Çocuklarımıza bırakacağımız miras – mesaj ne olmalı

yasliİsmet GEDİK

Biz insanlar asırlardır çocuklarımızın geleceği için hep mal-mülk, para-pul biriktirmeye ve bunları miras bırakmaya çalışmışız ve hala da öyle devam ediyoruz. Halbuki hücrelerimiz milyarlarca yıldır sadece ve sadece en iyi beden oluşturma bilgilerini birbirlerine miras bırakıyorlar.

kalpBundan ders alırsak: Bizlerin de yapması gereken şey en-iyi-toplumsallaşma bilgileri oluşturmak ve bunları çocuklarımıza miras bırakmak olmalıdır.

Malum, tek başına yaşayan insan ancak Robinson hayatı yaşar, karşılıklı hizmet alış-veriş-sistemi olan toplumsal hayatta ise, her insan bir dalda hizmet verir ve diğer hizmetleri başkalarından alır.


Bu nedenle insan olmak demek, toplum denilen bu bütünlüğün (ortak yaşamın, vs., ne derseniz deyin) nasıl oluşturulacağı ve nasıl bir arada tutulacağı bilgisine sahip olmak demektir.

Dolayısıyla, insanlığın temel sorunu, toplum denilen hayat sistemini, vatan gibi tamamen başka bir anlam ifade eden bir birliktelikle karıştırmış olmasından kaynaklanır.

Vatan bir toprak parçasıdır, o toprak parçası üzerinde sadece insan değil, daha milyonlarca farklı canlı yaşar ve hepsinin karşılıklı etkileşimiyle ekolojik bir sistem ortaya çıkar. Dolayısıyla vatanın sahipliği diye bir şey, insanlara özgü olamaz. İnsanlar kendilerini üzerinde yaşadıkları bir toprak parçasının sahibi görüp, onu istedikleri şekilde kullanamazlar. İnsanlık bu yanlışlığı yaptığı için, dağlarımız, denizlerimiz cehenneme çevrilmiş ve yaşanılmaz duruma sokulmuştur.

Bizlerin düşünce ve davranışları, bedenimizdeki hücrelerimiz tarafından belirlenirler.

Peki hücreler bu belirlemeyi neye göre yaparlar?

Cevap: bizlerin onlara göstereceğimiz hedeflere göre! Biz hücrelerimize futbolculuğu cazip gösterirsek, onlar futbolculuğa uygun davranışlara girerler; şarkıcı olmayı hedef gösterirsek, o yönde çabalayan insanlar ortaya çıkar. Bir toplumdaki futbolcu veya şarkıcı sayısının ise belli bir sınırı vardır. Dolayısıyla, milyonlarca nüfusa sahip olan bir toplumda insanlara gösterilecek hedef çok çeşitlilik arz etmek zorundadır.

Diğer taraftan, her insan bedeni bir diğerinden farklıdır. Kiminin ses telleri şarkıcı olmasına uygunken, kimininki değildir. Bu nedenle, bedenlerin hangi mesleklerde başarılı olacakları genetik yapılaşmayla da ilişkilidir. Dolayısıyla, her insan aynı tür meslekte aynı başarıyı gösteremez. Bu nedenle insanlar, hücrelerine gösterecekleri hedefleri (yani toplum hayatında üstlenecekleri hizmetleri) kendi hücrelerine “sorarak” kendileri belirlemek zorunadırlar.

Bedenlerimizin yaratıcısı olan hücreler hiçbir bedeni diğerinin aynısı olacak şekilde oluşturmaz. Bu nedenle her insan bir diğerinden farklıdır. Hiçbir insan diğerinden üstün değildir. Her insanın kendine has bir değeri vardır ve o değeri keşfedilirse, toplum o insanın enerjisinden yararlanır ve kalkınır.

O gizli değer ancak ve ancak çocuklar özgür bırakılıp, benim çocuğum “doktor, mühendis, vs olacak” türde yönlendirmelere maruz kalmazsa ve toplumda hiçbir meslek diğerinden üstün görülmezse ortaya çıkar. Bedenimizde yüzlerce farklı organda görevli hücre çalışır.

Bir beyin hücresi, bir popo hücresini hor görür mü? Hayır, çünkü onlar birbirlerine bağımlıdırlar. Toplumlarda da durum aynıdır, her bir meslek sahibi bir alanda bir hizmet üretir ve binlerce farklı hizmeti başkalarından alır.

Toplum iş ve meslek mensuplarının bir ortaklığıdır ve günümüzde on-bin üzerinde farklı meslek vardır. İş veya meslek sahipleri toplumun nasıl olacağını belirleyen unsurlardır. Bir kentte kaç tane meslek grubu olduğu saptanır. Her meslek grubu kendi üyeleri arasından, mesleki çıkarlarını temsil edecek kişiyi belirler.

Bu meslek temsilcilerinin oluşturdukları bir meclis kenti idare eder. Meclisin alacağı kararlar, kentin medya-duyurucusu (radyo, TV, vs) kanalıyla halka duyurulur. Halk kendisini bu duyurulara göre ayarlar. Yaptığı işten memnun kalınmayan meslek mensupları odaya şikayet edilerek kötülerin elenmesi, iyilerin teşviki sağlanır.

Toplumda uygulanacak kurallar iş ve meslek temsilcilerinin alacağı kararlardır. Yukarı doğru aynı yöntem uygulanarak, gittikçe büyüyen sistem yönetimleri oluşturulur.

Toplumun sahipliğinin kendilerine ait olduğu bilgisiyle yetişen insanlar asla topluma zarar verecek bir işe girmezler. Her insan yeteneğine uygun bir işe soyunur o konuda bilgi edinir ve bir hizmet üretir, bu hizmet toplum havuzuna gider. Diğer insanların hizmetleri ve ürünleri de toplum havuzunda toplanır, insanlar da bu havuzdan neye ihtiyaç duyarlarsa alırlar.

Öyleyse toplumsal sorunları ortadan kaldırmanın en basit yolu, bu bilgiyi insanlara vermektir. Bu bilgiyle yetişen insan toplumun bir hizmet-alış-verişi ortaklığı olduğunu anlar; yeteneğine uygun bir meslek bilgilerini edinip, topluma sunar ve diğer hizmetleri de diğer ortaklardan alarak, kardeşlik içinde yaşar. Böyle tasarlanan bir toplumda işsizlik, haksızlık, adaletsizlik vs. oluşur mu?

Bugün gençliğimizin geleceklerinden umutsuz olmaları onları mutsuz kılmaktadır. Mutsuz olmalarının nedeni ise, yanlış gelenek-görenek ve yanlış temel eğitim sistemleri nedeniyle, kendilerine bir hedef belirleyecek şekilde hücrelerinin yönlendirilmemiş olmasındandır.

Toplum biz insanların oluşturacağı bir ortaklık sistemidir. Hücrelerimize bu temel görevi hedef olarak gösterirsek, çocuklarımız ve gençlerimizin her biri kendi genetik yapılarına uygun mesleklere yönelerek, en iyi toplumsal bağımlılık sistemini kesinlikle oluşturacaklardır, çünkü bu dürtü onların genlerinde mevcuttur!

Dolayısıyla, insanların birlikte yaşamaları özel bir ilişki ve bağlanma sistemi gerektirir. Peki insanları bir arada tutacak bu bağ nasıl oluşturulur?

İşte insanların çocuklarına bırakacağı temel miras, bu sorunun yanıtı olmalıdır. Bu sorunun yanıtı mevcuttur ve bilmek, öğrenmek isteyenlere gönderilebilir.

Bizlerin temel amacı şu olmalı: toplumsal sorunlarımızın nedenini bulmak ve bu nedeni ortadan kaldıracak bir formül oluşturmak. 

Doğada her şey değiştiği için, insanı oluşturan hücreler de insan beynini, “çevrende neler olup-bitiyor, araştır da, ona göre işlem yapılsın” mantığıyla, muazzam senaryolar üretecek şekilde oluşturmuşlardır. İnsan beyninin bu az sayıda veriden muazzam senaryolar üretme yeteneği, insanların milyonlarca farklı senaryo üretmelerine yol açmıştır.

Araştırmalar toplumsal sorunlarımızın nedeninin Tepeye Bağımlı Örgütlenmeler TBÖ) olduğunu ortaya koymuştur. Bak: http://tanriyianlamak.blogspot.com.tr/2017/12/tepeye-bagl-orgutlenmenin-zararlar.html)

Halbuki doğada tabana dayalı bir gelişim vardır ve her şey varlıkların içsel bileşenlerince yönlendirilir. Yani bedenlerimizin nasıl davranacağını içlerindeki hücreleri tayin ederler. Hücrelerin nasıl davranacaklarını içlerindeki atom ve moleküller tayin ederler. Atomların nasıl davranacakları ise kuantum-alemi denilen atom-altı-öğelerce belirlenir, çünkü doğadaki tüm güç ve enerjiler kuantsal sisteme aittir.

Yani doğada alt-sistemlerden (düzeylerden) başlayıp, üst-sistemlere (düzeylere) doğru ilerleyip-evrimleşen bir gelişim vardır.

Bu nedenle dinamik sistemler fiziği “information & self-organisation” olarak özetlenmiştir. Halbuki bu konu Türkçeye “KKO” yani “kendi-kendine-oluşumlar” gibi aktarılmıştır. Bu tamamen bir saptırmadır, çünkü en temel faktör olan “BİLGİ” kavramı hiç dikkate alınmamıştır.

Yani doğal sistem “information & self-organisation” sistemiyle oluşmaktadır, ve Türkçeye “Bilgilen ve ona göre örgütlen” olarak aktarılmalıdır. Dolayısıyla toplumsal sorunlarımızın nedeni ve çözümü bellidir.

Doğadaki tüm olaylar ve oluşumlar karşılıklı bir etkileşim içindedir ve bilgiyle yapılmaktadır. Dolayısıyla  “information & self-organisation” olarak özetlenen dinamik sistemler fiziği, kuantum fiziği, jeoloji, biyoloji, antropoloji, arkeoloji, nörofizyoloji vs. gibi tüm dağa bilimlerinin bir sentezini yapabilecek derecede hayat hakkında bir genelleme yapacak bilgiye sahip olunmadan hayatı anlamak olası değildir.

  • 1- Bizlerin temel amacı toplumsal sorunlarımızın nedeni ve çözüm formülü olmalıdır. Kafalarında bundan başka bir amaç taşıyanların hiçbir görüş bildirmeye hakları olamaz, çünkü amaç aynı değildir.
  • 2- Bir fikre karşı çıkmak, o konuda kişisel olarak daha iyi bir öneri sahibi olunmasını gerektirir. Kişisel olarak bir çözüm formülü olmayan birinin, bir öneriye karşı çıkması, tamamen mantık dışı bir davranıştır.
  • 3- Evrimci veya fizikçi vs.nin toplumsal sorunların nedeni ve çözümü hakkında herhangi bir görüşleri var mıdır? Yoktur. Çünkü onlar “yapraklarla uğraşmaktan ormanı göremeyen” dar görüşlü, yani “at-gözlüğü” takmış insanlardır.
  • 4- Dincilerin amaçları zaten belli: Onlar bu dünya hayatını geçici kabul etmişler ve öteki bir dünya hayali ile yaşıyorlar. Onlardan toplumsal sorunlarımızın çözümünü beklemek zaten söz konusu değil.

Öyleyse tüm sorumluluk bizler gibi hayatı yaşanılır bir hale getirmeyi amaçlayan insanlara kalıyor. Bunun için de bireysellik davranış özelliğimizden vazgeçip toplumsal davranışa geçiş yapmak zorundayız. Bu ise bir bilginin kabul edilmesiyle olur. O bilgi şudur:

Toplum iş ve meslek mensuplarının bir ortaklığıdır. Her insan yeteneğine uygun bir işe soyunur o konuda bilgi edinir ve bir hizmet üretir, bu hizmet toplum havuzuna gider. Diğer insanların hizmetleri ve ürünleri de toplum havuzunda toplanır, insanlar da bu havuzdan neye ihtiyaç duyarlarsa alırlar.

Toplumun sahipliğinin kendilerine ait olduğu bilgisiyle yetişen insanlar asla topluma zarar vermezler. Öyleyse toplumsal sorunları ortadan kaldırmanın en basit yolu, bu bilgiyi insanlara vermektir.

Bu bilgiyle yetişen insan toplumun bir hizmet-alış-verişi ortaklığı olduğunu anlar; yeteneğine uygun bir meslek bilgilerini edinip, topluma sunar ve diğer hizmetleri de diğer ortaklardan alarak, kardeşlik içinde yaşar.

Benim sizlere yeni yıl mesajım da budur.

Hepinize sevgiler ve saygılar,
İsmet Gedik

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: