Siyah Yaşam Hakkı Ortadan mı Kalktı?

özkayaOrhan Özkaya (Yazar)

İnsanın yedi kez kurşunlanması büyük bir hınç

Polis Washington’ da yine siyah bir genç kızı katletti. 18 Yaşındaki siyahi Deon Kay’ın, polise silah doğrulttuğu için öldürüldüğü açıklaması gecikmeden kamuoyuna servis edildi.

Kay’ın polisin yanına gelmesi üzerine kaçmaya başlaması ve kaçarken memurlara ateş açması üzerine karşılık verilmesiyle yaşamını yitirdiği belirtilmesi, neredeyse polisin mağdur olduğu açıklaması yapılması gibi bir şey!


Oysa olay üzerine halk sokaklara fırlayarak, olayı protesto etmeye başlamış, cadde ve sokakları kapatmış… Bugüne kadar meydana gelen katliamlarda polis hep haklı, mağdur ölenler, suçlu konumda onlar. 25 Mayıs 2020’de George Floyd’un kaldırımda boğulmasından bu yana devam eden katliamlar insanları çaresiz bırakıyor.

23 Ağustos’ da JacopBlake, sırtından 7 kez ateş edilerek katledilmişti. Neredeyse ölenlerin kıpırdamaları suç, üzerlerine konan sineği kovalamaları için yapacakları hareketler dahi şüphe uyandıracak ve katledilme sebebi olacak!

İnsan odaklı olmayan sömürü düzeni

Gün geçmiyor ki, bir köşede siyah derili bir ABD vatandaşı polis tarafından şu ya da bu nedenle öldürülmesin? Elleri arkadan kelepçelenerek kafasına poşet geçirilen Daniel Prude, yere yatırılıyor ve kafasına bastırılarak boğuluyor. Polislerin çıplak bir şekilde yere yatırarak boğduğu Prude, üstelik beyaz olmasına rağmen polisin şiddet hissinin tatmin aracı oluyor.

Aslında bu psikopat düzen, hiçbir ölçü tanımıyor. Ancak daha çok, cezasız kalanlar siyahlara saldıranlar, katledenler ve polisler.İnsan merkezli olmayan, insanı mutlu etmeyi hedefine koymayan vahşi sömürü düzeni kapitalizm, kâr ve ranttan başka bir yığınak yapmıyor.İnsanın emeğini, iliğini, derisini, cinsiyetini tüketinceye kadar emen, yiyip bitiren, para kesesi, para kasası bir sistem…

Duygu ve düşünce tarih sayfalarındaki filozoflarda kalmış; şimdi “kapital” e erişme, ulaşma zamanı, devir o devir. Ancak dillerde, ellerde, kafaların üstündeki pankartlarda tutulan bir söylem, söylenti var; “yıkılacak, yıkılıyor…” diye. Aslında o küllerinden yeniden doğar! Derler…

Yine de aksakallı “tarih dede” bilir, gelecek devrin ne olacağına o karar verir.Kölelik, derebeylik, feodalite ve krallık devrini tamamladıysa, burjuvazi masasını toplayalı uzun bir süre olduysa işler yeniden başlıyor demektir.

 Çiçekler, böcekler ve kelebekler siyah elleri de sever

Siyahlar için ABD yaşanmaz hale geldi. Sırtı dönük kişiye ateş açılması, birde 7 kez bunun ısrarla tekrarlanması, ortak yaşam hakkı tanımamak, teker teker avlamak demektir.

Artık bir daha nefes alamayacak, kıpırdayamayacak, sevdiklerini kucaklayamayacak, duygularını ifade edemeyecek, küçücük çocuklarının ellerini okşayamayacak, bir yeni açmış çiçeği koklayamayacak, yemyeşil parklarda sabahın erken saatlerinde koşuya çıkamayacak, bir kafenin kapısından girip, bahçesinde çayını, kahvesini yudumlayamayacak…

Bunların hepsi beyaz için mi?Eli coplu, silahlı ve hatta makineli polis giysileri taşıyan sözde güvenlik sağlayıcılarının hakkı sayılacak. Oksijen, temiz hava artık onun için tükendi. Okul çıkışı almaya gittiği minik çocuğu karşılardan koşarak gelip boynuna sarılamayacak, eşi sevdiği omletini yutkuna yutkuna anımsayacak… Üç tutam çiçeği vazosuna koyamayacak… Dünya ve güneş, ay ve yıldızlar onun için kara deliklere düştüler…

Tırnakları ojeli kurtlar

Bu kadar ucuzladı mı yaşam? Kim karar veriyor, biraz daha nefes almaya, siyahlar Meksika sınırına çekilen duvar gibi duvar arkasında mı yaşayacak? Kendilerini Afrikalar’dan boyunlarındaki, ayaklarındaki, ellerindeki birbirlerine bağlı zincirlerle getiren çeteleri, insan ticareti yapanları, emek transferiyle varlık üzerine varlık istifleyenleri yaşamının kötücül sayfalarında bırakmayı düşlerken, yeniden kasırgalar, fırtınalar ortasında savrulup duracak mı?

En medeni, en demokrat ülke değil miydi burası? Dünyada her insan güya buraya akın akın gelmek istemiyor mu? Yeşil kartları yıllarca hayal edip beklemiyor mu? Sarı ırk için ayrı gettolar (Çin mahalleleri), Kara derili için, Kızılderili,asıl sahipleri adına ayrı mayınlı, dikenli alanlar kurmak medeniyet, uygarlık tartısı mı?

Smokin giydirilmiş, tırnakları ojeli aç kurt sürüleri gibi önüne gelene saldıranlar… Düzeni korumak için inşa edilen hukuk, nizam, intizam, güvenlik ve huzur uzun bir tatil dönemine girmiş sanki… Öyleyse insanlar yeni ufuklara, leke tutmayan bulutlara, uçsuz bucaksız ovalara, denizlere uçmalı, kanat takıp devrim yollarına düşmeli…

Analar bebeklerini, Afrika savanalarında, çöllerinde sırtına, böğrüne yapıştırıp kurt veçakal sürüleri arasından koruyup, kaçırarak büyütünceye kadar çektikleri acıları, gülmeyi unuttukları yüzündeki kemik yığınına yapıştırmış…

Dev zincirler arasında çıktığı denizler aşırı yolculuklarda, tükene tükene umutlar ülkesi diye havada yaylar çizen kamçı şakırtıları, vınlamaları arasından geldiği bu “Yeni Dünya” denilen modern, uygar Amerika, hani? “

İnsan hakları, hak, hukuk, demokrasi ve eşitlik” “MagnaCarta” diye bir bilim insanının çizdiği ışıklı yol, “Özgürlük Fermanı”, yoksa 1215 yılında mı kaldı?

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: