Memory of water =Su moleküllerinin çevrelerinden nasıl etkilendiklerini gösteren deneyler

yasliİsmet GEDİK

Dinamik sistemli doğada, etkileme – yönlendirme tabandan başlar, yani alt-sistemler üst-sistemleri etkileyip-yönlendirir. Canlılar aleminin en önemli taban-öğesi su dediğimiz unsurdur ve bedenimizin %70- %80ini oluşturur.

Bu nedenledir ki, su molekülleri karşılaştıkları tüm varlıklara ait bilgileri alırlar ve diğer varlıklarla etkileştiklerinde bu bilgileri kullanırlar. Benveniste-faktörü bunu çok güzel göstermiştir.

Bir antikor sinyaliyle rezonansa giren su molekülleri, bir insanın bedenine girdiğinde, çevresinden o antikor sinyali veriliyorsa, o antikoru oluşturacak şekilde bedendeki aminoasit moleküllerinin düzenlemesini tetiklerler.


Çevresinde iyi-niyet sinyalleriyle desteklenen su molekülleri, güzel kristaller, olumlu görüntüler oluşturarak çevrelerini etkilerler. Varlıklar arası karşılıklı iyi-ilişkiler bu nedenle çok, ama çok önemlidir. Doğal sistemde bu nedenle kral, sultan, peygamber, kutsal kitap vs. gibi “tepeden yönlendirici” faktör yoktur.

Canlıların bağımlı oldukları toprak, su gibi ortamlar değişen çevre koşullarına uyacak şekilde sürekli değişime uğrarlar.

Canlılığın bağımlı olduğu en temel unsur SU’dur.

Doğadaki tüm oluşumlar “bilgi” ile oluyor. Canlıların yaşamında da en önemli faktör su olduğuna göre, bilgi aktarımlarında su moleküllerinin çok büyük bir rolü olmalı.

Önceki bir bölümde açıklanan Benveniste-deneyi 1988 yılında yapılmış ve bu konuda ilk kıvılcımı oluşturmuştu.

Daha sonra Masaru Emoto bu konuda araştırmalarda bulunmuş ve farklı çevresel etkilere maruz kalmış su damlalarını inceleyerek her farklı çevresel faktörün, su moleküllerinde farklı izler bıraktığını göstermişti. Bu amaç için aynı kaynaktan alınan su moleküllerini, farklı sinyaller etkisi altına almış; sonra bu farklı sulardan aldığı damlacıkları dondurarak, ne tür kristaller oluşturduklarını gözlemlediğinde su moleküllerinin farklı tepkiler gösterdiklerini saptamıştı. Bunlara ait örnekler şekilde gösterilmiştir. (ilk şekil)


Burada dikkati çeken temel nokta, insan davranışlarının su üzerindeki etkisidir. İnsanlar iyi niyet ve sevgi ile su moleküllerine yaklaşırsa, su molekülleri de güzel kristaller oluşturarak tepki veriyor.

Bu tür araştırmalar son yıllarda hız kazanmıştır. Bunlardan en önemlisi, Stuttgart üniversitesi profesörlerinden Bernd Helmut Kröplin ve ekibi tarafından başlatılan bir araştırmadır.

Bu araştırmada “dark field microscope = karanlık alan mikroskobu” denilen bir aletle su damlalarının özellikleri araştırılmıştır.

Araştırmanın ilk aşamasında, bir grup öğrenci, aynı kap içindeki bir sudan, aynı anda bir şırınga ile su almıştır. Aldıkları bu suyu, mikroskop altına konacak bir cam (lam) üzerine küçük damlalar şeklinde dağıtmışlardır. Bu damlacıklar mikroskop altında incelendiğinde, damlaların her birinin bir diğerinden farklı olduğu, ama her farklı öğrencinin damlalarının kişiye has bir özellik taşıdığı dikkat çekmiştir.

Daha sonra şöyle deneyler yapılmıştır:

Aynı kaynaktan üç bardak su alınır. Birinci bardağa bir petunya çiçeği daldırılır;

İkinci bardağa bir karanfil batırılır;

Üçüncü bardağa bir taş bırakılır.

Sonra bu bardaklardan alınan su damlaları incelendiğinde şekildeki farklılıklar dikkat çeker. (İkinci şekil)


Görüldüğü üzere, aynı kaynaktan gelen su damlaları, hangi madde ile etkileşime girdiyse, o maddeyi simgeleyen bir görüntü sunarlar.

Su moleküllerinin kişilerin düşünce sistemlerinden etkilenip-etkilenmedikleri de incelenmiştir. Musluktan alınan iki farklı bardak suyun birinin başındaki insan yoğun bir konsantrasyonla bir şeyler düşünmüş (bu bir dua da olabilir), diğer bardak başında ise aynı kişi hiçbir şey düşünmeden beklemiştir. Bu iki farklı su damlacıkları incelendiğine, şekildeki gibi bir farklılık gözlemlenmiştir:

Düşünme-dua-konsantrasyon etkisi altındaki su damlacıklarının merkezinde bir yoğunlaşma oluşmuştur. Diğer bardaktaki su damlacıklarının merkezinde bir yoğunlaşma olmamıştır. (Üçüncü şekil)Bedenimizin %70- %80i sudan oluşmaktadır. Su molekülleri çevredeki her değişimi algıladıklarından, çevredeki değişimlere göre, bedenimizdeki işlevlerde de farklılıklar ortaya koyacaklardır.


Dinlediğimiz her müzik, çevremizdeki her kavga, savaş, hırsızlık, yolsuzluk, vs., gerek su molekülleri gerek onun gibi daha yüzlerce faktör tarafından bedenimize yansıtılır ve bizlerin bedensel ve ruhsal durumumuzu kontrol ederler.

Toprak bir sürü canlının yaşam ortamıdır. Bunlardan biri olan solucanlar, toprağın kimyasal bileşimini değiştiren önemli organizmaların başında gelirler.

Bir solucan 10 saniyede bir gram toprağı bedenine alır, yani “yer”. Bu yılda 3 ton eder. Solucan gövdesinden geçen toprağın kimyası çok değişir, topraktaki azot 5 kat, kireç 2 kat, magnezyum 2.5 kat, fosfor 7 kat, potasyum 11 kat artmış olur.

Solucanların toprağı ne kadar verimli hale getirdikleri daha iyi anlaşıldı mı?

Yani doğa, kendi dengesini sağlayacak bir mekanizmaya sahiptir.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: