Beynimizin Gelişimi ve Tanrı Düşüncesinin ortaya çıkışı (10-11. Bölüm)

yasliİsmet GEDİK

Sanatın  Ortaya Çıkışı

Yaklaşık 40.000 yıl önce modern Homo sapiens in sergilemeye başladığı yeni davranışlar arasında en fazla ilgiyi sanatın ortaya çıkışı çekmiştir.

Araştırmacılara göre, sanatın, özellikle de görsel sanatların ortaya çıkışı, “bizi hayvanlardan ve insan öncesi türlerden ayıran, tamı tamına insana özgü bir şeyin kökenini (veya kökenlerden birini)” düşündürdüğü için modern insanların ilgisini çekmektedir.

Görsel sanatlar, “bildiğimiz şekliyle insan toplumunun doğduğu dönemde” ortaya çıkmıştır.


Yazının bulunması daha binlerce yıl sonrasına denk geldiği için, bu sanatsal yaratımlar bu döneme ait elimizde olan tek kayıtlardır.17

Son 100 bin yıl içinde yaratılan görsel sanatın çeşitliliği ve zenginliği gerçekten etkileyicidir. Her ne kadar bunlar arasında en iyi bilinenleri çok renkli mağara resimleri olsa da bu dönem sanatçıları aynı zamanda gravür, kilden modeller, heykeller, küçük figürler ve her türlü süslemeli objeler de yapmıştır. Çoğu Fransa ve Ispanya’da olmak üzere, sanat ürünü içeren 300’den fazla mağara bulunmuştur.

Yalnızca Lascaux Mağarası’da 1.963 adet resim ve gravür vardır, bunların yarısı hayvanları tasvir eder, geriye kalanlar ise geometrik şekillerdir. Yirmi iki bin yıl önce Fransa’nın toplam nüfusunun sadece 2.000 ila 3.000 arasında, tüm Avrupa nüfusunun ise yaklaşık 10.000 olduğu tahminleri göz önüne alındığında, sanatın bolluğu dikkat çekicidir.19

Bugüne kadar keşfedilen bu dönemden kalma en eski örnekler, Endonezya’daki Sulawesi Adasında bulunan LeangTimpuseng Mağarasının duvarlarındaki boyalı el izleri ve İspanya daki El Castille Mağarasındaki geometrik figürlerden oluşan çizimlerdir. Bunların her ikisi de yaklaşık 40.000 yıl öncesine tarihlenmiştir.

Duvarlarına resim yapılmış mağaralardan elde edilen en erken bulgular, Chauvet Mağarasında bulunan ve en eskileri 36.000 yıl önce tarihlendirilen olağandışı resimler ile Sulawesi’deki mağarada en az 35.400 yıl öncesine tarihlenen domuz benzeri bir hayvanın çizimidir.

Büyük mağara sanatı dönemi 20.000 yılı aşkın bir süre devam etmiştir; daha yeni örnekleri Kuzey İspanyada Altamira’daki (14.000 yıl önce) ve güneybatı Fransa’da Niaux’daki (13.000 yıl önce) mağaralardadır.

Bulunan son mağara sanatı Sicilya’da, Levanzo ve Addaura’daki mağara­larda olup, her ikisi de  11.000 yıl öncesine aittir. Bundan sonra, Avrupa mağara sanatı geleneği, iklimin ısınması ve tarım devriminin başlıyor olması ile eşzamanlı olarak yok olup gitmiştir.20

İlk mağara resimlerinin yapıldığı bu dönem aynı zamanda bilinen en eski heykellerin yontulduğu dönemdir. Güney Almanya’da, Swabian Alpleri’ndeki bir dizi mağarada tümü 35.000 ila 40.000 yıl öncesine ait, fildişinden yapılmış aslan, mamut, bizon ve aslan başlı bir adam ile bir kadın bedenine ait heykelcikler bulunmuştur.

 Anlaşıldığı kadarıyla sonuncu heykelcik bir kolye ucu olarak kullanılmaktaydı ve sonraki 10.000 yıl boyunca benzer kadın yontularının öncüsü oldu. Genellikle Venüs heykelcikleri olarak anılan bu figür Orta Avrupa’da yaygın olarak bulunmaktadır. Avusturya’daki Willendorf Mağarasında bulunan en ünlü örnek, bileziklerle süslenmiş ve ayrıntılı bir saç stiline sahip olup kırmızı pigmentli toprak boya ile kaplanmıştır. 

Bu figürlerin ortak özellikleri olan abartılı büyüklükte göğüsler, kalçalar ve vulva (kadın dış genital organı) araştırmacıların bu heykelciklerin doğurganlık veya yiyecek bolluğu ile ilişkili olduğunu düşünmelerine neden olmuştur.

Kadın heykelciklerine ek olarak, fildişinden yontulmuş birçok hayvan heykeli de bu döneme aitti: Mamutlar ve aslanlar tercih edilen konulardı ama at, ayı ve bizon heykelcikleri de yontulmuştu. Mağaralarda ayrıca akbaba ve kuğuların kanat kemiklerinden yapılmış sekiz adet kemik flüt de bulunmuştur. Bu flütlerin en eskileri 42.000 yıl öncesine tarihlenmiş olup, bilinen ilk müzik aletleridir.21

Mağaralarda üç ana tema vardır: hayvanlar, insan el izleri ve geometrik figürler. Hayvanlar oldukça belirgindir; büyük çoğunluğu av hayvanlarıdır. Mağaralarda bulunan 981 adet hayvan resimlerinin analizine göre, at yüzde 28, bizon yüzde 21, dağ keçisi yüzde 9, mamut yüzde 8, yaban öküzü yüzde 6, geyik yüzde 6, ren geyiği yüzde 4, aslan, ayı ve gergedanın her biri yüzde 2 ve diğerleri yüzde 12 oranında yer almıştır. 

Resmi yapılan hayvanların türleri mağaradan mağaraya değişiklikler gösterir. Örneğin, Chauvet’de en çok aslanlar, mamutlar ve gergedanlar yer tutarken, Cosquer’deki ma­ğarada atlar ve dağ keçileri çok sayıdadır. Buna karşılık, sırtlan, tavşan, kemirgenler, yılan, kuş, balık ve böcek gibi diğer hayvanların resimleri neredeyse hiç yoktur. Ayrıca manzara resimleri de bulunmamıştır, anla­şılan yalnızca hayvanlar üzerinde yoğunlaşılmıştır.23

Ayrıca bu dönemdeki sanatçıların hayvanları mümkün olduğunca gerçekçi bir şekilde tasvir etmeye çalıştıkları dikkat çekmektedir. Bir sanat eleştirmeninin belirttiği gibi: “Mağara ressamları, bir hayvanın doğal ve inandırıcı bir görüntüsünü sunmayı amaçlamış gibidir ve hayvanların şekilleri, duruşları, kürkleri ve ifadesi ile ilgili sahip oldukları bilgiler, hayvanları ve bu hayvanların alışkanlıklarını keskin bir şekilde gözlemlediklerine işaret etmektedir.”

Örneğin Fransa, Pech Merle’deki mağarada yaklaşık 25.000 yıl öncesine tarihlenen benekli atların resminin, sembolik ya da hayale dayalı olduğunu düşünüyordu bazı araştırmacılar. Ne var ki, çok eski tarihlerde yaşamış atların kemiklerinden elde edilen DNA’lar üzerinde yapılan araştırmalar, benekli atların o zamanlar var olduğunu doğrulamıştır.

Bu araştırmacılar böyle “tarihöncesi resimlerin tasvir edilen hayvanların gerçek görünümleri ile yakından örtüştüğü” sonucuna varmıştır. 

Bir başka örnek de yürüyen atları gösteren çizimler ve resimlerdir. Gerçekte atların yürürken bacaklarını şu sırayla hareket ettirdikleri bilinmektedir: sol arka, sol ön, sağ arka, sağ ön. Eski mağara ressamları ile son 200 yılda yaşamış olan ressamlar tarafından yapılmış at tasvirlerini inceleyen bir çalışmada, mağara ressamlarının yenilere göre daha doğru bir yürüyüş sırası betimlediği gösterilmiştir.

Yazar, “hayvanların hareketini düzenleyen yasaları mağara ressamlarının modern çağlarda yaşamış birçok ressamdan daha iyi anladıkları” sonucuna varmıştır.24

Birçok ressamın yakalamış olduğu sanatsal güzellik etkileyicidir. Bazı örneklerde mağara duvarının doğal kontürleri resimlere dahil edilmiştir.

 Örneğin, Chauvet’de çizilen bir resimde bir gergedanın boynuzları kaya duvarının konturunu takip eder. Bir başka resimde, iki gergedan dövüş için pozisyon almıştır; bir diğerinde, bir grup aslan avlarını sinsice izler­ken resmedilmiştir; 9 metre genişliğindeki üçüncü bir panel üzerinde ise dört at, dört bizon ve üç gergedan vardır.

Chauvet’den 20.000 yıl sonra, Altamira Mağarasındaki yaklaşık 14 yıl öncesine tarihlenen tavanın “pırıl pırıl parlayan, kaygan görünümlü kireçtaşı üzerinde dış hatları siyahla gölgelendirilmiş ve kırmızı renkle harika bir şekilde resmedilmiş 21 bizon gravürü” ile kaplı olduğu görülmüştür.

Resimdeki bizonların bir kısmı çömelmiş, bazıları uzanmış, bazıları da yelelerini sallayarak tavanda hücuma geçmişlerdir; kafalar dönmekte, kuyruklar uçuşmakta, kömür gibi karanlık gözler etrafı delmektedir. Chauvet Mağarasında olduğu gibi, Altamira’daki ressamlar da kayanın doğal konturlarından yararlanmışlardır; çizdikleri bizonun geriye doğru bakan başı kayanın çıkıntısı üzerinde resmedildiği için üç boyutlu görünür.

Bu ressamların çizdikleri şeye karşı derin bir say­gı ve hürmet duyduklarını, yaptıkları resimlerin hayvanı yüceltme amaçlı olabileceğini tahmin etmek güç değildir. Bu açıdan bakıldığında, mağaranın girişinde şölenler düzenlendiğine dair kanıtlar da bulunur. Altamira Mağarası, Paleolitik sanatın Şistine Şapeli olarak adlandırılmıştır ve Picasso burayı ziyaret ettiğinde “Bizler hiçbir şey icat etmemişiz!” diye bağırmıştır.25

Hayvan figürleri çok sayıda bulunmasına karşın, mağara resimlerinde insan figürleri nispeten azdır. Var olanlar kaba bir biçimde çizilmiştir, çoğunlukla çubuk şeklindeki insanlardan oluşur. Bazı örneklerde, insan figürü av sahnesinin bir parçasıdır. Örneğin Lascaux Mağarasında 915 hayvan arasında sadece bir insan figürü vardır.

Lascaux’daki çizim ile ilgili yapılan bir analizde “Anlaşıldığı kadarıyla resimdeki adam, bağırsakları dışarı çıkmış olan bizonu yaralamıştır ve yaralı hayvan da adamı devirmiştir,” denmiştir. Heykeller ve figür şeklindeki heykelcikler (taşınabilir sanat eserleri) içinde en sık rastlananlar insan figürleri, özellikle de daha önce anlatılan Venüs heykelcikleridir.26

Fransadaki Lascaux mağarası resimleri

Bu döneme ait mağara sanatı arasında bulunan bir başka figür de antropozoomorf adı verilen, insan ve hayvan karışımı bir figürdür. Bir araştırmacı, “kısmen insan, kısmen hayvan olan veya en azından hayvan maskesi takmış adamların” bulunduğu 50’den fazla figür olduğunu öne sürmüştür ancak bu figürlerin pek çoğu oldukça belirsizdir.

En iyi bilinen örnek ve muhtemelen en yaygın şekilde üretilen mağara sanatı örneği, Fransa’daki Trois-Freres Mağarasında bulunan insan-hayvan bileşimidir; yaklaşık 15.000 yıl öncesine tarihlenen bu figür bir araştırmacı tarafından “Les Trois Freres’in büyücüsü” olarak isimlendirilmiştir.

İyi bilinen bir diğer örnek, daha önce belirtildiği gibi güneybatı Almanya’daki bir mağarada bulunan ve 40.000 yıl öncesine tarihlenen fildişinden yapılmış aslan başlı adam heykelidir.

Mağara sanatında insan figürleri nispeten nadir olmasına rağmen, özellikle resimli ilk mağaralarda insan eli izlerinden oluşan işler çok yaygındır. Otuz altı bin yıl öncesine ait çizimlerin yer aldığı Chauvet Mağarasında yüzlerce el izi baskısı vardır; en fazla sayıdaki figür avuç içi baskısı olup bunlar günümüzde solmuş ve kırmızı noktalar gibi görünmeye başlamıştır.

Bu mağarada ayrıca eli pigmentli toprakla kaplayıp duvara bastırarak oluşturulan tam el izlerinin yanında, eli yine duvarın üzerine koyup üzerine kırmızı pigmentli toprak boya püskürtmek suretiyle el izinin “negatif’inin alındığı izler de vardır. Yirmi yedi bin yıl öncesine ait çizimlerin bulundu­ğu Fransa’nın güneybatısındaki Gargas Mağarasında 200’ün üzerinde el baskısı yer alır.

Bu mağaralardaki el izleri, Avrupa’daki en az 30 mağarada ve Güney Afrika, Endonezya, Avustralya, Papua Yeni Gine, Arjantin ve Birleşik Devletler’deki kaya sanatı alanlarında bulunan ve daha sonraki dönemlere ait olanlarla benzerlik gösterir.28

Hayvan figürlerine ve insan eli izlerine ek olarak, mağara sanatında yaygın şekilde bulunan figürlerin üçüncü kategorisi geometrik figürlerdir. Bunlar da oldukça çok sayıda olup, bu döneme ait mağaraların neredeyse tümünde ve kaya sanatı alanlarında yer alırlar. Bu geometrik şekiller küçük noktalar ile çizgilerden daire ve spirallere, klaviform (çomak biçimli)ve tektiform (çatı biçimli) çizgilere kadar değişiklik gösterir.

Bu figürler genellikle hayvanları tasvir eden panellerde yer almakla birlikte tek başına oldukları yerler de vardır. Bazı örneklerde, geometrik şekiller hayvanların üzerine çizilmiştir; bu şekilde yerleştirilen düz çizgilerin mızrakları veya okları temsil ettiği düşünülmektedir.

Bu geometrik şekiller genellikle “işaretler” veya “semboller” olarak adlandırılır ancak neyi sembolize ettikleri tam olarak bilinmiyor. Bunlar “mağara sanatındaki en gizemli figürler” olarak anılmaktadır.29

Alet ve silahların geliştirilmiş ve yeni biçimleri; bellek aygıtları; çeşitlendirilmiş ve yaygın kişisel süsler; mezar eşyalarının da bulunduğu maksatlı insan mezarları; müzik aletleri; resimli mağaralar; heykeller ve heykelcikler; dekore edilmiş her türlü obje; tüm bunlar insan yaratıcılığının altı milyon yıllık hominin tarihinde hiç görülmemiş şekilde patlak verdiğinin göstergeleriydi.

Randall White’in özetlediği gibi, “40.000 ila 30.000 yıl önce Avrupa’da tasvir sanatına ait eserler birbiri ardına sahne almıştır”. Bu gelişmeler bir zaman çizelgesine yerleştirildiğinde (bkz. Şekil 5.1), bir­çoğunun coğrafi olarak dünyanın farklı bölgelerinde aşağı yukarı aynı zamanda gerçekleştiği görülür. Bazı yazarlar bu dönemi “insan devrimi” olarak adlandırmıştır.30

Büyük bir bilişsel değişim -içebakışın kazanılması- yaklaşık 100.000 yıl önce gerçekleşmiş ve bu bilişsel değişim o dönemde görülen yeni davranışlar için büyük ölçüde açıklayıcı olmuştur.

(Devamı var)

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: