ATALARIMIZIN DOĞA ANLAYIŞI (20. Bölüm) -/-/- Doğada Sorunlar nasıl çözülmektedir?

yasliİsmet GEDİK

Sorunlar bilgi oluşturularak çözülmektedir ve bilgiler de hep varlıkların içlerindeki kuantsal öğelerde oluşturulup, depolanmaktadır.

Doğadaki Dinamik Oluşum Mekanizması (DOM) sisteminin tüm toplumsal sorunları çözmesi nedeniyle olacak ki, sık sık “şu sorun nasıl çözülür?” gibi sorularla karşılaşıyorum.

Evet doğada bir oluşum-gelişim sistemi vardır ve tüm olaylar ve oluşumlar bu sisteme göre gelişir. Şimdi bu sistemde geçerli kuralları basitçe sıralayalım.


-•       Her şey en temeldeki öğelerle başlar ve bu temel öğelerin birer birer artırılması veya eksiltilmesiyle oluşur.

-•       En temeldeki bu öğe kuant diye tanımlanmıştır ve bu nedenle doğada kuantizasyon denilen birer birer artırma yöntemi işler.

-•       Kuant denilen bu en temel öğe ile yapılan deneyler şunları göstermiştir:

-•       Oluşturucu güç, enerji vs. kuantum alemindedir;

-•       Kuantlar pasif varlıklar değil, bilinçli davranan öğelerdir,

-•       Çevreleriyle sürekli etkileşim içindedirler;

-•       Bilgi oluşturularak sürekli yeni üst-sistemler yapılır;

-•       Oluşan yeni üst-sistemlerin en iyileri seçilip, kötü olanlar terk edilir;

-•       Evrensel ölçekte anında birbirleriyle haberleşip, enerjinin nerede ne oranda kullanılacağını onlar tayin ederler;

-•       Bu nedenle hayat enerjiyi en ergonomik şekilde kullanma yarışlarından oluşur. Bu ise bilgi edinilerek yapılır ve “Information & self- re-organisation” olarak özetlenen dinamik sistemli doğa oluşur.

-•       Tüm varlıkların içlerinde mevcut olduklarından,

-•       her an her-yerde (omnipresent) özeliklildirler;

-•       her şeyi yapabilirler (omnipotent) özelliklidirler;

-•       Doğum-ölüm döngülü olduklarından, yeni bilgi oluşumlarına göre, doğa her gün yeniden oluşturulur, düzenlenir.

-•       Bu konular hakkında ayrıntılı açıklamalar “Zaman ve Yaratılış” başlıklı makalede bulunmaktadır: http://tanriyianlamak.blogspot.com.tr/2018/02/zaman-ve-yaratls.html adresli dosyada mevcuttur.

-•       Fizikçiler doğa olaylarında şimdiye dek hiç “bilgi = information” denilen bir faktörü dikkate almamışlardır. Örn. bir yumurta kırılıp-dağılınca, bu yumurtanın asla tekrar geri getirilemeyeceği, dolayısıyla düzen bozulunca artık geri dönüş olmayacağı düşünülmüştür. Halbuki o yumurtayı yapan canlı, değişen doğa koşullarına uygun bir yumurtayı tekrar yapar.

-•       Bir iş veya eylem yapma görevi, alt-sitem öğelerine aittir. Yani bir bedeni hücreleri oluşturur; bir hücreyi molekülleri; bir molekülü atomları; bir atomu da atom-altı-öğeleri oluşturur. Atom-altı-öğeler ise kuantum alemi denilen enerji dünyasından oluşur. Bu kuantsal enerji dünyası ise bilgi ve bilince dayalı işlemler yapar.

Bir işlem sonucu açığa çıkan enerji, asla çöp yığını gibi bir yerde atıl olarak kalmaz, kuantsal enerji-ağına eklenir ve doğadaki enerji-madde durumu değişimlerine göre, tekrar bilgi-ve bilinçli işlemlerle doğal sistem yeniden yapılandırılmaya başlanır. Bu nedenle doğal sistem information & self-organisation olarak özetlenen sinerjetik fizik kuralları çerçevesinde oluşup-gelişir.

Varlıkların bilgi oluşturarak yeni madde kombinasyonları yapma ve enerji-akışı-yoğunluğunu artırma yetenekleri sürekli artar, “maximum information principle=MİP” ortaya çıkar ve evrim denilen süreç devam eder. Doğa her gün yeniden doğar. Kırılan yumurta doğadaki ayrıştırıcı öğelerce moleküllerine, atomlarına kadar parçalanıp, kuantsal enerji alemince, tekrar, değişen yeni doğa koşulları ışığında, yeni bir yumurta olarak tekrar doğaya sunulacaktır. 

-•       Bilim insanlarının yanılgıları konusunda daha ayrıntılı bilgiler şu adrestedir: http://tanriyianlamak.blogspot.com/2017/10/bilim-insanlarnn-buyuk-gunah.html

-•       Önceki yazı dizinin başında, doğa ve dünyamızın oluşum ve gelişim tarihi sunulmuş ve tüm oluşumların, yani doğadaki her şeyin başlangıcının atom-altı-öğeler denile kuantum alemi olduğu gösterilmişti. Kuantum-aleminin de, cansız değil, canlı olduğu, ama bu canlılığın çok kısa ömürlü ve çok devingen bir şekilde olduğu da gösterilmişti. İşte hayat bu çok kısa ömürlü ve çok devingen öğelerin, daha uzun ömürlü ve daha az devingen üst-sistemler oluşturma çabalarından ibarettir.

Toplum insanların daha rahat bir üst-sistem oluşturma çabalarıyla oluşturulacak bir üst-sistem olacaktır. Tüm üst-sistemler, altt-sistemlerin karşılıklı etkileşimleriyle oluşturulur. Asla tepeden bir yerden bir emir-yönlendirme gelmez. Bunu anlayan insanlar gerçek bir toplumsal birlik oluşturacaklardır. Anlayamayanlar ise, tepedeki efendiler zümresinin yukarıda açıklanan yöntemleriyle, sömürülmeye devam edeceklerdir. “Kara bahtım, kem talihim” onların sloganı olmaya devam edecektir.

  • Doğa sürekli bir değişim-dönüşüm içindedir. Değişim-dönüşümlerin başlangıç noktası on küsur milyar yıl öncelerine dayanır ve o anda her şeyin atom-altı-öğeler dediğimiz enerji dünyası veya kuantsal alem olduğu anlaşılmaktadır. 
  • Kuantum fiziği ve dinamik-sistemler-fiziği bölümlerinde gösterildiği üzere, doğal sistem bilgi oluşturularak enerjinin daha ergonomik ve rahatlatıcı şekilde kullanılmasını sağlayacak kimyasal oluşumlar yapılarak gelişmektedir, yani bir evreimleşme söz konusudur. Bu nedenle bilgi dediğimiz mucizevi faktör üstel (patlamalı) fonksiyon olarak gelişir ve bu nedenle Maksimum Enformasyon Prensibi doğadaki dinamik oluşum mekanizmasının (DOM) tam merkezindedir.

-•       Hücrelerin insan beynini muazzam bir yorumlama ve bilgi oluşturma yeteneğiyle donatmasının nedeni evrensel düzeydeki bu evrimsel gelişime uygun bir beden tasarımı çabasıdır.

-•       Doğada her şey bilgiye göre oluşturuluyor ve gelişiyor. Hücreler milyarlarca yıllık geçmişlerinde çok farklı değişim-dönüşümlere şahit olmuşlar ve kuantsal sistemli evrenin nereye doğru gideceği kesin belli değil, çünkü her şey olasılık hesaplarına dayanıyor. Böyle bir durumda yorumlama yeteneği çok gelişmiş bir canlı türünün oluşturulması en makul işlem değil mi?

Doğa dinamik sistemde işler. Dinamik sistemdeki bu işleyiş information & self-organisation olarak özetlenen dinamik sistemler fiziği ilkelerine göre gelişir. Dinamik sistemlerin temel noktası doğada alt-sistemlerden başlanarak, yeni bilgi oluşturulması yöntemiyle, yeni üst-sistemlere doğru bir ilerleme, bir evrimleşme olmasıdır.

Doğa bu şekilde alt-sistem – üst-sistem yapısallaşmalarından oluşur ve böylelikle birbirlerine bağımlı olan entegre bir sistem ortaya çıkar. Böyle sistemlerde geçerli olan kurallar, Feibleman: (1954) tarafından “Theory of Integrative Levels = Bütünleştirici Düzeylerinin Teorisi” başlığı altında yayınlanmıştır ve “alt-sistem – üst-sistem” ilişkilerinin ana-hatlarını belirlerler. Bunlar arasında en önemlileri şunlardır:

-•       I- Her düzey, altındaki düzey(ler)inkine ek, yeni bir özellik taşır.

-•       II- Üst düzeylere doğru karmaşıklık derecesi artar.

-•       III- Herhangi bir düzeyde oluşan bir bozukluk, ilişkili tüm diğer düzeyleri de etkiler.

-•       IV- Her sistemde, üst düzey alt düzeye bağımlıdır; karar erki alt düzeydedir; üst düzey hedef göstermekle yükümlüdür.

Feibleman’ın “Her sistemde, üst düzey alt düzeye bağımlıdır; karar erki alt düzeydedir; üst düzey hedef göstermekle yükümlüdür.” şeklindeki ifadesini dinamik-sistemler fiziği ilkeleri ile açıklaması şöyledir:

Her şey tabandaki kuantsal sistemle yapılıyor, çünkü enerji onlarda var. Enerjinin nerden nereye akacağı ise “bilgi” faktörü ile oluyor. Bilgiler enerji akışı yönünü belirleyen trafik işaretleri görevini üstlenirler. Doğada atomlardan moleküllere geçişle, bir sürü yeni madde ortaya çıkar, ve bu maddelerin her biri farklı anizotropi özelliğine sahiptir. Anizotropi, enerjinin nerede fazla, nerde daha az dağılacağını belirler. Örn. Hidrojen atomu yanıcı, Oksijen atomu yakıcı bir element iken H2O molekülü söndürücüdür, tamamen farklı özellikler gösterir. Yani H ve O atomları Su molekülü içinde öz özelliklerini bırakıp, başka özellikli olmuşlardır.

Su molekülleri diğer moleküllerle etkileşerek, protein, şeker gibi daha büyük molekül kompleksleri oluştururlar. Bu kompleks moleküller birleşerek hücre gibi daha kompleks varlıklar oluştururlar, vs. Bu şekilde gittikçe karmaşıklaşan yeni üst-sistemler ortaya çıkar.

Ama tüm bu yeni oluşan üst-sistemler, hep bir alt-düzeydekilere bağımlıdır, çünkü enerjilerini onlardan alırlar.

Şimdi tavuğun yumurta kabuğu için Ca ihtiyacını düşünelim. Dünyanın her yerinde kireç taşı yok, Ca’lu mineral de yok. Ama tavuk orada yaşamaya mecbur. O zaman tavuğun içindeki hücreler, Ca’u nasıl sağlayacakları arayışında olurlar. Moleküllerin birbirlerine dönüşümleri enerji gradyanları oluşturulmasıyla gerçekleşir. Aynı yöntem elementlerin birbirlerine dönüşümlerinde de geçerlidir.

Dolayısıyla hücreler içinde çeşitli küçük ortamlar oluşturularak, moleküllerin, atomlarına ayrışmaları sağlanacak mikro-ortamlar oluşturulur; sonra atomların birbirlerine dönüştürülecekleri daha küçük mikro-ortamlar oluşturularak, varlığın gereksinimi olan element elde edilir.

Atomların birbirlerine dönüşümleri, hücreler tarafından değil, atomların algılama ve o algıya göre davranmalarına dayanılarak atomlar (dolayısıyla içlerindeki atom-altı-öğelerce) yapılmaktadır, çünkü yapıcılık-kuvvet oluşturma ve aktarma erki hep alt-sistemlerdedir. Hücreler sadece enerji gradyanı değişimleri yaparak, enerjinin nereden nereye akması gerektiği bilgisini (kuvvet alanını) oluştururlar; atomların içlerindeki atom-altı-öğeler de o kuvvet alanına uyarak, bir atomdan diğerine akarak, atomların birbirlerine dönüşmelerini gerçekleştirirler.

Bilgi aktarımı en net olarak bitkiler aleminde görülür. Her bitkinin tohumunda o bitkinin soyunun devamını sağlayacak bilgiler kayıtlıdır. O tohum, uygun çevre koşulları bulduğunda hemen filizlenir ve bir tek tohumdan yüzlerce tohum oluşturacak yeni bir bitki ortaya çıkar.

Bilgi varlıkların kimyasal bileşimlerinde ve fiziksel dokularında kaydedilir.

Örneğin bir tohumda o tohumun büyüyüp- çoğalarak, yeni tohumlar oluşumu sağlayacak tüm bilgiler mevcuttur.

Ama o bilgilerin hayata geçmesi için çevre koşullarının da uygun olması gerekir.

Bilginin kimyasal bileşimlerde kaydedildiğini ise genetik araştırmaları göstermektedir. Çünkü tohumların içindeki bilgiler kromozom iplikçiklerindeki DNA sarmallarında bulunur.

Bu DNA sarmalları ise, amino-asit molekülleri dizilimlerinden oluşmaktadır


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: