına çıkılarak laik hukuka saldırı niteliği taşıdığı yolunda vermiş olduğum beyanat, dönemin cemaatçi Adalet Bakanlığı bürokrasisi tarafından soruşturma konusu edildi  (The Guardian; 28.7.2008).

Bu beyanat, bir kısmi halen tutuklu olan cemaatçi yapıdaki HSYK tarafından da oy çokluğu ile alınan 19.7.2011 tarihli yer değiştirme(sürgün) cezasının gerekçesi içinde yer aldı.

Bu arada o gün ANAP’ın bile eleştirdiği uygulamaya, bugün acaba umut olarak sunulan İyi Parti ne diyor veya neden bir şey dememe yolunu seçiyor.

İşte bu konu bile topluma sunulan seçeneklerin birbirinden özde farklı olmadığını, herkesin amacının ipi göğüslemek olduğunu ortaya koyuyor.

İslam ülkelerinde ve Türkiye’de 2005 öncesi helal gıda diye bir şey yok iken, bugün gelinen aşamada helal gıda standardını hangi yönden olursa olsun CHP bile sahiplenir oldu.

2005’ten önce, bugün AKP’ye oy veren vermeyen ya da diğer partilere oy verenler, besmeleli veya besmelesiz et diye bir konuyu mu tartışıyordu…

Din sömürüsü ile nerelere el atıldı…

Bu gidişle daha da nerelere el atılacak…

Bu durum, yarınlarda müftülük nikahının ne düzeye varacağının da bir başka örneği.

İşin daha garip yönü veya rastlantısal tarafı mı demeli, helal gıda konusu gündeme geldiğinde İKÖ başkanı kim mi dersiniz…

Tanıdık bildik bir isim: Ekmelettin İhsanoğlu.

İhsanoğlu, 01 Ocak 2005 tarihinde İKÖ başkanı olmuştu.

CHP tarafından da 2014 yılında Cumhurbaşkanı adayı gösterilmişti.

Bu adaylık, birçok yönden Ekmelettin vakası olarak eleştiri konusu edilmişti.

Bugün CHP yönetimi, kendi programındaki hayvancılık politikalarını ortaya koymalı.

Halkın içine girip sorunlarını dinleyip çözüm önerileri ile yürümeli.

Besmeleli besmelesiz et gibi İhsanoğlu’nun İKÖ Başkanı olduğu dönemde başlayan ve Türkiye’de de AKP icadı olan din sömürüsü konulara takılmamalı.

Atatürkçü olmanın sözle değil, halkla beraber olmakla, halkın içinde olmakla gerçekleşeceği unutulmamalı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: