İşçinin salgın derdi, devletin sopası, Güler Hanım’ın sıpası

ALPASLAN SAVAŞ

‘Bazı dönemler çelişkiler sadeleşir. Aç ile tokun, zengin ile yoksulun arasında fark gizlenemez. Türkiye hızla böyle bir dönemece giriyor.’

Geçen hafta bir metal işçisinin Covid-19 nedeniyle ölümü bu köşenin konusu olmuştu.

Bir gün sonra, o işçinin de üyesi olduğu Birleşik Metal-İş Sendikası “Fabrikalarda Covid-19 Gerçeği” isimli bir rapor yayımladı. Rapora göre fabrikaların dörtte üçünde Covid-19 tanılı işçi var.


Bazı fabrikalarda ise virüs bulaşan işçilerin oranı yüzde 30’a ulaştı. Ve sendikanın verileri imalat sanayini temsil etseydi vaka sayısı sanayinin bütününde 112 bin, nüfusu temsil etseydi ülke ölçeğinde 2,16 milyon olacaktı.1

İşyerlerinde salgının ulaştığı boyutu patronlar da saklamıyor artık. Otomotiv yan sanayicilerinin örgütü TAYSAD, Kasım ayı başında fabrikalardaki Covid-19 hastası ve temaslı işçilerin oranının yüzde 5,3’e ulaştığını açıkladı. Demek ki 200 bin işçinin çalıştığı tedarik sanayinde yaklaşık 10 bin işçi hasta ve temaslı. TAYSAD başkanı oranın yüzde 9,7 seviyesine çıkmasını bekliyor. Yani kısa sürede sayı 20 bin olacak.2

Patronun derdi üretim ve maliyet. Hastalanan işçi sayının artması üretimin devamı için yönetim sorunu ve alınacak tedbirler nedeniyle maliyet artışı olarak görülüyor. Bu kadar basit. Zaten TAYSAD başkanı da yaklaşımlarının “vakaların artacak olmasına rağmen üretimde bir aksama yaşanmayacağı” yönünde olduğunu söylüyor.

Peki hastalandığı ya da temaslı olduğu için eksilen işçiler nedeniyle ortaya çıkan üretim açığı nasıl kapatılacak? Kalan işçilere olabildiğince fazla mesai yaptırarak. Yetmediği durumda “geçici” işçi alarak. Patronların ısrarla “esnek çalışma” istemesinin güncel nedeni de bu.

Hastalanan işçiyi ayıkla, kalanı alabildiğine esnek ve fazla sürelerle çalıştır, yetmediği durumda geçici işçilerle esnek istihdam sağla. Kısa çalışma ve ücretsiz izin uygulaması da bu esnekliği alabildiğine kolaylaştırıyor. Buna Covid-19’u meslek hastalığı ve iş kazası kapsamından çıkaran SGK genelgesini de ekleyebiliriz.

Böylece işyerlerinde hastalanan işçilerin patronlara ek maliyet yaratması da önlenmiş oluyor. Ne diyordu TAYSAD başkanı? Esas mesele üretimin sürekliliğin sağlanması ve maliyet artışının önlenmesi…

Salı günü açıklanan imalat sanayi kapasite kullanım oranı da bu acımasız çarkın başka bir açıdan fotoğrafını verdi. Kasım ayında imalat sanayi kapasitesi yüzde 75,8’e yükseldi. Salgının ilk iki ayında yüzde 60’lara düşen KKO bugün, 2020 yılı Ocak ayındaki yüzde 75,5 oranının üzerine çıkmış durumda. Sermaye sınıfı salgından sömürüyü alabildiğine yoğunlaştırarak çıkmayı deniyor.

İktidar ise salgının başından bu yana patronlara çalıştı. Sanayi Bakanı Varank, TOBB Ekonomi Şurası toplantısında bu konuda yeterince takdir görmedikleri için patronlara sitem ediyor. Bakan, son torba yasadaki kıdem tazminatını hedef alan ve esnek çalışmayı yaygınlaştıran üç maddeyi geri çekmek zorunda kaldıklarını hatırlatarak, patronların yeterince ses çıkarmadığından yakındı. Onlar için canla başla çalışmaya devam edecekler, sitemin anlattığı bu.

Bu hafta Ankara’ya yürümek isteyen metal işçilerinin engellenip, yaka paça gözaltına alınması da yine bu nedenle… Fesih yasağına rağmen sendikalaşıp örgütlendikleri için işten atılmış ya da ücretsiz izne yollanarak cezalandırılmış işçilere uygulanan zorbalık, Kocaeli Valisi’nin işgüzarlığı değil, iktidarın patronlara verdiği sözle ilgilidir.

Sanayide milyonlarca işçi virüs tehdidi altında, fazla mesai yaparak, esnek ve baskı altında çalışmayı sürdürüyor. Kargo ve market işçilerinin içinde bulunduğu kimi hizmet sektörlerinde de durum aynı. Öte yandan hükümetin açıkladığı salgın tedbirlerinin vurduğu diğer hizmet sektörü işçileri ile küçük esnaf işsiz ve gelirsiz kalmış durumda. İşçiler için bir yanda hastalık diğer yanda işsizlik ve gelirsizlik var.

Oysa çarklar dönüyor, kasalar doluyor. Patronların hem sağlıklarının hem de keyiflerinin yerinde olduğunu ise Güler Sabancı’nın izolasyona çekildiği Ayvalık’taki çiftliğinde sıpasını tımarlamasından anlıyoruz.3

Bazı dönemler çelişkiler sadeleşir.

Aç ile tokun, zengin ile yoksulun, sömüren ile sömürülenin arasında fark gizlenemez.

Türkiye hızla böyle bir dönemece giriyor.


sol_https://sol.org.tr/yazar/iscinin-salgin-derdi-devletin-sopasi-guler-hanimin-sipasi-20118

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Dağ Medya

Hayvan Medyası

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

Yıldız Teknik Üniversitesi

Sürdürülebilir Kampüs Komisyonu

artidergi897604762.wordpress.com/

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü Artı Dergi

SUSMA

Araştır, Soruştur, Konuş. SUSMA

%d blogcu bunu beğendi: