Bir tırtıl nasıl kelebek gibi güzel bir canlıya dönüşür?

yasliİsmet GEDİK

Xu ve diğ. (2020) tarafından 2019 yılı son ayında yayınlanan “Ecdysone controlled cell and tissue deletion = Ekdison denetimli hücre ve doku silinmesi” adlı bir araştırmada bir tırtılın bir kelebeğe dönüşümünü tetikleyen kimyasal olaylar zinciri açıklanmaktadır.

Bir canlının gelişmesinde gereksiz hücrelerin kaldırılması çok önemli bir yer tutar.

Protorasik bezeler (Prothoracic glands) tarafından salgılanan ekdison adlı steroid hormonunun tırtıl-safhasından uçan-böcek safhasına geçişte temel düzenleyici rolü oynadığı görülmüştür. Bir canlının gelişiminin nasıl olacağı, o canlının genetik bilgilerinde kayıtlıdır.


Genetik bilgilerdeki bu kayıtlar ise, kimyasal bileşim değişimleri serisi olarak bulunur. Çünkü tüm bilgiler kimyasal bileşimlerde kaydedilirler. Bu nedenle zaman denilen tarihsel gelişim sürecinde kimyasal bileşimlerin gittikçe çeşitlenerek gelişmesi sayesinde “bilgi” potansiyeli de gittikçe artmıştır.

Kimyasal elementler de sabit-değişmez değildirler, onların oranlarının da doğadaki kuvvet-alanları değişimine uygun olarak sürekli değiştikleri Kervran-Etkisi olarak bilinmektedir.  Yani doğadaki her kimyasal öğenin (ister atom, ister molekül, ister hücre çeklinde olsun), belli bir oluşum zamanı ve belli bir silinme-yok-olma zamanı vardır. Buna ömür denir.

Ekdison adlı hormon da, belli bir zamanda üretilir ve tırtıl-gövdesindeki organların kimyasal bileşimlerinin değişim-dönüşüme uğratılarak, bir kelebek şekline ulaştırılması işlemlerinde anahtar rolü oynar. Bu işlemlerde milyonlarca kimyasal reaksiyon birbirini takip eder ve tüm bu işlemler “bilgi” denilen ve kimyasal bileşim-değişimleriyle denetlenen bir faktöre uyularak yapılır.


Ekdison hormonunun bu işlemleri yaparken, eski davranışları tetikleyen sinir-sistemindeki sinaps-bağlantılarını kaldırıp, yeni bir tarzda davranacak şekilde yeni sinaps-bağlantıları oluşumunu gerçekleştirdiği de gözlemlenmiştir. Bu işleme synapse-pruning = sinaps-budaması adı verilmiştir.

Sinaps-budaması kavramını anlamak için şunu tasarlayın: Bir ağacın dallarının istediğiniz yönde büyümesini, istemediğiniz yönde de büyümemesini sağlamak için budama işlemi yaparsınız. İşte bir tırtılın sürünen yaşam tarzından, uçan yaşam tarzına geçişi için yapılan işlem tam buna benzer.

Bir insanın yanlış yaptığı bir işlemi düzeltmesi sırasında beyninde gerçekleşen işlem de aynen böyledir: Yanlış davranışa neden olan sinaps bağlantısı kaldırılır ve daha doğru olacak şekilde yeni bir sinaps bağlantısı yapılır.

Beyin korteksinin gelişme evresinde sinapslar önce hızlı şekilde aşırı çoğalırlar. Daha sonra sinapslarda bir budanma gerçekleşir ve ergenlikteki sayıda sinaps kalır. Bu süreç, yaşamın ilk birkaç yılında çok coşkuludur, ancak ergenliğe kadar uzanabilir. Bununla birlikte, bu gelişim süresi içinde, farklı işlevlere sahip farklı beyin bölgeleri farklı zaman süreçlerinde gelişmektedir.

Huttenlocher, görsel kortekste sinaptik aşırı üretimin zirvesinin, yaşamın ilk yılının ortasında meydana geldiğini ve ardından okul öncesi dönemin ortasına kadar kademeli bir azalma olduğunu ve bu zamana kadar sinaps sayısının yetişkin seviyelerine ulaştığını tahmin eder.

Konuşma ve işitme işlevli beyin bölgelerinde benzer bir gelişim olur, ancak daha geç yaşlarda olur. Bununla birlikte, prefrontal kortekste (üst düzey bilişin gerçekleştiği beynin alanı), çok farklı bir resim ortaya çıkar. Burada, aşırı üretimin zirvesi yaklaşık bir yaşında gerçekleşir ve sadece orta ve geç ergenlik döneminde yetişkinlerdeki sayıya ulaşılır. 

Doğumdan hemen sonra beyinlerde önce muazzam sayıda sinaps oluşturulması ve belli süreçler sonunda bu sinapsları çoğunun yok edilmesi, bedenlerin çevreye uyumları için çok gereklidir. Çocuk çevresinde neleri görüyor-işitiyorsa, onları tanımlayan sinapsları hayatta kalırlar ve tüm diğerleri tekrar yok edilirler.  

 Beyindeki belirli bölgelerin büyüklüğü ile ilgili olarak beynin gelişiminde belli bir bölgenin büyüklüğü o bölgenin sunduğu işlevin önemi ile ilişkilidir. Bu ilke şu şekilde özetlenmiştir: “Belli bir işlevi kontrol eden sinir dokusu kitlesi, bu işlev yerine getirilirken işlenen bilgi miktarı ile paralellik gösterir.”

Örneğin, sesle yönünü bulan yarasa büyük bir işitme korteksine sahiptir; görme duyusunun önemli olduğu maymunda geniş bir görsel korteks, koku duyusuna bağlı olan sıçanda ise büyük bir koku korteksi bulunur. Sakladığı tohumların bulunduğu yeri hatırlamak için hafızaya ihtiyaç duyan çöl faresi oldukça gelişmiş bir hafıza alanına (hipokampus) sahiptir. 

Tüm bu işlemler birer değişim-dönüşüm işlemidir. Değişim-dönüşümü kabul etmezseniz, beyinlerinizde çocukluk evresinde gerçekleştirilmiş olan dogmatik-zombileştirici sinaps-bağlantılarını asla yok edemez, doğal sisteme uygun mutlu bir yaşama kavuşamazsınız.

İster bir bitki hücresi olsun, ister bir hayvan hücresi olsun, her birinin içerisinde saniyede yüz-bin kadar reaksiyon olmaktadır. Bu reaksiyonları yapanlar atomlardır ve atomların içlerinde ise saniyede gerçekleşen reaksiyon sayısı milyonlar değil, trilyonlar-katrilyonlarla ifade edilir.

Yazı dizinimizin ilk bölümlerinde doğadaki bu evrimsel gelişimin atom-altı-öğelerce başlatıldığı, sonra atomların, sonra moleküllerin, sonra hücrelerin, sonra diğer varlıkların ortaya çıktığı ve tüm bu işlemlerin de “bilgi” faktörüyle ilerletilip-geliştirildiği, dolayısıyla sürekli bir değişim-dönüşüm sistemi içinde ilerleyip-gelişen doğal sistemin söz konusu olduğu gösterilmişti.

Bizler bu temel hayat görüşüne uygun olarak davranmak zorundayız. Dolayısıyla “Life is nothing but chemistry = hayat sadece kimyadır” şeklinde hayatı tanımlayan Kervran’ın ne kadar isabetli bir tanım yaptığını burada tekrar vurgulamak ve Nobel ödülü almasını engelleyen şartlanmış bilim adamları camiasını kınamak isterim.

Hayat sürekli bir değişim-dönüşüm gerektiriyor. Bu nedenle kuantsal yaratıcılık, hiçbir varlığın ömrünü sonsuz yapmıyor. Biz insanlar kafamızdaki bilgilerin doğaya uyumluluğunu sürekli kontrol edip, uyumsuz bilgilere ait sinapsları yok etmek, sinaps-budaması yapmak zorundayız. Gelenek ve göreneklerin sorgulanması ve yanlış olabilenlerin budanması bu nedenle gereklidir. Bunu yapmayanlar sömürülmeye, “kara bahtım, kem talihim” demeye mecburdurlar.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: