Doğadaki yaratıcılık BİLGİYE dayalı olarak gelişmektedir. Bilgi ise varlıkların içsel bileşenlerinde oluşturulup-işlenmektedir.

yasliİsmet GEDİK

Bilgisiz bir şey yapılamıyor. Toplum hayatı da belli bilgilere göre oluşturulmak zorunda. Peki toplum hayatımızın kuralları nasıl oluşturulmalı?

İşte bu konuda bir görüş ortaya koyması gereken insanlar görevlerini objektif ve tarafsız olarak yapmıyorlar. Bu görev kime düşer?

Bu konu, doğadaki oluşum ve gelişimlerin nasıl, kim veya neler tarafından oluşturulduğu ve nasıl yönlendirildiği temel konusuna gider.


Bu konuda da günümüzde iki karşıt görüş vardır:

Biri geleneksel inanç sistemimizi oluşturan YARATILIŞ görüşüdür. Bu görüşe göre doğa ve dünya, bunların hepsinden daha büyük ve güçlü olan bir YARATICI (God, Allah, Tanrı, vs) tarafından oluşturulmuştur. Toplum hayatı da, bu yaratıcı tarafından gönderilen elçilerin getirdikleri mesajlara göre yürütülmelidir.

Diğeri fizikçi-kimyacı-biyolog gibi doğa bilimcilerin tam tanımlayıp-uzlaşamadıkları EVRİMCİ görüştür.

Neden tam tanımlanamadığı konusuna gelince:

Fizikçiler zaman içinde herşeyin dağılarak doğal sistemin kaotik bir sonla biteceğini öngörürler, çünkü termodinamiğin 2. Yasası, doğada entropinin arttığını ve kaotik bir sonun kaçınılmaz olduğunu söyler.

Darwin’ci görüşe dayanarak doğada bir evrimsel gelişim olduğunu söyleyen evrimciler, canlılar arası yarışta, en uygunların doğal seçilimle hayatta kaldıkları şeklinde bir görüş ileri sürerler. Ama bu doğal seçilimin nasıl olduğu konusunda bir görüşleri yok. “Kim nasıl seçiyor” sorusu cevapsız. Canlıların bilgili ve bilinçli oldukları ve en iyi bilgiyi oluşturanların tercih edilip, kötülerin elemine edildiği şeklinde “Bilgiye dayalı oluşum ve gelişim” gibi bir düşünce yok. Tam tersine, varlıklar doğa-yasalarına uyarak yaşayan birer robot olarak görülürler.

Görüyorsunuz ki, bu iki doğa bilimci grup görüşü birbirleriyle çelişiyor. Fizikçiler evrensel sistemin sonunun bir kaosla biteceğini öngörürken, evrimciler gittikçe gelişecek bir doğal sistem tasarlıyorlar.

Durum böyle olunca da, insanlık tam bir kafa ve kavram karışıklığı içinde yaşamaya devam ediyor.

Doğa ve dünyanın canlı-yaşayan bir sistem olduğunu savunan DOM görüşü ise, insanlığa, tüm toplumsal sorunların nedenini bulan ve çözen yeni bir hayat görüşü sunuyor.

Bilgi sürekli olarak gelişmekte ve bu gelişime uygun olarak da varlıklar çeşitlenip artmaktadır.

Bilgi Evrensel Ölçekte Artış göstermektedir.

Örn. Chaisson (2010) basitten karmaşık yapılara doğru gelişimlerin, enerji akışı yoğunluğunun artırılmasına bağlı olarak geliştiğini ortaya koyar. Enerji-akış-yoğunluğu, bir saniye içinde bir gramlık kütleden akan-geçen enerji miktarı olarak tanımlanır (erg/s/g).

Enerji doğadaki tüm oluşumları yönlendiren temel faktördür. Astrofizikçi Chaisson (2010), evren genelinde enerji akışı yoğunluğunun galaksilerden gezegenlere doğru zaman içinde ilerleyen bir sistemde değiştiğini göstermiştir.

Enerji akışı yoğunluğu, galaksilerde saniyede 1 erg civarındayken, yıldızlarda 3-4 erg, gezegenlerde 70-80 erg, bitkiler-aleminde 700-800 erg, hayvanlarda yaklaşık 10 bin erg, beyinlerimizde yaklaşık 100 bin erg, toplum hayatında 500 bin erg civarındadır. Şekilde görüldüğü üzere, bu farklı varlıkların ortaya çıkış zamanları, enerji-akış-yoğunluğunun zaman içinde artırıldığını gösterir. Enerji akışı foton gibi bilgi aktarıcı etkileşim sinyalleriyle sağlandığından bilgi zaman içinde üstel bir gelişim içindedir. Yani Chaisson diyagramı evrensel ölçekte bilgi artışı olduğunu ve bu artışın da üstel fonksiyon şeklinde olduğunu gösterir.

Enerji-akışı yoğunluğunun bilgi oluşumuyla nasıl artırıldığını anlamak için bir örnek verelim:

2 – 3 asır önceleri 10 tonluk bir yükü, Ankara’dan İstanbul’a taşıyabilmek için onlarca at-arabası ve haftalarca zaman gerekirdi. Halbuki günümüzde bu işi bir kamyonla, 5-6 saatte yapabiliyoruz. Zaman içinde moleküller-maddeler, öyle bir kombinasyona sokuldular ki, o yeni kombinasyonlarla, enerji daha etkili şekilde kullanılır oldu.

2 – 3 asır önceleri de dünyamızda atomlar ve moleküller vardı, şimdi de var. Tek değişen şey ise, o moleküllerin at-arabası tarzında değil de, kamyon tarzında birleştirilmeleridir. Bu sayede insanlar daha kısa zamanda daha büyük işler yapabilmektedirler. Bu ise “bilgi” faktörü sayesinde gerçekleşmiştir.

Yani atom-altı-öğeler birleşerek atom gibi kimyasal element oluşturduklarında doğadaki enerjiyi daha etkili olarak kullanabiliyorlar. Aynı şekilde atomlar birleşerek molekül gibi üst-sistemler oluşturduklarında enerjiyi daha ergonomik olarak kullanabiliyorlar.

Enerji ise kuantların kendileri, yani en temeldeki öğelerdedir. Kuant dediğimiz bu en temel enerji öğelerinin, kendilerine tek bir hedef gösteriliyorsa, o hedefe gittiklerini, ama fazla hedef söz konusu ise, kendilerinin bir olasılık hesabı yaparak en uygun hedefe gittiklerini yine fizik deneyleri göstermektedir.

İşte bu nedenle varlıklar arasında en ergonomik yapıları oluşturmaya yönelik bilgi oluşturma yarışları vardır ve evrensel sistem bu nedenler sürekli gelişmektedir. Fizikçiler bu durumu “simetri kırılması” kavramıyla şöyle açıklarlar:

Kuantsal sistem doğadaki her şeyi yapabilecek yetenektedirler. Kendilerine gösterilen bir üst-sistem içine girdiklerinde, sadece o üst-sistem amacına uygun davranırlar.

İşte bu nedenle su molekülü içindeki hidrojen, su molekülünün amaç ve hedeflerine uygun davranır; Tuzruhu (HCl) molekülü içindeki hidrojen ise HCl molekülü amaçlarına uygun davranır. Bu şekilde doğada çok çeşitli maddeler- varlıklar ortaya çıkarlar ve hepsi en temeldeki kuantsal sistem tarafından beslenip-yönlendirilirler.

Her şeyin proton-nötron ve elektrondan oluştuğunu biliyoruz. Kendi öz özellikleri değişmeden nasıl binlerce, milyonlarca farklı varlık oluşturdular? Örn. Hidrojen(H) yanıcı, oksijen(O) yakıcıdır. Ama su molekülü (H2O) bu iki elementin birleşimiyle oluşur, fakat ne yanıcı, ne yakıcıdır. Suyu oluşturan elementler kendi özelliklerini neden kaybettiler?

İşte bu soru dinamik sistemler fiziğinin temel sorusudur. Fizikçiler doğada her şeyin enerjiyle gerçekleştiğini ve enerjinin de kuantsal sistem denilen atom-altı-öğeler aleminde olduğunu bilmektedirler. Kuantlar alemindeki bu enerji, Chaisson diyagramında görüldüğü üzere evrensel sistemin başlangıcını oluşturan galaksilerde 1 erg kadarken, yıldızlarda 2-4 erg, moleküllerden oluşan gezegenlerde 70-80 erg olmaktadır. Hele bitki ve hayvanlarda binlerce erg değerine çıkılmıştır.

Yani bunun anlamı şudur: Atom-altı-öğeler H, O gibi atom oluşturduklarında daha yüksek bir enerji-akışı değeri oluşturuyorlar.

Doğa sürekli bir değişim-dönüşüm içindedir. Bu değişim-dönüşümler rastgele veya tepeden bir emir verilmesiyle oluşmaz.

Doğa dinamiktir. Dinamiklik atom-altı-öğelerde başlar ve enerji akış-oranı-yoğunluğunun artırılmasına yönelik gittikçe gelişen yapısal unsurlar oluşturulması şeklinde devam ederek bilgiye dayalı evrimsel bir gelişme ortaya çıkar ki buna Dinamik Sistemler Fiziğinde MAKSİMUM ENFORMASYON PRENSİBİ denir.

Tam tersine, varlıkların karşılıklı etkileşimleri sonucu ortaya çıkar. İşte insanlığın anlayamadığı ve yanlış yollara sürüklendiği nokta budur.

Toplum iş ve meslek mensuplarının bir ortaklığıdır. Her insan yeteneğine uygun bir işe soyunur o konuda bilgi edinir ve bir hizmet üretir, bu hizmet toplum havuzuna gider. Diğer insanların hizmetleri ve ürünleri de toplum havuzunda toplanır, insanlar da bu havuzdan neye ihtiyaç duyarlarsa alırlar. Toplumun sahipliğinin kendilerine ait olduğu bilgisiyle yetişen insanlar asla topluma zarar vermezler.

Öyleyse toplumsal sorunları ortadan kaldırmanın en basit yolu, bu bilgiyi insanlara vermektir. Bu bilgiyle yetişen insan toplumun bir hizmet-alış-verişi ortaklığı olduğunu anlar; yeteneğine uygun bir meslek bilgilerini edinip, topluma sunar ve diğer hizmetleri de diğer ortaklardan alarak, kardeşlik içinde yaşar.

Yaratılışçılar, doğadaki değişim-dönüşümlerin tepedeki kutsal bir yaratıcılık sistemi tarafından olduğunu savunurlar.

Evrimciler, fizikçiler ise doğadaki değişim-dönüşümlerin varlıkların rastgele etkileşimleri sonucu oluşan kombinasyonların, bir doğal seçilim sistemince tercih edildiğini savunurlar.

Ve insanlarımızın çoğunluğu bu iki zıt görüş arasında bocalayıp dururlar.

DOM-sistemi bu iki geleneksel görüşün de hatalı olduğunu, bilimsel gerekçeleriyle ortaya koymasına rağmen, insanlar hala bilinç-altlarına yerleşmiş geleneksel mantıksızlıklardan kendilerini kurtaramamaktadırlar.

Bu konuda insanların aydınlatılması için temel sorumluluk, bu görüşlerin savunucuların, yani din-adamları ve bilim-insanlarına düşmektedir.

Ama, DOM-belgeleri içinde defalarca vurgulandığı üzere, hem din-adamları, hem bilim-insanları kesin bir tavır ortaya koymadan, sessizliklerini sürdürmektedirler. Olan ise, zavallı, yanlış bilgilendirilmiş halka olmaktadır.

Bu vesile ile, kendimin de bir bilim-insanı olmam nedeniyle, doğa-bilimcilere kısa bir çağırım olacaktır:

Doğal sistem, bilgisiz-bilinçsiz varlıkların gelişigüzel etkileşimleriyle mi oluşuyor, yani atom-altı-öğelerden, en gelişmiş canlılara kadar, tüm varlıklar, bilgisiz-bilinçsizce mi davranarak doğadaki dinamik sistemi oluşturuyorlar? Yani varlıkların bir amacı-hedefi yok mu?

Fizikçiler bu konuda uyanmaya başlamışlardır. atom-altı öğelerin “free-will = özgür iradeli” olmaları gerektiği şeklinde yayınlar yeni-yeni ortaya çıkmaya başlamıştır.:

http://web.mit.edu/…/Do%20Electrons%20Have%20Free

Ben daha ne diyeyim?

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: