İstanbul Sözleşmesi erkekleri de yaşatır! -/= Öteden beri inatla dillenen “tek adam” düzeninin somut göstergesidir bu.

enverEnver Aysever

İstanbul Sözleşmesi kadın mücadelesinin haklı zaferiydi. O günün koşullarında buna “eyvallah” denmesi tamamen siyasal manevraydı, öteden beri gördüğümüz günü kurtarma tutumuydu.

Ortadan kaldırılmasına şaşırmadım. Kadın mücadelesi daha da güçlenecektir.

Kararname ile iptal edilmedi anlaşma. Kararname cumhurbaşkanına yetki verdi, o yetkiyle iptal yapıldı. Yani Erdoğan kendine yetki verdi. Öteden beri inatla dillenen “tek adam” düzeninin somut göstergesidir bu.


***

Bizde kadın hareketinin kökü eskiye dayanır, sağlamdır.

Osmanlı’da güçlü kadın hareketi vardı, Cumhuriyette de varlığını korudu, dirençle haklarını elde ettiler. 

Mustafa Kemal bu hakların tanınmasını sağladı.

Devrim bu yolla taçlandı. Kadın varlığı önemli sıçrama yaptı, İslam coğrafyasında olduğumuz düşünülürse büyük iştir.

Hem mücadele verenler hem de bunu tanıyan önder, saygıyı fazlasıyla hak ediyor.

İstanbul Sözleşmesi’nin “Türk aile yapısına uymadığı” gerekçesiyle iptali ya da çekilme kararı şu soruyu gündeme getiriyor: 

“Türk aile yapısı nasıldır?”

“Herkes aile deyince aynı tarifi yapıyor mu?”,

en önemlisi “Kadın hakları ile aile arasında ne türden bağ vardır?

Kadın ve aile neden hep iç içe olmak zorunda, erkek için geçerli olmayan bu algı, neden kadın için geçerli?” Yanıtını bildiğimiz sorular elbette.

***

Boşanmış, yalnız olmayı seçen, sevgilisiyle birlikte yaşayan kadınlara bu toplumda yer yoktur. Karar ideolojiktir. “İdeolojilerin sonu, tarihin sonu” safsatasının nerelere dek geldiğini gördük. Kadını anne olarak sadece aile içinde görmek isteyen anlayış, tüm kadın mücadelesine meydan okuyor.

Tuhaf olan şudur: kadınların kazanımları tümü içindir. Meseleyi salt başörtüsü tartışmasına indirgeyerek iktidar olanlar, şimdi kendilerini buraya taşıyanlara da ihanet ediyor.

Şu halde bütün kadınlar aynıdır, benzer yerden dünyaya bakar söylemi de yanlıştır. Kendini bu düzene mecbur ya da ait hisseden kadın ile özgürlük, eşitlik, sınıf savaşı veren aynı değildir. Sınıfsal tartışmaları yok sayanlar bir kez daha gördü ki toplumda kadın olmak, ikinci sınıf olmak anlamına gelir. İşçi kadın olmak çok daha altta bir yerdedir.

Kadın hareketinin yaygınlaşması, tüm kadınların duyarlı olması önemlidir kuşkusuz. Şiddet varsıl yoksul tanımıyor. Ancak yerli yerinde sınıfsal mücadele ile desteklenmezse topal kalır. İktisadi güçsüzlük kadınların elini koluna bağlıyor. Hedefsiz kavgayı her zaman piyasacılık kazanır. O piyasa en çok kadını, kadın işçiyi ezer, sömürür. Buraya elbette tüm “öteki”leri eklemek gerekir. Kadın hareketi tüm “öteki”ler için öncüdür.

***

Gelelim işin en önemli yanına, erkekler ne yapmalı, ne yapacak? Ekranlardaki tartışmalara bakıyorum, kadın tartışmasını erkekler yürütüyor.

Olumlu, iyi niyetli olsalar bile bu kabul edilemez. En azından bu süreçte, konunun açılacağını bilen erkek konuşmacı yayına çıkmamalıdır. Sorunu kadınların tartışması, anlatması gerektiğini söylemelidir. Programı yapan kadın sunucular da erkekler yerine hemcinslerini öne çıkarmalıdır.

Esas mesele erkeklerin “İstanbul Sözleşmesi” ile kendi haklarının da savunulduğunu görmesidir. Her gün kadınların dövüldüğü, öldürüldüğü coğrafyada, kadınlar haklı olarak “erkek katiller” demektedirler. Söylemde kadın hakları savunur gibi görünmekle samimi mücadele verenler arasında turnusol, İstanbul Sözleşmesi’dir.

***

Erkekler şunu anlamalıdır, kadınların bizim aklımıza ihtiyacı yok; bizim yol göstermemize, tepeden bakar kibirli söylemlerimize tahammülleri hiç yok! Eğer destek olacaksak arkada durmayı bilmeliyiz, aldıkları kararları desteklemeliyiz, aksi halde işlenen her cinayetin azmettiricilerinden biri oluruz. Açıktır bu.

“Kadın çiçektir, böcektir”,

“kadınlar başımızın tacıdır” 

türü söylemler işi sulandırmaktadır,

hiçbir anlamı yoktur,

kadınlar bu cümlelere tepkilidir.

Kadını eşit birey olarak görmemenin bahanesidir.

***

Her kadını kutsayacak kadar ahmak değilim elbette. 

Tansu Çiller’le Behice Boran’ı eşitleyecek halim de yok.

Zaten Çillergiller’i, TÜSİAD’çıları bu mücadele içinde göremezsiniz.

Şunu da öğrenelim artık kadınlarıMIZ diye cümle kurulamaz.

Kadın demek ayıp ya da suç değildir,

esas sorunlu söylem “bayan” sözcüğüdür.

Çabalayalım insan öğrenebilen bir varlık!


cumhurhttps://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/enver-aysever/istanbul-sozlesmesi-erkekleri-de-yasatir-1822280

 Tüm Yazıları

5 aralık kadınlar günü resim ile ilgili görsel sonucu

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: