Halkımızın çoğunluğu neden mantıksız davranır ve kendi zararına olan bir yönetimi destekler?

yasliİsmet GEDİK

İnsanlığın kültürel gelişim grafiği 4-5 bin yılları arasında, insanların bilgi oluşturma hızının aniden yavaşladığını göstermektedir. İnsanların düşünce veya davranışında çok anormal bir değişim olmalı ki, üretim hızı aniden yavaşlasın.

4 bin yıl öncesine kadar karşılıklı etkileşime dayanan yaşam vardır. Ama 4 bin yıl önceleri Devlet denilen tepeye bağımlı sistem ortaya çıkınca, tepedekiler halkı itaatkar kılmak için çeşitli kandırma usulleri oluşturarak halkı zombileştirmeye başlarlar.

Zombileşme nedeni


Doğada “information & self-organisation = Bilgilen ve ona göre örgütlen” sistemi geçerlidir ve varlıklar kendi aralarında karşılıklı etkileşimlerle oluşturdukları bilgilere dayanarak örgütlenip, bir üst-sistem (toplum) oluştururlar ve onu sahiplenirler (dinamik sistem). Halbuki günümüz toplumları toplumların sevk ve idaresini tepedeki birilerine bırakmışlardır ve tepedekiler toplumu sahiplenirler (statik sistem).

Statik sistem Tepe’den Yönetime dayanır. Çünkü, varlıkların bilinçsiz olduğuna, bilginin tepedeki sabit-değişmeyen, ebedi ömürlü bir efendi-RAB-sisteminde olduğuna inanılır.

DİNAMİK SİSTEM Taban’dan Yönetime dayanır. Çünkü doğada değişip-dönüşmeyen hiçbir şey yoktur; varlıklar bilgili-bilinçlidirler ve bilgi çoğaltılıp geliştirilerek, sürekli evrimleşip gelişen bir evrensel sistem oluşturulmaktadır. Tepe’den yönetimli görüş insanları zombileştirmiştir

İnsanlık şimdiye dek doğanın kendisini cansız varsayıp, canlılığı varlıkların dışında varsaydıkları hayali bir güç sistemine atfetmişledir. Bu düşünce sistemine Tepe’den yönetimli düşünce sistemi denir. Bir asır önceleri kuantum fiziği ortaya çıkınca ve kuant denilen en temel enerji öğeleriyle yapılan deneyler, bu en temel enerji-öğelerinin bilgili ve bilinçli davrandıklarını gösterince, insanlar Tepe’den yönetimli düşünce ile şartlanmış olduklarından, kuantum fiziği deneylerini anlayamamışlardır. Bu yanlışlık hala günümüzde de devam etmektedir.

Bu nedenle insanlık hala büyük bir aymazlık ve şartlandırılmışlık içindedir.

-• Zaman, canlı ve ebedi bir varlığın ömrüne endeksli bir sonsuzluk; doğal sistem ise cansız- ölü kabul ediliyor; değişim-dönüşümlü bir sistemde yaşanıldığının farkında değiller;

-• Yapıcılık-yıkıcılık, yaratma-oluşturma yeteneğinin varlıkların içsel bileşenlerinde değil, dışlarında, üstlerinde, tepelerinde olan bir güç sisteminde olduğuna inanılıyor. Böyle olunca, toplumların yönetimi kral, sultan, lider, vs. gibi otoriter yetkilerle donatılmış kişilere bırakılıyor. Halbuki doğada otorite, kral, sultan, peygamber vs. gibi bir şey yok ve her şey varlıklar arası etkileşimlere dayalı olarak gelişiyor. Yani hayat, Kervran’ın (1982) tanımladığı gibi “life is nothing but chemistry = hayat sadece kimya(sal değişimler)dır.”

-• “bilgi” diye bir faktörün doğal sistem oluşumlarında bir rolü olduğunun farkında değiller;

Varlıklar, kimyasal bileşimlerine göre davranırlar, çünkü kimyasal bileşimler, milyarlarca yıllık süreçlerde gerçekleşen “information & self-organisation = Bilgilen ve örgütlen” temel ilkesi uyarınca varlığın yapısına işlenmiş “iç-güdüsel” yönlendirmelerdir.

Kimyasal bileşimde yapılan bir değişikliğin bir varlığın davranışını nasıl etkilediğini bir örnek üzerinde gösterelim.

Bir eşek-arısı-türü, bir örümceğin hem ağzına belli bir zehir akıtır hem de o anda gövdesine yumurtalarını aktarır. Zehirin etkisiyle bir sure baygınlaşan örümcek kendine geldiğinde artık zombileşmiş olur. Önceleri bildiğimiz şekilde bir ağ ören örümcek, zombileştikten sonra, arının larvalarının korunmasını sağlayacak koza şeklinde bir ağ örer.


Canlı normal davranışından sapmıştır. Yani zombileşme, canlının kimyasal bileşimindeki değişikliklere uygun olarak normal davranışından saptırılması olayıdır.

Her varlık (her canlı) kimyasal bileşimine uygun davranış gösterir. Bedenlerin kimyasal bileşimleri ise iki farklı yoldan değiştirilebilir:

-►1- Bedene zerk edilen kimyasal bir madde ile, örn.: bedeninize kuduz virüsü girdiyse, bu virüs çoğalarak bedeninizin kimyasal bileşimini değiştirmeye başlar, kimyasal bileşimi değişen insan saldırganlaşır, çünkü zombileşmiştir.

-►2- Verilen bilgilere göre kimyasal-bileşimlerin değiştirilmesi: Beyinlerimiz, çevreye uyumlu olacak şekilde davranacak şekilde işlev görürler. Biz insanlar çocuklarımıza, “doğada her şey tepeye bağımlı olacak şekildedir. Sizler de tepeden (liderlerde, padişahlardan, vs.) gelecek yönlendirmelere göre davranacaksınız” şeklinde bir bilgi vermekteyiz.

Beyinler bu bilgilere uygun sinaps yapısı ve o bilgileri simgeleyen kimyasal moleküller oluştururlar, yani bedenlerimiz o bilgilere uygun davranacak şekilde bir kimyasal bileşime ulaşırlar. Şartlandırma denilen bu olay, aslında tam bir zombileştirmedir.

Taban’dan yönetim sistemli davranışın, insanlığın tüm sorunlarını çözdüğü; Tepe’den yönetimli TBÖ’nün ise insanlığın tüm sorunlarının kaynağı olduğu net bir şekilde gösterilmişken, insanlarımızın bu olgu karşısında duyarsız-tepkisiz kalması tamamen zombileşme faktöründen kaynaklanır. Doğar-doğma çocuklarımıza aşıladığımız Tepe’den yönetimli doğa görüşü çocuklarımızı zombi yapmakta ve tüm sorunlarını çözen bir formül karşısında hala “celladına aşık insanlar” olarak davranmalarına neden olmaktadır.

Toplumumuzun aymazlığının nedeni, Tepe’den yönetimli bir görüşle zombileşmiş olmasındandır. Bu gerçeği herkese defalarca anlatıp, uyanmalarını sağlamaktan başka kurtuluş yolu yoktur. Bilgi davranışlarımızı değiştirecek tek faktördür, çünkü bilgi kimyasal yapımızı değiştirir, bizim de düşünce ve davranışımız ancak bu şekilde değişebilir.

Kavgayla, sürtüşmeyle vs. ile değil, sabırla, inatla bu doğal sistem bilgilerini yaygınlaştırmaktan başka çıkar yol olmadığını anlayıp, bu bilgileri yaygınlaştıracak bir “ORTAKLIK” oluşturduğumuzda sorunlarımızın üstesinden geleceğiz.

Doğa ve dünyamız dinamik bir sistemdir. Tüm bu dinamizmi başlatan-sürdüren ise kuantsal sistemdir. Bedenlerimiz, hücrelerden, moleküllerden, atomlardan ve kuantsal sistem dediğimiz atom-altı-öğelerden oluşurlar. Bedenimizin her bir hücresinde saniyede 100.000 kimyasal işlem yapılmaktadır (McTaggart 2008).

Bu işlemlerde C, H, O, gibi kimyasal elementler, çevrelerindeki değişen-değiştirilen enerji durumlarına göre, değişim-dönüşümlere uğrayarak, değişen ortam koşullarına uygun yeni madde kombinasyonları oluştururlar. Tüm bu değişim-dönüşümlere neden olan dürtü ise, “rahatlama dürtüsü” olarak açıklanan durumdur, ve “enerji-akışı-yoğunluğunun” (Chaisson 2001, 2011) artırılması şeklinde gerçekleşmektedir.

Enerji-yoğunluğunun nasıl artırılacağı ise, “bilgi” oluşturularak yapılmak zorundadır, nitekim de, şekilde gösterildiği üzere, bilginin gelişiminin eksponansiyel olmasıyla net bir şekilde görülmektedir. Bilgi ise, Kandel’in (2001) ıspatladığı üzere, varlıkların kimyasal bileşimlerine entegre edilerek depolanıp-aktarılmaktadır.

Bilgi davranışlarımızı değiştiren tek faktördür, çünkü bilgi kimyasal yapımızı değiştirir, biz de o kimyasal değişimlerle farklı düşünce ve davranışa geçeriz. Herkesin kafasındaki bilgileri tekrar bir gözden geçirmesi gerekmez mi? Hepimiz, az veya çok bir oranda zombileşmiş olduğumuzu neden kabul etmiyoruz?

Zombilerin mantığı bozuk olur, dolayısıyla doğru karar veremezler.

Örneğin tepeden yönetim sisteminin kendisini zarara soktuğunu fark edemeyecek kadar körleşmişlerdir.

Doğada hiçbir tepeden yönlendirme sistemi yoktur ve her varlığın davranışını, içindeki bileşenleri belirler. Yanlış doğa bilgileriyle zombileşen halk artık bunun farkına varmaz ve körü-körüne tepedekilerin yönlendirmelerine uyarak bir koyun . gibi yaşamaya başlar. Tepedekiler paralı asker ve polisleriyle sömürü düzenlerini sürdürürler.

Bir örnek:

Sıradan Hırsız (SH) ile Politik Hırsız (PH) arasındaki fark:

-1. Sıradan Hırsız sizin paranızı, çantanızı, vs. çalar…

Fakat, Politik Hırsız sizin geleceğinizi, eğitiminizi, işinizi, meslekî kariyerinizi ve sağlığınızı çalar…

Dikkat edilecek nokta şudur: Sıradan Hırsız kimi soyacağını kendisi seçer…

Fakat, sizi soyacak olan Politik Hırsızı bizzat siz kendiniz seçersiniz…


Olayın en ironik yanı ise şudur:

Polis Sıradan Hırsızı takip eder ve tutuklar…

Fakat, polis Politik Hırsızı korur ve sahip çıkar!..

Yani toplumun sahipliğinin halka ait olduğu doğal sistem bilgisi halka verilmez, Tersine tepedeki birilerinin toplumun sahibi olduğu bilgisi halka aşılanır.

Bu bilginin kökeni nedir?

Bunu düşünmek size kalmıştır.

dusunuyor_musun


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Dağ Medya

Hayvan Medyası

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

Yıldız Teknik Üniversitesi

Sürdürülebilir Kampüs Komisyonu

artidergi897604762.wordpress.com/

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü Artı Dergi

SUSMA

Araştır, Soruştur, Konuş. SUSMA

%d blogcu bunu beğendi: