ATALARIMIZIN DOĞA ANLAYIŞI (18. Bölüm)- Paranın köleleştirici etkisi

yasliİsmet GEDİK

Devlet denilen ve tepeden oluşturulup-yönetilen yaşam sistemlerinde insanlar arası ilişkileri düzenleyen unsur PARA olmuştur. Tepedekilerin denetiminde olan PARA çoğu toplumsal sorunların kaynağıdır çünkü PARA ile yaptırılamayacak kötülük yoktur.

Tepedeki bu güç parayla kiralık insanlar tutarak mülkünü koruyacak ve genişletecek bir ordu oluşturur.

Doğada karıncası- kurdu- kuşu ile tüm varlıkların karşılıklı bir etkileşim içinde olduğu ve doğanın tüm bu varlıklara ait olduğu şeklinde bir hayat görüşüne sahip toplumlarda doğanın kişisel bir mülk olarak görülmesi ve sahiplenilmesi gibi bir durum yoktur


Toplumlarda her şey karşılıklı hizmet alışverişlerine dayalı olarak işlemektedir. Her meslek sahibi o konuda bilgi edinerek ve bu bilgileri geliştirerek toplumsal sistemi ayakta tutmaktadır. Mülkiyet kavramının olmadığı böyle sistemlerde yukarıda tanımlanan türde bir ordu olmadığından, bu toplumlar, “devlet” şeklinde sahiplenilip-örgütlenilen kavimler karşısında, savaş gücü bakımından son derece zayıf kalmaktadırlar.

Tepeden yönetimli sistemde doğadaki etkileyici-yönlendirici güç varlıkların dışındadır. O her şeyin sahibidir. Dünyayı asil-soylu (kutsal-özlü) temsilcileri arasında paylaştırmıştır.  Elçilerle insanlara nasıl davranmaları gerektiği bilgilerini gönderir.

Asil soylular, efendiler sınıfını oluştururlar, sıradan insanlar bu efendilere hizmet için vardır; efendilere ait topraklarda çalışıp, ihtiyaç duyulan her şeyi üretirler; ürettiklerinin çoğunu efendilerine verirler geriye kalan az bir şeyle boğaz tokluğuna yaşarlar. Bu yöntemle, para veya mal-mülk gibi değer-taşıyıcı her şeyin tepedekilerin elinde toplandığı kapitalizm denilen sistemin temeli atılmış olunur.

Statik sistemli, yani tepeye bağımlı ve tepeden yönlendirmeli hayat görüşünün temeli, bu inanç sisteminden kaynaklanır. Güç kuvvet hep tepededir, para denilen değer sistemi, tamamen tepedekilerin denetimindedir.

Bu görüş etkisi altındaki insanların hedefi “para” olmaktadır. Çünkü toplum hayatının enerji birimi “para”dır.

Toplumun enerji-birimi olan “paranın” kontrolü, tepedekilerin eline bırakılınca, toplum denilen ortak yaşam sistemi, ortaklık olmaktan çıkmıştır.

Bu insanlığın yaptığı en büyük yanlışlıktır. Çünkü doğada tüm varlıkları etkileyip-yönlendiren “enerji” birimleri, hep varlıkların içsel bileşenlerindedir: bedenlerimizin enerji kaynağı hücrelerimizde, hücrelerinki, moleküllerde, moleküllerinki atomlarda, atomlarınki kuantsal-öğelerde. Bu nedenle doğada her şey tabana dayalı ve bağımlı iken, insanlık tepeye bağımlı olmuştur. Tepeye bağımlılığın  ise tüm toplumsal sorunların kaynağı olduğu http://tanriyianlamak.blogspot.com.tr/p/hakkmda.html  dosyasında gösterilmiştir.

Paranın kontrolü tamamen tepedeki zenginler-kulübünün elinde ve denetimindedir. Toplum hayatı, zenginler-kulübü tarafından etkilenip-yönlendirilen “siyasetçilerle” yönlendirilir. Siyasetçilere neleri nasıl yapacakları ise, hep “tepedekiler” tarafından dikte edilmiştir.

 Varlıkları yönlendiren güç enerjiyle oluşur. Peki enerji nerdedir veyahut kimdedir? Statik sistemli doğa görüşünde güç, dolayısıyla enerji tepededir, sahiptedir.  Tarih boyunca çoğu kral veya sultan kendi adına para bastırmış ve bu şekilde güç ve kuvvetin kendinde olduğu sinyalini vermiştir.

Bağımlılık tepeye olunca, para denilen ve toplum hayatında hizmet-alışverişini sağlayan unsur da tepedekilerin elinde olur. Dünya genelinde gerçekleşen hizmet-alış-verişlerinde kullanılan “para” biriminin denetimini elinde tutan, dünyayı yönetme-yönlendirme fırsatına kavuşur ve uluslar-arası düzeyde güç-savaşları başlar. Eskiden sadece krallar veya sultanlar tarafından sömürülen halk, bu defa uluslar-arası-para-babaları tarafından da sömürülmeye başlanır.

Çünkü hizmet alış-verişlerinde kullanılan “parayı” basıp-çoğaltanlar (krallar veya uluslar-arası-bankacılık-sistemleri vs.)  hiçbir hizmet üretmeden üretilen hizmetlerin takası sırasında anormal kazançlar sağlamaktadır. Tüm bu işlemlerde ise hep en tabandaki halk soyulmaktadır ve bu uyutulmuş zavallılar kesimi hala uyandırılmaya karşı direnç göstermektedir. Para basma hakkının dahi kendinde olduğunu, her şeye müdahil olmasının şart-ve-gerekli olduğunun farkında olmayan halk, maaşı kesilirse:

  • ● borç taksitlerini ödeyemeyeceği;
  • ● ailesinin masraflarını karşılayamayacağı gibi korkular içinde tepedekilere kulluk yapmaya devam etmektedir. Para atraktör olduğu sürece, insanlar kul-köleliğe mahkumdur. Bunun tek suçlusu ise statik sistemli (yani TBÖlü) hayat görüşüdür.

İnsanlığın sorunlarından kurtulmasının tek yolu, doğadaki oluşum ve gelişimlerin statik sistemli (yani tepeye bağımlı) değil, tabana ve tabandaki öğelerin (insanların) karşılıklı anlaşıp-uzlaşmalarına dayalı olduğu gerçeğidir.

Statik sistemde güç, yani yönlendirici (Allah veya doğal seçici), “en üst-sistemde” tepededir. Dolayısıyla toplum hayatının enerji-birimi = kanı olan “PARA” da tepedekilerin denetimindedir.

  • •         Para ile yöneticiler yönlendirilir,
  • •         Din adamları çıkarları (para) uğruna halkını uyutur,
  • •         Güvenlik güçleri maaşlarını tepeden aldıklarından, tabandaki halkın çıkarlarını değil, tepedekilerin menfaatlerini gözetecek şekilde halkı baskı altında tutar,
  • •         Paranın halka dağıtımında denge yoktur, çünkü denge ancak karşılıklı etkileşimin bulunduğu sistemlerde oluşabilir.
  • Dengesizlik hat safhaya ulaşınca, ayaklanmalar, darbeler, vs. ile tepedekiler değiştirilir, (yani “düzenler” değiştirilirler ama “düzülenler” hep aynı kalırlar).
  • •         Bu kısır döngüden kurtulmanın tek yolu vardır: O da “yaratıcı” kavramını doğadaki dinamik sistemli işleyişe göre yorumlamak ve dincilerin çifte standart uygulayarak, kah kuantsal sistemli (tabana, karşılıklı etkileşimlere dayalı) bir güç, tepeden emir verici (harici bir güç) olarak yorumlayarak halkı uyutmasına engel olmaktır.
  • •    
  •      Bu görev bilim-insanlarının yapması gereken bir görevdir, ama onlar da statik sistemle zombileşmiş olduklarından ateist-agnostik, vs. gibi, bilgiye dayalı olamayan görüşlerde ısrarlı olduklarından, yaratılışçılarla olan tartışmalar “sidik yarışına” döner ve yukarıdaki kısır döngü devam eder.
  • •       
  •   Doğadaki etkileyici-yönlendirici gücü tepeye koyarsanız kul-köle olmaya mecbursunuz. Yaratıcı güç sistemini (yani atalarımızın tanrı veya Allah olarak tanımladıkları faktörü) içlerindeki kuantlarda değil, dışlarında kabul edenler, köleliğe mahkumdurlar.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: