Ne yapmalıyız? Ne yaparsak huzurlu bir topluma kavuşuruz?

yasliİsmet GEDİK

İnsanlar toplumun sahipliğinin kendilerine ait olduğunu fark ederlerse, sömürülmekten-soyulmaktan kurtulabilirler.

Bunu fark eden arkadaşlardan sıkça şu soruyu alıyorum?

Toplumsallaşmanın neresindeyiz? Ne zaman düzlüğe çıkabileceğiz?

Bu nedenle sizlere bu konudaki düşüncemi sunmak istiyorum.


Henüz çok gerideyiz. Bilgi okunarak elde edilir. Ama bizim toplumumuz en az okuyan bir toplum. Bu nedenle mümkün olduğunca şekiller grafikler gibi daha dikkat çeken slaytlar hazırlayarak halkımızı uyandırmaya çalışıyorum. Ama bir çiçekle ya gelmez. Sizler gibi uyanık arkadaşlar bu uyandırma işlemine katılırsanız, hızlı bir ilerleme yakalayabiliriz.

Doğadaki oluşumlar bilgiyle gerçekleşir. Örnek: Bir beden, döllenmiş (bilgi depolanmış) bir hücrenin çoğalmasıyla başlar. 1 hücre bölünerek bilgiyi çoğaltır, 2 hücre oluşur; o iki hücreden 4 hücre; 4 hücreden 8 hücre; 8 hücreden 16 hücre, ve bu şekilde milyarlarca hücreden oluşan bir beden oluşur. Yani bedenler hücrelerin çoğalmasıyla oluşur.

Böyle gelişen bir oluşum grafik olarak gösterildiğinde şu şekil ortaya çıkar.


Bu grafik bize ne ifade eder?

Şunu ifade eder: Başlangıçta çok yavaş bir gelişim hızı vardır. Yaklaşık 12- 13 zaman birimi süresince sanki hiçbir ilerleme yokmuş gibi görünür.

Ama 14- 15 zaman birimine gelindiğinde (yani taraftar insan sayısı 8 bin kişiyi geçtiğinde) bir kıpırdanma başlar ve ondan sonra patlamalı bir gelişim içine girilir.

Dinamik Oluşum Mekanizması (DOM) görüşü 1980’li yılların sonunda duyurulmaya başlandı. Başlangıçta bu görüşe bir insan kazandırmak hiç ama hiç mümkün değildi. Sonra birkaç öğrencim “olabilir” gibi yaklaşıma girdiler.

1990’lı yılların sonlarında 2-3 kişi görüşe sıcak bakmaya başladı. 2008 yılında kitap halinde yayınlanmasıyla, görüşe taraftar sayısında belirli bir artma (tam rakam vermek zor, ama birkaç yüz civarı olmalı) geçekleşti.

Yani grafikteki 8T noktasına ulaşıldı.

2009’da Facebook kanalıyla DOM görüşü duyurulmaya ve tanıtılmaya başlandı. Mustafa Çokbilir ve Nermin Uyar arkadaşlarımızın yardımıyla Facebook’ta Doğadaki Oluşum Mekanizması ve daha sonra DOM ve Toplum grupları kuruldu.

2012 yılında tüm araştırmaların sistemli bir şekilde duyurulduğu blog sayfası (http://tanriyianlamak.blogspot.com.tr/ ) arkadaşım Ayhan Öktem’in yardımıyla oluşturuldu.

Bu ve diğer medya ortamlarındaki faaliyetler sonucu DOM-görüşünün taraftar sayısı artmaya başladı. Bu artışta Zehra Ünver gibi arkadaşların DOM-görüşünü benimsemesi ve kendi grupları içinde sistemli şekilde duyurmaya çalışmaları önemli bir rol oynamıştır.

Bu ve diğer medya ortamlarındaki faaliyetler sonucu DOM görüşünün benimsemesi birçok arkadaşım tarafından devam ettirilmektedir. Burada hepsini saymak olanaksız, ama herkes kendisinin ne kadar çaba sarf ettiğini hisseder ve bu sayede halkımızın uyandırılmasında çok önemli bir rolü olduğunun içsel huzurunu yaşadığından eminim.

Şu an için DOM taraftarı sayısını kesin belirleyecek bir kriter yok ama birkaç bin olduğu kesindir.

Bunu şu nedenle söyleyebiliyorum:

Arkadaşlık teklifinde bulunanların sayısı, son birkaç aydır büyük bir artış gösterdi 5000 sınırı doldu. Demek oluyor ki,  kritik nokta olan 14-15 T sınırına çok yakınız.

Bu durum şunu gösterir: Kritik noktaya, “patlama” noktasına çok yaklaşılmıştır. DOM görüşüne inanan arkadaşlar, son bir gayret gösterip, bu görüşü çevrelerinde duyurmaya çaba gösterirlerse, birkaç yıl içinde patlama gerçeklemiş olacaktır. Yapılacak işlemler şunladır:

1)-DOM ve DOMGİL-LİK adlı kitap 2019 yılı başında basılmış çok iyi bir tanıtım sunmaktadır. (Bunu önerirken, bu kitabın gelirinin Aziz Nesin Vakfı ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğine bağışlandığını, dolayısıyla hiçbir maddi çıkarım olmadığını vurgulamak isterim)

2)- 2020 başlarında “DOM Olasılık Oluşumlu Doğadaki Dinamik Oluşum Mekanizması” adlı yeni bir DOM versiyonu yayınlandı. Ve internetteki blog sayfamda da yayınlandı. https://tanriyianlamak.blogspot.com/…/dom-ve-oo-1-5.html ve o dosyanın devamındaki dosyalarda sunuldu.

Bu yıl daha yeni görüşler, daha yeni araştırmalar eklenerek yeni bir kitap olarak okuyuculara sunulacak duruma ulaşıldı. Kitap olarak yakında bastırılmasını planlıyorum. Uygun bir yayın ortamı bulursam hemen baskıya vereceğim.

Bu yeni araştırmaların büyük bir kısmını, son aylarda sizlerle paylaştık.

3)- Bunlara ek olarak Facebook ortamındaki günlük yazışmalar ve paylaşımlarda çok yararlı bilgiler bulunmaktadır. Bunları paylaşarak duyurmak da çok etkili olacaktır.

Bilgi faktörü böylesine üstel (eksponansiyel) gelişen mucizevî bir faktördür ve doğadaki tüm oluşumlar bu sistemle gerçekleşmektedir.

“Ne yapsam boş, bir benim çabamla mı dünya düzelecek” anlayışı, her şeyin tepeden gelen emirlerle yapılmasına şartlanmış, pasifleştirilmiş insanlara özgüdür. Ve kökten hatalıdır, çünkü doğada her şey bilgiyle olmaktadır ve bilgi tohum gibidir: Ektiğiniz her 1 taneden, 50 -100 geri alırsınız.

Bizlerin temel amacı şu olmalı: toplumsal sorunlarımızın nedenini bulmak ve bu nedeni ortadan kaldıracak bir formül oluşturmak. 

Doğada her şey değiştiği için, insanı oluşturan hücreler de insan beynini, “çevrende neler olup-bitiyor, araştır da, ona göre işlem yapılsın” mantığıyla, muazzam senaryolar üretecek şekilde oluşturmuşlardır. İnsan beyninin bu az sayıda veriden muazzam senaryolar üretme yeteneği, insanların milyonlarca farklı senaryo üretmelerine yol açmıştır.

Araştırmalar toplumsal sorunlarımızın nedeninin Tepeye Bağımlı Örgütlenmeler TBÖ) olduğunu ortaya koymuştur. Bak: http://tanriyianlamak.blogspot.com.tr/2017/12/tepeye-bagl-orgutlenmenin-zararlar.html)

Halbuki doğada tabana dayalı bir gelişim vardır ve her şey varlıkların içsel bileşenlerince yönlendirilir. Yani bedenlerimizin nasıl davranacağını içlerindeki hücreleri tayin ederler. Hücrelerin nasıl davranacaklarını içlerindeki atom ve moleküller tayin ederler. Atomların nasıl davranacakları ise kuantum-alemi denilen atom-altı-öğelerce belirlenir, çünkü doğadaki tüm güç ve enerjiler kuantsal sisteme aittir.

Yani doğada alt-sistemlerden (düzeylerden) başlayıp, üst-sistemlere (düzeylere) doğru ilerleyip-evrimleşen bir gelişim vardır.

Bu nedenle dinamik sistemler fiziği “information & self-organisation” olarak özetlenmiştir. Halbuki bu konu Türkçeye “KKO” yani “kendi-kendine-oluşumlar” gibi aktarılmıştır. Bu tamamen bir saptırmadır, çünkü en temel faktör olan “BİLGİ” kavramı hiç dikkate alınmamıştır.

Yani doğal sistem “information & self-organisation” sistemiyle oluşmaktadır, ve Türkçeye “Bilgilen ve ona göre örgütlen” olarak aktarılmalıdır. Dolayısıyla toplumsal sorunlarımızın nedeni ve çözümü bellidir.

Doğadaki tüm olaylar ve oluşumlar karşılıklı bir etkileşim içindedir ve bilgiyle yapılmaktadır. Dolayısıyla  “information & self-organisation” olarak özetlenen dinamik sistemler fiziği, kuantum fiziği, jeoloji, biyoloji, antropoloji, arkeoloji, nörofizyoloji vs. gibi tüm dağa bilimlerinin bir sentezini yapabilecek derecede hayat hakkında bir genelleme yapacak bilgiye sahip olunmadan hayatı anlamak olası değildir.

  • 1- Bizlerin temel amacı toplumsal sorunlarımızın nedeni ve çözüm formülü olmalıdır. Kafalarında bundan başka bir amaç taşıyanların hiçbir görüş bildirmeye hakları olamaz, çünkü amaç aynı değildir.
  • 2- Bir fikre karşı çıkmak, o konuda kişisel olarak daha iyi bir öneri sahibi olunmasını gerektirir. Kişisel olarak bir çözüm formülü olmayan birinin, bir öneriye karşı çıkması, tamamen mantık dışı bir davranıştır.
  • 3- Evrimci veya fizikçi vs.nin toplumsal sorunların nedeni ve çözümü hakkında herhangi bir görüşleri var mıdır? Yoktur. Çünkü onlar “yapraklarla uğraşmaktan ormanı göremeyen” dar görüşlü, yani “at-gözlüğü” takmış insanlardır.
  • 4- Dincilerin amaçları zaten belli: Onlar bu dünya hayatını geçici kabul etmişler ve öteki bir dünya hayali ile yaşıyorlar. Onlardan toplumsal sorunlarımızın çözümünü beklemek zaten söz konusu değil.

Öyleyse tüm sorumluluk bizler gibi hayatı yaşanılır bir hale getirmeyi amaçlayan insanlara kalıyor. Bunun için de bireysellik davranış özelliğimizden vazgeçip toplumsal davranışa geçiş yapmak zorundayız. Bu ise bir bilginin kabul edilmesiyle olur. O bilgi şudur:

Toplum iş ve meslek mensuplarının bir ortaklığıdır. Her insan yeteneğine uygun bir işe soyunur o konuda bilgi edinir ve bir hizmet üretir, bu hizmet toplum havuzuna gider. Diğer insanların hizmetleri ve ürünleri de toplum havuzunda toplanır, insanlar da bu havuzdan neye ihtiyaç duyarlarsa alırlar. Toplumun sahipliğinin kendilerine ait olduğu bilgisiyle yetişen insanlar asla topluma zarar vermezler.

Öyleyse toplumsal sorunları ortadan kaldırmanın en basit yolu, bu bilgiyi insanlara vermektir. Bu bilgiyle yetişen insan toplumun bir hizmet-alış-verişi ortaklığı olduğunu anlar; yeteneğine uygun bir meslek bilgilerini edinip, topluma sunar ve diğer hizmetleri de diğer ortaklardan alarak, kardeşlik içinde yaşar.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: