Ebedi bir Ahiret hayatı neden olamaz?

yasliİsmet GEDİK

Cennet-Ülke dosyasıyla, öteki dünya gibi bir yerin atalarımızın bir yanılgısından kaynaklandığı bilimsel verilerle ispatlanmışken, “Mekanı cennet olsun, nur içinde yatsın” gibi dileklerin dinamik sistemli hayatımızda bir anlamı olamayacağı ortadadır.

İnsanların ölümden sonra öteki dünya diye bir yerde ebedi olarak yaşadıklarını düşünelim. İnsan yaklaşık 2 milyon yıldan beri vardır.

İn­sanların yaklaşık 20-25 yılda bir evlenerek nüfuslarının yeni doğum­larla arttığını ve yaklaşık 50 yıllık bir ömürden sonra da öldüğünü ve öteki dünya gibi bir yerde ebedi hayatlarına devam ettiklerini (yiyip-içtiklerini, sevişip-çoğaldıklarını, vs.) düşü­nüp, şimdiye dek kaç kişinin orada birikmiş olduğunu hesaplarsak, 10 üzeri 100 den büyük devasa bir sayı ile karşılaşırız.


Evrende belli sayıda atom-altı-ögesi vardır ve bunların sayısı yak­laşık 10 üzeri 80 olarak hesaplanmıştır. Yani deri, kemik, taş, toprak gibi maddeleri oluşturan proton + nötron + elektron ögelerinin top­lam sayısı 10 üzeri 80 kadardır. Bir hücrede milyarlarca proton + nöt­ron + elektron bulunduğuna göre, evrenin herhangi bir yerinde 10 üzeri 100 gibi devasa sayıda insan toplanması hiçbir fizik-kimya bilgisine uymamaktadır, çünkü onları oluşturacak kadar proton + nötron + elektron evrende mevcut değildir.

Bu nedenle doğada ebediyet diye bir şey yoktur. Her şey çok kısa ömürlü ve çok hareketli olan atom-altı ögelerinin, daha uzun ömürlü ve daha az hareketli üst-sistemler (atomlar, moleküller, hücreler, bedenler) içinde birleşmeleri şeklinde olmaktadır. Oluşturulan hiçbir sistem ebedi olamamakta, belli bir ömür-döngüsünden sonra tekrar alt-bileşenlerine ayrışmakta ve doğa bu şekilde sürekli bir değişim-dönüşüm sistemi içinde gelişmektedir.

Nitekim Zaman kavramının gelişimi durumun böyle olduğunu göstermektedir.

Jeolojik bilgilere göre zaman maddelerin bileşimlerindeki değişimler sonucu oluşmaktadır. Şöyle ki:

-5 milyon yıl eskiye gidildiğinde, insan denilen canlı yok olur. Yok olmak, atomlarına-moleküllerine ayrışmak demektir. Bu atomlar ve moleküller ise at, inek, meyve ağaçları vs. gibi diğer varlıkların yapımlarında kullanıma girerler.

-100 milyon yıl geri gidildiğinde, at, inek, meyve ağaçları yok olur ve atomlarına-moleküllerine ayrışırlar. Bu atomlar ve moleküller ise dinozor, vs gibi canlıların yapımlarında kullanıma girerler.

-300 milyon yıl geri gidildiğinde, dinozor gibi canlılar yok olur ve atomlarına-moleküllerine ayrışırlar. Bu atomlar ve moleküller ise ekinit, trilobit, gibi omurgasız ve başka omurgalı canlıların yapımlarında kullanıma girerler.

-700 milyon yıl geri gidildiğinde, tüm omurgalı ve omurgasız canlılar yok olur ve atomlarına-moleküllerine ayrışırlar. Bu atomlar ve moleküller ise tek hücreli canlıların yapımlarında kullanıma girerler.

-4 milyar yıl geri gidildiğinde tüm canlılar alemi yok olur, atomlarına-moleküllerine ayrışırlar. Bu atomlar ve moleküller ise cansızlar alemi dediğimiz inorganik maddelerin yapımında kullanıma girerler.

Görüldüğü üzere, geçmişe gidildikçe, canlı varlık oluşturma bilgisi tamamen kaybolmaktadır.

-5 milyar yıl geri gidildiğinde ise, dünyamız ve Güneş sistemimiz de yok olmaktadır. Dünya yok olunca, dünyadaki H2O, CO2 , kuars gibi moleküller atomlarına ayrışıyorlar ve  yıldızlar – galaksiler evresine  dönülüyor.

-12-13 milyar yıl öncesine Evrenimizin başlangıcına gidildiğinde, tüm yıldız ve galaksiler yok oluyor, atom-altı-öğelere ayrışıyorlar. Atom-altı- öğeler  ise, ÇOK-ÇOK KISA ÖMÜRLÜ, ve ÇOK HAREKETLİ enerji yumaklarıdır. Bunlara Kuantum alemi deniyor.

Şimdi ZAMAN dediğimiz kavramın nasıl bir şey olduğunun farkına varabildik mi?

ZAMAN varlıkların kimyasal bileşimlerinin değişmeleriyle ortaya çıkan bir değişim-dönüşüm sistemidir, bir görüntüler ardalanmasıdır. Dolayısıyla doğada ebedi olarak kalan hiçbir şey yoktur. Yani ebedi bir hayat sistemi mümkün değildir.

 Yani doğada belli sayı­da (yaklaşık 10 üzeri 80, yani öteki dünyada birikmiş olabilecek in­san sayısından çok-çok az!) atom-altı-ögesi vardır ve bu ögeler canlı olup, değişik kombinasyonlara girerek, sürekli değişim-dönüşüm içindeki dinamik doğayı oluşturmaktadırlar.

Ebedi bir öteki dünya hayatını savunanlar öteki dünyada sadece ruhların var olacaklarını savunarak, yukarıda öne sürülen olanaksızlığa karşı koymaya çalışırlar. Ama bu karşı-çıkışları tamamen dayanaksızdır, çünkü öteki dünyadaki cezalandırmalar arasında şu tip hükümler bulunmaktadır.

“Başlarından da kaynar sular dökülür. Bu kaynar su ile karınlarında olanlar ve derileri eritilir.” (Hacc 19, 20)

“Derileri yanıp eridikçe, acıyı tatsınlar diye derilerini yenileyeceğiz.” (Nisa 56)

Bu ayetler bedenlere uygulanacak cezalardır. Dolayısıyla kutsal kitapların öteki dünya hayatı canlı bedenler için tasarlanmışlardır.

Cennet hayatındaki seks olaylarında çocuk olmayacağını, sadece sevişme olacağını savunanlar ise, seks olayının neslin devamı için gerekli genetik bilgilerin değiş-tokuşu olgusunu bilmediklerini gösterir. Çünkü balıklar gibi bir çok canlı grubunda, bedenler birbirine değmeden seks yaşanır: dişi yumurtalarını bırakır ve erkek hemen o yumurtaların üzerine spermleri bırakır ve iki genetik bilgi birleşir. Bedensel bir temas yoktur. Dolayısıyla seks, neslin devamı dürtüsüdür. Kutsal kitabın tanrısı bunu bilmiyorsa, bu “özürü kabahatinden büyük” durumunu oluşturur.

Hayatın doğum-ölüm döngüsü üzerine oturtulmuş değişim-dönüşümlü bir sistem olduğu bilinmediğinden, ebedi bir hayatın var olduğu öteki-dünya diye bir başka dünya tasarlanmış ve ruhların bu öteki dünyada ebediyen yaşayacakları düşünülmüştür. Beden ruhtan ayrı olamayacağından öteki dünyada bedenlerin de ebediyen var olmaları gerekir. 


Bu nedenle bir arkadaşa başsağlığı mesajı olarak şöyle bir yazı yazdım:

 Her varlık için bir doğum-ölüm döngüsü söz konusudur, çünkü varlıkların oluşumu enerjiye bağlıdır. Enerji ise kuantsal kökenlidir ve “yapılsın-yıkılsın” şeklinde sürekli bir değişim-dönüşüm içindedir. Kuantsal sistemin böyle bir sürekli değişim-dönüşüm içinde olması, onların kombinasyonlarından oluşan tüm diğer doğa varlıklarının da otomatik olarak sürekli değişip-dönüşmesini gerektirmektedir.

  • Doğum ölüm döngüsü, madde oluşumunun başlangıcından beri var. Örneğin bir atom çekirdeğinin var olması, proton ve nötron arasında sürekli bir değişim-dönüşüm (doğum-ölüm) döngüsü sayesinde sağlanıyor.

-• Atomlar enerji durumuna göre elektron-pozitron tünellemeleriyle birbirlerine dönüşüyorlar, bu şekilde doğadaki atomik kompozisyon sürekli değişiyor.

-• Atom oranlarının değişmesi, onlardan oluşan molekülleri etkiliyor ve bu nedenle milyonlarca farklı türde kimyasal reaksiyon gerçekleşiyor. Böylelikle dinamik sistemli (yani sürekli değişim-dönüşüm içinde) bir doğa oluşuyor.

-• Tabanı oluşturan atom-altı-öğelerin, dinamik sistemlerin çok çeşitli ve farklı üst-sistemlerini oluşturabilmeleri için, o üst-sistemin ihtiyaçları doğrultusunda “Simetrilerinin Kırılması” + o sistemin gerektirdiği şekilde davranmalarının sağlanması için “Köleleştirilme” + o sisteme ait yapısallaşmanın (kimyasal bileşimin) korunması için “Sabitleştirme” (solidification) gibi temel değişiklikler geçirmesi gerekiyor (Haken 2000). Bu işlemler “SimKırKölSab” kısaltması ile özetlenmiş olsun.

-• Atomlar oluşurken, atom-altı-öğelerde SimKırKölSab olayı gerçekleşiyor.

-• Meleküller oluşurken, atomlarda SimKırKölSab olayı gerçekleşiyor.

-• Hücreler oluşurken, moleküllerde SimKırKölSab olayı gerçekleşiyor.

-• Bedenler oluşurken, hücrelerde SimKırKölSab olayı gerçekleşiyor.

Ne dersiniz, daha anlamlı ve gerçekçi değil mi?


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: