Angola’nın Devrimci Lideri Şair Neto

özkayaOrhan Özkaya (Yazar)

Portekiz postalları altındaki Angola

Angola’da 475 yıl süren Portekiz sömürüsü ara vermeden devem etmiş, 30 yıl iç savaşı tetikleyerek, halkın çok acı çekmesine neden olmuştu.

Yine Afrika’yı ilk sömürenlerden başka bir ülke de, Hollanda olmuş, Güney Afrika Cumhuriyet’inde Apartheid ırkçılığını uygulayıp, halkı silindir gibi ezmişti.

cizi

Bütün bu sömürü güçleri, yıllarca yoksul Afrika halkına köle muamelesi yapmış, onları insan olarak tanımamıştı. Portekiz yönetimi, Angola halkının topraklarını dünyanın en yoğun mayın tarlasına çevirmiş, ekilebilir toprak bırakmamıştı. Kuito şehri iç savaşın merkezinde kalarak toprak hastaneler, mayın tuzaklarında yaralanan halkın feryatlarıyla inlemişti.

Bu acımasızlığın acılarına dayanabilen 13 milyonluk Angola halkı, nüfusunun üçte biri kadar mayınla sarılmış halde yaşamanın ne demek olduğunu bir türlü anlayamamış ve ölümlere alışarak; kopan el, bacakları, uzuvları ve dışarı sarkmış bağırsaklarını elleriyle taşıyarak saatlerce köylerinden hastaneye yetişmek ya da yolda ölmek.

Hastaneye kolunun altına koyduğu değneklere yaslanarak, çamurdan hastaneye ulaşmaları en büyük hedefti. Kimisi yolda ölüyor, kimisi hastane kapısında… Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü (STD)’nün, insanların silahla parçalanan uzuvlarını tedavi etmek, acılarını dindirmek için gösterdikleri çalışmalar, savaşın kahredici yüzünü ortaya koymuş, ancak sömürünün durdurulması mümkün olmamıştır.

Zira daha sırada İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya ve ABD yer alıyordu. Bu kadar mayının döşendiği topraklarda, bunlara takılmamak imkânsız idi. Bu insanların olağanüstü sabırları, dayanma güçleri çok şaşırtıcıydı.

Derisini güneşin yaktığı Afrika halkı…

  Afrika halkı, güneşini sürekli duyumsar ve onun dostluğunu hiç yadırgamaz; çıplak vücudunun kapkara olmasına aldırmadan, ne eline bir şemsiye ne de yüzünü, başını koruyacak bir örtü edinme gereği duymaz… Beyazlar gibi gölgelikler yapmaya çalışmazdı.

İç savaş ortamında Angola’nın bağımsızlığı için savaşan MPLA’nın şair lideri ve savaş sonu Devlet Başkanı Antonio Agostinho Neto’nun 1960 yılında hapishaneye düşmesi,sömürgeci zihniyetin gerçek yüzünü gösteriyordu. Onlar direnen hiçbir güce tahammül edemiyor, hemen deliğe kapatıyorlardı.

Ancak Neto, hapiste iken dahi duygularını halkına aktarıyor; yazdığı şiirle dünyaya sesleniyordu. “Yağmuru kimse durduramaz! Burada hapiste öfke göğsümde büyüyor; sabırla bekliyorum, toplanmalarını tarihin yeliyle savrulan bulutların, yağmuru kimse durduramaz!” diye halkına güç vermeye çalışıyordu.

Tarihte hiçbir direnişin emperyalist güçler tarafından yenildiğine tanık olunmamıştı. Bunun en büyük örneği, Büyük Atatürk idi. Tüm Afrika halkı O’nun yolundan giderek “Tam Bağımsızlık Savaşı” veriyor, emperyalizme kök söktürüyordu.

Bütün hepsi toplanıp Çanakkale’ye demirlemişler, dağları taşları dövüyor ve Boğazı geçmek için Afrika, Hint ve Yeni Zelenda yoksul yerlilerini tepelere yığarak; Türk halkını tarihten silmeye çalışıyorlardı. Ancak Atatürk’ün askerlerinin süngüsüne çarparak sulara gömüldüler

ABD’nin dünya efendiliği çöktü

    Dünyanın yeni efendisi olduğunu zanneden ABD, Afrika’nın geçmişteki acılarının üstüne çıkarak, bu topraklara yeni mayınlar döşemeye çalışıyor. Terör örgütlerini bölgeye musallat ederek, İŞID’in türevleri El Shaabab gibi canileri beslemeyi sürdürüyor. Petrol, maden zenginlilerinin üstüne konuyor.

2015’de Etiyopya ve Cibuti’de iç savaş kışkırtıcılığı yapmış; Soros ayaklanmalarını desteklemiş, ülkelerde istikrarsızlığı kontrol altına almaya çalışmıştı. Afrika halkı, bu destanı liderleriyle kendisine rehber edinerek, ayağa kalktı ve aydınlığa doğru, güneşi arkasına alarak, bulutlara ve yağmura sesleniyordu.

Neto’nun bu sesini tanıyan, yağmur, 1975 yılında aşağıya iniyor, sağanak halinde toprakları özgürleştiriyordu. Angola, özgürlüğüne kavuşarak, Portekiz sömürgeciliğinin mayınladıkları topraklara gömüyordu. Neto, hapiste yazdığı bu şiirle, direnişin bitmeyeceğini, bulutların toplandığını ve umutların yok olmayacağını biliyordu.

Sonunda, toplanan bulutlar özlenen yağmuru getirdiği ve onu kimsenin artık durduramayacağını seslendiriyordu. İşbirlikçi UNITA, yenilgiyi kabul ederek, dağıldı. UNITA lideri Dr. Jonas Malheiro Savimbi de, ordu tarafından öldürülüp, bu hareket tarihin sayfalarındaki yerini aldı.

Bugün artık Afrika’yı yeni aktörler sömürüyor; ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya gibi… Geçmişin izleri silinirken, yeni emperyalistlerin boşluğu doldurmakta gecikmemeleri, insanlığın kanayan yarasının hiç kapanmayacakmış gibi algılanmasına neden oluyor.

Dünya artık çok kutuplu hale gelmiş, insanlık sömürüye büyük bir duyarlılıkla direniyor, daha önce emperyalist odakların parçalayıp böldüğü ülkeler, çok kutuplu dünyanın kapılarına dayanıyor, yeni arayışlar güçlü işbirliklerinin temeli atılıyor. Cibuti’de 1991-1994’te iki etnik gurup kışkırtılmış, iç savaş çıkartılmıştı.

Ülkenin kuzeyinde bulunan Afarlar, güneydeki Somali-İssaslar ile bir kırımın aleti olmuşlardı. Ancak askeri önlemlerle bu iç savaşın büyümesi önlenmişti. Çin bölgede kurduğu demiryolu ağına zarar gelmemesi için her türlü askeri, siyasi ve ekonomik önlemi alarak süreci kontrol altında tutmaya devam ediyor.

Etiyopya Devlet Başkanı Mulatu Teshome ve Cibuti Başkanı İsmail Omar İsaias’ın aralarında anlaşmalarının etkisi çok büyük. İsmail Omar İsaias, Kızıl deniz kıyısındaki Cibuti’nin başkenti Cibuti’de Çin’e büyük bir deniz üssü ve liman kurma olanağı verdi. Etiyopya’da Al Shabaab’a karşı her türlü önlemi almaya ve ezmeye devam ediyor.

%d blogcu bunu beğendi: