Beynimizin Gelişimi ve Tanrı Düşüncesinin ortaya çıkışı (SON Bölüm)

yasliİsmet GEDİK

Kişilerin özgür olmamaları nedeniyle, tepedeki birilerinin yönlendirmelerine bağımlı olmanın çıkardığı sorun işsizlik olarak karşımıza çıkar.

Şimdi bu sorunlardan sadece “işsizlik” konusunu ele arak bu sorunun DOM-sistemiyle nasıl tamamen ortadan kaldırılacağını göstererek, geleneksel bilgilerle insanların mantıklarının nasıl çarpıtıldığını (zombileştiğini) ve sorunlarını göremez-çözemez duruma düştüğünü görelim.



https://tanriyianlamak.blogspot.com/2020/11/bilgi-ve-zombilesme.html

adresli dosyada insanlığın 4-5 bin yıl öncelerine kadar kendi aralarında karşılıklı hizmet alış-verişlerine dayanan bir ortaklık sistem anlayışı içinde yaşadığı ama Sümerlerin kutsallık kaynaklı-asil-soylularca yönetilmeye başlandığı andan itibaren her şeyin bozulduğu belirtilmiş ve şunlar yazılmıştı:

Sümerlerce Tepeden yönetimli DEVLET sisteminin ortaya çıkmasıyla, insanlık tabana dayanan karşılıklı etkileşimlerle (hizmet-alış-verişleriyle) değil, tepedeki bir ilahi gücün desteklediğine inanılan kişilerce yönetilmeye alıştırılmışlardır. Kazandıklarını tepedekilere vererek, kulluk fermanlarını imzalamışlardır.

Toplum hayatı tepedeki birileri tarafından sahiplenilince, toplumlar yozlaşmaya başlamıştır

  • Halk topluma sahip çıkmamış,

  • Kamu malları hor kullanılmaya başlanmış,

  • Tepedekilere yağcılık-yalakalık yaygınlaşmış,

  • Halk bilgisiz bırakıldığından verimli üretim durmuş,

  • İnsanlar arası dayanışma ve komşuluk ruhu kaybolmuş, komşular birbirlerine yabancılaşmışlar,

  • Hak ve hukuk sistemi tepedekiler lehine işlemiş, halk sisteme düşman edilmiş,

  • “Devletin malı deniz, yemeyen keriz” sistemi oluşmuş.

  • İnsanlar içsel-doğal yeteneklerini ortaya koymaktan uzaklaştırılmış, tepedekileri taklit ve takip edecek yaşama özendirilmiş, böyle olunca da, yapısına uygun olmayan işlerde çalışmaya zorlanmış, verimsiz ve mutsuz olmuş;

  • Toplumda her iş ve meslek dalının aynı derecede saygınlıkta olmaması nedeniyle içsel-doğal yeteneklerine uygun bir mesleğe yönelmesi çevre baskısı nedeniyle engellenmiş o alanlarda hizmet üretimi zayıflatılmıştır.

Yani günümüz toplumlarında görülen tüm toplumsal hastalıkların ortaya çıkış nedeni, “Devlet” denilen tepeye bağımlı hayat görüşünün ortaya çıkarılması olmuştur.

Devlet sisteminde sahiplik ve yönetme tepedeki bir efendidedir. O insanıyla, hayvanıyla, taşı-toprağıyla herşeyin sahibidir.

Tepeden sahiplenilen toplumlarda (devletlerde) her şey tepedekilerin çıkarına göre yapılır. Onlar kendileri çıkarına olmayan iç bir şeyin olmasını istemezler.

Fabrika sahibi, çiftlik sahibi, devlet içindeki farklı bakanlık yöneticileri vs. hepsi en az insan çalıştırarak işleri yürütmeye çalışırlar. Bu nedenle ülkemizde yaklaşık her 5 kişiden biri işsizdir. Bunun anlamı, milyonlarca insandaki bir şey yapma, bir şey üretme enerjisinin boşa gitmesi demektir. Bu tam manasıyla enerji savurganlığıdır.

Bedenlerimizin yaratıcısı-yönlendiricisi dışımızda değil, içimizdedir. Davranışlarımızı içlerimizdeki bu varlıklara bırakmak, onların çevreden etkilenmelerini dikkate alarak belirlemek zorundayız.

Bedenlerimizin yaratıcısı olan hücreler hiçbir bedeni diğerinin aynısı olacak şekilde oluşturmaz. Bu nedenle her insan bir diğerinden farklıdır. Hiçbir insan diğerinden üstün değildir. Her insanın kendine has bir değeri vardır ve o değeri keşfedilirse, toplum o insanın enerjisinden yararlanır ve kalkınır.

O gizli değer ancak ve ancak çocuklar özgür bırakılıp, benim çocuğum “doktor, mühendis, vs olacak” türde yönlendirmelere maruz kalmazsa ve toplumda hiçbir meslek diğerinden üstün görülmezse ortaya çıkar. Bedenimizde yüzlerce farklı organda görevli hücre çalışır.

Bir beyin hücresi, bir popo hücresini hor görür mü? Hayır, çünkü onlar birbirlerine bağımlıdırlar. Toplumlarda da durum aynıdır, her bir meslek sahibi bir alanda bir hizmet üretir ve binlerce farklı hizmeti başkalarından alır.

Toplum iş ve meslek mensuplarının bir ortaklığıdır ve günümüzde on-bin üzerinde farklı meslek vardır. İş veya meslek sahipleri toplumun nasıl olacağını belirleyen unsurlardır. Bir kentte kaç tane meslek grubu olduğu saptanır. Her meslek grubu kendi üyeleri arasından, mesleki çıkarlarını temsil edecek kişiyi belirler. Bu meslek temsilcilerinin oluşturdukları bir meclis kenti idare eder.

Meclisin alacağı kararlar, kentin medya-duyurucusu (radyo, TV, vs) kanalıyla halka duyurulur. Halk kendisini bu duyurulara göre ayarlar. Yaptığı işten memnun kalınmayan meslek mensupları odaya şikayet edilerek kötülerin elenmesi, iyilerin teşviki sağlanır. Toplumda uygulanacak kurallar iş ve meslek temsilcilerinin alacağı kararlardır. Yukarı doğru aynı yöntem uygulanarak, gittikçe büyüyen sistem yönetimleri oluşturulur.

Toplumun sahipliğinin kendilerine ait olduğu bilgisiyle yetişen insanlar asla topluma zarar verecek bir işe girmezler. Her insan yeteneğine uygun bir işe soyunur o konuda bilgi edinir ve bir hizmet üretir, bu hizmet toplum havuzuna gider. Diğer insanların hizmetleri ve ürünleri de toplum havuzunda toplanır, insanlar da bu havuzdan neye ihtiyaç duyarlarsa alırlar.

Öyleyse toplumsal sorunları ortadan kaldırmanın en basit yolu, bu bilgiyi insanlara vermektir.

Bu bilgiyle yetişen insan toplumun bir hizmet-alış-verişi ortaklığı olduğunu anlar; yeteneğine uygun bir meslek bilgilerini edinip, topluma sunar ve diğer hizmetleri de diğer ortaklardan alarak, kardeşlik içinde yaşar.

Böyle tasarlanan bir toplumda işsizlik, haksızlık, adaletsizlik vs. oluşur mu?

-BİTTİ-

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: