Bir toplum nasıl çökertilir? -/-/- Ülkemiz kimin yönetim-denetimi altında. Siz bu toplumun sahipleri, neden toplumunuza sahip çıkmıyorsunuz?

yasliİsmet GEDİK

Yetkiyi tepedeki birilerine bırakırsanız, koyun sürüsü gibi güdülürsünüz. Ülkemiz basınıyla ve yöneticileriyle dış-güçlerin etkileri altındadırlar

31.Mart 2018 tarihinde Yılmaz Özdil, Ülkemizin, medyasından tutun yönetenlerine kadar Amerika tarafından yönlendirildiğini ve toplumu korumanın kadınlarımız ve bilinçli gençlerimiz tarafından nasıl yapıldığını anlatan güzel bir yazı yazar. İşte o yazı:

Hatırlarsınız… Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ilahiyat fakültesi öğretim üyesi Abdullah Akın diye bir herif üniversitenin televizyon kanalına çıkarak hiç utanmadan “1924 yılında camiler kapatıldı Çanakkale ve Bursa’da genelev olarak kullanılan camiler var” demişti.


Bunun üzerine ben de köşemden sormuştum…

“Çanakkale veya Bursa’da bu genelevlerin adresini bilen var mı?

Herhangi bir devlet büyüğümüz kerhane yapılan camiyi gösterebilir mi?”

CHP Bursa milletvekili Ceyhun İrgil bu soruları resmiyete döktü bilgi edinme kanunu çerçevesinde Bursa Valiliği’ne yazılı olarak başvurdu “Bursa’da geneleve çevrilen cami var mıdır? Varsa hangi cami nerede ne zaman geneleve çevrilmiştir” diye sordu.

CHP Çanakkale İl Başkanlığı da “Çanakkale’de hangi cami nerede ne zaman genelev yapılmış?” diye sorarak suç duyurusunda bulundu.

Ve dün… Bu sorulara Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden “resmi imzalı” yanıt geldi.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Vakıflar Müdürlüğü “camilerin genelev olarak kullanıldığına dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır” dedi.

Böylece… İlahiyatçı Abdullah Akın denilen herifin resmen yalan söylediği resmen iftira attığı “devletin resmi yazısı”yla belgelendi.

E dolayısıyla şimdi “genelev” konusunda “gerçek”leri yazmanın tam vaktidir…

İkinci dünya savaşı sona ermişti. Amerikan yönetimi kuklalarını hazırlamıştı Türkiye’yi uydu haline getirmek için fırsat kolluyordu.

Tam o sırada Washington büyükelçimiz Münir Ertegün kalp krizi geçirdi vefat etti.

Propaganda şaheseri Beyaz Saray bu diplomatik fırsatı kaçırmadı.

Münir Ertegün’ün cenazesini Missouri zırhlısına yükledi ABD’nin dostluk mesajı olarak Türkiye’ye gönderdi.

Missouri zırhlısı ABD’nin en büyük savaş gemisiydi. 270 metre boyundaydı. 1600 mürettebatı vardı. Pasifik’te savaşmıştı. Japon imparatorluğunun ABD’ye kayıtsız şartsız teslimiyet belgesi Missouri’nin güvertesinde yapılan törende imzalanmıştı.

Bu kadar önemli bir savaş gemisinin adeta cenaze arabası gibi gönderilmesi ABD’nin Türkiye’ye verdiği değeri gösteriyordu.

Hatta Missouri tek başına yeterli görülmemiş̧ yanına refakatçi olarak Providence kruvazörüyle Power destroyeri ilave edilmişti.

Tabutu taşımak için “filo” göndermişlerdi yani!

Kelimenin tam manasıyla gövde gösterisiydi.

Missouri’nin gelişi yalaka basınımız tarafından anbean takip ediliyor vatandaşa sevinçle duyuruluyordu. “Missouri Cebelitarık’tan geçti Missouri İtalya açıklarında Missouri Ege sularında” filan diye manşetler atılıyordu. Fotoğralar yayınlanıyordu gemilerden röportajlar yayınlanıyordu.

Peki yalaka basınımızın o dönemin ilkel şartlarında Akdeniz’in ortasından fotoğraf çekebilme röportaj yapabilme imkanı var mıydı?

Elbette yoktu.

Amerikalılar çekiyor bunlara veriyor bunlar da yayınlıyordu.

Yalaka basınımız bugün olduğu gibi o gün de “sahibinin sesi”ydi.

Neticede Boğaz’a demirlediler.

“Mübarek Cuma” gününe denk getirmişlerdi. Hayırlara vesileydi!

Bir zamanlar elalemin zırhlıları Boğaz’a demirledi diye kurtuluş savaşı başlatan millet… Elalemin zırhlılarını “kurtarıcı” gibi karşıladı.

Sayın ahalimiz Beylerbeyi’nden Üsküdar’a Beşiktaş’tan Sarayburnu’na kadar bütün sahillere yığıldı davul zurna çalındı el sallandı.

Missouri toplumsal histeriye dönüşmüştü.

Yalaka basınımız tarihimizde ilk kez İngilizce manşet attı sekiz sütuna “Welcome Missouri” dedi.

Kız Kulesi’ne “Welcome Missouri” afişi asıldı.

Hereke’de özel halı dokundu üzerinde İstanbul haritası vardı Missouri’nin komutanı oramiral Henry Hewitt’e hediye edildi.

Dolarlarını Türk parasına çevirsinler diye Dolmabahçe’de döviz bürosu açıldı. Taksim meydanına dev boyutlu Missouri fotoğrafı yerleştirildi. Tekel Missouri markasıyla sigara üretti. PTT Missouri anısına pul çıkardı. Vitali Hakko’nun Şen Şapka’sı “Hoşgeldin Missouri” yazılı eşarplar bastı. Amerikan bayraklı uçurtmalar uçuruldu.

İstanbul belediyesi Beşiktaş’tan Karaköy’e kadar tüm binaları pırıl pırıl boyadı asfaltı yeniledi. Sadece Amerikalılara hizmet vermesi için Dolmabahçe’yle Taksim arasında çalışan 12 adet belediye otobüsü tahsis edildi. Otobüsler ücretsizdi.

Sinemalarda tiyatrolarda 80’er adet koltuk Amerikalılara ayrıldı bilet parası alınmayacaktı.

Ankara’da Missouri adıyla lokanta açıldı.

Başkentin en iyi lokantalarından biri adını Washington olarak değiştirdi.

“Rus salatası” aniden “Amerikan salatası” oluverdi!

Niko ve Aleko iki kardeş Rum vatandaşlarımızdı. İstiklal caddesinde Atlantik ve Pasifik adıyla iki büfe işletiyorlardı tost sahanda yumurta sosis falan bugünkü tabirle fastfood satıyorlardı. Uyanık Niko efendi cafcaflı bir tabela hazırladı üstüne “Amerikan salatası 35 kuruş” yazdı büfesinin camına yerleştirdi… İstanbul kuyruğa girdi!

Memlekette ne kadar büfe birahane lokanta varsa hepsi üstüne atladı kırk yıllık Rus salatası şak diye Amerikan salatasına çevrildi.

Karaköy kerhanesi bembeyaz badana yapıldı. Duvarlarına “hoşgeldiniz denizciler” yazıldı. Amerikalı bahriyelilere hastalık bulaşmasın diye doktorlar gönderildi kerhane komple muayeneden geçirildi.

Türk-İslam geleneğinde bir ilk yaşandı…

Dolmabahçe Sarayı’nın hemen yanındaki Bezmialem Valide Sultan Camisi’nin minareleri arasına “Welcome” mahyası asıldı.

Camiye asılan “welcome” mahyası Türkiye’nin Demokrat Parti’yle birlikte hangi şekle bürüneceğini gösteriyordu Amerikalıların takunyalıları nasıl kullanacağını gösteriyordu işaret fişeğiydi.

Aradan 23 sene geçti.

NATO üyeliği Kore savaşı memleket topraklarına monte edilen Amerikan üsleri Demokrat Parti iktidarında yaşanan rezaletler… Türkiye’nin kısmen de olsa uyanmasını sağlamıştı.

1968… Amerikan 6. Filosu Türkiye’ye geldi. Missouri gibi karşılanacaklarını sanıyorlardı ama yanılmışlardı.

Atatürkçü antiemperyalist gençler tarafından karşılandılar!

İstanbul’u gezmek üzere karaya ayak basan Amerikan bahriyelileri tam bağımsız Türkiye sloganları atan üniversite öğrencileri tarafından Dolmabahçe’den denize döküldü.

Bitmedi… Üniversiteli kız öğrenciler tarafından “kızlar yürüyüşü” düzenlendi. “Türkiye 6. Filonun genelevi değildir Türk kadını onurunu koruyacaktır yankee go home” sloganları atıldı.

Böylesine büyük protestolara rağmen 6. Filo hâlâ Kabataş açıklarında duruyordu.

Üniversite öğrencileri “Emperyalizme karşı Mustafa Kemal yürüyüşü” yapmak üzere valilikten izin aldı. Beyazıt’tan başlayıp Dolmabahçe üzerinden Taksim’e gireceklerdi.

Aniden… Sihirli el değdi. Dinci basın devreye sokuldu.

“Müslüman Türkiye komünistlere ölüm” manşetleri atılmaya başlandı. Köşe yazarı kisvesi altındaki tetikçiler “memlekete ihanet eden bu hainleri toprağa gömme vakti gelmiştir” diye makaleler döşeniyordu. “Eyy müslümanlar kızıl kafirlerle topyekün savaş kaçınılmaz olmuştur sağ kalan gazi olur canını veren şehitlik şerefini kazanır” diyen bile vardı. Camilerin önünde megafonlarla anonslar yapıldı cuma namazı çıkışında ahali kışkırtıldı “cihada hazır olun din elden gidiyor” deniyordu.

Gayet netti. Amerikan çıkarlarına karşı çıkınca “din elden gidiyor”du!

Güya “bayrağa saygı” mitingi organize ettiler.

Dolmabahçe’deki Bezmialem Valide Sultan Camisi’nde toplandılar.

Amerikalıları bile şoke ederek 6. Filoyu “kıble” yaparcasına namaz kıldılar!

Sonra da tekbirler getirerek Taksim’e yürüdüler tarihe “kanlı pazar” olarak geçen katliamı gerçekleştirdiler. Polis-asker seyirci kaldı taşlarla sopalarla bıçaklarla saldırdılar iki üniversiteli öldürüldü 200’den fazla üniversiteli yaralandı.

(6. Filonun bayrak gemisi Shangri-La uçak gemisiydi. Seneler seneler sonra Amerikalı bahriyelilerin Dolmabahçe’den denize döküldüğü noktaya aynı isimle Shangri-La oteli açıldı! Ne tatlı tesadüf değil mi… Akp iktidarında yapıldı asrın liderimiz tarafından açıldı!)

Diyeceksiniz ki hepsini anladık ama “genelev” konusundaki “gerçek”ler nedir?

Dolmabahçe’den denize dökülen 6. Filonun İstanbul’a gelmeden önce Türkiye’de uğradığı ilk liman İzmir’di. Amerikan bahriyelileri karaya ayak basar basmaz genelevin bulunduğu Tepecik’e yönelmişlerdi.

Fakat eşekten düşmüş karpuza dönmüşlerdi.

Çünkü… Tepecik genelevinin kadınları ellerinde terlikle süpürgeyle sokağa dökülmüştü “defolun” diye haykırıyorlardı “bunlar içeri girerse evleri yakarız” diye bağırıyorlardı Amerikalıları taşlayarak kovaladılar!

Türkiye’deki 6. Filo protestolarının fitilini işte bu genelev kadınları ateşlemişti. 1968-69 yıllarındaki antiemperyalist eylemlerin öncüsü genelev kadınlarıydı.

Velhasılıkelam… Atatürk döneminde veya bir başka dönemde herhangi bir camimizin genelev yapıldığı iddiası resmi belgeli yalandır resmi belgeli iftiradır.

ABD-uzantısı Derin-Devlet

Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanlığı yapmış emekli Orgeneral İsmail Hakkı Pekin’in Habertürk’teki “Türkiye’nin Nabzı” programında Didem Arslan Yılmaz’ın sorularına verdiği cevaplar ülkemizin durumunu net olarak göstermektedir.

“Türkiye’de bir derin devlet vardır ama bu Amerikan derin devletinin uzantılarıdır. Türkiye’nin millî bir derin devleti olsaydı 1970-1980 arasındaki olayları 12 Eylül’ü ve diğer müdahaleleri ve 15 Temmuz’u yaşamazdık.

Türkiye’de silâhlı kuvvetler veya askerî öğrenciler içinden seçilen gençlere Seferberlik Tetkik Kurulu ve sonra da Özel Harp Dairesi’nde görev verilirdi. Bunların kim olduğunu sadece MİT bilirdi. MİT ise zaten CIA ile Ankara’da aynı binada altlı üstlü çalışırdı. Maaşlarını ABD verirdi.

Bu kadrolar içinden devşirilen insanları sonra ABD ve İngiliz istihbaratı Türkiye aleyhine kullandı. Muammer Aksoy Uğur Mumcu Ahmet Taner Kışlalı Bahriye Üçok Necip Hablemitoğlu gibi kamuoyunu uyarmaya çalışan değerlerin ortadan kaldırılmasında bu yapının rolü vardır. Türkiye 12 Eylül’e bu kadrolar tarafından sürüklenmiştir.

Fetullah Gülen Mehmet Şevket Eygi gibi isimler 1959’da bu yapı içinde görevlendirildi. Görevleri Yeşil Kuşak projesi çerçevesinde komünizmle mücadele faaliyetleriydi. 12 Eylül’den sonra yakalanan Fetullah Gülen’in serbest bırakılması için Genelkurmay Başkanı aradı ve serbest bırakıldı.

Bu tür insanların bir kısmı CIA tarafından devşirildi ve şimdi FETÖ dediğimiz istihbarat örgütü kuruldu. “

Arslan BULUT şöyle devam eder:

“Biz devletin ele geçirilmiş olduğunu son 20 yıldır defalarca gündeme getirdik ama gerçekleri komplo teorisi diye gösteren gazeteciler de bu yapının elemanıydı…

Devletin omurgası ele geçirilmişse siyasi yapı bu işin dışında tutulabilir miydi? Siyaset de ele geçirilmiş olduğu için Türkiye 1952’den beri savrulmaktadır.

Biz bu konuyu yakın tarihte şöyle yansıtmıştık:

FETÖ’nün darbe girişimi ile ilgili değerlendirmelerin hiçbiri meselenin esasına girmiyor. Bir defa 1960 darbesinden itibaren Türkiye Cumhuriyeti Devleti içinde ağını kurmuş bir örgütten Cumhurbaşkanlarının Başbakanların Genelkurmay Başkanlarının ve MİT Müsteşarlarının haberdar olmaması mümkün değildir! Soru şudur: Devlet bunu neden yaptı?

Bülent Ecevit ilk başbakanlığı sırasında “kontrgerilla”nın varlığından tesadüfen haberi olduğunu söylemişti. Özel Harp Dairesi Başkanı Sabri Yirmibeşoğlu ise kendisine teminat vermiş devletin siyasi partiler içinde de örgütlenme yaptığını hatta çeşitli partilerden birçok milletvekilinin bu yapının üyesi olduğunu söylemişti.

Fetullah Gülen ve Müslüm Gündüz ise daha askerlik çağında iken 1960-61’de keşfedildiler. İskenderun’da birlikte askerlik yaparken eğitime alındılar. Fetullah Gülen askerlikten sonra da kendisi gibi bir “görevli” olan ve tahsili yeterli olmadığı halde Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı’na getirilen Yaşar Tunagür’ün açtığı yolda ilerledi.

Türk Cumhuriyetleri’nde okullar açmak için ilgili ülkelerin devlet başkanlarına tavsiye mektuplarını Turgut Özal ve Süleyman Demirel yazdı. Abdullah Gül de Dışişleri teşkilâtına cemaate yardımcı olmaları için talimat verdi. Devleti yönetenler bu işleri kendi akıllarıyla yapmadı.

Devleti yönetenler NATO’nun Gladio yapısı ile birlikte Türkiye’nin bütün istihbaratını avucunun içine almış olan ABD’nin taleplerini yerine getirdi! Devlet Abdullah Öcalan’ı nasıl kontrolden kaçırıp Türkiye’nin başına belâ ettiyse Fetullah Gülen’in de aynı şekilde bir bumerang gibi dönüp devleti vurmasına yol açtı!


Türkiye’nin kuruluş ilkelerine sarılmaktan başka çaresi yoktur ama şimdiki yapılanma da FETÖ artıkları ve federasyonculardan oluşturuldu. Bu da bir Amerikan-İngiliz ortak yapımıdır. Görevleri Türk egemenliğini yıkmak ve Orta Doğu Birleşik Devletleri’ne zemin hazırlamaktır!

Çözüm milletin beynindedir başka yerde değil…”

Değerlerimizi değerlendirelim.

Osmanlı türk ulusuna “etrak-ı bi-idrak” = (aptal türk) muamelesi uyguladığından, halk 7 asır boyunca tamamen bilgisiz bırakılmıştır.

Avrupalılar da tam bu süreçte rönesans-reform yaparak bilgili toplum yetiştirdiğinden, cahil bırakılan halkımız tam aşağılık duygusu içinde olmuş, kendi içinden çıkan değerleri hiç dikkate almaz olmuştur.

Çünkü geleneklerine “bizden bir şey olmaz” önyargısı işlenmiştir. Sizler tanıtmakta olduğumuz DOM-sistemi yazıları bu nedenle mümkün olduğunca çok doğa-bilimsel kaynağa yer vererek, kendine güven duyacak bireyler oluşturmayı ve bu sayede geleneksel zombi durumunu aşmayı amaçlamaktadır.

Mevcut önyargı ve aşağılık kompleksi başka türlü aşılamaz.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Dağ Medya

Hayvan Medyası

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

Yıldız Teknik Üniversitesi

Sürdürülebilir Kampüs Komisyonu

artidergi897604762.wordpress.com/

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü Artı Dergi

SUSMA

Araştır, Soruştur, Konuş. SUSMA

%d blogcu bunu beğendi: