Bilgi ve ÖZÜR!

ben

TürkCelil

Sitemizin değerli yazar ve okurlarına MERHABA!..dikkat

27 Temmuz günü bilgisayarımız bozuldu, hemen, bugüne kadar DOST bildiğimiz servisine götürdük. Bir iki aramamız sonrası HD kurtarılabilirse bize haber verilecekti.

Aradan bunca süre geçti ve ne acıdır ki ses seda yok. Biz kendilerini dost bildik öyle sandık, yanılmışız!..

yatay..

öküzVe 7 Ağustos günü ilçeden motorumuzla evimize dönüyorken hızımız belki 30-40 km, sağda gördüğümüz bisiklet sürücüsü yaşlı bir başka ÖKÜZ aniden önümüze dönüverdi. (…)

Neymiş? Karşı tarafta yani geliş yönünde olan dükkanın sahibinden alacağı varmış! Şimdi ben ne desem nasıl sakin kalabilsem bir bilsem-becerebilsem…

Bu gördüğünüz ÖKÜZLERDEN burada araç, özellikle motor ve bisiklet kullanıyorken öküzlüğün daniskasını yapan o kadar çok ÖKÜZ var ki!!!

Ona çarpmamak adına ani sola kırdık fren yaptık… ve kendimizi yerde yuvarlanıyorken bulduk.

Sonuç: sol ayağımız bilekten kırılmış! Yani üç haftadır dizimize kadar alçıda.

 

Bu arada zar-zor koltuk değnekleriyle oturma odası ve mutfak arası yürümeye çalışıyorken evimizde, doğal olarak birkaç kez beton zemine düştük.

İlk düşüş sırt üstü biraz acılı oldu  çünkü: Ağrılara bakarsam bir iki kaburga kırık olabilir. Ağrıları azaltmak, derin nefes alabilmek ve en önemlisi öksürebilmek için iki kemerle sıkıca bağlamam gerekiyor. Hele uykusuz geçen gecelerde sağa sola dönmek, öyle acı veriyor ki!..

Bazen acı bir feryadım anında ortalığı çınlatmakta…  Neyse ki böylesi feryat ve acılarımı kimseler duymuyor!..

Bilgisayarımı ise ancak bugün (27.8.) geldi, komşum olan sürekli bana yardım etmeye çabalayan benden daha yaşlı komşum Tamer Hoca getirdi.

Eski HD bizlere ömür, yenisi takılmış ve tüm bilgilerim, sakladıklarım ne varsa ne yazık ki gitmiş. Var olanları e-posta adreslerimden kurtarmaya çalışmaktayım şu an. 

Bu yaşadıklarım sonrası sitemizde oluşan aksaklıklar için affınızı dilerim.

Umar ve dilerim tekrar eski günlere dönüşü sağlayabilirim…

Saygı ile ve dostlukla kalınız….

TürkCelil

minik-okNot: Alttaki 3 resmin de altında olan yorumu’da okur musunuz lütfen!

motor

öküz

7 Yanıt

  1. 28.8.19 akşam üzeri saat 18.30’mu?
    Biraz önce elektrikler gitti, bugün 2. kez oluyor bu.
    Sonucu Tv de renkler gitmiş..
    Ama amacım bunu yazmak değil elbette!
    +++
    Kapım çalındı, yerimden hızla kalkmaya çabaladım,
    hemen yanıbaşımda duran büro koltuğuna korkarak uzandım.
    O benim ev içi aracım, onunla dolaşabiliyorum ancak.
    Kapıyı çalan her kimse, bırakıp gitmesin diye de feryat etmekteyim:

    Geliyoruuuuuuuuuuummm, geliyoruuuuum!
    +++
    Verandaya çıktım, dışa açılan kapısına acılar içinde ulaştım,
    Birkaç metre ileride tanıdık bir yüz;
    Yüksel Abla,80’li yaşın başlarında sanırım.

    Buyur ablam bir durum mu var? dedim…
    Kaza yapmış, onu haber vereyim… dedi.
    ???-!!!
    Kim kaza yapmış abla?
    Tamer Bey, Tamer Hoca…seni yarın hastaneye götürecekmiş ya onu bildireyim dedim…
    +++
    Doğaldır ki ilk sorum şöyle oldu:
    Arabayla mı olmuş kaza ve nerede nasıl olmuş?
    Yok yok arabayla değil, bisikletle giderken bir araç çarpmış.
    Önce İlçeye götürmüş ambulans, oradan İle götürmüşler, yoğun bakımdaymış!!!
    +++
    Gelin şimdi aptallaşmayın benim gibi.
    3 hafta önce ben bir bisikletliye çarpmamak adına sola kırıyor ve yuvarlanıyorum.
    Sol ayak bileğim kırılıyor, evde birkaç kez düşüyorum ve bir iki kaburgam evde kırılıyor.
    Sözde yarın kontrola gidecektik, öyle konuştuk Tamer Hocayla bu sabah….
    Şu hale bakar mıyız?
    Tamer Hocaya bisikleti ile gidiyorken araç çarpıyor ve ilçe hastanesi bizi aşar bu deyip İl’e gönderiyor.
    +++
    Son yıllarda biz yaşlı insanların etrafında bir uğursuzluktur dolaşmakta.
    Benim sorunum sorun bile değil, yarın kontrol için gitmem olur biter.
    Ucunda ölüm yok ya bunun!
    +++
    Ama sevgili Tamer Hocaya ne oldu ya da olacak?
    Ben bu sevgili dostumu, bu güzel insanı nasıl ziyaret edeceğim?
    Onlara, ailesine nasıl yardımcı olacağım?
    Ben kendim yardıma desteğe muhtaçken?
    +++
    Aklım tümden karıştı…
    Ne yapsam bilemiyorum, yaşlılıkta yalnızlık ne acı ve de kötüymüş böyle…

    ….ve sizler siz bu sitenin sevgili okurları, ne olur yalnız olarak yaşlanmayınız.
    …yaşlılıkta yalnızlık öylesine acı öylesine kötü ki…

    Liked by 1 kişi

  2. 29.8.19 saat 10.20 Tamer Hocayı arıyorum telefonundan!
    Dün yan komşum Yüksel Ablanın söylediğine göre İlin büyük hastanesindeymiş!
    İyi ama İlçede de hastane var, neden oraya götürülmüş ki?
    Dünden bu yana bunun yanıtını düşündüm…
    +++
    Bir kadın sesi yanıtladı, anladım Tamer Hocamın eşi Zehra Hoca bu.
    Dünden bu yana Tamer Hoca ile görüşememişler, çünkü hala yoğun bakımdaymış!
    Ancak öğleden sonra saat 14 sularında ve ancak tek kişi görebilirmiş?
    Hem saçma hem tuhaf!..
    Kendisine bisikleti ile giderken nasıl bir araç çarpmış olabilir ki iki gündür yoğun bakımda olsun?
    +++
    Merak ettim sordum, neden orada?
    Bizim burada yani İlçenin o dev hastanesinde “yoğun bakım odası-ünitesi” yokmuş!
    Tamam, yoğun bakım odaları öyle sıradan odalar değil,
    ağır yaralı bir hastayı yaşamda tutabilmek,
    tüm tıbbi cihazlarla her hangi bir sorununda yardımcı olmak için hazırlanmış odalar.
    Ama burada bu kocaman hastaneye böyle bir oda kurmak çok mu zor ya da çok mu pahalı?
    +++
    Anlam veremiyorum inanınız.
    Lanet olası her moktan işe ya da yandaşa çuvalla para harcayan etkili ve yetkililer buna nasıl para bulamaz?
    Ama bu küçük kaza sonucu ilk önce Ambulansta, sonra Acilde öyle abukluklar yaşadım ki inanamadım.
    Yaptıkları işin öneminden habersiz,
    hatta neden orada olduklarını dahi bilmediklerinden emin olduğum personel…
    +++
    Bir toplum tepeden tırnağa ve A’dan Z’ye ancak bu kadar yozlaşabilir,
    nasıl bu kadar umursamaz ve vurdum duymaz olabilir gördüm.
    Ve sıklıkla tekrar ettiğim gibi:
    İnsanlığımdan, kendimi insan sandığımdan bir kez daha utandım.
    Tuhaf bir insan türü türedi-oluştu son yıllarda.
    Ve bu tür çok yeni, bizim bildiğimiz alıştığımız dünya insanlığı ile kıyaslanacak tür değil, çok çok başka.
    Bu insan türünü keşke hiç tanımasa hiç görmeseydim..

    YAZIK!

    Yazık oluyor ve yazık ediliyor güzel ülkeme…

    Liked by 1 kişi

  3. Aynı gün, yani bugün 29.8 saat 15.14
    Tamer Hocamı aradım yine ve doğal olarak eşi Zehra Hocam yanıt verdi.
    Sordum, durumu ne?
    Henüz onlarda bilmiyor, tam olarak öğrenememişler.
    Hala yoğun bakımdaymış!
    +++
    Peki, yaralanma nerede kırık dökük var mı?
    Kafasının arkasından yaralanmış, kanama oradanmış ve sorulan soruya gözlerini açıp kapatarak yanıt veriyormuş.
    Yani henüz konuşamıyor.
    Herkes sonucu merakla beklemekte…
    +++
    Araç kendisine nasıl ve ne durumda çarptı-vurduysa kafasının arka üstüne düşmüş anlaşılan.
    Bu çok ama çok tehlikeli bir durum.
    İşte motor kullanırken takılması zorunlu olan ama küçük yerleşim yerlerinde
    kimselerin umursamadığı kask sadece bunun içindir.
    +++
    Bedenin başka her hangi bir yerinden yaralanmak fazla sorun değildir,
    benim ayak bileğimi kırdığım, ya da iki kaburgamı kırdığım gibi.
    Bir süre sonra öyle ya da böyle iyileşiyor kemikler.
    Ama kişi başından yaralandı mı?
    Neler oluru düşünmeyelim bile.
    En azından şimdilik…
    +++
    Hoş, bizde motor kullanırken bile kask takmayan yurttaşlara
    bisiklet kullanırken kask takmasını önermek bir yerde onunla dalga geçmek gibi olur.
    Ben bile çok az bisikletimi kullansam bile kask takmayı hiç düşünmedim.
    Ayrıca bisiklet kaskım da yok zaten, ama en kısa zamanda almayı düşünmeliym..
    +++
    Tamer Hocam dostum, fazla kalma o yerlerde.
    Bir an önce kendini toparla ve eve dön.
    …ben perdenin ardında günde kaç kez bisikletinle geçiyorken seni izliyorum bir bilsen
    Bu bir alışkanlık artık, biliyorsun ve beni fazla bekletme emi…
    Sevgiyle kal dostum……

    Beğen

  4. Günlerden 9.9.19 Pazartesi.
    29 Ağustos günü kontrol için hastaneye gitmem gerekiyordu ama, beni götürecek kimseler yoktu-bulamamıştım.
    Çaresizce bugünlere kaldı.
    Yakın illerden birinden yazlığına birkaç gün için gelen komşum Dentist Zafer Bey bana unutulmayacak bir iyilik yaptı ve beni hastaneye götürdü.

    2 saatlik bir zaman içinde kontrolüm yapıldı, ayağımdan dizime kadar uzanan alçı söküldü.
    Nasıl rahatladım anlatamam.
    Çünkü son günlerde özellikle akşam saatleri ve gece kırık olan yer alev alev yanıyordu.
    Bugün alçı alınınca gördük ki bileğimin iç kısmında 7 cm yarı çapında bir yara oluşmuş.

    Ah bu gibi ufak tefek sorunlar sorun bile değil.
    Alçıdan kurtuldum ya o bile bana yeter ve dünyalara bedel.
    Ama korumalı ilk günkü gibi üzerine asla basmamalıymışım.
    Yapmam Dr. Kadir Bey Üstadım, yapmam.

    Ve şimdi evimdeyim, yani evim güzel evimdeyim.
    Diğer yandan 13 gündür ilimizin büyük hastanesinin yoğun bakım odasında kendini bilmeden yatan komşum-dostum-Tamer Hoca bugün evde daha iyi bakılır düşüncesi ile getiriliyor.
    Bence de isabet olur.

    Çünkü; bulunduğumuz ortamdan hastaneye gitmek ayrı bir dert, 50 km uzakta ve birçok araç değiştirmek gerek.
    Eşi Zehra Hoca için ayrı bir eziyetti bu.
    En azından artık evinde…

    Tekrar geçmiş olsun Tamer Hoca ve en kısa sürede iyileşmen ve tekrar görüşebilmek dileğimle…

    Beğen

  5. Dün, 9.9 hastaneden dönüşte Tamer Hoca eve gelmiş mi acaba diye aramıştım.
    Ama, telefon 2-3 çalmadan sonra kapandı!
    Ters bir zamandı sanırım ki üzerinde durmadım yarın tekrar denerim diye düşündüm.
    …bugün; 10.9 ve aradım, Zehra Hocam üzgün bir sesle yanıtladı.
    Sordum, nasılsınız?
    +++
    Keşke aramasa, keşke sormasa mıydım?
    Kötü! dedi Zehra Hoca…
    Dün eve getirmişler Tamer Hocayı, ama sonra bir kriz geçirmiş ve sonuç: acilen ambulans çağrılıyor ve tekrar hastaneye götürmek zorunda kalmışlar.,

    Fakat birilerinin söylediği bir sözü tekrarladı Zehra Hoca:
    O birileri her kimse diyesiymiş ki:

    Bu hasta yoğun bakımdan sağ çıkamaz..
    !!!
    +++
    Sözün bittiği yerde miyiz?
    Bilmiyor, bilemiyorum…
    Hayır Tamer Hoca kalkmalısın, tekrar bisikletinle buradan geçmeli arada bir bana uğramalısın..
    Yok öyle pat diye gitmek..
    Duyuyor musun?

    Beğen

  6. Günler öylesine çabuk geçiyor ki!
    Ne kadar oldu son kontrol için hastaneye gideli?
    Bizi hastaneye götürecek arkadaş-araç bulamadığımız için zaten gününde gidememiş, yakın kentlerden yazlık evine birkaç günlüğüne gelen komşumuz Diş Hekimi Zafer Bey götürmüştü.
    O gün bacağımızda dizimize kadar olan ve son günlerde ölümüne acı veren alçı alınmış ve biz de dünyalar kadar sevinmiş mutlu olmuştuk.
    ***
    Şimdi bu alçısız geçen sürede öyle rahat ettik, öylesine acısız-dı ki günlerimiz anlatılamaz.
    Bugün bu sevinçli halimizle gittik doktorumuza!
    Karşı komşum Emin Dostum geldi bir AB ülkesinden bu yılın son tatili için, onun geldiğini görünce ben nasıl sevindim, nasıl mutlu oldum anlatamam.
    Çünkü o götürdü bu kez hastaneye…
    İşte beni mutlu eden buydu, beni büyük bir üzüntü ve içsel işkenceden o kurtardı.
    +++
    Önce HOŞGELDİN sevgili komşum Emin,
    beni hiç tereddütsüz hemen hastaneye götürdüğün içinse ayrı ve milyolarca kez KEŞEKKÜRLER sana.
    İyi ki varsın ve iyi ki tam gününde geldin buradaki evine…
    Sağolasın emi…
    +++
    Doktorumuza gelince:
    “Kafası çok yoğun olmalı ki bize:
    Size ayağınıza basın demedim değil mi” diye sordu.
    Hayır yere basın dememişştiniz tohtur beg didik.
    —Şincik, dedi…
    ….bundan sonra ayağınıza çurap ve pabuç giyeceksiniz ve de bir daha ki kontrol için geldiğinizde iki koltuk değneği yerine tek olcek ve onuda sağ elinizle kullanacaksınız…
    he he he
    +++
    Ama, evde şunu şunu yapyıoduk demeye kalktık bastı fırçayi,
    ne de olsa Türkün doktoru hastasını hasta olarak değilde emir-eri olarak gördükleri için azarlamadan, fırça atmadan duramıyorlar ne yazıktır ki….
    Bu ne demek?
    XWZ kez üniversite bile bitirsen, adam olamıyoruz demek…
    Ben senin fırça atacağın adam diilim arkadaş, ben senin hastanım, bunu bile fark edemeyen bir tuhaf toplumuz biz…
    +++
    Yine de neşem yerinde işte…
    Bende oluşan neşeye bakar mıyız?
    Çünkü tohtur ne demişti?
    Kırık çok önemli çok dikkat et ve sakın ayağını yere basma.
    İyi bunu hep uyguladık ama, gelinde bize sorun nasıl olduğunu.
    Bu yaşta kolay mı öyle koltuk değnekleri ile yürümek?
    +++
    Neydi bugün 24.9… saat 16,15
    Hastaneden döneli daha birkaç saat oldu ama ben; çoktan tek değnekle yürümeye başladım bile.
    Bu ne rahatlıkmış be dostlar, ne güzelmiş yine iki ayak üstünde durmak!
    Eh tam olarak henüz yüklenmiyorum ayağıma ama, olsun çok ama çok rahatım yürümeye çalışırken.
    +++
    Oh be yırttık yine, yakındır yeniden tam gaz iki ayakla yürümeye.
    Tabii motorumu özlediğimi unutmayalım hani…
    Çünkü motor sürüş keyfi anlatılamaz…
    Öyle kaza-maza beni motor sürmekten alıkoyamaz..
    +++
    Ve Emin dostum tekrar teşekkürler sana..
    8 Ekim de yeniden kontrol için ama bu kez koltuk değneksiz doktordayız…

    Beğen

  7. 26.9 sabah saat 9.12..
    Dünkü notumuzda dr efendinin bize elinde olmadan, yani bir alışkanlık olarak fırça attığından dem vurmuştuk!
    Kendileri bana;
    “…artık ayağına basacaksın ve koltuk değneğini sadece sağ elinle kullanacaksın!”
    Diye direktif veriyorken ben;
    “evde şöyle şöyle yapmaya çalıştım”..demeye kalktım ama, lafımı ağzıma geri soktu.
    +++
    Ne dedi?
    “Bırak şimdi geçmişi, ben sana gelecekten bahsediyorum, o senin dediğin geçmişte kaldı”.
    (ses tonu sert ve kötü, yani ukala hasta konuşma beni dinle demek istiyor)
    ..sustuk ve dinledik normal olarak…
    +++
    Aradan bir gün geçti ve ben yine korkunç sinirliyim!
    Peki neden?
    Nedeni var mı arkadaş, önce olduğu gibi birçok ilaç yazıldı yine, ama bu ilaçlar ne içindir bilmiyorum.
    Sadece geri, çok geri zekalı eczacı üzerlerine: s-1/ö-1/a 1 yazmış, ya da sür demiş…
    Ve ben bunu dikkate alarak dün bu dr efendiye dedim ki:
    Efendim, bana yazdığınız ilaçlar ne içindir?
    Ağrı için mi? …bu ağrı için mi dışında ben sıradan bir insan ne yazabilirim ki?
    +++
    Dün Jel yazmış hem de iki adet, iyi de ne için bu kardeşim?
    Eczacı üzerine “sür” notu düşmüş”?
    Sürelim ama nereye kardeşim?
    Doktorsun açıklasana hastana bunları!
    Anlatsana hastana bu ilaç bunun içindir, diğeri şunun için diye…
    +++
    Peki şimdi ne yapıyorum?
    Kafama göre yutuyorum ilaçları, ama doğru mu değil mi bilmeden…
    Böyle mi olmalı?

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: