İspanya İç Savaşı, Rodrigo ve Picasso…

özkayaOrhan Özkaya 

İspanya iç savaşının tetiklenmesiSpain Resimler - Ücretsiz resimleri İndir - Pixabay

Covid19 virüsünün İspanya’da giriştiği saldırı, zirveleri buldu. İspanya kapitalizmi daha önceden zaten nefes darlığı çekiyor, binlerce işçiyi işsizlik okyanusuna hiç acımadan atıyorlardı.

tarihOysa kapitalistlerin bugün geldikleri tarihsel süreçte; burjuvaziyle, işçi sınıfının ve topraksız köylünün birlikte kurdukları, Fransız Devrimin’deki savaş deneyimi var.


Burjuva iktidarının, feodaliteyi yenmesinde büyük emeği, kayıpları göze alışı unutulmaz. İşte bu Fransız devrimi deneyimi, İspanya işçi sınıfını ayağa kaldırmaya başlamış, 1894 yılında ilk adımı Anarşistler atarak, kıvılcımı ateşlemişti. Ancak meydanlarda halka gözdağı vermek için kurşuna dizilmeleri ve liderlerinin sedye içerisindeki cesedinin halkın arasında gezdirilerek, korkuya teslim olunması bekleniyordu.

İspanya’nın “Birinci Dünya Savaşı”na katılmaması kapitalist burjuva sınıfının gelişmesini sağladı. İspanya monarşisi Arogon, Kastil ve Gırnata krallıklarının birleşmesi sonucunda, 15. yüzyılda gerçekleşti. Yüzyıllardır süren Arap hâkimiyetinin sona ermesi sağlandı. Araplardan geri alınan toprakların büyük çoğunluğu derebeyleri ve kiliseye kaldı.

Güney Avrupa, 1492 yılında Kristof Kolomb, Amerikayı keşfedince, Meksika sahillerinden Antil adalarına kadar olan bölge İspanya egemenliğine geçti. Güçlü bir Hıristiyan devleti haline geldi. İspanya’nın güçlü ekonomiye ulaşması, Yeni Dünya’yı yağmalamasından ileri geliyordu. Bölgedeki 20 milyon Kızılderili’yi öldürmeleri, bu işin en önemli bir noktasıydı.

“18.yüzyılla birlikte Avrupa’nın kapitalist gelişmesi ve burjuvazinin ortaya çıkan yükseliş ve yarattığı özgürlük ortamı, İspanya’nın ilkel tarım ülkesi olarak kalması ve yeni gelişmeleri yakalayamaması sonucunda, tüm sömürgeleri kaybetmesini getirdi. 1898’de Amerika-İspanya Savaşı’nı kaybetmesi ve daha sonra Küba, Filipinler gibi sömürgeleri yitirmesiyle sadece Fas sömürge olarak kaldı.

Cebelitarık Boğazı yüzünden İngiltere olayda devreye girdi. Sonunda İspanya İmparatorluğu kaybederek, yarımadaya çekilmek zorunda kaldı. İspanya 1789 Fransız Devrimi’nin yarattığı Burjuva Devrimi’nin feodal yapıyı, işçi sınıfıyla ittifak kurarak yıkması; burjuva kapitalist düzenin sanayi devrimiyle sıçramasını sağladı.

Önce İspanya Kilise devlet oldu

Yeryüzünde Tanrı’nın gölgesi olarak tanımlanan krallığın, güç noktası olarak arkasında taşıdığı feodalite, teslim olmamak için türlü entrikalara başvurmasına rağmen yenilgiden kurtulamamıştı. Bu sırada İspanya 1. Dünya Savaşı’na katılmamasının meyvelerini topluyor ve kapitalizm sıçrama yapıyordu; bu durum işçi sınıfının hızla büyümeye başlamasına neden oluyordu.

Ancak kapitalist büyüme dengeli değildi. Katalonya ve Bask bölgesinde büyüme daha ileriydi. Kapitalizm peşine kiliseyi takarak ilerliyordu. Çok eski çağlardan beri bu asalak sınıf halkı soyup soğana çevirmişti. Toprak sahibi olmanın yanında kapitalist sisteme ayak uydurarak, banka kurdu, Uriquio Bankası sahibi oldular.

Madrid Tramvay Şirketi, en büyük vapur işletmeciliği ”Transatlantica”, maden şirketlerinde hisseler hep onların elindeydi. Eğitimi kilise tamamen eline geçirdi. 1933’de Almanya’da Hitler’in dünyaya korku salarak, kapitalist sermayenin kuyruğuna tutunarak, pervasız bir dünya diktatörlüğü peşine düşmesi, ortalığı korku denizine çevirdi.

Bu gelişmeler İspanya gericiliğini harekete geçirdi. Diktatör General Primo de Rivera’nın oğlu 1933’te Falanj Partisi’ni kurdu, Almanya’ya giderek Hitler sistemini inceledi ve “Bizim anladığımız tek dil, silâh dilidir” diyerek, toplumu etkilemeye çalıştı, ancak netice alamadı. 16 Şubat 1936 seçimlerinde “Halk Cephesi” seçimlerde 277 Milletvekili, çıkartarak, sağcıların 147’de kalmasını sağladı.

Manuel Azana başkanlığında bir hükümet kuruldu. Hükümet bir tek komünist üye olmamasına rağmen, Hitler ve Mussolini taraftarları büyük çapta hükümet yanlıları provakasyonlar düzenleyerek suikastlara giriştiler. İşçi ve köylüleri komünistler iktidarda diyerek, kışkırtıyorlardı. Kortez (Parlamento)’ de 89 sosyalist, 16 komünist milletvekili olmasına rağmen, Azana bir tekini bile almadı.

Bu işlerin arkasında büyük toprak sahipleri ve patronlar vardı, maddi ve manevi destek veriyorlardı. Komünist Partisi 107 bin üyesiyle “Halk Cephesi” iktidarını, Anzar’a tehlikeleri işaret etmesi ve faşist generallerin uzaklaştırılmasını istemesine karşı kulaklarını tıkadı. Sonunda ne Anzar ve ne de daha sonra kurulan Quirona hükümetleri olayları önleyemedi. Siyasi cinayetler her gün tırmanarak sürdü. 

“No pasaran: Madrid geçilmez!” Faşistler’ in Guajalara yenilgisi

Franko’nun daha Fas’ta görevdeyken, yaptığı çalışmalar hükümet tarafından biliniyordu. Orada hazırladıkları komplonun şifresi belli idi. C.A.F.E “Corades! Arriba Fallange Espanola!” (Arkadaşlar, İspanyol Fallanjı Geliyor!) şeklindeydi. Bütün desteği İspanyol monarşistlerden alıyorlardı. Kanarya adasından İspanyol Afrikası’ na gitmesi için uçak sağlanması gibi…

İspanyol Fas’ında radyo verici merkezinden yapılan yayınla: “Ordu, İspanya’da düzeni sağlamaya karar vermiştir. General Franko hareketin başındadır…” diyerek, tüm halkı desteklemeye çağırmakta, yine A.P. ajansına verdiği demeçte: “Bizim giriştiğimiz mücadele, İspanya sorunu olmaktan çok, uluslararası bir sorundur.

Ben Almanya ile İtalya’nın bize yakınlık göstereceğinden eminim…” diyerek, nereye hizmet ettiğini itiraf ediyordu. Bu açıklamalara karşı Madrid hükümeti, klâsik açıklamalarla yetiniyordu. 1936 Kasım ayının ilk günlerinde Avrupa basını “Madrid’in son saatleri”nden bahsediyor, Getafe’deki karargâhında falanjistlerin komutanı Varella “…Dünyaya Madrid’in bu hafta düşeceğini ilân edebilirsiniz!” diye demeçler veriyordu.

Bütün Madrid halkı; kadın, erkek “kahraman dulu olmak, korkak karısı olmaktan yeğdir” diye “No pasadan!  (geçemeyecekler!) Madrid İspanya’nın Verdün’ü olacak!” diye haykırıyorlardı. 8 Kasım sabahı “Ulusal Tugaylar, yabancı gönüllülerden oluşan ordu kuruldu” dünyanın her yerinden gelenler, ünlü yazarlar; aralarında Andre’ Malraux ve Ernest Hemingway gibi dünya çapına olanlar vardı.

Değişik siyasal görüşte olanlar, “Madrid’e Cumhuriyet için ölmeye geldik!” diyerek koşmuşlardı. Faşizmle hesaplaşmak istiyorlardı. Bu arada 16 Bask’lı papaz kurşuna dizildi, 300’e yakını hapse atıldı, geri kalanlar istenmeyen kişi ilân edilerek sürüldü.

İspanya Katolik Kilisesi “savaşı takdis eden” bildiriler yayınladı. Bu arada İspanya aydınları, öğrencileri ve işçi sınıfı Leon, Barselona, Bilbao, Valencia, Madrid, Sevilla gibi bütün kentlerde isyanlar, grevler, faşistlerle kavgalar yapıyordu.

        Madrid tek kuşun atmadan teslim edildi

Sonunda Bask Ordusu, kendisinden 3 misli orduya yenildi. Böylece bütün Kuzey Franko’nun eline geçti. Astırias bölgesi maden işçileri dağlara silâhlarıyla çekildiler. Bu sırada Largo Caballo Hükümeti istifa etti. Yerine Dr. Juan Negrin Halkçı Cephe hükümeti kurdu. Negrin, sosyalistti. Bazı küçük merkezleri Halk Ordusu ve Uluslararası Tugaylar Ordusu ele geçirdi. Ancak 50 bin kişilik ordu 40 bin zayiat verdi.

Daha sonra 22 Şubatta Teruel’de toparlanarak faşistlere ilk ciddi yenilgiyi tattırdılar. Ancak yine 15 bine yakın kayıp verdiler. Franko Vinaroz’dan Akdeniz’e indi. 25 Temmuz sabahı Cumhuriyetçi Ordusu’nun Ebro nehrini aşarak ilerlemeye başladığı başlıklı haberleri, yabancı basında yer aldı. Franko’nun çok üstün güçlerine karşın, Alman’lar, İtalyan’lar 1300’den fazla uçakla savaşa katıldı.

Buna rağmen Ebro bozgununu yaşadılar. Bu bozgun faşistlere moral yıkım oldu. Ancak İspanya halkının bu savaştan iyice bıktığı ve bu bıkkınlığın cephede de görülmeye başladığı, yavaş yavaş kendisini hissettirdiği ortaya çıkmıştı. Negrin, önce Uluslararası Tugayları geri çekti, yabancıları ülkelerine gönderdi; uzlaşma zemini arıyordu. 

23 Temmuz 1938’de Papalığın ateş kes talebine olumsuz cevap veren Franko, bu tarihi, saldırı için seçti ve bu arada Ordu’nun başına geçti. Cumhuriyetçi Cortez (Parlamento) son kez 1 Şubat’ta toplanarak, barış önerisinde bulundu. Ancak Franko, tüm önerileri ret ederek Hitler ve Mussoli’nin desteği ile 600 bin kişilik ordu oluşturdu.

Buna rağmen Cumhuriyetçi birlikler, 25 Temmuz 1938’de Ebro Bölgesi’ndeki zaferi, Franko’cu güçler arasında panik ve bıkkınlık yarattı, bu durum yaygınlaştı. Bu sırada Fransa ve İngiltere 29 Eylül 1938’de Münih’te Hitler ve Mussolini’ye boyun eğince, Franko yeniden güç kazandı ve önce Ebro’yu geri aldı.

Daha sonra Katalonya’da Fransa Hükümeti’nin sınırı kapatmasıyla Cumhuriyetçilerin kazanacağı savaşı kaybetmelerine neden oldu. İspanya’nın iki dev şairi halkla birlikte Fransa’ya göç ederken, biri tutuklandı diğeri de yolda öldü Daha sonra öteki Şair de öldü.

Franko’nun Falanjist iktidarı

26 Ocak’ta Barselona düştü. Cumhuriyetçi Ordu’nun kaybı ölümler haricinde, 200 bin askerin esir düşmesiyle iyice arttı. Barselonya ile birlikte Katalonya da elden çıktı. 28 Şubat’ta Azana Cumhurbaşkanlığı’ndan ayrıldı. İngiltere ve Fransa, Franko hükümetini tanıdı. Negrin hükümeti yasa dışı hale geldi.

Ancak Negrin ve Halk Ordusu, direnmekte kararlı olmalarına rağmen, orduda yüksek rütbeliler başkaldırdı ve Albay Casado isimli bir albay başkanlığında bir cunta kuruldu. Franko kayıtsız şartsız teslim olmalarını istiyordu. Generaller buna boyun eğerek teslim oldular. Madrid tek kurşun atılmadan teslim edildi.

Şayet Hitler ve Mussolini yardım etmeseydi İspanya Franko’nun eline geçemezdi. İngiliz ve Fransız kapitalizmi hem Hitlere, Mussolini’ye ve hem de Franko’ya yardım ediyor ve İspanyol halkını yalnız bırakarak, katliamlara göz yumuyordu. Hitler’in yenilgisinden sonra ele geçen gizli belgelerde bu durum açıkça belirtiliyor.

Hitler, İtalya Dışişleri Bakanı Ciano ile yaptığı görüşmede “… Guernica’yı bombalayan Alman uçakları olmasaydı ve yollarda sürünen mültecileri bombalayan İtalyan uçakları, devamlı ABD petrolünü kullandılar” diyordu. Yine Franko’nun o dönemdeki Dışişleri Bakan Yardımcısı Jose Maria Daussiangue, 1945’de “ABD petrolü, kredisi ve kamyonları olmasaydı savaşı kazanamazdık” diye aynı yazara açıklamalar yapıyordu.

Halk cephesinin zaferini kendi çıkarı için tehlike gören İngiliz, Fransız ve ABD kapitalistleri Franko’nun arkasında Cumhuriyet’i boğma yarışına girdiler. İspanya’da mali oligarşi ile toprak aristokrasisi egemen duruma geldi. Falanjist iktidarda halk, ekmek kuyruklarında, Fransa’ya göç yollarında tükendi.

Tarihin sayfalarına altın harflerle yazılan İspanya direnişi günümüze kadar taşındı. İspanya halkı, işkence, hapis, idam, toplama kamplarında, sürgünlerde kırılarak yitip gitti. Bu dönemde işçi ücretleri 6.29 peseta, (150 krş.) idi. Acımasız kapitalist sistemin yaşattığı hayat işte buydu.

Bunların arkalarında Hitler, Mussolini ve Franko gibi bekçi faşistler olamasa, yaşamaları mümkün değildi.  1966’da tutuklanan aydın sayısı 4 bini geçti. Öğrenci liderleri tutuklandı, 550’den fazla aydının faşizmi lanetleyen bildirisi, etkin, önemli bir eylem oldu. Şair Machado tutuklandı.

Bu eylemlerden sonra bütün hızıyla tutuklamalar sürdü, gitti. Bugün o süreç yaşanıyor, Covid19 virüsüyle birlikte düştükleri iflâs yeni bir devir açacak noktaya geldi. Ancak İspanya, geleceği için tarihi süreçten aldığı kazanımlarla, devrime doğru yol almaya devam ediyor.

 Rodrigo’nun ölümsüz eseri Gitar Konçertosu

Joaquin Rodrigo Vidre, 1901’de İspanya’da Valencia Sagunto’da doğan Rodrigo, üç yaşında geçirdiği difteri hastalığı nedeniyle gözlerini kaybeder. Keman ve piyano eğitimi alır, ancak sonunda piyano virtüözü olmaya karar verir. Eşi Türk kızı, İstanbul’lu piyanist Victoria Kamhi ile Paris’te tanışır. Tüm dünya Rodrigo’yu Concierto de Aranjuez (Rodrigo Gitar Konçertosu) ile tanır.

1933’de Kamhi ile evlenir. 26 Nisan 1937’de Bask bölgesindeki Guernica 5 bin nüfuslu bir kasabadır, burası Franko’ya destek veren Nazi Almanyası’na ait 28 uçakla, 3 gün boyunca bombalanır. Kasabada taş üstünde taş kalmaz, 1700 kişi yaşamını yitirir, 1000 kişiden fazla yaralı vardır. Bunun üzerine Rodrigo bu durumdan bütün dünya gibi çok etkilenir ve duygularını yansıtan bir beste üzerinde çalışmaya başlar.

Eşi Victoria, kendi kariyeri yerine eşiyle birlikte çalışmayı tercih eder. Bu çalışmaları notaya ve yazıya döker, 1938’de taslak olarak beste biter. Concierto de Aranquez doğmuş olur… Bu konçerto insanı ağlatacak şekilde duygu yüklüdür. Önce davul sesleri ile başlar, bu sesler diğer seslerden baskındır.

Bu, Alman, İtalyan destekli Franko askerlerinin bombalarının seslerini, gitar ile gelen ses halkın acı çekişini yansıtır. Bu konçerto bütün dünyaya yayılmış, Franko’nun falanjist uygulamasını bütün yönleriyle halka verdiği acıları yansıtarak ortaya koyar. 

        Pablo Picasso’nun Guernica Tablosu

Pablo Picasso Guernica Kanvas Tablo

Guernica kasabasının 28 Alman uçağı ile 3 gün boyunca bombalanması, Paris’te yaşayan İspanyol, Picasso’yu çok derinden etkilemiş, hemen bu katliamı resme yansıtmayı plânlamıştır. 3.5 m, Yükseklikte 7.8 m, genişlikte siyah, beyaz yağlı boya, kübist bir resim meydana gelir.

En büyük savaş karşıtı bir resim olur. Resmin Picasso, Franko döneminde İspanya’ya girmesini kabul etmedi. Rejim yıkıldıktan sonra sergilenmek üzere İspanya’ya teslim edilmesini vasiyet etti. Resim mızrakla vurulmuş bir atın acı içinde yıkılışını, atın altında parçalanmış bir askerin vücudu yer alır.

Asker üzerinde çiçekler açmış kırılmış bir kılıç tutuyor. Solda büyük gözlü bir boğa, kucağındaki ölü çocuğuna ağlayan bir kadın… Atın sağında üstünde camdan içeri girmeye hazırlanan, elinde bir gaz lâmbası ve korku dolu gözlerle yaklaşıyor. Yine korku içinde bir başka kadın üstteki parlayan ampule boş gözlerle bakıyor. Sağ yanda kollarını kaldırmış bir adam, etrafı ateşlerle sarılmış durumda.

Bütün bu semboller uluslararasıdır… Bu resmi Picasso Franko rejimi yıkıldıktan sonra İspanya’ya verilmek üzere vasiyet etmiştir. Kapitalist emperyalist düzen; 1789 devrimi, 1848 devrimi ve 1871 devrimini getirdiği iç savaşlarının acılarını unutamamış ezilenlerin insanlık ailesinin çektiği acıları, 1905 Rus Devrimi, arkasından 1917 Ekim Devrimi daha sonra 1922 Atatürk Devrimi’nin getirdiği kazanımları bir türlü hazmedememiş ve hâlâ sömürme ihtiyacını terk etmiyor.

Çanakkale’de Mustafa Kemal Atatürk’ten yediği darbeyi içine sindirmiş görünmüyor. Bütün gücüyle yoksul halkların bir deri bir kemik kalmış bedenlerini, alın terlerini çalabilmek için tuzaklara, oyunlara devam ediyor. Ancak bu kez, bir virüsle birlikte feodal yapının yıkılışı gibi burjuva düzeninin yıkılışına tanık olmaktan kurtulamayacak.

Çünkü sistem, er ya da geç bu yıkılış devrini tamamlamak zorunda. Orta çağa dönülemeyeceğine göre, geleceği bilimsel verileri buna işaret ediyor.   

     Kaynak:

    Devrimler ve Karşı Devrimler Tarihi Ans. , Gelişim yayınları,  Gnl. Yön: Ercan Arıklı, sor: yön: Hilmi Yavuz, 2. cilt, s:337, ta:1975

                                       ***

Dağ Medya

Hayvan Medyası

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

Yıldız Teknik Üniversitesi

Sürdürülebilir Kampüs Komisyonu

artidergi897604762.wordpress.com/

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü Artı Dergi

SUSMA

Araştır, Soruştur, Konuş. SUSMA

%d blogcu bunu beğendi: