Endülüste raksın sonu…

özkayaOrhan Özkaya

Son zamanlarda yeni bir anlayış servise konulmaya çalışılıyor. Yunan adalarının yanında bazı Avrupa ülkelerinin turistik kentleri tanıtım atağı altına alınmış durumda.İlgili resim

Medya reklâmları yoğun bir programla bu tanıtım paketlerini halkımızın ilgisine sunuyor, değişik albenisi olan, cazip ve çekici sunumlarla müşteri avına çıkmış durumdalar.

gözlemSadece belgesel programlar yapan ve finanse eden kanallar sanatçı, manken ve dizi artistlerinden oluşan timleriyle bu projeyi servis ediyorlar.


Endülüste raks resim ile ilgili görsel sonucu

İspanya’nın tarihi, turistik yerlerini en ayrıntılı detayına kadar anlatıp, izleyenleri bıktırıncaya kadar tekrar edip duruyorlar.

O ülke halkının yaşadığı son derece yakıcı sorunları su yüzüne çıkartılmadan, AB ile yaşadığı çelişkiler ortaya konmadan ve sadece turizm dayatmasıyla kalkınmanın olamayacağı, üretimin terk edilmesinin nelere mal olduğu gündem dışına itilerek, yaldızlı görüntüler halkımızın gözüne mil sürmekten başka bir anlam ifade etmez.

İspanya’da Madrid, Barselona, Sevilla gibi, İtalya’da Roma, Milano, Venedik; Yunanistan’da Atina ve diğerler kentlerin ön yüzünü özellikle tarihi ve en büyük Katedralleri tanıtıp; işsiz gençliği, kaldırımlarda yaşam mücadelesi verenleri atlaya atlaya işi ticari ve cilalı yanını götürerek çürüyen küresel sermayeye hizmet edip, geçici bir yarar sağlamaya aracılık yapıyorlar.

İşin yeni-liberal kökü sonunda, tüm ekonominin ana damarlarının yanında kılcal damarları sayılan hizmet sektörünü de, yani turizm, seyahat ve ona bağlı konaklamayı da alt üst ediyor.

Nitekim Yunanistan, İtalya ve İspanya bu depremleri yaşamakta; Yunanistan uçurumun eşiğinden Merkel’in uzattığı bastonla, şimdilik cehennemden uzaklaşmış durumda. İtalya ise; ikiye bölünmenin etkilerini hâlâ atlatmış değil. İspanya Katalon ayrılıkçı referandumun doğum sancılarını yaşamaya devam ediyor.

İlgili resim

İspanya-Endülüs’te zil, şal, gül ve raksın sonu

İspanya ve diğer AB ülkeleri, yeni-liberalizmin oltasına takılmış, yaşam savaşı veriyor. Yoksul halk, sokak aralarındaki büyük çöp bidonlarını kendisine ümit kaynağı yapmış… 50 milyonluk ülke, (OECD)’ye göre, işsizliğin % 24’lük oranıyla en yüksek seviyeye ulaşmış.

Gençlik işsizlikten adeta tüm beklentilerini yitirmiş, geleceğini düşünmekten vaz geçerek, suç ortamına doğru hızla kaymaya başlamış. Gençler arasındaki işsizlik oranı, Endülüs bölgesinde  %32’yi aşmış görünüyor. Bir zamanlar Büyük Şairimiz Yahya Kemal Beyatlı’nın dizelerinde belirttiği gibi; zil, şal, gül ve raksın o görkemli, üç defa kırmızı coşkulu akşamları mazide kalmış…

İşsizlik ve yoksulluk raks edecek tebessüm bırakmamış… Yunanistan, İtalya ve Portekiz’de bu durumdan hiç farkı yok. Bu ülkeler, tüketim ekonomisinin kan emici kollarında can çekişiyor… Aslında İzlanda, Yunanistan, İtalya ve Portekiz gibi iflâsını ilan edecek konumda iken, yapay desteklerle, borç sarmalıyla işleri döndürmeye çalışıyorlar.

İzlanda, iflâsını ilân etmiş ve ülke olarak “satılık” tabelâsını asmıştı. Hepsinin beyaz bayrağı göndere çekmesi beklenirken, ellerine tutuşturulan kredi bastonuyla doğrulmaya çalışıyorlar. Hâlâ aile geleneği olmasa, işsizler ordusu ailelerine sığınarak, yaşadıkları krizleri ertelemeyi dahi yapamayacak durumdalar.

Bu ortamda ülke siyasal sistemi, küresel elitlerin yol göstericilinden ayrılmadan toplumu oyalamaya devam ediyor. İspanya gençliğinin yaşadığı sorunların aynısı ülkemiz gençliği için de geçerli… Oysa turizm yatırımları İspanya modeline dönüştürülmeye çalışılıyorken, bizde ipler erken koptu; Rusya ve AB ülkeleri giriş ve çıkış kapılarını kapattı…

Bölgeler arasındaki fay hattı yarılmayı tetikliyor

İspanya özelleştirmelerle dayanılmaz işsizlik bataklığına saplanarak, en dayanılmaz ekonomik çıkmazı yaşamakta. Gençler işsizliği çözebilmek için örgütlenerek, çareyi dernek kurmakta aramaya başlamış. İşsizliğin zirvede olduğu Jerez bölgesinde, “Jerezli İş Arayanlar Grubu” diye dernek kurmuşlar ve dayanışmayı sosyal medyadan yürütüyorlar.

Sosyal medya gençlerin en önemli umudu olmuş… Yıllardır işsiz olduğunu söyleyen gençler, “…Bazı günler yataktan dahi çıkamaz oluyoruz. Gittikçe daha karamsarlaşıyoruz… Bazen içimizde bir umut doğuyor, ama hepsi boşuna gidiyor. İçler acısı durumdayız!” diye yakınıyorlar. İşsizlikte Jerez %40’ la başta geliyor…

Endülüs ise, %32 ile zil, şal, gül ve raksın sonuna gelmiş görünüyor. Gençler açıklamalarda, kendi ebeveynleri gibi bir aile sahibi olmak; eş ve çocuklarıyla mutlu yaşamak, bunun içinde önce bir iş sahibi olmayı hayal ediyorlar. AB, Jerez ve Endülüs’ teki işsizliği azaltabilmek amacıyla 1,4 milyar Euro destek kararı almış.

Ülkede on binlerce genç işsiz, kayıt dışı çalışmayı kabullenmek zorunda kalmış. Özelleştirilen tesislerde çalışanlar yarıya indirilmiş ve uzman çalıştırmak evden davete dönüşmüş. İnşaat sektörü kriz içinde, turizm tükenme noktasına gelmiş.

Bütün bu durumlar, yoksul halkların küresel sermayenin kuşatması altında yok olma riski içinde bunalırken reklâmlarla, belgesel fantezi dizilerle geçici ve suni teneffüs yaptırarak uzatmalara alet olmaktan başka bir anlam ifade etmemekte.

Bilim üretim ekonomisiyle yaşar

AB’nin dördüncü büyük ekonomisi çökmeye başlamış ve bölünmenin eşiğine gelmiş. Tıpkı diğer AB ülkeleri gibi, yolun sonundalar. Almanya, İngiltere ve Fransa’da aynı benzer olumsuz koşulları yaşamaya başlamış, işsizlik ve açlık sokaklara yansımış; İngiltere bölüne bölüne AB’den kopma rüzgârını referandumla yaşamaya başlamış durumda.

Halkımızı da, bu tür üretim dışı alanlarda tüketmek, onun elindeki, avcundaki üç beş kuruşunu finans kıskacında eritmek, kredi kartı tuzaklarında bitirmek çok büyük ihanet sayılır. Duvara dayanmış finans sermayesi, yeni-liberalizm ve küresel elitler bölgesel savaş ekonomisi, silah sanayisiyle ayakta kalmayı sürdürüyorlar.

Bunu da, yapay zekâ ve Mars yolculuğu gibi ütopyalarla örterek, insanlığı gerçek yaşam mücadelesinden koparıp, bilim ve teknolojinin hayal âleminde tutsaklığa sürüklüyorlar. İnsanlığı yüceltecek olanın bilim ve teknolojinin üretim ekonomisine katkı yapması, ondan bağımsız gelişmesinin mümkün olamayacağı.

Bilim üretim resim ile ilgili görsel sonucu

Üretimsiz ve emeksiz bir yaşamın sürdürülemeyeceği ve dengenin ancak bu şekilde kurulabileceği açık iken, “insanlık adına emeksiz yaşam standartları yolu açılıyor, artık emek yerine, ‘bir kağıt, bir kalem yeterli olacaktır’ demek, kapitalizmin hazırladığı yeni bir tuzaktır.” Kendisine çıkış yolu bulamayacak kadar erime dönemine girmiş; bilim ve teknolojiyi kendine araç olarak kullanıyor…

Ekonomiyi onun altında imiş gibi algılatıp, soyut hale indirgemeye çalışıyor. Ancak insanlık, böyle bir düş tuzağına asla düşmeyecek; bilim ve teknoloji insanlığın hizmetinde olmaya devam edecektir.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Dağ Medya

Hayvan Medyası

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

Yıldız Teknik Üniversitesi

Sürdürülebilir Kampüs Komisyonu

artidergi897604762.wordpress.com/

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü Artı Dergi

SUSMA

Araştır, Soruştur, Konuş. SUSMA

%d blogcu bunu beğendi: