CHP’NİN VARLIK YOKLUK SORUNU

altanAltan ARISOY

Herkesin her şeyi aynı derecede düşünmesi, öğrenmesi ve yapması olanaksızdır.chp resim ile ilgili görsel sonucu

Bu yüzden toplumsal ve siyasal konularda da insanlar arasında büyük anlayış farklılıkları bulunur.

neymisHiçbir şeyi merak etmeyenler, hiçbir şeyi bilmek ve hiçbir sorumluluk almak istemeyenler olduğu gibi; yine hiçbir karşılık beklemeden ülkesine ve ulusuna karşı üzerine düşenleri büyük bir istek ve duyarlılıkla yapanlar vardır.

yatay..yatay..

Bir yanda; çok iyi yetişmiş, nitelikli insanlar; yurt ve ulus sevgisiyle üstün hizmetler verirken; kimileri de, sırf ikbal hırsıyla görev ve sorumluluklarını kötüye kullanmaktan çekinmez.

Yine düşünen, okuyan, izleyen, araştıran, gerçeği görüp toplumu uyarmaya çalışan niceleri vardır ki; hiçbir karşılık beklemeden iyiyi, doğruyu, güzeli göstermeye; ülkelerine karşı borçlarını ödemeye çalışırlar.

Asıl yapan ve yaratan emekçi halk ise, kendini birilerinin kurtaracağı inancıyla, kandırılmaya hazır milyonlar olarak bekler.

Kurtuluşun sadece kendi elinde olduğunu bilmek istemez. Bu mücadele zordur. Cesaret, emek, kararlılık,  zaman, çaba ister. Başarmaya gücünün yetmediğine inanmıştır.

Bilir ki; bu düzende üretmeden kazanılır.

Aslında küçük bir azınlık olduğu halde, ülkenin ve ulusun kaderine hükmedenler ise politika erbabıdır.  Politikacılar, çoğunlukla bencil, kurnaz ve demagog kişilikli insanların elindedir.

Bu alana –zorunlu olmadıkça- daha değerli ve nitelikli insanların katılmasını pek istemezler.

CUMHURİYETE EMEK VERENLER

Türkiye Cumhuriyeti kucağında beslediği, büyüttüğü, okuttuğu, aydınlattığı oğullarıyla, kızlarıyla bugünlere ulaştı. Onlar da cumhuriyete olan borçlarını yaşamları boyunca verdikleri hizmetlerle ödediler. Yaşayanlar görevlerine devam ediyor.

İşte onlar, içine düşürüldüğümüz karanlığı asla kabul edemiyorlar.  Güçleri yettiğince çığlık atıyorlar:

“İhanet, iftira, yalan, hırsızlık, yolsuzluk, adaletsizlik, tutarsızlık içinde bocalıyoruz!.. 

Vicdanlar yaralanıyor, boğazlar düğümleniyor.

Salt bir dürüstlükle yalana, yanlışa, haksızlığa karşı çıkan bu isyan sesleri büyük gürültüler ve karşı saldırılarla arasında boğulup gidiyor..

ELEŞTİRİ SUÇ GİBİ ALGILANIYOR

Eleştirinin doğruluğu ve haklılığı önemli değil. Eleştiri yapmanın kendisi zaten suç olarak algılanıyor.

Bölünme, ayrışma, yandaşlık iliklere işlemiş, ne söylendiği değil kimin söylediği önemli… Kendi yandaşı söylemişse sonuna kadar arkasında saf tutar ve saldırır…

En saf ve haklı eleştirilere bile çok sert karşı çıkılır. Hem de, kınamadan-ihanete, cehaletten- akılsızlığa kadar varan dengesiz, ölçüsüz suçlamalarla…

chp resim ile ilgili görsel sonucu

CANAN KAFTANCIOĞLU KONUSU

Son günlerin en çarpıcı konusu CHP nin İstanbul il başkanlığına yeni seçilen Canan Kaftancıoğlu oldu.

Canan Kaftancıoğlu daha önceleri yazdığı tivitlerin kimini savunarak diklendi. Kimini inkar etti. “AKP benden korktu” anlamında sözlerle hava atmaktan da geri durmadı.

İktidar fırsattan yararlanıp bu konuyu seçim yatırımı yapmaya girişti.

MHP fırsatı yakalamışken diyerek CHP yi suçladı.

PKK-HDP-ÖDP ve liberal-sol çevreler, Canan Hanımın arkasında kaya gibi saf tuttular. Hem de eleştirenlere karşı saldırgan bir dil kullanarak…

CHP sözcüleri ise, CHP nin bir il başkanlığı seçiminin ülke gündemi haline getirilmesini kınayarak eleştirenlere yanıt vermeyi seçtiler. AKP nin ele geçirdiği kozu değersizleştirmeye çalıştılar.. Olayı doğalmış gibi göstererek basitleştirmek istediler.

Öte yandan da CHP nin ilk kez bir kadını büyükşehir il başkanı seçtiği için övündüler.

+++++++++++++++++++++

Kimse gerçeği ve doğruyu söylemiyor.

Herkes yalan ve demagoji kullanarak karşıtları ile kör dövüşü yapıyor.

Her zaman yaptıkları gibi… Değişen bir şey yok…

Ey gerçek, ey doğruluk ve ey dürüstlük neredesiniz?

Bu akılla Türkiye’ye barış, huzur ve güvenlik gelir mi?

+++++++++++++++++++++++

OLAYIN İÇ YÜZÜ

Oysa, olayın iç yüzü basittir.

CHP özellikle 1990’larda küreselleşme rüzgarlarından o kadar çok etkilendi ki; kendine yeni bir yol aramaya başladı.

O günlerden beri de bu yolu netleştiremedi.

CHP’nin, İstanbul il başkanı seçimi sonunda Kemal Kılıçdaroğlu ile başlayan yeni çizgisini tam anlamıyla netleştirdiğini söyleyebiliriz.

Görülüyor ki; toplumun özgürlük ve barış söylemlerini diline dolayan bütün kesimlerini kucaklayan, ayakları Türkiye toprağına basmayan bir siyaset anlayışı benimsenmiştir.

Yani;

HDP nin yapmayı beceremediği görevi CHP üstlenmiştir.
Atatürkçülük
de, -hiçbir zaman ciddi olarak öğrenmeye, kavranmaya değer görülmediği için- partinin ambleminde ancak bir fon olarak tutulmaya devam edilecektir.

Söylem olarak karşıtlık ifade edilmeyecek, yeri geldikçe vurgulanacak ama özünü korumak gibi bir görev kabul edilmeyecektir.

Tıpkı 1990’lardaki Eğitim-Sen kurultayında “ Atatürkçülük öğretmek öğretmenlerin görevi değildir”  anlamındaki kararın alınması gibi…

ok2Kılıçdaroğlu önderliğindeki CHP nin Van’da sivil toplum örgütleriyle yaptığı toplantıya ADD başkanını almaması gibi… (Toplantıyı kimlerle yaptığını tahmin edebilirsiniz)

ok2Tıpkı başörtüsü kılıfıyla çarşaflanmaya kadar uzanan bir örtünmenin serbestleşmesi ve ana okullarında bile uygulamaya geçilmesine ses çıkarılmaması gibi…

ok2Tıpkı 1930 lardaki Kemalist uygulamaların demokrasi ve özeleştiri kılıfı altında suçlanması gibi…

ok2Tıpkı güneydoğumuz PKK denetimine geçerken ve hendeklerin ortadan kaldırılması için operasyonlar yapılırken CHP nin korumacılığa soyunarak, operasyonlara karşı çıkması gibi..

ok2Tıpkı Atatürk’ün gerçek yoldaşları olanların önce susturulup, sonra partiden atılmalarında olduğu gibi…

Her şey ortadaydı. Yine de göremeyenler vardı.

Şimdi yapboz tamamlandı.

Resim bütün netliğiyle açığa çıktı.

Artık maymun o kadar yükseğe tırmandı ki, ayıbını saklayacak hiçbir yer kalmadı.

Kemalizm zaten 80 yıldır giderek artan bir ivmeyle, bir anı malzemesi, bir vitrin aracı gibi kullanılarak sömürülüyor.

CHP nin de bunda suçu büyük…

Şimdi ise resmileşiyor.

Görüldüğü kadarıyla  CHPhem geçmişine karşı mücadele verecek.

Hem de Atatürkçülük sömürüsüne devam edecek…

ok2Sahi, Canan Kaftancıoğlu’nun arkasında Kemal Kılıçdaroğlu’nun olduğunu bilmek için bir basın açıklaması yapılması mı gerekiyordu?

Sizce Cemal Canpolat’ı destekleme olasılığı var mıydı?

ALİ NAKİ BEY NE DEMEK İSTİYOR

Somut olayımıza dönelim.

CHP İstanbul il başkanı seçilen Sayın Canan Kaftancıoğlu’nun eşi Ali Nafi Kaftancıoğlu, –eşine destek vermek amacıyla– kamuoyuna bir açıklama yapmış.

Şöyle diyor:

“Babamın yolunda yürüyen herkes ondan bir parçadır. Canan ondan bir parçadır. Cananı eleştirenler mertçe babamı da eleştirsinler, kime yoldaş olduklarını bilelim”demiş.

1980 de katledilen Ümit Kaftancıoğlu ile 1972 ordu doğumlu Canan Hanım’ın birbirleri ile hiç ilgilerinin olmadığını biliyoruz.

Oğlunun Canan Hanım’la evlenmesi de can parçası olmaya yetmez.

O zaman nasıl can parçası olunuyor?

“Babamın yolunda yürüyenler” diyor(!)

Ali Naki Bey, eşinin ve savunduğu kesimin fikri yaklaşımlarına ve mücadele şekillerine hayran olabilir. İnanmıştır. Övgüsüyle göklere de çıkarabilir.

Acaba babası da böyle mi düşünürdü?

68li, 78’li, 90’lı, 2000’li kuşaklar birbirinden farklı değil midir?

Doğal olarak Ümit Kaftancıoğlu ile oğlu dabirbirinden farklıdır.

Gelinle ölmüş kayınbaba arasında fikren de bir can parçası olma durumu da olamaz.

++++++++++++++++++++++++++

Ali Naki Bey oldukça kızgın;

“Canan’ı haksız ve kasıtlı eleştirenler mertçe babamı da eleştirsin, kime yoldaş  olduklarını bilelim?”

Bu mantık dışı soruya ancak şöyle yanıt verilebilir:

Quelle (kel) alâka?

Bilgisayara sormuşlar, şöyle yanıtlamış:

Canan senin baban değildir. Böyle bir soru sorulamaz.

++++++++++++++++++++++++++ 

Yıllar önce tartışılan Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı yine gündemde.

Ali Nafi Bey bu kez saldırgan olmayan bir söylemle bu konuya da değinmiş.

“… askeriyiz” sözü sivil toplumda bağnazca bir itaati çağrıştırıyor, bunun yerine ilkeleri ön plana çıkarılmalı derse ve bu insanın gerçek bir cumhuriyet kızı olduğunu…”

İlişkide bulunulan sosyal çevre, örgütler, siyasal partiler kişi hakkında bilgi edinmek için yeterlidir.

Canan Kaftancıoğlu için de öyle…

Kendisi bununla gurur duyabilir.

Ama toplum böyle düşünmez, sorgular, yargılar. Kararına saygı duymak zorundasınız.

Yani, konu o kadar basit değil …

+++++++++++++++++++++++

MUSTAFA KEMALİN ASKERLERİYİZ

Öncelikle belirtelim ki; bu slogan yediden yetmişe Türk ulusuna mal olmuştur.

O büyük devrimin ve ideallerin askeri olmak hepimiz için büyük bir onur olması gerekirken; CHP genel merkez kaynaklı “Atatürk’ün yoldaşlarıyız”  ya da “Mustafa Kemal’in yoldaşlarıyız” vb. sloganlara sarılmak, Kemalizm’iöncelemeyen, fazlaca önemsemeyen, hafife alan bir fikri temele dayanmaktadır.

“Mustafa Kemalin Askerleriyiz” sloganını söyleyen, dinleyen hiç kimsenin aklına askere yazılmak, Kenan EVREN veya 12 Eylül cuntasına özlem gelmez.

“Mustafa Kemalin askerleyiz” diye ülkeyi inletenlerin hepsi sivildir.

“Ey Türk Gençliği, diye başlayan, “birinci ödevin Türk bağımsızlığını, Türk cumhuriyetini sonsuza değin korumak ve savunmaktır” diye verilen o göreve bağlılığın tekrarıdır.

Emperyalizme ve gericiliğe karşı Atatürk’te somutlaşan mücadele fikrinin en kısa ve öz ifadesidir.

Bu slogana karşı çıkmanın ardında “asker” sözcüğüne değil, bizzat Atatürk’e karşı çıkmak vardır. Onlara göre; Kemalizm şoven ve militerdir. Kemalizm’i aşmak gerekir, aşılmıştır.

+++++++++++++++++++++++++ 

Kurtuluş savaşının sivil bir meclisle yapıldığı neden görülmez?

Atatürk’ün 1923’te çıkardığı üniformasını bir daha hiç giymediği, bölge ve tüm dünya ülkeleriyle barış içinde yaşamamızı sağladığı unutulur.

Bir büyük devrimin yaşandığı gözetilmez.

Militarizm bu işin neresindedir?

Kimse kıvırmaya çalışmasın.

Tamam. Siz başka bir slogan söyleyin.

Ama, Türkiye tarihinin en çok benimsenmiş, en yaygın sloganına karşı çıkmak da neyin nesidir?

++++++++++++++++++++++

Kaçak güreşiliyor…

“Mustafa kemalin Askerleriyiz” sloganına karşı çıkmanın arkasında Kemalizm’in çağımıza yanıt veremediği, döneminin kapandığı fikri vardır.

Sosyalizm rüyaları iyice uzaklara taşınmışken; ilericilikten, devrimcilikten anlaşılan şey alaturka bir liberalizm anlayışına kadar gerilemiştir.

+++++++++++++++++++++++

SEVGİ BARIŞ ÖZGÜRLÜK DEMOKRASİ

Saflıkla, insancıllıkla düşünülürse, özgürlük, demokrasi, barış söylemleri çok hoştur. Dünyaya iyiliklerin egemen olması gerektiği fikri çok çekicidir. Bunu kim istemez?

Ama rüyalar gerçek değildir. Ayakları yere basmayan hiçbir ideoloji hayata geçirilemez.

Örneğin; “Türkiye karışmasın. Kıbrıslılar kendi aralarındaki sorunları çözsün”   deyince Kıbrıs’ı kan deryasına atarsınız.

Barış fikrini savunduğunu iddia edenlerin aynı zamanda “Kemalizm militerdir, saldırgandır, faşisttir, Dersim soykırımı, Ermeni soykırımı, demokrasi ve barış güçleri(?), Türk sömürgeciliği…” gibi söylemlere girmeleri doğru mudur?

Özgürlük adına türbanı savunmak için, safsata satan din tüccarlarıyla birlikte eylem yapmak kime ve neye yarar?

“Osmanlı, saltanat, halifelik, islam, tarikat, şeriat, dar-ülharb…”  diyenlere destek olmak değil midir?

Sorular bitmez…

+++++++++++++++++++++

SONUÇ

İstanbul CHP il başkanlığı seçimi, Türkiye’nin geleceğini belirleyebilecek olan en önemli bir muhalefet hareketinin habercisidir.

Önemsizleştirmenin, küçümsemenin, ardındaki gerçekleri gizlemeye çalışmanın hiçbir yararı yok…

Tam tersine üzerinde önemle durmamanın, irdelememenin, analiz yapmamanın Türkiye’ye vereceği zararlar çok büyük olacaktır.

Çünkü; CHP nin ve Türkiye cumhuriyetinin varlık-yokluk sorunuyla ilişkilidir.

altanarisoy@gmail.com

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: