Mahcup olabilmek iyi bir şeydi aslında!

murat-sevincMURAT SEVİNÇ

Bir arkadaşım, yandaş gazetelerden birinin ön sayfa fotoğrafını gönderdi. Bir market alışverişi sahnesi ve fotoğrafın sağına soluna iliştirilmiş, içi yazılı kutucuklar. Fotoğrafın orta yerinde “Bu haberi okumadan markete girmeyin, çıkarken üzülmeyin” yazıyor.

Kutucukları okudum ve bir şey anlamadım. Ardından bir kez daha okuyup kavramaya çalışınca, bu kez de inanmakta zorluk çektim. Söz konusu gazeteyi sevgili Ünsal Ünlü’nün sabah programlarında duyuyordum.

Okunduğunu sanmıyorum, propaganda çöplüğünden. Türkiye’de bir gazete, hakikaten böyle bir ön sayfayla çıkmış bugün.


“Nedir şaşırdığın, uzayda mı yaşıyorsun?” diye sorsa biri, hiç haksız olmaz. Uzayda yaşamıyorum yaşamasına da, sanırım her şeye rağmen ve özellikle bazı konularda, insanda bir ölçü beklentisi oluyor yine de.

Günlük siyasi kapışmaya yönelik değil bu beklentim. O basın, özellikle namlı mensupları her şeyi yapabilir, yazabilir, söyleyebilir. Ne insani ne mesleki herhangi bir olumlu beklentiye gerek yok. Öyle insanlar ve öyle oldukları, başka biri olamadıkları, çiğlikleri, sığlıkları, fırsatçılıkları nedeniyle içine hapsoldukları öfkeyi çıkaracak bir yer arıyorlar şu hayatta. Üstelik insanı dehşet içinde bırakan komplekslerini nakite dönüştürme şansları da var hâlihazırda.

Hal böyleyken yalan dolan, hakaret, hedef gösterme vs. şaşırtmıyor kuşkusuz.

Fakat iş ‘ekmeğe’ gelince, konu yoksulluk ve yoksullar olunca, herkesin kendisini kontrol etme ihtiyacı hissettiği, aşmayı onuruna yediremeyeceği bir çizgi olur buralarda. Daha doğrusu, olurdu. Adı konulmamış duyarlılık eşikleri vardı.

Örneğin, gençliğimizin en güzel armağanlarından ‘Gırgır’ dergisinin Oğuz Aral’ı, engellilik ve yoksulluk hakkında, ‘incitecek’ karikatürler çizilmesini istemezmiş.

Sınırlar her ne kadar belirsizleşmiş ve pervasızlık olağanlaşmış görünse de ‘asgari’ bir edep duygusunun varlığını hâlâ koruduğunu düşünüyorum. Hepimizi, koskoca ülkenin trol ve küfürbazlarından ibaret olduğunu düşünmeye sevk etmeye çalışıyorlar; direnmek gerek bu saçmalığa.

Türkiye’de evine ekmek götürmeye, çoluk çocuğunu okutmaya çalışan ve sabahtan akşama boca edilen yalanlar içinde bir yol arayan milyonlaca dürüst insan yaşıyor.

Mahcup olabilmek iyi bir şeydi aslında!

Gazete adı verilmiş o kâğıt parçasının ön sayfası bu nedenle çok sinirlendirdi sanırım. En temel insani çizginin dahi nasıl yok sayılabildiğini görmek ve sözüm ona ‘alışveriş önerileri’ başlığı altında yoksunluğu böyle hafife alabilmek, en şaşırmayanı bile çileden çıkarabiliyor demek ki.

12 Eylül sonrasının ekonomik ve siyasi tercihlerinin, azgın neo-liberalizmin, müteahhit kılıklı siyasal İslamcılığın bir ülkeyi ve insanını ne hale getirebileceğini, kamusallık düşüncesinin, asgari izanın nasıl yerle bir edildiğini görmek… 

‘Gıda’ en temel insan haklarından. Sağlıklı gıdaya ulaşma hakkı. Sosyal devletin yükümlülüklerinden. Yoksulluk, insanın başına getirilebilecek en alçak ayrımcılıklarından.

Evet, ‘gelecek’ değil, ‘getirilebilecek.’ Birileri haysiyetsizce zenginleşmek istediği için, diğeri yoksul; doğumla edinilen bir nitelik değil yoksulluk! Yoksulluğu yaratan, insanların yetenek ve yeteneksizliğiyle açıklamaya kalkışan ve çöpte ekmek arayanları dert edinmeyen, eşitlik denildiğinde ödü kopan her kimse, onlar da olabilecek en alçak insanlar.

Hele ki bir insanın açlığı ve sıkıntılarıyla dalga geçer gibi, ona sahip olamadıklarının, olamayacaklarının, mahkum edildiği koşullarının ‘olağanlığını’ göstermeye çalışmak, insanı yokluğa ikna etmeye girişmek!

Hallice görünen bir çift var fotoğrafta, güler yüzle bakınıyorlar market raflarına. Marketler satışı artırmak için müşteriye türlü tuzaklar kuruyormuş ve söz konusu gazetenin acar çalışanları bunları tespit edip yurttaşı uyarmak istemiş!

Alışverişe tek başına ve tok karnına çıkın, çocuklar olmasın… 

Cazip kokular yoldan çıkarmasın, evde hiçbiri kalmaz…

Ürünlere dokunmayın, sahiplik duygusu almaya zorlar…

Büyük araba doldurmaya teşvik eder, sepetten şaşmayın…

İkramları geri çevirin, dilinize değdiği an tuzağa düşersiniz…

Sebze, meyve, süt, et alın, abur cuburdan kaçının…

sinirNe tuhaf değil mi, bu haberi yapıp yukarıdaki satırları yazıyor birileri, ardından sokağa çıkıp diğer ‘insanlar’ın yüzüne bakıyor. Bakabiliyor.

Ağız dolusu sövmeden bitsin bu yazı. 


dikenhttp://www.diken.com.tr/mahcup-olabilmek-iyi-bir-seydi-aslinda/

Tüm yazılar: Murat Sevinç

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: