Mantığımızın çarpıtılmış olduğunun delili

yasliİsmet GEDİK

Önceki bölümlerde evrenimizin başından tutun, dünyamızın oluşumuna ve de dünyadaki canlıların nasıl ne zaman geliştiklerine kadarki olaylar doğa-bilimsel verilere dayanılarak açıklanmıştı.

Yaratıcı ve yönlendiriciliğin kuantsal sistemde olduğu ve kuantsal sistemin de, varlıkların “bilgi” oluşturma potansiyellerini dikkate alarak doğadaki gelişimleri yönlendirdiği gösterilmişti.

Bilgisiz bir şey yapamıyoruz ve bilgiye hasretlik çekiyoruz. Bilgiye hasretliğimiz ise tepedekilerce sömürülüyor. Bu sömürme sistemi yaklaşık 4 bin yıldan beri uygulanmakta olduğu geçmiş bölümlerde açıklandı.


Tepedekiler “Doğa-Üstü-bir-Güç” sisteminin nasıl davranılması gerektiği bilgisini doğa-yasaları olarak verdiğini ve bizlerin birer robot gibi bunlara uyarak yaşamamızı söylüyorlar. Bazıları ise başka bir yaklaşımla yaratıcının kutsal kitaplar şeklinde her tür bilgiyi insanlara gönderdiğini, bunlara uyarak yaşanırsa, bu dünyada her şeye ulaşamamış olsa da, öteki dünya hayatında ebedi ve mutlu olarak yaşayacağını söylüyorlar.

Yazı-dizinin ilk bölümlerinde ise, doğadaki oluşumların “DOĞA-ALTI-BİR GÜÇ” sistemince tabandan başlanarak gittikçe büyüyüp geliştirilen bir sitemde gerçekleştiği görülmektedir. Ama bu bilgiler insanlara verilmemektedir.

Toplumun sahipliğinin kendilerine ait olduğu bilgisiyle yetişen insanlar asla topluma zarar vermezler. Öyleyse toplumsal sorunları ortadan kaldırmanın en basit yolu, insanlara bu bilgiyi vermektir.

Peki bu BİLGİ insanlara neden verilmiyor? Nedeni “su başlarını devlerin tutmuş” olmalarıdır.

Su başlarını tutan DEVLER insanlara yanlış bilgiler vererek çocuk yaşta onları tepeye itaatkar olacak şekilde şartlandırmaktadır. Bu şartlanmışlıkla mantığı çarpıtılan insanlar da birer zombi gibi yaşayıp, tepedekilerce nasıl sömürülüp-soyulduklarını far edememektedirler.

Mantığımızın çarpıtılmış olduğunu gösteren bir davranış örneği

Her varlık nasıl davranacağını duyu organlarıyla alacağı verilere göre kendisi belirler. Dışarıdan veya başkasından gelen bir yönlendirme yoktur. İnsanlar bu kuralı çiğneyen tek yaratıktır. Acaba neden?

Yanıt ararken toplumdaki soygun analizini de hatırlayın:

Sıradan soygun (SS) ile Politik soygun (PS) arasındaki fark:

-1. Sıradan Soyguncu sizin paranızı, çantanızı, kol saatinizi, altın kolyenizi vs. çalar…

Fakat, Politik Soyguncu sizin geleceğinizi, eğitiminizi, işinizi, meslekî kariyerinizi ve sağlığınızı çalar…

-2. Burada dikkat edilecek nokta şudur: Sıradan soyguncu kimi soyacağını kendisi seçer… Fakat, sizi soyacak olan Politik soyguncuyu bizzat siz kendiniz seçersiniz…

-3. Olayın en ironik yanı ise şudur: Polis sıradan soyguncuyu takip eder ve tutuklar…Fakat, polis Politik soyguncuyu korur ve sahip çıkar!

Ve mantığı çarpıtılmış insanlar hala kendilerini soyan bu devlet sisteminde, liderleri değiştirerek soyulmayacağı birini bulmak umuduyla yaşamaya devam ederler.

Şu anda dünyamızdaki en yaygın sömürü sistemi böyle işetilir. Dünyada sömürünün sürmesinin nedeni, toplumun sahipliğinin bizzat kendileri olduğu gerçeğinin halktan saklanmasıdır.


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: