Atlantis-Sümer-Alevi-TC- 4. Bölüm -/=  Nereden geldiğini bilmeyen nereye gitmesi gerektiğini nasıl bilebilir?

yasliİsmet GEDİK

Biz Anadolu’luyuz. Peki Anadolu’da yaşayan halklar hakkında ne biliyoruz? Bizlere ne öğretiliyor: Türkler’in anavatanı Orta-Asya’dır, Anadolu’ya 1071 Malazgirt savaşından sonra gelmişlerdir.1.png

Peki Anadolu’da daha eskiden kimler yaşıyordu?

İşte bu bilgiler bizlere hep batılı toplumların bakış açılarıyla veriliyor:

Türklerden önce Bizanslılar vardı, Bizanslılardan önce Yunanlar vardı. Ve tarih kitapları o bilgilerle sona erdirilir.


Peki yunanlardan önce kimler vardı?

İşte onlar hakkında yeterli bilgi verilmez.

Onlar barbar kavimler olarak görülüp, uygarlaşma sanki Yunanlılar, Romalılar tarafından başlatılmış şeklinde bir görüş empoze edilmeye çalışılır.

Önceki paylaşımlarda:

12-13 bin yıllardan önce Anadolu’da pek insan bulunmadığı,

Anadolu’da insanların Göbekli-Tepe gibi Güney-Doğu Anadolu bölgelerine yaklaşık 12 bin yıl önceleri yerleşmeleriyle yoğun yaşamın başlatıldığı,

Bu yaşamı başlatanların buraya buzul devrinde yoğun yaşamın bulunduğu Basra-Hürmüz-Ovasından göçe ettikleri,

Basra-Hürmüz-Ovası insanlarının Türkçe- Sümerce gibi aglütine bir dil konuştukları,

Dolayısıyla Anadolu’ya ilk yerleşen insanların da Türkçe gibi aglütine bir dil konuşmaları gerektiği,

Latince, yunanca, İngilizce, almanca, vs gibi indo-german grubu dillerin 5-6 bin yıl önceleri Avrasya-Bozkırları denilen kuzey bölgesinde oluşturulduğu ve bu dilleri konuşan kavimlerin 3-4 bin yıl önceleri Avrupa’ya ve diğer yörelere göçtükleri (istila ettikleri) gösterilmişti.

Bu tarihsel bilgiler ışığında Anadolu’nun ilk yerli halkının Türkçe benzeri bir dil konuşan kavimlerden olmasının gerektiği ortaya çıkar.

Yani Yunanlılar, Bizanslılar (Roma imparatorluğu) vs. hep sonraları Anadolu ve Avrupa’ya gelmişlerdir, üstelik eski yerel kavimlerin yurtlarını işgal ve istila etmişlerdir. Bu konuda kesin deliller 3.500 yıldan daha eski zamanlara ait arkeolojik kazı verileriyle elde edilebilirler. Ama bu araştırmaları yapacak aglütine dilli ve yetenekli toplumlar günümüzde mevcut olmadığından bu konular hep karanlıkta kalmaktadır.

Ülkemiz karanlık çağa döndürülmek üzeredir. Bunu fark edebilmeniz için tarihimizden ders almamız gerekir.

Cumhuriyet kurulduğunda, halk, 6 asır boyunca tepedeki bir kişiyi kutsal varlık olarak ve yaşamı onun kulu olarak sürdürmeyi kabul etmiş bir sürü şeklindedir.

Kutsal bir makama hizmet için yaratılmış olduğuna inandırılan, yani zombileşmiş bir halka:

  • doğada tepeden emir veren bir makam olmadığını,
  • herkesin kendi yaşamanın kendisinin düzenlemesinin şart olduğunu,
  • Doğadaki yaratıcılığın en tabandaki kuantsal enerji sisteminde olduğunu
  • Bu kuantsal sistemin önce atomlar, sonra moleküller, sonra hücreler, sonra da bedenler şeklinde üst-sistemler oluşturarak gittikçe geliştiğini
  • İnsanların da birer iş-ve-meslek grubunda uzmanlaşarak, hizmetlerinin takasıyla bir toplum içinde birleşerek yaşadıklarında mutlu bir hayat sürecekleri bilgilerini nasıl verebilirsiniz?

Atatürk otoritesini kullanmasaydı, halkı ve tüm yetişmiş aydınları böylesine zombileşmiş bir ülkede, tepeye bağımlı olarak örgütlenmiş bir geleneksel yapıyı, nasıl tabana dayalı şekle dönüştürme işlemini gerçekleştirebilirdi?

Nitekim köy-enstitüleri projesi on-oniki yıllık bir dönemden fazla yaşatılamamış ve tepeye bağımlı sistemlerin “temsilcisi” olan zenginler zümresi (emperyalist devletler veya sömürücülük) Türkiyedeki bu uyandırılma eylemini baltalamayı başarmışlardır. Tepeye kendilerine bağlı liderler yerleştirerek ülkemizin gelişen bir ülke olmasını engellemişlerdir.

Günümüzde bu engelleme tam hızıyla sürmektedir.

Mantıklı düşünebilmek için hem arkeolojik hem jeolojik geçmişimiz konusunda bilgiler gerekir.

İnsanlığın hangi bilgiyi ne zaman oluşturduğu arkeolojik ve antropolojik araştırmalardan anlaşılabilmektedir. Bu araştırmalar insanlığın öyle “hop” diye uygar bir insan olmadığını göstermektedir.

Sunulan ilk slaytta insanlığın 2.5 milyon yıl önce çakmak-taşı gibi sert taşları kesici alet olarak kullanmaya başladığı, en az 500 000 yıl önceleri ateşi keşfettiği (çakmaktaşı darbeleri sırasında çıkan kıvılcımlardan etkilenmiş olabilir); yaklaşık 50 bin yıl önceleri Homo sapiens sapiens adlı modern insan türünün ortaya çıkışı ile çok hızlı bir kültürel gelişim evresine girdiği görülmektedir.

Toplumsallaşma- uygarlaşma hangi aşamalardan geçti?

1.png

 İnsanlığın neyi zaman keşfettiği araştırılıp, bir zaman çizelgesi üzerinde gösterilirse, şekildeki grafik ortaya çıkar. Grafikte insanların 2.5 milyon yıl önceleri taş-yontmayı, 500 bin yıl önceleri ateş yakmayı öğrendikleri, 50 bin yıl önceleri ise üstel = eksponansiyel şekilde artan bir bilgi oluşturma evresine girdikleri görülür.

İnsanlığın doğadaki yaşamı, 2.5 milyon yıl önceleri Afrika’nın bir yerinde sert taşlardan kesici bir alet yaparak başlamış, 2 milyon yıl önceleri Asya ve Avrupa’ya kadar yaşam ortamını genişletmiş, yaklaşık 500 bin yıl önceleri ateş yakmasını öğrenerek, soğuk buzul devri koşullarında hayatta kalmayı başaracak bir yaşam düzeyine ulaşmıştır.

Ancak tüm bu 2 milyon yıllık yaşam süresince insan yabani hayat yaşamış, aile-kabile haricinde ortak bir yaşam sistemi oluşturamamıştır. Ta ki yaklaşık 50 bin yıl öncelerine kadar. Çünkü 50 bin yıldan sonra insanlık öyle bir hızlı bilgi oluşturma sistemi içine girmiş ki, patlamalı =üstel= eksponansiyel bir bilgi oluşturma evresi başlatılmış.

2.png
Günümüz teknolojisiyle yapılan genetik DNA analizleri günümüz insanlarının atalarının dünyanın neresinde ne zaman ortaya çıktıkları, ne zaman nerelere göç ettikleri konularında kesin bilgiler vermektedir (Sahakyan et al 2017, Shinde et al 2019, Narasimhan et al 2019). Bu bilgilere göre modern insanların ataları en son yaklaşık 60-70 bin yıl önceleri Afrika’da ortaya çıkmış ve oradan dünyaya yayılmıştır. Asya’daki ilk yerleşme noktasının haritada “kırmızı” hatla belirtilen Güney-Batı Asya olduğu görülmektedir.

Neden Güney-Batı-Asya?

Neden dünyadaki ilk toplumsal yaşam yerlerinin (Göbekli-Tepe, Hallan Çemi, vd) hepsi Güney-Doğu Anadolu ve yakın çevresinde?

Neden günümüz dünyasının yaygın dil grubu olan İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça gibi indo-german grubu dilleri yaklaşık 5-6 bin yıl önce oluşturuldu?

Ve hangi dil grubuna dayanılarak oluşturulduğu keşfedildi?

Bu sorular gibi daha bir çok konu gelecek günlerde aydınlanacak.

2.png


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: