Sürekli Kronik stres neden çok zararlı?

yasliİsmet GEDİK

Sürekli olarak, toplumsal sorunlarımızın nedeni nedir, nasıl çözülür konusuna odaklanmamız ve her şeyi, her yazıyı, bu temel bakış açısından değerlendirmemiz gerektiğini vurgulamaya çalışmaktayım. Konu çok geniş spektrumlu olduğundan, bazen “ebedi bir ahiret hayatı olamaz” gibi bir yazı da yazmak zorunda kalıyorum.

Hemen bazı insanlar o yazıya çeşitli şekillerde saldırıyorlar. O yazının perde arkasında, toplumsal sorunlarımızın nedeninin tepeye bağımlılık sistemi olduğu vardır.

Tepe “faktörü” de doğadaki yaratıcılık sisteminin varlıkların dışındaki bir güç sisteminden kaynaklandığı yanlış bilgisidir.


Doğada bir yaratıcılık sistemi vardır ve o güç sistemi kuantsal güç sistemidir. Benim yazılarımı bir bütün olarak değerlendirin, bir veri veya mantık hatası bulursanız, belirtin ki tartışıp-düzeltilsin. Ama bir yanlışlık bulamıyorsanız, susun ve çamur atmayın.

Sorunlar içinde boğulma noktasında olan bir ülke-coğrafyasında yaşıyoruz.

İşsizlik hat safhada,

Trafik sorunundan deliye dönüyoruz;

Internet virüsleri bizi çıldırtıyor,

Elime geçen emekli maaşımız enflasyonla her gün azalıyor;

Arabamı sokakta güvenle bırakamıyoruz, veletler çiziyor, lastiklerin havasını indiriyor;

Tanıdıklarımızın trafik kazalarında ölmelerinin üzüntüsü acı veriyor;

Askere gitmek, ölüme davetiye çıkarmakla eşdeğer, çünkü terörden bunalmışız;

Sokak köşelerinde dilencilik yapan göçmen çocuklarının gördükçe, içimiz burkuluyor;

Musluk suları içilmez derecede kirli;

Kışın kömür tozu öyle artıyor ki, soluduğumuz hava boğazlarımızı yakıyor;

Balık tutamaz olduk, çünkü denizler tam bir çöplük ve kirlilik yuvası;

Çevreden kuş-sesi yerine gürültü duymaktan bunalmışız;

Hiçbir meyve artık çocukluğumuzda aldığımız tadı vermiyor, çünkü hepsinin genetiği değiştirilmiş,

Stresten geceleri rahat uyku uyuyamıyoruz;

Toplumda adalet, hak-hukuk kalmamış, bunun verdiği rahatsızlık insanı delirtiyor;

Ahlak denilen karşılıklı ilişki düzenleyici faktör sıfırlanmış durumda, kimse kimseye normal davranmıyor;

Televizyonlar, radyolar, gazeteler hiç huzur verici bir haber vermiyor, tam tersi, her gün felaket yıkım haberleri alınıyor;

Tüm TV filmleri ve dizileri mantıksızlık senaryoları dolu; izleyenleri daha kötü düşüncelere sevk ediyor,

Kalabalık yerde bomba korkusu,

Tenha yerde tecavüz veyahut soyulma korkusu,

Evde sabaha karşı tutuklanma korkusu,

Iş yerimin kapanma korkusu,

Çocuğumun kaçırılması korkusu,

Korku, korku, korku, …

İmdaaaaat, kurtulmak istiyorum.

Tüm insanlık kurtulmak istiyor.

Ama tepeye bağımlı olduğumuz için, kurtulamıyoruz.

Hep korku içinde yaşatılıyoruz, çünkü korku bağımlılıktan kaynaklanır.

Tepedeki birilerine bağımlıyız ve o tepedeki bizi sürekli bağımlı tutmak için hep farklı korkutma usulleri buluyor.

Bu durumlar kronik stres oluşturuyorlar.

Stres kısa süreli olursa, bedenin o anki koşullara uyumunun sağlanması açısından çok yararlıdır. Ama her gün tekrarlanırsa, kronik stres oluşur.

Kronik stres ise beyinleri kötü yönde etkiler, korku duygusu artırılması, hafıza kaybı, beyin küçülmesi gibi bir çok olumsuzluktan tutun, genetik bilgi kayıtlarını dahi etkiler ve gelecek nesilleri zarara sokar.

Beden bir tehlike içine girdiğinde, merkezi sinir sistemi “kaç veya savaş” sinyali verir. Beyindeki hipotalamus uyarılır. Bedeninizdeki “Hypothalamus-Pitiutary-Adrenal = HPA- ekseni” harekete geçer.


Bir tehlike olduğunu fark eden Hypothalamus (H) hücreleri hemen “pitiutary” (P) salgı bezini uyarır ve alarm vermesini söyler. Bunun üzerine “pitiutary” (P) kan dolaşım sistemine “adrenocorticotropic hormones (ACTH) ” salgılar. Bu mesajı alan böbrek-üstü-adrenal (A) bezi, “kaçmak veya savaşmak” konusunda bedenin karar vermesi için gerekli ayarlamalara başlar.

Bedende adrenalin ve kortizol hormonları salgılanır. Bu hormonlar anlık tepkilerin verilmesi için çok yararlıdır. Ama stres çok uzun sürerse (hergün tekrarlanırsa) kortizol hormonu zararlı olmaya başlar. Korku duygusu beynin amigdala bölgesiyle kontrol edilir.

Kortizol amigdaladaki sinir hücreleri bağlantı sayısını ve etkisini artırıcı etki yaparken, hipokampüs bölgesindeki sinir hücreleri bağlantı sayısı ve etkisini azaltıcı etki yapar. Hipokampüs öğrenme, hafıza ve stres kontrolü gibi yeteneklerin baş sorumlusudur. Hipokampüs aynı zamanda HPA ekseninin etkinliğini de durdurabilmektedir. HPA ekseni etkisi azaltılınca, bedenin stresi kontrol etme yeteneği de sınırlanır.

Kortizol beynin küçülmesine de yol açar. Çok fazla stres altındaki beyinlerde, beyin-ön-lobundaki sinaps bağlantılarında kayıplar başlar, yani beyin-ön-lobu (prefrontal korteks) küçülür. Beyin-ön-lobu konsentrasyon, karar verme, yorumlama ve sosyal etkileşim gibi konuların işlendiği merkezdir.

Stres ayrıca hipokampüste yeni nöron oluşumunu da olumsuz etkiler ve daha az sayıda yeni sinir hücresi oluşturulur. Bunun sonucu ise öğrenme ve hatırlama yeteneklerinin azalması olur. Depresyon ve alzhaymer hastalıkları artar. Yani zihinsel hastalıkların önü açılır.

Stres DNA yapınızı da etkiler. Annelerinin yoğun şefkat ve ilgisiyle büyüyen çocukların stresten daha az etkilenirler, çünkü beyinlerinde daha fazla kortizol reseptörü vardır. Bu resptörler kortizolü tutarlar ve stres tepkisini azaltırlar. Bu oluşumlar genetik DNA faktörünü doğrudan değiştirmezler, ama epigenetik faktörleri değiştirirler. Tek bir anne tarafından yetiştirilen çocuklarda, olumsuz davranışların epigenetik olarak aktarıldığı gözlenmiştir. Yani kalıtsal olarak aktarılmaktadırlar.

Kısaca özetlersek; hem bedensel sağlığımız hem toplumsal sağlığımız büyük tehlike altında ve geleceğimiz gittikçe kötüye gidiyor. Bunu tek sorumlusu ise, toplum hayatının düzenlenmesinin tepedeki birilerine bırakılmış olmasıdır.

Toplumun sahipliğinin kendilerine ait olduğu bilgisiyle yetişen insanlar asla topluma zarar vermezler. Öyleyse toplumsal sorunları ortadan kaldırmanın yolu, bilgi edinerek topluma bir hizmet sunacak duruma gelip, toplumsal örgütlenmeye katılma bilgisinin insanlara verilmesidir. Bu BİLGİ insanlara neden verilmiyor? Neden? Neden? Neden?

Sizlere sürekli olarak, toplumsal sorunlarımızın nedeni nedir, nasıl çözülür konusuna odaklanmamız ve her şeyi, her yazıyı, bu temel bakış açısından değerlendirmemiz gerektiğini vurgulamaya çalışmaktayım. Konu çok geniş spektrumlu olduğundan, bazen “ebedi bir ahiret hayatı olamaz” gibi bir yazı da yazmak zorunda kalıyorum. Hemen bazı insanlar o yazıya çeşitli şekillerde saldırıyorlar.

O yazının perde arkasında, toplumsal sorunlarımızın nedeninin tepeye bağımlılık sistemi olduğu, o tepe “faktörünün” de doğadaki yaratıcılık sisteminin varlıkların dışındaki bir güç sisteminden kaynaklandığı yanlış bilgisidir.

Doğada bir yaratıcılık sistemi vardır ve o güç sistemi kuantsal güç sistemidir.

senBenim yazılarımı bir bütün olarak değerlendirin, bir veri veya mantık hatası bulursanız, belirtin ki tartışıp-düzeltilsin.

Ama bir yanlışlık bulamıyorsanız, susun ve çamur atmayın.


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: