Büyük Kentleri Anadolu’ya Çekmek…

özkaya
Orhan Özkaya
(Yazar)

1950'lerden Günümüze Kırdan Kente İç Göçün Belli Başlı Nedenleri ...Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi çok yoğun göç alan kentlerin bugüne kadar terör nedeniyle aldığı nüfus akını, işsizlik nedeniyle daha ziyade hizmet sektöründe istihdam olanağı bulabilmek için yaşanması, gelinen noktanın sürdürülemez hale gelmesine sebep oldu.

Halkın bütün isteği konut sorununu çözmek, işsizlikten kurtulmak ve çocuklarına iyi eğitim verebilmektir. y

Göçle Birlikte Yaşanan Sorunlar - Sosyoloji

Bu konu tek hedefleri olarak öne çıkıyor. 1920’li yıllara geri mi dönelim diye karaladıkları, Cumhuriyet kuşaklarının ülkeyi ulaştırdığı ekonomik, sosyal, kültürel ve eğitim kazanımları ortada.

Covid19 nedeniyle yaşanan ekonomik çıkmazla küresel kapitalist sistem, hiç ezikliğe, komplekse kapılmadan o dönemin “karma ekonomi”sini düştüğü bataklıktan çıkış yolu olarak görüyor. Ülkemiz İşsizlik, yoksulluk ve çaresizlik sorununu aşmak için saplandığı dışa bağımlı sistemi bir türlü kımıldatmadan sürdürüyor.

Cumhuriyet’in ve Yüce Atatürk, plânlı ülke düzeyine dağılmış kalkınma modelini, “Karma Ekonomi” çözümünü sadece tarım ve hayvancılık alanında değil, sanayi alanına da taşımıştır.

Özdoğrular - TEVSİ YATIRIMLARDA FİİLİ KAZANÇ TESPİTİ VE BAZI ...

        Atatürk’ün dengeli kalkınma modeli işsizliği çözdü

    Covid19 salgını nedeniyle dünya finans sermeyesinin saplandığı bataklıktan çıkabilmek amacıyla, sürekli “artı-değer”e yaptığı saldırılar, emeği ortadan kaldırabilmek için giriştiği “robot” ve “yapay zekâ” yatırımlarını yaygınlaştırma girişimleri, üretimi o kuklalara yıkma çabaları, mülkiyet sekterliğini, bencilliğini, paylaşmama tutkusunu bırakmamaya niyetli olduğunun kanıtı sayılır.

Zira sanayi devriminde fabrikalardaki makineler tahrip edilmiş, işçi sınıfı istihdamı öne çıkarmak istemişti. Ancak o aşılmış, makinelerin üretim gücüyle işçi sınıfı istihdamın daha genişlemesinin tanığı olmuş ve işçi sınıfı ilerici ve devrimci ruhunu ortaya koymuştur.

Bugün sermayenin geldiği tıkanıklığı, sadece emekçiler üzerine yıkarak çıkması artık mümkün görünmüyor. ABD’de ve İngiltere’de görülen sosyalist gelişmeler, Fransa’da “Sarı Yelekliler”in eylemlerinin virüs yasaklarının örtüsüne gizlenemeyecek noktada olması ve işçilerin, tüm çalışanların Mark, Engels, Lenin, Castro ve Che’nin afişlerini havalarda taşımaları henüz tükenecek potansiyelde değil.

Sermaye diktatörlüğünün tepeden inme getirdiği baskıcı yönetimler sürekli hale gelemeyecek çözülmeyi yaşıyor. Dünya işçi sınıfı, Covid19’un getirdiği bunalım ortamını mutlaka aşarak, tarihin yeni sayfalarını yazmaya devam edecektir.

İspanya’nın Covid19 nedeniyle tüm özel hastaneleri kamulaştırması, Fransa’da böyle bir uygulamanın her an yapılabileceği önerisi ve diğer bütün ülkelerin böyle bir yolu tercih etmeleri baskısının yoğunluk kazanması, aslında ekonomide de, bu yolun izlenmesi teklifleri getirilmesi devamlı ısrarla önerilmekte, çıkış yolu konusunda 1920’li yıllar karalamasını gerçek dışı kılmaktadır.   

        Atatürk Altı Ok’un devletçiliğini, devrimciliğini öne çıkardı

Türk halkı ve köylüsü işçisiyle birlikte işsizliği; yıllarca savaşlarda, cephelerde, işgal altında savaşarak harap olmuş; nüfus yitire yitire erimiş, tükenmiş, yoksulluğun son aşamasına gelmiş, bu durumuyla dahi Mustafa Kemal Atatürk’e katılmaktan bir adım geri durmadan devamlı desteklemiş, O’nun çizdiği aydınlık yoldan sapmamıştır.

Ortaya koyduğu her ilerici atılımı, devrimi en önde desteklemiş, “Köy Enstitüleri” “Halk Evleri” 442 sayılı “Köy Kanunu”nun getirdiği uygulamaları desteklemiş ve heyecanla yerine getirmiştir.

442 sayılı yasayla, kullanılmayan, ekilemeyen Hazine arazilerinin dağıtımıyla Atatürk’ün kendilerine kazandırdığı toprakları, hali arazileri, köy orta mallarını tarıma kazandırmıştır.

O’nun her seferinde Mecliste, toprak ağaları, toprak beylerine karşı verdiği, “Toprak Reformu” mücadelesine destek vermiş, Atasının yanında yer almış, altı aylık askeri eğitimle eğitmen düzeyine gelen çavuşların, ülkenin her noktasında verdikleri eğitimle donanan yurttaşlar olarak daha ileri düzeylere gelmeyi arzulamışlardır.

 Kendi okullarını, sıralarını, dolaplarını, her türlü araç ve gereç ihtiyacını kendileri imal ederek, iş becerisi, kültür ve sanat eylemini zirveye taşımışlardır.

Atatürk’ün izlerini taşıyan, ancak O’nun döneminde çıkarılamayan “4753 sayılı Kanunu”nun 1945 yılında İnönü döneminde çıkarılması, onların ümitlerini son derece arttırmış ve tüm ülkede, ”Toprak Bayramı” olarak kutlanmıştır.

Ancak Atatürk’ün yokluğunu fırsat bilen ağa, bey, şıh ve şeyh takımı, Meclis’ teki çoğunluklarının baskısıyla, CHP’yi bölerek DP’yi iktidara taşımış, Batı’daki toprak ağası Menderes’lerin bu yasayı ortadan kaldırmasıyla istediklerini almışlardır.    

        Ülkemizde sermayenin kalıcı hesapları

    Cumhuriyet’in bütün varlıklarını, önce devlet ihaleleriyle alıp, sonra küresel güçlere mülkiyetiyle devretmek, devlet eliyle beslenmek ve halkın, kamunun varlıklarıyla tatlı hayat sürdürmek ve beton ekonomisine dayanmak çıkıştan uzaktır.

Halkımızın bütün istediği iş, aş ve güvendir. Satarak kaybettiğimiz “KİT”lerimizi;  dev gibi fabrikaları, bankaları, meraları, kıyıları, dereleri, ormanları, enerji kaynaklarını, termik ve hidrolik santralleri, barajları, limanlar, havaalanları, tarım arazilerini; tütünümüzü, şeker pancarımızı, zeytinimizi, ayçiçeğimizi, pamuğumuzu, buğdayımızı, pirincimizi, sebzemizi, mercimeğimizi, nohudumuzu ve samanımızı,  afyonumuzu, kısacası ekilen topraklarımızı ve tüm varlıklarımızı geri almalıyız.

Hem de bedelsiz olarak, zira mahkemeler tarafından bu satışlar iptal edilmiş, geçersiz kılınmıştı… Bunların Anadolu’daki eski faaliyet alanlarında üretime kavuşturabilirsek, büyük kentlerde işsiz gençliğimiz geriye göçe akın eder.

Bu kentlerde, işçi konutlarını ücretsiz bile dağıtabilir, eğitimin yeniden her aşamasını ücretsiz hale getiririz. Sağlık hizmetleri yine parasız hale gelir. Atatürk devrimleri, bunu hedeflemekte idi.

Aydınlanmış bir toplum yaratmak; hem okul, hem kültür ve sosyal merkez haline gelen Nazilli Basma Fabrikası, Kars ve ülkenin her tarafına dağılmış iş alanları ve ulaşım ağları, demiryollarıyla örülmüş yapısını özlemek Atatürkçü halkımızın tek arzusu olmuştur… 

1950'lerden Günümüze Kırdan Kente İç Göçün Belli Başlı Nedenleri ...

%d blogcu bunu beğendi: