Havalimanındaki kadın -/- Sürekli bir, “ders verme, had bildirme ve intikam alma” derdinde…

Feyzi Açıkalın

Türkiye gündeminin acayipliği ve sosyal medyanın haberi yayma gücü, böylesi zayıf tanımlı bir başlığın bile kolayca anlaşılmasını sağlıyor.havalimanındaki kadın kim resim ile ilgili görsel sonucu

Olayın geçtiği havalimanının adının henüz konamamış olması(!) konuyu anlamada zorluk yaratacak zannedilse de, bu yazının Bodrum yolcusu bir kadının çıkardığı marazayı yorumlamak üzere kaleme alındığı tahmin edilebiliyor.

soruHavalimanındaki kadının, uçak şirketi görevlisini bankodan çıkartıp üstüne getirtecek kadar azarlayıp, kışkırttığı görüntüyü, sinirim bozulmasın diye sesini açmadan birkaç kez izledim. yatay..yatay (1)

Vücut dilinden anlayacak deneyim ve yaşta olan birisi olarak, ekrana yansıyanlar bile yaşananlar hakkında fikir verdi.

Twitter’daki bir yorumda bahsedildiği gibi kadında tipik bir Amerika görmüşlük ya da çok film izlemişlik vardı. “Hop hop hoop, temas yok!” Amerika’dan ödünç bir kalıptı. Ama burası Türkiyeydi. Sözgelimi, “Ne diyon lan yalloz!” diyerek saçından tutulup yere çalınacağı bir semtte bu sözün bir karşılığı yoktu.

Kadının kim olduğuyla hiç ilgilenmedim. Sosyal medyada yediği, bence abartılı linç sonrasında ortaya serilen fotograflara da itibar etmedim. Çünkü olayın bu kısmı beni hiç ilgilendirmiyordu.

Görüntüyü ilk izleyişimde “Ben bunu biliyorum” dedim. Sürekli bir,  “ders verme, had bildirme ve intikam alma”  derdindeki bu insan davranışlarına o kadar çok tanık olmuştum ki. Yüksek sesle itirazını hedef kişi ya da ortalığa yönelten, sonra da onay verilip verilmediğini anlamak için etrafına bakınan o insanları iyi tanıyordum.

Onlara daha çok havalimanlarında rastladım. Havaalanları onların sahasıdır. Çünkü dünyanın neresine giderseniz gidin, havaalanları kendi içindeki yüksek standartları barındırır. Orada düzen, modernite ve teknolojinin uyulması elzem kurallar bütünü vardır.

Ve bu mekanları yalayıp yuttuğuna inanan o insanlar, uygarlık diye tanımlanan, aslında insan yaşamını kolaylaştırıcı kurallar bütünlüğünden başka bir şey olmayan düzeni en çok hak edenlerin kendileri olduğuna inanırlar.

Böylece, konformizmlerini bozmaya yönelik herhangi bir davranışa tepki de onların önceliğindedir.

Bu hep böyleydi. Ancak son dönemde insanları, “Onlar ve bizler” diye ayrıştıran AKP iktidarından sonra ders verme, had bildirme aşaması bir faz atlayarak  “intikam almaya” geçti.

Özellikle şehir seçkininin, mahallesinin bakkalı, kuaförü, kasabı, taksicisi darlığındaki oluşturduğu o korunaklı alanın dışındaki her kurum, AKP taraftarı ya da iktidarla iş tutan işletmeler olarak algılandı.

Yaşadığı bölgeye, siyasiler tarafından vaat edilen demiryolunun ne zaman ulaşacağını soran insana, DDY Yatırımlar Dairesindeki kişinin bilgi vermekten ziyade azarlayan ses tonu…

Elektrik kesintileri konusunda eleştirdiği elektrik dağıtım şirketindeki sorumlunun abonelerini suçlayıcı üste çıkışları…

İktidar ortağı olduğu bilinen bir marketler zincirindeki uygulamanın yanlışlığı konusunda bilgilendirilen mağaza müdürünün müşteriyi dövecek tonlamayla savunmaya geçmesi, iktidarın yol açtığı bir kutuplaşmanın en somut göstergesi gibi geldi insanlara.

Siyasi iktidarın yandaşlarına önerdiği, “hınçların yüksek tutulması” öğüdüne karşılık vermenin en kolay yolunun, onun bir parçası saydıkları kurum ve kişilere karşı aşağılayıcı bir tavır takınmaktan geçildiği zannedildi.

Tabii ki başarılı olunamadı. Ördüğü koza içinde Türkiye ve dünya gerçeklerinden uzak yaşayanlar, yeryüzüne indiklerinde yine iktidar karşıtı ama aklı selim insanlarla karşılaşacaklarını ummamışlardı.

Karşı taraftan yiyeceği tokatın daha okkalısı onlardan geldi…

Bence olayın bir okuması da böyle olabilir…

cumhurhttp://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1365330/Havalimanindaki_kadin.html#  

++++

parmakTüm Yazıları

İşte İstanbul Havalimanı'nda küfür eden kadının videosu

Bir Yanıt

  1. Ne tuhaf bir rastlantı:
    “Sürekli bir, “ders verme, had bildirme ve intikam alma” derdindeki bu insan davranışlarına o kadar çok tanık olmuştum ki.”
    ***
    Birkaç hafta önce bu yaklaşımı ben de yaşadım,
    aradan geçen süre 4 hafta kadar olduğu halde o kişinin bana olan böylesi yaklaşımının nedenini,
    niçinini tam olarak hâlâ çözebilmiş değilim!

    Kendime hala sorular sormaktayım, bana yukarıdaki satırda olduğu gibi yaklaşan o kişinin derdi neydi?
    O her şeyin en iyisini ben bilirim yaklaşımının gerçek nedeni bu muydu acaba?
    İyi ama neden?

    Eziklik miydi, ötelenmişlik, itilmişlik, aşağılanmışlık, en önemlisi incinmişlik-aşağılık kompleksinden kurtulamama olabilir miydi bu tavırlarının ana nedeni?
    Öyle olsa bile bu ve böylesi olan yaklaşımların nedeni ben değildim ki!
    Asıl suçluya yöneltilmesi gerekmez miydi ders verme tavırlarının?
    Ya da intikam alma duygusunun!..

    Son 3-5 on yıldır insan karakterleri değişiyor mu ülkemizde?
    Peki neden?

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: