Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceği

gullerMehmet Ali Güller

Önceki yazımızda belirttik: Başkanın kim olacağı, ABD’nin “büyük stratejisi”ni etkilemiyor. Hangisi gelirse gelsin, o “büyük stratejiyi” uygulayacak. Farkları, alt stratejilerde, politika ve taktiklerde, yöntemlerde olacak…

ABD’nin esas hedefi Çin’i durdurmak.

ABD’nin bu hedefi gerçekleştirmek için belirlediği “büyük stratejisi” ise Hindistan’dan Japonya’ya uzanan geniş yay ile Çin’i çevrelemek. Bu amaçla bölgede Çin karşıtı ittifaklar kurmaktan, bölgeye askeri yığınak yapmaya kadar pek çok hamleyi deniyor.


Öte yandan ABD, büyük güç mücadelesinde Çin-Rusya ortaklığı nedeniyle, “büyük stratejisi” gereği Rusya’yı da Baltıklardan başlayan, Ukrayna, Karadeniz ve Kafkasları kapsayan hat üzerinden sıkıştırmaya çalışıyor.

Asker çekme meselesi

Bu “büyük strateji” geçen yazımızda da belirttiğimiz gibi, neredeyse hazırlığı Bush’un son yılında başlayan ve Obama döneminde kesinleşen stratejiydi.

Obama bu nedenle Irak ve Afganistan’dan asker çekmek ve o askerlerin bir bölümünü Güney Çin Denizi’ne taşımak hedefini ilan etmişti ve bir ölçüde uygulamıştı.

Aynı hedefi Trump da birinci döneminde sürdürdü ve büyük oranda uyguladı.

Başkan kim olursa olsun, bu hedefi yine sürdürecek.

Ortadoğu ve İsrail’in Güvenliği

ABD açısından sorun şu: Geniş Ortadoğu’dan (Irak, Suriye ve Afganistan’dan, hatta Körfez ülkelerinden) nasıl çekilecek?

İşte Obama da Trump da bu sorunla uğraştı. İki başkanın farkı da burada oluştu.

İki başkan açısından da çekilirken değişmeyecek dört temel hedef var: Kürdistan’ın inşası, İsrail’in güvenliği, Körfez’in istikrarı, enerji nakil hatlarının kontrolü…

Obama bu hedefi sağlayabilmek için arkasında kendi çıkarlarını koruyacak bir bölge koalisyonu inşa etmeye çalıştı: Türkiye-İsrail-Körfez koalisyonu…

İsrail’in güvenliği için de İran’ı uluslararası sisteme dahil etmeye çalıştı, bu ülkeyle nükleer anlaşma imzaladı.

Trump ise İsrail’in güvenliği için farklı bir yönteme soyundu: Nükleer anlaşmayı bozdu, İran’ı ablukaya almaya çalıştı ve bu ülkeye karşı İsrail-Körfez ittifakı oluşturdu. Arap-İsrail normalleşmesi işte budur.

Çelişmeler derinleşiyor

Türkiye açısından ABD başkanının kim olacağının strateji düzleminde bir önemi yok. Hangi başkan olursa olsun, Türk-Amerikan ilişkilerini ABD lehine düzeltebilecek kudrette değil. İki nedenle; birincisi ABD hegemonyası zayıflıyor, ikincisi de Türkiye ile ABD’nin çelişmeleri derinleşiyor.

Türkiye açısından fark yok ama AKP açısından kısmen bir fark var. İktidar açısından Trump’la çalışmak, Biden’la çalışmaktan daha kolay. Zira daha önce de belirttiğimiz gibi Trump da Erdoğan gibi politikayı “şirket yöneten işadamı” kıvamında yapıyor. Bu durum ikili arasında pazarlıkçı bir ortak nokta oluşturuyor.

Ancak bu bile son tahlilde Türk-Amerikan ilişkilerini düzeltemez. Şundan:

ABD başkanı kim olursa olsun, PKK’ye destek vermeyi sürdürecek, bölgede Kürdistan inşası için fırsat kollayacak.

ABD başkanı kim olursa olsun, Türk-Rus ilişkilerini sabote etmeye çalışacak; Libya’da, Suriye’de, hatta Karadeniz de Ankara ile Moskova’yı karşı karşıya getirmeye çalışacak.

ABD başkanı kim olursa olsun, Doğu Akdeniz ve Ege’de Türkiye’nin karşısında konumlanacak.

Daha pek çok alanda tablo bu…

Yeni bir dünya kuruluyor

Türk-Amerikan ilişkilerini düzeltebilmek, tüm bu meselelerde ABD’nin çıkarları lehine geri adım atabilmekle ancak mümkün olur.

O geri adımı Türkiye’de atma potansiyeline en çok sahip olan iktidar, zaten mevcut iktidardır. Zira ABD projelerine bile eşbaşkanlık yapmış bir iktidardır!

Ancak bu iktidarın bile ABD lehine geri adım atabilmesi gün geçtikçe zorlaşmaktadır.

Buna en başta dünyanın yeni dengeleri izin vermemektedir: ABD hegemonyası zayıflıyor, Çin-Rusya ortaklığı küresel liderlik mücadelesinde ABD’nin emperyalist saldırganlığını dengeliyor ve belli oranda önlüyor ve bu mücadeleye bağlı olarak da yeni bir dünya kuruluyor…

Bu tabloya rağmen ABD lehine geri adım atan ve ABD şantajlarıyla (Halkbank, Reza Zarraf) uzlaşan bir iktidar, belki bir süre daha iktidarını koruyabilir ama en sonunda ve tümden yıkılır gider!

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
5 Ekim 2020

https://mehmetaliguller.com/2020/11/06/turk-amerikan-iliskilerinin-gelecegi/  

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomi Okuryazarı - Ekonomi Koçu

gazeteciyazaryusufyavuzblog

"Dinle Anadolu, Yitip Giden Senin Hikayendir..."

Y Nesil Avukat

Üniversite ve iş hayatı rehberi

ŞİİR İKİZ

BİZ BİRİZ

siyaset kahvesi

Kendisini Sorgulamaktan Korkmayanlar için

Mevzu Kadın

Kadına Dair Her Şey...

KÜNYE ONLİNE

KÜNYE - ben de yazıyorum, diyenler yazdı; biz siziz...

Derin Ben

Meditasyon ve Zihin, Denge ve Nefes

Düşünen Eczacı

"Cogito Ergo Sum"

Kelebek Güncesi

Anlat dedi içimdeki ses...

kafana göre HAYAT

kafana göre...hayat gibi yani , her şeyden biraz, bazı şeylerden hiç, bazen keşkelerle çevrilmiş, belki de iyi ki lerle fark edilmiş, kim bilir...

%d blogcu bunu beğendi: