Daha dün çocuksam, bugün nasıl kadın olabilirim? -/- Başından geçenleri anlatabilme özgürlüğünden çok daha fazlasına ihtiyacımız var, bununla yetinemeyiz.

sema_karadal_1SEMA KARADAL

Oyuncu Ceyda Düvenci, instagram hesabından kızının ilk kez regl olduğunu paylaşmış ve olay olmuş. Destekleyen de var, karşıya alan da… Bir annenin çocuğu ile ilgili özel bir bilgiyi sosyal medyada paylaşması değil bu yazının konusu.Daha dün çocuksam, bugün nasıl kadın olabilirim? | soL haber

“Nasıl ki bir erkek çocuğun sünneti büyük bir coşkuyla paylaşılabiliyorsa, kız çocuğunun ilk regli de paylaşılabilir” de demeyeceğim. Mesele, acıkmak ya da tuvalet ihtiyacımızı gidermek kadar doğal bir fiziksel olay için kopan yaygarada…

Kızının özel bir durumu da var, serebral palsi hastasıymış. Belli ki kızının gelişimiyle ilgili pek çok aşamayı paylaşmış takipçileriyle. Kim bilir belki de zorluklarıyla baş etmek için seçtiği yöntemlerden biridir?


Ebeveynlerin çocuk bakımında bu kadar yalnızlaştığı bir toplumsal düzende, kim neyi eleştirebilecek durumda?

Güzel de yanıt vermiş eleştirenlere: “Melisa’m yıllar sonra büyüdüğünde, ilk regl olduğu bu özel günü hatırladığında, yanağı sızlamayacak, kalbi çiçek açacak.”

Haklı, yanağı sızlamaya devam eden milyonlarca kadın var bu ülkede.

Çamaşırında gördüğü kanın korkusu, yediği tokatın utancına dönüşen milyonlarca kız çocuğu var.

Yaşamları boyunca unutmayacaklar, artık bir çocuk değil “kadın” olduğunu hatırlatmak için atılan tokatı.

Regl dilimize yerleşmiş gibi görünse de hâlâ “kirlenmek” sözcüğünü kullanıyor önemli bir kesim.

Kadınların adet dönemlerinde yenidoğan bebek görmesi, mezarlık ziyaretinde bulunması hatta kimi yerlerde yemek yapması istenmez.

Çünkü kirlidir, ayıplıdır, günahlıdır… Din, kadını baskı altında tutmanın en önemli aracı oldu, olmaya da devam ediyor.

İranlı yönetmen Marzieh Makhmalbaf’ın “Kadın Olduğum Gün” filmini bu vesileyle hatırlatayım, bir regl hikayesi…

Dokuz yaşındaki Havva bir sabah uyanıyor ve kendisine bundan böyle her istediğini yapamayacağı çünkü kadın olduğu söyleniyor.

En yakın arkadaşı Hasan ile artık neden oynayamayacağını bir türlü anlayamıyor, hangi çocuk anlayabilir?

Daha dün çocuksam, bugün nasıl kadın olabilirim?

Çocuk, giymek zorunda olduğu kara çarşaf hazırlanana dek, son bir izin koparıyor annesinden.

Güneşin en tepeye yükseldiği ve çubuğun gölgesinin yok olduğu ana kadar vakti var.

Çocuk kalabileceği son bir kaç saate, neler sığdırabilir bir çocuk?

Tarih boyunca kadınların aşağılanmasının, baskı altında tutulmasının türlü örnekleri oldu, diri diri yakılmalarına varana dek…

Günümüzde bile kadınların canına mâl olan uygulamalar sürüyor.

Nepal’deki Chhaupadi adı verilen gelenek, bunlardan biri.

Şeytanın vücutlarını ele geçirdiği düşünüldüğünden kadınlar, ilk regl oldukları günden itibaren her regl döneminde evden uzaklaştırılıyor.

Sıklıkla hayvanların barındığı karanlık ve soğuk bir yerde tutuluyor.

İshal ve sıvı kaybından ölüyorlar ya da yılan sokmasından…

Aklımda oradaki kadınlarla yapılan röportajdan bir cümle: “Eskiden yılanlardan korkardım, şimdi erkeklerden daha çok korkuyorum”.

Demek ki regl günleri yaşamlarının en kötü günleri değilmiş…

Regl oldukları için ölüme terk edilmeyecek kadar “gelişkin” toplumlarda da korkarak yaşıyor kadınlar.

Kocasından korkuyor, babasından, patronundan, polisten, gece sokakta yürümekten, yalnız dolmuşa binmekten…

Eşitsizlerle dolu bu düzende en büyük pay kadınlara düşüyor.

Öylesine büyük bir eşitsizlik ve adaletsizlik ki bu, maruz kaldıkları ayrımcılığa karşı seslerini duyurabilmek için sosyal medyanın gücüne mahkum oluyorlar.

Tüm bunların sosyal medyada da olsa konuşulabiliyor olmasını bile önemli bir gelişme sayıyoruz, o kadar ilerideyiz!

Başından geçenleri anlatabilme özgürlüğünden çok daha fazlasına ihtiyacımız var, bununla yetinemeyiz.

Erkeği kadının karşısında güçlü kılan, şiddeti üreten ve besleyen, kadını toplumun en aşağısına iten bu düzende, kadına özgürlük yok.

Sosyal medyada varsa sokakta yok, bugün varsa yarın yok, bana varsa sana yok!

Kadınların sesi sömürünün olmadığı bir dünya için, yaşamın her alanında eşitlik ve özgürlük için yükselmeli.

Toplumun belleğine kazınmış olan utançtan ancak böyle kurtulabiliriz.

Utaniyorum


sol_https://sol.org.tr/yazar/daha-dun-cocuksam-bugun-nasil-kadin-olabilirim-24622

Daha dün çocuksam, bugün nasıl kadın olabilirim? | soL haber

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Dağ Medya

Hayvan Medyası

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

Yıldız Teknik Üniversitesi

Sürdürülebilir Kampüs Komisyonu

artidergi897604762.wordpress.com/

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü Artı Dergi

SUSMA

Araştır, Soruştur, Konuş. SUSMA

%d blogcu bunu beğendi: