DEVLETLERİN TEPEDEKİ BİR “EFENDİ”YE AİT OLDUĞU GÖRÜŞÜNÜN İNSANLIĞIN GELİŞİMİNDEKİ OLUMSUZ ETKİSİ

yasliİsmet GEDİK

-4 bin ile 3 bin yılları arasında Anadolu ve çevresinde hangi kavimlerin yaşadığını belirleyip, sonra da 2 bin yıl önceleri Anadolu ve çevresinde kimlerin egemen olduklarına bakarsak, tarihsel süreçte bu coğrafyada neler değiştiğini anlamış oluruz.

Yukarıdaki harita tarihsel belgeler ve jeolojik-arkeolojik verilerden yararlanılarak hazırlanmıştır. Arkeolojik veriler, çoğu son 100 yıl içinde yapılan kazılarda elde edilen belgelerden oluşmaktadır.

Tarihsel belgeler olarak da genelde MÖ 450lerde yazılmış olan Heredot tarihi kitabı ve Strabon’un MS 20de tamamladığı Coğrafik-tarihsel bilgilerden yararlanılmıştır. Bu bilgiler ışığında, Anadolu ve çevresinde 4 bin yıl önceleri hiçbir İndo-german (Hint-Avrupa) dili konuşan kavim bulunmadığı anlaşılmaktadır.


Sadece Mısır’da semitik (arapça) bir dil konuşulur; Asur, Mitanni ve Babil toplumu semitik ve aglütine dil konuşan bir karışımdır. Diğer tüm bölgelerde aglütine dil konuşulur.

Kendilerini Hellen olarak tanımlayan ve günümüzde Yunanistan’da yaşayan ulus, bu bölgeye MÖ 1600lerde kuzeyden göç ederek gelmiştir. Daha önceleri bu bölgede yaşayan kavimler Heredot ve Strabon tarafından “Pelasg”lar olarak tanımlanırlar ve Yunancadan çok farklı bir dil konuştukları belirtilir.


(Bir hatırlatma: 15 bin yıldan önceleri Avrupa ve Kuzey-Batı-Asya’da sadece mağaralarda yaşam olduğu ve insan nüfusu yoğunluğunun söz konusu olmadığının bilinmesi çok önemlidir. Bu bölgelere gelen ilk kavimlerin Atlantis-Ovalılar olduğu ve onların konuştuğu dilin de tam-aglütine dil olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla pelasg kavminin konuştuğu dil de tam-aglütine bir dil olmalıdır.)

Sümerlerce tepedeki bir asil-soylu kralın mutlak otoritesi ve sahiplenmesi temeline dayanan toplumsal yaşam sitemi, daha sonraki binlerce yıl boyunca aynen devam ettirilmiştir.

İnsanlığın geleceğinin karartılması işte tepeden yönetime dayanan böyle bir DEVLET kavramı oluşturulmasıyla başlar. Devlet sistemli yaşam anlayışında devlet tepedeki birileri tarafından sahiplenildiğinden halk kendisini toplumun bir ortağı olarak görmez ve onu her zaman canla-başla korumaz. Halk krala ait topraklarda efendinin hizmetkarı-kölesi olarak çalışıp-üretir; ürettiğinin çoğunu kral alır, kalanıyla da halk yetinip-geçinmek zorunda kalır.

Kralın gücü, tabandaki halkın ürünleriyle oluşturulur ve kapitalist sistemin tohumu atılmış olunur. Halkın emek ve ürünleriyle zengin olan EFENDİLER parayla korumalar tutarak, halkı sürekli baskı altında tutmaya başlarlar. Efendilerin koyduğu kurallara uymayanlara ağır cezalar verilir. 4 bin yıldan beri bu sömürü sistemi uygulanmaktadır.

Tepedekilere riayeti sağlamlaştırmak adına her millete (devlete) kendi dillerinde bir peygamberle Me adı verilen bir kutsal kitap gönderildiği ve halkın bu kutsal bilgilere uyarak yaşamalarının şart olduğu öğretilir. Bu şekilde 4 bin yıl öncelerine kadar “kardeşlik- eşitlik-özgürlük” temeline dayalı, yani doğadaki egemen olan dinamik-sistemler-fiziği kurallarına uygun gelişmekte olan toplumsal sistem en büyük darbeyi alır.

Bunun böyle olduğunu şu tarihsel olay net bir şekilde gösterir. Büyük İskender, MÖ. 334de Makedonya’dan sefere çıkar, MÖ 333de Anadolu’yu, MÖ. 332de Mısır’ı, MÖ.331de Irakı, MÖ 330da İran’ı, MÖ. 329da Türkmenistan-Afganistan’ı, fethedip, MÖ. 326da Hindistan’a girer. Bir kral, bu kadar kısa zamanda (8 yılda), bu kadar geniş ülkeleri nasıl fetheder?

Bu şu nedenle gerçekleşmiştir: Devletlerin sahibi tepedeki bir sultan veya kral gibi asil soylu olduğuna inanılan biridir.

Halk o asil soylunun kuludur.

Kralın sarayı ve ordusu ele geçirilince, tüm topraklar ve o topraklardaki halk yeni efendinin malı ve kulu olur.


Geleneksel anlayışın temeli şu görüşe dayanır: doğada her şey tepedeki bir efendiye aittir. Evren genelinde bu efendi “RAB” olarak kabul edilir, evrensel sistemin sahibidir. İnsanlık bu efendinin soyundan gelen asil soyluların kullarıdır ve asil soylular dünyayı sahiplenirler. Bu şekilde tepedeki bir asil-soylular arasında dünyanın parsellenmesi ve pastadan en büyük payın elde edilmesi yarışları başlar. Ve halen de devam etmektedir.

Heredot MÖ. 5. Asırdaki durumu anlatan bir tarih kitabı yazmıştır. Strabon ise MÖ. 64 ile MS. 24 yılları arası yaşamıştır. Her iki yazar da, aristokratik- zengin soylu ailelerden gelmektedir. Yazdıklarında Anadolu’da kendi dillerinden farklı bir dilde konuşan halklar yaşadıklarını belirtirler.

Şimdi bir değerlendirme yapalım: Halk ayrı bir dil konuşuyor, tepedeki aristokratlar ayrı bir dil konuşuyor.

BU NE ANLAMA GELİR?

Anlamı şudur: Anadolu’daki halk yerli toplumu oluşturmakta ve tepedeki efendiler kesimi, istilacı bir kavimden gelmektedir. Nitekim Heredot tarihinde yazılanlar ve Strabon’un Coğrafya’sındaki bilgiler tamamen bu yönde bilgiler içermektedirler. Yani normal insanlar, tepedeki bir asil soylu efendiler grubu kişilerce yönlendirilen sürüler olarak görülmektedirler.

Asil-soylu efendiler yönlendiricidirler, sahiplenicidirler. İnsanlara bu bilgi çocukluk evresinde aşılanmakta ve ondan sonraki yaşamında da insanlar bu bilgiye göre davranmaktadırlar. Doğa ve dünya sürekli değişim-dönüşüm içinde olduğundan, asla dogmatik gelenek olmamalı, gelenek-görenekler sürekli sorgulanmalı-yenilenmelidir. Dolayısıyla, toplumsal sorunları olanlar mutlaka gelenek-göreneklerini sorgulamak zorundadırlar.

Tepeden yönetimli sistemde Kral-Padişah gibi tepedekiler tüm ülkenin sahibidirler. Ülkenin toprakları bir fermanla yandaşlarına tapulanır ve halk o ağaların uşakları olur. Bu durum ülkemizde Cumhuriyet kurulmasına kadar devam eder. Ondan sonra biraz para sahibi olan halk ağalardan toprak satın alacak duruma gelir ve durum değişmeye başlar.

Şimdi şu sorunun cevabını düşünün: “Mal sahibi- mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi?” İşte cevaplanması gereken soru budur.

Böyle “bir “asil-soylu efendi insanlar nesli” kavramıyla beyinleri yıkanmaya başlanılan insanlığın dramı hala günümüzde sürmektedir.


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Dağ Medya

Hayvan Medyası

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

Yıldız Teknik Üniversitesi

Sürdürülebilir Kampüs Komisyonu

artidergi897604762.wordpress.com/

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü Artı Dergi

SUSMA

Araştır, Soruştur, Konuş. SUSMA

%d blogcu bunu beğendi: