Atlantis-Sümer-Alevi-TC- 5. Bölüm -/= 2.5 milyon yıllık bir geçmişi olan insanlık öyle “hop” diye uygar bir insan olmadı.

yasliİsmet GEDİK

Çok zor durumlar karşısında kaldı ve bu zorlukları aşabilmek için karşılıklı olarak güç ve kuvvetlerini birleştirmek gereğini duyup, ortak-yaşam kavramı oluşturdu, yani uygar davranışın temelini oluşturdu.


1.png

Doğada varlıkları ortak davranışa iten faktör, hep “bir zor-durumda olma” olmuştur.

Sıkışan her varlığın sıkışık durumdan kurtulmak için nasıl davrandığı laser teknolojisiyle anlaşılmıştır.


Şöyle ki:  

Çelik levhaları bile peynir keser gibi kesen Laser ışığı şöyle elde edilir.


Bir tüp içine belli bir bileşime sahip olan moleküller hapsedilir.

Tüpün bir ucu tam yansıtıcı bir ayna ile, diğer ucu ise yarı yansıtıcı- yarı geçirgen bir ayna ile kapatılmıştır.

Sonra bu moleküllerin duyarlı oldukları bir ışın dışarıdan tüpün içindeki moleküllere gönderilmeye başlanır.

Dışarıdan gelen ışınları alan moleküllerin elektronları önce bu ışını alırlar, ama hemen sonra tekrar çevreye yayarlar.

Çevreye yayılan ışınlar aynalardan geri yansır.

Dışarıdan gelen radyasyonlar da sürekli devam ettiğinden, aynalardan yansıyan ışınların da bunlara eklenmesiyle tüpün içindeki moleküller çok bunaltıcı bir duruma girerler.

Bu zor durumdan kurtulmanın tek bir yolu vardır: Her molekülün elektronları, çevreye salacakları ışınları yarı-yansıtıcı ayna yönünde ve birbirleriyle aynı fazda ve frekansta olacak şekilde gönderirlerse, bu ışınlar üst-üste çakışacak durumda olduklarından güçleri birbirine eklenirler ve yarı-geçirgen aynadan dışarı çıkabilirler.

Ve sıkışık durumda olan moleküller böylece tüp içindeki baskıyı azaltırlar ve düzeneği yapan insanlar da muazzam güçlü bir laser ışığı elde etmiş olurlar.

Hermann Haken adlı bir Fizikçi tarafından Synergetics adıyla 1983te ortaya atılan ve 2000 yılında “information & self-organisation” olarak özetlenen Dinamik Sistemler Fiziği böyle bir doğa olayından esinlenilerek ortaya konulmuştur.

Görüldüğü üzere doğadaki tüm varlıklar arasında karşılıklı bir haberleşme sistemi vardır. Zor-durumda kaldıklarında karşılıklı uzlaşarak ortak davranışa geçerler. (Sinerjetik = birlikte işlem yapma)

Şimdi insanların ne zaman ve nasıl ve neden böyle bir zor durumda kalarak toplumsal sistem hayatına geçişi başlattıklarının öyküsünü görelim.

Atlantis Uygarlığı konusu

Güney-Batı-Asya’daki bu ilk yerleşim ve gelişim noktasının neresi olduğu şimdiye dek hep soru işareti olarak kalmıştır, çünkü konu sadece arkeolojik kazılarla sınırlı kalmış, jeolojik bilgiler dikkate alınmamıştır.

Dikkate alınmayan jeolojik bilgiler arasında bu konuya ışık tutacak hangi bilgiler vardır?

Braidwood (1995) arkeolojik verilere göre ilk toplumsallaşmanın yaklaşık 12 bin yıl önceleri Güney-Batı Asya’da bir yerde olması gerektiğini de vurgular. Güney-Batı Asya’da ise kazı yapılmamış tek bir bölge kalmıştır, orası da Basra Körfezi altında kalan bölgedir.

1.png

Arkeolojik veriler, Sümerler adlı bir toplumun yaklaşık 6500 yıl önceleri Basra Çevresinde ortaya çıktıklarını ve 5500 yıl önceleri de şekilde gösterilen yerlerde kentleşmeler kurduklarını göstermektedir.

Sümerler ilk-yazıyı bulan toplum olarak da çok önemlidirler ve kil tabletler üzerine çivi yazılarıyla geçmiş tarihlerini anlatan çok önemli belgeler bırakmışlardır.

Bu çivi yazılı tabletlerde “Denizden iki ırmak ülkesine (Mezopotamya’ya)” geldiklerini belirtirler (Ceram 1972)

Sümerler hangi denizden Basra kıyısına çıkmış olabilirler? Basra körfezinden!

Sümerler deniz altında bir yerde yaşayamayacaklarına göre, acaba Basra körfezi eskiden kara halinde miydi?

Arkeolojik araştırmaları takip ederken 1980li yılların sonunda, BRENTJES’in, (1981), “Völker am Euphrat und Tigris = Fırat-Dicle bölgesi toplumları” adlı araştırmasında, Meteor araştırma gemisinin yaptığı araştırma sonucu Basra-Körfezi’nin 15 bin yıl önceleri tamamen kara haline geçtiğini gösteren şekildeki durumu görünce beynimde bir şimşek çaktı:

2.png

Atlantis: Kayıp Ülke!

Ve bunun üzerine hemen Eflatun’un Atlantis konusunda verdiği bilgileri edinmeye çalıştım.

Bu bilgilerin buzul devri ve buzul-devri sonrası bu ovada beklenen olaylarla ilişkiler içerip-içermediğini konu alan şu makale ortaya çıktı:

GEDİK, İ., 1992: Atlantis: Efsanevi batık kent nerede?

Türklerle ilişkisi var mı?

Cumhuriyet Bilim Teknik, sayı 285, s.8-10, İstanbul.

Tam bu yıllarda meşhur bir arkeolog Eberhard Zangger Atlantis’in Truva’da olduğu şeklinde bir makale yayınladı.

Ben de 1992’de Atlantis’in jeolojik nedenlerle Basra-Hürmüz arası ovada olduğunu yazdığım makaleyi ona gönderip, Truva olamayacağını yazdım.

Ne cevap verdiğini düşünürsünüz?

“Evet Truva’da olamayacağını biliyorum, ama öyle yazarsam, mali destek alma şansımız artıyor” mealinde bir mektup yazmıştı.

Mektup hala benim arşivlerimin bir yerinde vardır.

O tarihten beri sürekli olarak Atlantis konusunu daha fazla argümanlara dayanarak sürekli olarak duyurmaya çalışmaktayım.

Ama bizim halkımızın çoğunluğu (nerdeyse %99.9u) yabancı hayranlığı içindedir ve kendi öz değerlerinin dedikleri -yazdıkları yabancı bir BÜYÜK tarafından desteklenmedikçe, dikkate alınmaz. Hal böyle olunca Atlantis konusu uydurma bir efsane imiş gibi ansiklopedi sayfalarında yerini almaya devam eder.

Gedik 1992 makalesi uluslararası geleneklere uygun bir makaledir ve yayınlanmıştır.

“Uluslararası yayın” konusu hakkında kısa bir bilgi vereyim.

.1)-Yayın dünyada yazılı basında kullanılan herhangi bir dilde yapılmış olabilir.

.2)- Yayın olarak kabul edilebilmesi için en az 200 nüsha olarak basılması şarttır. (Bu nedenle akademik tezler en az 200 adet olarak çoğaltılırlar)

.3)- Yayınlanma tarihi öncelik, telif hakkı vs. gibi konularda önem taşır.

.4)- Yayın bir dergide veya kitap halinde olabilir.

Bu bilgileri vermemin nedeni, Gedik 1992 tarihli “Atlantis: Efsanevi batık kent nerede)” başlıklı yayının uluslararası kurallar çerçevesinde bir yayın olarak kabul edilmiş olacağını vurgulamaktır.

Bunun haricinde İngilizce olarak : http://dropletsofgod.blogspot.com.tr/p/atlantis.html Ve Türkçe olarak: https://tanriyianlamak.blogspot.com/…/atlantis-neden… adreslerinde daha ayrıntılı veriler sunmaya devam ettim. Ama şartlanmış insanlık nedense görmemeye devam ediyor.

Atlantis konusu uluslararası yayın ilkelerine uygun olarak 1992 yılında yayınlanmıştır ve bunu her bilimsel araştırıcı kabul etmek zorundadır.

Yayına karşı çıkacak kişilerin ise, yazılanlarda bir veri veya mantık hatası bulup ortaya koymaları gerekir, ki bu hiç yapılmamıştır.

Bu bilgiler ışığında Afrika’dan 60-70 bin yıl önceleri ortaya çıkan modern insanın atalarının, Güney-Batı-Asya’da nerede yaşamaya başladıkları ve orada geliştikleri açıklık kazanmış olur.

(Devamı var.)


2.png

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

YAŞAM ARZU'SU

Yaşam sadece vişneli çörek kutusu ya da mayın tarlası değildir...

Post-truth

Her gelecek, kendine bir geçmiş arar..

İdris'in Otağı

Sevgi Çiçeklerimi Koparabilirsiniz

ÖZGE ÖNDER

Burada Yaşam Var!

minimalist günlük.

bilinçli farkındalık, minimalizm

%d blogcu bunu beğendi: