Şu slaytı okuyup, bir sonuca varabilir misiniz? -/- Toplum iş-ve meslek sahipleri arası bir ortaklık sistemidir.

yasliİsmet GEDİK

Her biri bir alanda bir hizmet üretir ve binlerce farklı hizmeti başkalarından alır. Bu nedenle hiçbir iş veya hizmet diğerinden üstün görülemez. Çöpçüsünü hor gören, pislik içinde yaşamaya, elektrikçisi kötü olan karanlıkta kalmaya mecburdur.

Neden toplum hayatı konusunda uzlaşamıyoruz? Geleneksel sistem tabana değil tepeye bağımlı olduğundan tepede bir efendi sınıfı (ağalar, mal-mülk sahipleri, vs.) oluşmuştur.göbeklitepe ile ilgili görsel sonucu

İnsanlar tepeden gelen yönlendirmelere uymaya öylesine körü körüne alıştırılmıştır ki, doğa dediğimiz ve karıncasından kuşuna kadar tüm canlılarla paylaşarak yaşadığımız bu dünyanın belli kişilerce nasıl ve neden sahiplenildiğini sorgulama cesaretini gösterememektedir.


Bu nedenle günümüzde hala sınıf farkı kavramı vardır, zenginler kah “işveren”, kah “ağa” olarak tepede yer almakta, diğerleri de işçi veya hizmetçi olarak onların yanında çalışmaktadırlar.

Halbuki doğada tepeye bağımlılık yoktur, çünkü her şey tabandakilerce yapılır:

Şöyle açıklayalım: Bedenlerimizi ele alalım.

Bedenimize ait tüm işleri içlerindeki hücreleri yaparlar. Hücreler sindirim sistemi, solunum sistemi, boşaltım sistemi, vs gibi bir sürü farklı işlev gören organlar şeklinde bir araya gelerek beden denilen üst-sistemi ayakta tutarlar.

Onlar bedenin kendilerine ait olduğunun bilincindedirler ve onu her zaman her koşulda korumaya çalışırlar.

Örn. Bir yeriniz kesildiğinde, hemen o yarayı kapatmaya başlarlar; deniz seviyesi gibi oksijen oranı yüksek bir yerden, yüksek bir dağ tepesine çıktığınızda oksijen oranının azaldığını saptayıp, hemen kandaki alyuvar sayısını artırarak bedenin oksijensiz kalmasını engellerler, vs.

Toplum da çeşitli iş-ve-meslek sahibi insanların oluşturmak zorunda oldukları bir ortak yaşam sistemidir. Bu nedenle elli, yüz-bin yıl önceleri yaşayan insanlarda uygar bir toplum hayatı kavramı yoktur. Çünkü o zamanlarda tüm insanlar avcı-toplayıcıydılar, herkes aynı işi yapıyordu.

göbeklitepe ile ilgili görsel sonucu

Göbekli-Tepe kazıları insanların yaklaşık 12 bin yıl önceleri ortaklık ruhlu bir yaşama geçmiş olduklarını gösteriyordu, çünkü tek bir kabile olarak değil, tüm orada yaşayanlar karşılıklı olarak birbirleriyle iş-birliği içine girmişlerdir.

20-30 tonluk kayaç blokları kesmişler, yüzlerce metre uzaklıktaki bir yere taşımışlar, kimileri bu taşlara çeşitli hayvan figürleri yapacak kadar ustalaşmış, kimileri zeminleri su geçirmeyecek şekilde bir  yapay maddeyle kaplayacak bir yetenek geliştirmiş.

göbeklitepe ile ilgili görsel sonucu

Kısacası, insanlar artık birbirlerini bir rakip olarak görmeyi bırakmışlar ve bu sayede ortak davranış içine girerek, daha rahat ve huzurlu bir sistem oluşturmuşlardır.

Toplum işte bu şekilde oluşturulmaya başlanmıştır.

göbeklitepe ile ilgili görsel sonucu

Toplum oluşturtulmasının temelinde:

  • her insanın bir konuda uzmanlaşması sayesinde işler daha kısa zamanda yapılır, (Bir daktilograf bir sayfa yazıyı 1-2 dakikada yazabilir, ama bu işi başka işler yanında yapan biri, o yazıyı bir saatte ancak yazar)
  • kişilerin bir konuda uzlaşması sayesinde o ürün veya işin kalitesi gittikçe gelişir,
  • İnsanlar birbirlerini rakip olarak görmediklerinden, kimse diğerinin yaptıklarını baltalayıcı davranış göstermez,
  • İnsanlar birbirlerini rakip veya düşman görmediklerinden, geceleri rahat ve huzurlu bir uyku uyurlar, gibi temel faktörler yatar.

Bu temel görüşler çerçevesinde insanlık 12 bin yıl öncelerinden başlanarak Anadolu’nun merkez olduğu Bereketli Hilal bölgesinde toplumsal hayat başlatılır.

çatalhöyük ile ilgili görsel sonucu

Çatalhöyük, Çayönü, Kültepe gibi bir çok yerde, her birinde binlerce-onbinlerce insanın yaşadığı, höyükler şeklinde yerleşim noktaları oluşturulur.

Bu tür toplumsal yaşamlar yaklaşık 4 binyıl öncelerine kadar sürer.

Anadolu’daki bu tür yaşam tarzının Anadolu’da hala sürdürülmeye çalışılan Alevilik-Bektaşilik gibi hayat görüşleriyle ilgili olmaları büyük bir olasılıktır ve araştırılması gerekir.

Ama 4-5 bin yıldan beri, bu sistem bozulmaya başlanır. Çünkü yaklaşık 5 bin yıl önceleri Basra çevresinde kent devletleri denilen ve tepedeki kutsal soylu birilerince sahiplenilip-onun tarafından yönetilen yeni bir hayat görüşü ortaya atılır.

Sümerlerin krallar listesi tabletinde “Krallık gökten indikten sonra” ifadesi doğadaki etkileyici gücün gökteki bir sistemden kaynaklandığı inancına dayanır. Nitekim gök tanrısı “AN”, yer tanrısı “Kİ” olarak tanımlandığına göre “ANunnaKİ” olarak tanımlanan panteondaki önde gelen tanrıların, “offspring of Sky [An] and Earth [Ki].”  AN ve Kİ’nin “yavruları =unna” anlamına gelmesi gerektiği Sümerologlar tarafından belirtilmektedir.

İnsanlar kendilerinin karşılıklı hizmet-alış-verişlerine dayalı bir ortaklık oluşturursa, bu TOPLUM olur. Ama tepeden birisi çıkıp, “Yaratıcı beni sevdiği için beni sizlerden çok daha zeki ve güçlü yarattı ve beni tüm bu toprakların sahibi yaptı. Ben yaratıcının sevdiği kulu olduğum için sizleri her türlü felakete karşı koruyabilirim. Benim yaratıcının kulu olmam gibi, sizler de benim hizmetkarım olursanız, sizler için çok iyi olacaktır, çünkü gerçek hayat bu dünyada değil, ölümden sonra gideceğiniz öteki dünyadadır. Orada sizleri bir cennet beklemektedir.”

İnsanın çevresinde gördüğü maddeleri çeşitli şekillerde birleştirerek, tekerlek, araba, vs. gibi eşyalar yapabilmesi ve o eşyaları sahiplenmesi, doğadaki tüm oluşumların da, kendi yaptığı gibi, başka bir varlık tarafından yapıldığı yanılgısına götürmüştür. Bu şekilde “Allah” kavramı, doğa ve dünyayı elleriyle yapıp-yaratan, çok büyük, insansı bir varlık olarak tasarlanmıştır. Diğer taraftan insan kendisinin hücreler tarafından oluşturulduğunu bilmediğinden, bendindeki hücrelerin “gece-oturumları” olan rüyaları anlayamamış; rüyaların ilahi güç tarafından oluşturulduğunu sanmıştır.

Uyanık durumda rüya-halüzinasyon gören insanlar bu nedenle “kutsal hastalıklı”, yani Allah’tan mesaj alabilen kişiler olarak görülmüştür. Bu şekildeki düşünce tarzının etkisiyle, Allah’tan mesajlar aldıklarına inanılan elçiler-peygamberler ortaya çıkmışlardır.  Allah’ın her topluma kendi diliyle bir peygamber gönderdiği görüşü ve insanların bu peygamberlerin getirdikleri mesajlara uygun bir yaşam sürdürmeleri anlamına gelen dinler bu şekilde ortaya çıkmışlardır.

Sümerlerin kötü mirası, güç ve enerji sistemini yanlış yorumlayıp, yönlendirici güç sistemini varlıkların dışında-üstünde varsaymalarıdır. Bu nedenle her kentin asil soylu olduğuna inanılan bir efendisi, yani sahibi vardır.

Sümerlerle birlikte asil- veya tanrı soylu insanlar kavramı ortaya çıkar. Kendilerinin daha zeki ve daha güçlü olduklarını fark eden bazıları, kendilerindeki bu yeteneklerin tanrı-soylu oldukları için kendilerine bahşedilmiş bir özellik olduğunu öne sürerek, tanrı-soylu, adi-soylu insan ayrımı sistemini ortaya atarlar. Asalet kavramı bu şekilde ortaya çıkar. Tanrının kendilerini toplumları sevk ve idare etmek için yarattığı, diğer adi soyluların tanrılara (dolayısıyla tanrıların dünya temsilcisi olan kendilerine) hizmet etmek için çamurdan yaratıldıkları gibi Sümer tableti yazıtları bu görüşleri doğrularlar.

Asil soylu olduğunu iddia eden bu efendiler Zümresi bir enerji kaynakları olmadığını bilirler. Bu zorluğu aşmak için olsa gerek, doğadaki her şeyin yaratıcısının varlıkların dışında (gökte) bulunan bir doğa-dışı (veya üstü) -güç (DÜG) sistemi olduğu, dolayısıyla dünyadaki her şeyin sahipliğinin de bu yaratıcıya ait olduğu şeklinde bir yaratılış görüşü ortaya atarlar. Yaratıcının dünyadaki temsilcileri olarak da, sahip oldukları ülkedeki her şeyin sahipliği tepedeki bu efendilere ait olmuş olur. Bu nedenle yaşam ortamları paylaşılıp-sahiplenmeye başlanır ve dünyadaki sömürücülüğün tohumları 5 bin yıl önceleri atılmış olur.

Sümerler zamanında oluşturulan kent devletleri arasında, büyüme ve diğer devleti ele-geçirme yarışları başlar. Bu hayatı yanlış yorumlamanın bir sonucudur. Hayat karşılıklı anlaşıp-uzlaşmalarla daha rahat bir üst sistem oluşturma prensibine göre işlemektedir. Yani tabandaki öğeler (insanlar) karşılıklı uzlaşarak toplum gibi bir üst-sistem oluşturur. Halbuki Sümer inancı, insanın (dolayısıyla hayatın) tepedeki birileri tarafından kendilerine hizmet etmek üzere yaratıldığına dayandığından, halk dahil her şeyi sahiplenici davranılmaktadır. Kamu malları tepedeki birilerince sahiplenilince, halk da artık topluma yabancılaşmış olmuştur.

Bedenlerimizin yaratıcısı olan hücreler hiçbir bedeni diğerinin aynısı olacak şekilde oluşturmaz. Bu nedenle her insan bir diğerinden farklıdır. Kiminin ses telleri şarkıcı olmasına uygunken, kimininki değildir. Bu nedenle, bedenlerin hangi mesleklerde başarılı olacakları genetik yapılaşmayla ilişkilidir. Dolayısıyla, her insan aynı tür meslekte aynı başarıyı gösteremez. Bu nedenle insanlar, hücrelerine gösterecekleri hedefleri (yani toplum hayatında üstlenecekleri hizmetleri) kendi hücrelerine “sorarak” kendileri belirlemek zorunadırlar. 

Hiçbir insan diğerinden üstün değildir.

Her insanın kendine has bir değeri vardır ve o değeri keşfedilirse, toplum o insanın enerjisinden yararlanır ve kalkınır.

O gizli değer ancak ve ancak çocuklar özgür bırakılıp, benim çocuğum “doktor, mühendis, vs olacak” türde yönlendirmelere maruz kalmazsa ve toplumda hiçbir meslek diğerinden üstün görülmezse ortaya çıkar.

Bedenimizde yüzlerce farklı organda görevli hücre çalışır.

Bir beyin hücresi, bir popo hücresini hor görür mü?

Hayır, çünkü onlar birbirlerine bağımlıdırlar.

Toplumlarda da durum aynıdır, her bir iş veya meslek sahibi bir alanda bir hizmet üretir ve binlerce farklı hizmeti başkalarından alır. 

Bu nedenle hiçbir iş veya hizmet diğerinden üstün görülemez.

Çöpçüsünü hor gören, pislik içinde yaşamaya, elektrikçisi kötü olan karanlıkta kalmaya mecburdur.


 

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Dağ Medya

Hayvan Medyası

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

Yıldız Teknik Üniversitesi

Sürdürülebilir Kampüs Komisyonu

artidergi897604762.wordpress.com/

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü Artı Dergi

SUSMA

Araştır, Soruştur, Konuş. SUSMA

%d blogcu bunu beğendi: