Canlılık neyle ve nerede başlar?

yasliProf. Dr. İsmet GEDİK

Cevabı şurada: Atom-altı-öğeler, kendileriyle ilişki kurmak isteyen her varlığı algılar ve ona göre davranır. Canlılık böyle başlar.

Atom-altı-öğeler, kendileriyle ilişki kurmak isteyen her varlığı algılar ve ona göre davranır.

GÖZLEMCİ ETKİSİ = OBSERVER EFFECT:


Canlılık neyle ve nerede başlar?

Doğada sürekli olarak gerçekleşen değişim-dönüşümlerin temelinde kuantsal enerji olgusu yatar. Kuantum fiziği deneyleri, atom-altı-öğeler dediğimiz proton-nötron-elektron, foton gibi temel varlıkların, ölü, cansız değil, tam tersine, cıvıl-cıvıl hareketli, yani canlı olduklarını göstermektedir.

Statik-sistemli bakış açısının oluşturduğu ön-yargı ile fizikçiler bu temel varlıkları, “parçacık” olarak tanımlarlar. Onlarla yaptıkları deneylerde ise, bu öğelerin kah bir bilye gibi “parçacık”, kah bir hareketli öğe gibi “dalgalanma” özelliğine sahip olduğunu saptamışlardır.

Ne zaman parçacık, ne zaman “dalga” özelliği gösterdikleri araştırıldığında ise, gözlemleniyorlarsa parçacık, gözlenmiyorlarsa “dalga” özelliği gösterdiklerini fark etmişlerdir. Bu ikili özelliğe de “wave-particle duality = dalga-parçacık-ikiliği” demişlerdir. Bu davranış değişimini de, “gözlemci dalga fonksiyonu çökertir” şeklinde açıklamaktadırlar.

Şimdi burada bir nokta koyup, ön-yargısız düşünelim. Proton-nötron-elektron-foton gibi tüm atom-altı-öğeler “dalga-parçacık-ikiliği” gösterirler. Kuvvet dediğimiz varlıkları yönlendiren faktör, enerjinin bir yerden bir yere akmasıyla oluşmaktadır. Doğadaki tüm enerjiler de, foton gibi kuantum denilen en temel atom-altı-öğelerden kaynaklanmaktadır.

Şimdi siz, elektron, foton gibi temel öğelerle deney yapıyorsunuz, deneylerde, siz fotonları gözlemlemeye kalkıştığınızda, onların dalga fonksiyonunu çökertmiş oluyorsunuz? Mantıksızlığa bakın, siz hangi kuvvetle elektron veya fotonun davranışını etkileyip, onun “dalgalanmasını” engelliyorsunuz?

Gözlemci denilen şey, insanların yaptığı bir detektör, bir algılayıcıdır. Foton veya elektronu algılamaya yarayan bir alettir. O alet elektron veya fotona bir enerji (veya kuvvet) göndermiyor, sadece onlardan gelen enerjiyi algılamaya çalışıyor. Ortada bir aktivite, bir olay var: atom-altı-öğenin “dalgalanma” özelliği kayboluyor.

Bir şeyi oluşturmak veya kaybetmek=yok-etmek için enerji gerekir. Enerji ise “kaybolan”da var. Çökertici denilen nesne çevreye enerji yaymıyor, çevreden gelen enerjileri algılamaya yarıyor.

Bu olayda aktif olan, detektör değil, elektron veya fotondur, onlar çevrelerinde kendileri ile bir ilişki kurmak isteyen bir detektör olduğunu algılıyor; hatta detektörün ne kadar sağlam veya bozuk olduğunu da algılıyor ve o bozukluk oranına göre, dalga veya parçacık olarak davranıyor!

Kuantlar özgürseler olasılık hesabı yaparlar ve şekilde görüldüğü gibi hedef tahtada farklı yoğunluklu olarak dağılırlar. Buna girişim veya interferens oluşumu denir.

Fizikçiler bunu gözlemcinin «dalga fonksiyonunu çökertmesi» olarak yorumlarlar.

Kuantsal öğelerin nasıl davranacakları saptanmaya çalışıldığında, onların gözlemcinin niyetine göre davrandıkları görülür. Yani kuantlar gözlendiklerini veya izlendiklerini algıladıklarında, çevrelerini değerlendirmekten ve bir olasılık hesabı yapmaktan vazgeçerler, gözlemcinin niyetine göre bir “parçacık” gibi davranırlar.

Ama kendilerini özgür-serbest hissettiklerinde, çevrelerinde kendilerini ilgilendiren tüm noktaları dikkate alıp, onları değerlendirip, bir olasılık hesabı yaparak en uygun olanı seçerler.

Gözlemci etkisi özelliği, kuantlar aleminin, farklı bedenler içinde farklı davranışlarda bulunmalarını sağlayan en önemli özelliktir. Bu sayede her yeni oluşan varlığın ihtiyacına göre davranabilen bir kuantsal sistem söz konusudur.

Yani atom-altı-öğelerden oluşan kuantlar alemi çok kısa ömürlü ve çok hareketli varlıklardır; doğum-ölüm döngülüdürler. Yaşam periyotları çok kısa olduğundan, atomlar, moleküller, hücreler, bedenler gibi üst-sistemler içinde bir araya gelerek, daha uzun ömürlü ve daha az hareketli varlıklar oluştururlar.

Yani doğadaki etkileyici-karar verici makam, alt –sistemlerdedir. Üst-sistem hedef, amaç gösterir. Ama o hedefe gidilip, gidilmeyeceği kararını alt-sistemler verir. Doğadaki etkileyici-yönlendirici güç sisteminin, tabana mı tepeye mi dayalı olduğu konusu açısından.) bu konuda bir görüş oluşturmak çok önemlidir.

Geleneklerin bilim insanlarını bile (Fizikçiler, ve diğ.) nasıl şartlandırdığını görüyorsunuz. Normal insanlar acaba ne kadar zombi bir davranış içinde? Davranışlarının toplum ve ekolojik sisteme ne kadar zararlı olduğunu görebilen var mı?

Şimdi kafanızda, doğada canlılık nerde ve nelerle başlıyor konusunda temel bir fikir oluşturabildiniz mi? Statik sistem ile dinamik sistem arasındaki fark işte bu temel özellikten kaynaklanır. Yani doğadaki canlılık ve hayat, atom-altı-öğeler dünyası ile başlar ve “information & self-organisation” olarak özetlenen dinamik sistemler fiziği, Chaisson yönelimi gibi faktörlerle alt-sistem-üst-sistem oluşumları şeklinde milyon-milyar yıllık süreçlerle devam eder.  

Fizik, biyoloji gibi kitapların hepsi yeniden yazılmak zorundadır. Çünkü, doğal sistem oluşumu hakkında yanlış görüşler içermektedirler. İşte basitçe ıspatı:

.1)- Doğadaki oluşum ve gelişimler Alt-sistemlerden üst-sistemlere doğru gelişiyor mu? Evet. Yani önce H ve O vardı, sonra H2O oluşmuş olmak zorunda. Jeoloji ve astrofizik bunu gösteriyor.

.2)-Öyleyse, doğada düzensizlikten düzene doğru bir ilerleme olmalı. Halbuki Termodinamiğin 2 yasası, doğada zamanla düzensizliğe doğru bir gidiş olduğunu, yani bunun tam tersini söyler. Öyleyse fizikçilerin oluşturduğu bu görüş yanlış olmalı. Bu yanlışlığı görelim.

.3)- Bu alt-sistem (veya düzey) Üst-düzey ilişkilerinin temel özellikleri Feibleman 1954de tarafından “Theory of Integrative Levels = Bütünleştirici Düzeylerinin Teorisi” başlığı altında yayınlanmıştır ve “alt-sistem – üst-sistem” ilişkilerinin ana-hatlarını belirlerler. Bunlar arasında en önemlileri şunlardır:

.I- Her düzey, altındaki düzey(ler)inkine ek, yeni bir özellik taşır.

.II- Üst düzeylere doğru karmaşıklık derecesi artar.

.III- Herhangi bir düzeyde oluşan bir bozukluk, ilişkili tüm diğer düzeyleri de etkiler.

.IV- Her sistemde, üst düzey alt düzeye bağımlıdır; karar erki alt düzeydedir; üst düzey hedef göstermekle yükümlüdür.

.4)- Bu durumu tavuk-yumurta ilişkisinde incelemeye irdelemeye devam edersek, „tavuk oluşturma yetkisi yuurtadadır“ yani dünyada önced hücreler (yumurtalar) oluşmuştur, sonra hücreler hayvanları  vs oluşturmuştur.

.5)- Bir şey oluşturmak için enerji gerekir. Enerji alt-sistemlerde midir, üst-sistemlerde midir?  Enerji alt-sistemlerdedir ve en alt-sistem de kuantum alemidir.

.6)- Enerji kuvvete dönüştürülmeden bir işe yaramaz. Enerji kuvvete nasıl dönüştürülür? Enerji-gradyanları oluşturularak.

.7)- Enerji gradyanı oluşturmak için çevreyi algılayıp, neyin nerede olduğunu ve nereye kaydırılırsa daha iyi bir yapılaşma ortaya çıkacağı gibi verilere ihtiyaç vardır. Bu tür yetenekler atom-altı-öğelerde var mı? Evete ve de anında algılayarak. (bak https://www.youtube.com/watch?v=u-I6GPB8NVw )

.8)- Bu yetenek bir bilinçli davranış değil mi? Evet.

.9)- Öyleyse doğada kuantsal sistemden başlanarak, bilgi ve bilince dayalı bir evrimleşme yok mu? Var.

.10)- Bu durumda, fizik ve biyoloji kitapları yeniden yazılmak zorunda değiller mi?

 Bilgisiz bir şey yapılabiliyor mu? Hayır.

Peki H ve O bilgisiz iseler H2O gibi mucizevi özellikler gösteren bir su molekülünü nasıl yaptılar?

Benim insanlarla bir araya gelip, fikir alış-verişlerinde bulunmaya çalışmamın tek bir amacı vardır: toplumsal sorunlarımızın nedenini bulmak ve bu nedeni ortadan kaldıracak bir formül oluşturmak. 

Doğada her şey değiştiği için, insanı oluşturan hücreler de insan beynini, “çevrende neler olup-bitiyor, araştır da, ona göre işlem yapılsın” mantığıyla, muazzam senaryolar üretecek şekilde oluşturmuşlardır. İnsan beyninin bu az sayıda veriden muazzam senaryolar üretme yeteneği, insanların milyonlarca farklı senaryo üretmelerine yol açmıştır.

Araştırmalar toplumsal sorunlarımızın nedeninin Tepeye Bağımlı Örgütlenmeler TBÖ) olduğunu ortaya koymuştur. (8ak: http://tanriyianlamak.blogspot.com.tr/2017/12/tepeye-bagl-orgutlenmenin-zararlar.html )

Bu nedenle ben de doğadaki oluşum ve gelişimlerin tepeye değil de tersine, tabana dayalı olarak mı oluşup-geliştiğini araştırmaya başladım. Bunun ilk adımı, doğadaki varlıkların ne zaman ve hangi sırayla ortaya çıktıklarını saptamaktan geçer.

Bu ise benim temel mesleğim olan jeoloji ve paleontolojinin konusuydu ve doğada önce molekül gibi temel yapı taşlarının, onların kombinasyonlarıyla bakteri gibi çekirdeksiz tek hücrelilerin; onların kombinasyonlarıyla amip gibi çekirdekli tek-hücrelilerin; onların kombinasyonlarıyla çok hücreli bitki ve hayvanların ortaya çıktığını gösteriyordu.

Yani doğada alt-sistemlerden (düzeylerden) başlayıp, üst-sistemlere (düzeylere) doğru ilerleyip-evrimleşen bir gelişim vardı.

16 bölümden oluşan bu ‘Toplumsal sorunlarımızın nedeni ve çözümü’ paketinin tümünü okuyup değerlendirmeden bir yorum yapılması veya görüş bildirilmesi mantıksızlık olur, çünkü doğadaki tüm olaylar ve oluşumlar karşılıklı bir etkileşim içindedir.

.1- Bizlerin temel amacı toplumsal sorunlarımızın nedeni ve çözüm formülü olmalıdır. Kafalarında bundan başka bir amaç taşıyanların hiçbir görüş bildirmeye hakları olamaz, çünkü amaç aynı değildir.

.2- Bir fikre karşı çıkmak, o konuda kişisel olarak daha iyi bir öneri sahibi olunmasını gerektirir. Kişisel olarak bir çözüm formülü olmayan birinin, bir öneriye karşı çıkması, tamamen mantık dışı bir davranıştır.

Evrimci veya fizikçi vs.nin toplumsal sorunların nedeni ve çözümü hakkında herhangi bir görüşleri varmıdır? Yoktur. Çünkü onlar “yapraklarla uğraşmaktan ormanı göremeyen” dar görüşlü, yani “at-gözlüğü” takmış insanlardır.

Fotoğraf açıklaması yok. https://www.youtube.com/watch?v=u-I6GPB8NVw&authuser=1

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Dağ Medya

Hayvan Medyası

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

Yıldız Teknik Üniversitesi

Sürdürülebilir Kampüs Komisyonu

artidergi897604762.wordpress.com/

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü Artı Dergi

SUSMA

Araştır, Soruştur, Konuş. SUSMA

%d blogcu bunu beğendi: