Heybeliada Sanatoryumu Atatürk’ün Eseridir -/- Halkımız varlıklarına sahip çıkıyor

özkayaOrhan Özkaya(Yazar)

Halkımız kamu mallarına son derece duygulu bir şekilde ve kıskançlıkla sahip çıkıyor.Heybeliada Sanatoryumu sorumlu kim belli değil!

İstanbul ve Adalar’ın beton kavanoza çevrilmesine razı değil. Büyükada Hristos tepesinde bulunan, Sultan Abdülhamid fermanı ile yetimhane olarak vakfedilen “Büyükada Rum Yetimhanesi” mülkiyetiyle birlikte Patrik Bartholomeus’a, Ortadoks Rum Patrikhanesi’ne devredilmişti.


Avrupa’nın en büyük, dünyanın ikinci ahşap yapısı olarak tanınan bu binanın 23 dekardan fazla arazisi mevcut. AİHM tarafından verilen aleyhte karar iade anlamına gelmediği halde, para olarak ödemek yerine tapusuyla iade yoluna sapılması; 1935 Vakıflar yasası hükümlerine aykırı düşmek demek oluyor.

Atatürk tarafından bu ihanet yuvalarının, Kurtuluş Savaşı’nda “silah deposu” olarak kullanılması karşısında; bu yerleri kullanmakta olduklarını kanıtlamaları koşuluyla iade etmeyi belli esaslara bağlamış, ancak bireysel mülkiyetlerine bağlamak istemeleri ve 15 yıllık bir sürede kullandıklarını kanıtlayamamaları sonucunda Maliye Hazinesi’ne devredilmişti.

Yeni 5737 sayılı “Vakıflar Yasası” hükümleri çerçevesinde, AİHM’si kararları bahane edilerek, hem de, törenle devredilmesi halkımızın kabul etmediği bir uygulamaydı.

Bartholomeus’un Lozan’ı delme çabaları

Bartholomeos Kapadokya'da ayin yönettiPatrik Bartholomeus, Vakıflar Yasası’nı dahi yeterli bulmayıp, durumu AİHM’e götürmesi Lozan’ı delmesi anlamını taşıyor. “Bu taşınmazlar bize ait olduğu müddetçe hiçbir geri adım atmayacağız. Sonuna kadar mücadeleye kararlıyız. Çünkü bunlar soyumuza ait mallar” diyerek, açıklama yapması ve 2005 yılında AİHM’e başvurmuş olması karşısında, gelişmeler ülkemiz aleyhine çıkmıştı.

Ancak işin içinde para cezasının olması hiç dikkate alınmadı. Mahkeme aslında 26 bin Euro miktarında bir tazminata hükmetmişti. İşte bütün bu olaylar ülkemizin varlıklarının birer birer elden çıkmasına neden oldu. Halkımızın bütün itirazları sonuç vermedi.

Covid19 mücadelesinde kurallara uyma konusunda açıklamalara önem vermeye çalışırken ve bu Sanatoryum binası ülkenin ilk pandemi hastanesi olma özelliği taşıması gurur verici bir olayken; ilgisiz bir kuruma, Diyanet’e verilmesi halkımızın yüreğini kanatıyor. Halkımızla birlikte İstanbul Tabip Odası, Türk Toraks Derneği (TTD), TMMOB gibi demokratik kuruluşlar bu duruma itiraz ederek direniyorlar.

Bütün sağlık örgütleri, Adalar Kent Konseyi, Validebağ Savunması, Adalar kitle örgütleri ve Adalar Belediye Başkanı yaptıkları açıklamada, “Binanın sağlık kurumu olarak kalmasını, Covid19 için kullanılmasını talep ediyoruz” diye sesleniyorlar.

         Kitle Örgütleri halkla birlikte direniyor

Hiç azımsanmayacak bir nüfus potansiyeline sahip olan Adalar halkının ve çevredeki vakaların tedavileri, izolasyonu burada yapılabilir. Tüberküloz ve diğer hastalıklar konusunda araştırma yapılabilecek bir tesis, kronik akciğer hastalıkları için bir rehabilitasyon merkezi gibi amaçlar için organize edilmeli… Bütün halk, yapılan uygulamaya karşı duruyor.

Belediye Başkanı ve kitle örgütleri, “Anayasa’nın 34. maddesini hatırlatırız, mücadeleyi durduracaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar. Bu tüm İstanbullunun mücadelesi, hatta bu yasağı alanlar için bile bu kamusal sağlık isteği mücadelesidir. Bizim talebimiz ticari gözle bakılmadan sağlığın kamu sağlığı olarak ücretsiz verilmesidir.

Heybeliada Sanatoryum’ u dönemin en modern hastanelerinden biri olarak kurulmuş bir kültürel mirastır. Bu mirasın sağlık bakanlığı dışında birilerine devredilmesi aymazlıktır. Hastane tekrar Sağlık Bakanlığı’na devredilmelidir” diye yapılan değerlendirme tüm kitle örgütleri ve Belediye Başkanı açıklaması olarak halka duyuruldu. olaylar karşısında ‘duyarsız kalınıyor’ diye yakınmanın aslında doğru olmadığı, bu mücadelelerde bir kez daha kanıtlanıyor. Zira Validebağ, Adalar Kent Konseyi gibi konseyler CHP’li her belediyede aktif olarak kurulu.

Hastane Atatürk tarafından kuruldu ve WHO sahip çıktı

Kitle örgütleri bu işin lokomotifi görevi yapıyor. Halkımız HES’lerine, ormanlarına, sularına, derelerine, yeşil alanlarına çoluk çocuk, sırtında bebeğiyle kadınlarımız, elinde bastonuyla analar, neneler; kadın cinayetlerinde, çocuk istismarlarında kadınlar yerlerde sürüklenme pahasına karşı duruş sergiliyorlar.

Polis, sağlık örgütlerinin sanatoryuma yürümesine izin vermedi

Açıkçası halkımız, bütün zenginliklerine kıskançlıkla sahip çıkıyor; Kazdağları’na, Salda Gölü’ne, Kanal İstanbul’a, Atatürk Havalimanı’na, PTT ve Telekom’a, Atatürk’e ait ne varsa; özelleştirmelere, KİT’lerin satışına gücünü aşan bir çaba ile sahip çıkıyor. 1924 yılında Atatürk’ün emriyle İsviçre’deki sanatoryumlar örnek alınarak, 16 yatak kapasitesiyle açılan bu sanatoryum O’nun eseri olarak kalmalıdır.

Aslında, “Dünya Sağlık Örgütü (WHO)” tarafında da, tüberküloz eğitim ve araştırma hastanesi olarak kabul edildi. Burada Prof. Dr. Siyami Ersek gibi yerli ve yabancı değerler yetişmiştir. Hastane İsmet İnönü, Rıfat Ilgaz ve Ece Ayhan gibi ülkemizin önemli kişilerine hizmet etmiştir. 100 doktor olmak üzere 250 görevli hizmet veriyor.

660 hasta kapasitesine ulaşmasına karşın, 2005 yılından bu yana kapalı tutuluyor. CHP’li belediyelerin halkın yanında olması özgüven kaynağı oluyor.

Ancak Atatürk’ün dediği gibi “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardı. O satıh bütün vatandır” ilkesinde belirttiği gibi, bu mücadeleler genel olmak zorundadır. 

Heybeliada Sanatoryumu sorumlu kim belli değil!

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: